07:20 16 Şubat 2019
Canlı Yayın
    Hazine, tarım, arazi

    'Marshall yardımı sebebiyle Türkiye devlet eksenli sanayi değil tarımsal kalkınmaya yöneldi'

    © AA /
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    0 92

    Atatürk Sempozyumu’nda konuşma yapan Doç. Dr Serkan Tuna, "Marshall yardımı sebebiyle Türkiye devlet eksenli sanayi değil tarımsal kalkınmaya yöneldi" dedi.

    Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen Atatürk Sempozyumu’nda konuşma yapan Doç. Dr Serkan Tuna, "Günümüzde tarım alanında hükümetlerden bağımsız plan şart. Günübirlik çözümler yetersiz kalıyor. Coğrafi yapı analizi ve toprak reformunun nerelerde ihtiyaç olduğu analiz edilmeli" dedi.

    'TARIMDAKİ PLAN VE PROGRAM HÜKÜMETLERDEN BAĞIMSIZ OLMALI'

    Atatürk’ün Toprak ve Tarım Politikaları oturumunda konuşan Tuna "Günümüzde Türkiye’sinde tarıma verilen destek yeterli mi? Gelecekte toprak reformu yapılabilir mi?" sorusuna şöyle yanıt verdi: "1973’e kadar toprak kanunu yasası fiilen kaldırılmadı. 1973’ten sonra yeni bir tasarı gündeme geldi, o da 1978’de anayasa mahkemesi kararıyla fiilen kaldırıldı. Dolayısıyla toprak reformu büyük arazi sahipleri üzerinden değil, hazine arazileri üzerinden devam etti. Bence günümüz için konuşursak hükümetlerden bağımsız olarak plan ve program yapılması lazım. Bu olmadığı takdirde soruna gündelik çözümlerle bir takım çözüm arayışlarına gidiyoruz.

    Bu bakımdan bence uzmanlar tarafından yapılması gereken minimum beşer yıllık tarımsal kalkınma programları yapılmalı. Yapılmasında öte uygulanması lazım. Mesela, çok sağlıklı bir coğrafi yapı analizinin yapılması gerekiyor. Toprak reforumunda nereye ve ne kadar ihtiyaç var? Çünkü birçok yerde aslında tarımsal araziler açısından dönüşüm oldu. Şimdi bizim tarımsal arazilerimizin miktarı eşliğinde nasıl olmalı? Yani kimin neyi varı ortasında, biz sorunu 2000’li yılların düşüncesine bakarak dikkat etmemiz lazım. O bakımdan bu tarımsal kalkınma programı çok önemli. Türkiye’nin olmazsa olmazı. Türkiye sadece tarımı için değil, sanayisi için de söylüyorum.10-12 milyon nüfusu olan Hollanda Türkiye’nin ürettiğinden çok daha fazla tarım üretimine sahip. Çünkü çok bilinçli bir tarım kalkınma planı söz konusu. Bizim bunun Türkiye koşullarını uygulamamız lazım. Bu soruya verebileceğim cevap;  bir program oluşturulması olacaktır. Bu, şahıslarla vs oluşacak bir şey değildir. Bir toplulukla çözebileceğimiz bir program olabilir."

    'TARIM REFORMU OLSAYDI SÜREÇ FARKLI İLERLEYEBİLİRDİ'

    "Tarım reformu eğer uygulansaydı günümüz Türkiye’sine ne gibi bir etkisi olurdu? PKK terör örgütü olur muydu?" diye sorulması üzerine de Tuna şöyle konuştu: "Bu süreci çok yaşamadık ama olası senaryoları İtalya gibi ülkelerde yapılan reformlardan biliyoruz. Önemli sonuçlara yol açtı. Eğer toprak reformu desteklenirse üretici ailelerin üretimi arttırmamaları mümkün değil. Çünkü yaşamak için üretmek zorunda. Büyük arazi sahiplerinin 10 bin dönüme ulaşan toprakları var. Çok fazla tarıma, pazara açılmayan yerlerin bir etkisi yok. Bir kere kendisi topraklarının başında bile değil, İstanbul’da veya büyük şehirlerde.Ama toprak reformuyla ortaya çıkacak süreçte bu ekonomik değişim, istense de istenmese de kültürel değişim olacak zaten. O siyasal değişim olacağını elbette açıklar zaten. Dolayısıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da farklı bir noktaya ulaşmamıza sebep olabilir miydi? Olurdu. Bunu şununla da tamamlamak lazım; köy enstitülerini de katmak lazım, sadece toprak reformu olarak düşünmemek lazım. 1930’lu yıllardaki Halk Evleri’ni katmak lazım. Bütünsel olarak bakmak lazım. Bu güçlü yapının içerisinde sürecin işlemesi lazım. Sac ayakları gibi bakmalıyız, bir sac ayağı titrediği zaman diğerine yansır. Yani toprak reformu olsaydı diğer devam edecek unsurlarla birlikte belki bir birey, vatandaş anlayışına ilerleyecekti. Ülke daha hızı ilerlerdi, yine gitti ama daha hızlı giderdi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da farklı bir siyasi yapılanma, ekonomik yapılanmanın kaynağı da olurdu. Bambaşka bir değişim."

    Tuna "Erken dönem Cumhuriyet’te büyük toprak ve çiftlik sahipleri Marshall yardımları çerçevesinde nüfus ve etkinliklerini arttırmışlar mıdır? Arttırmışlarsa, üst yapıyı kendi çıkarları konusunda kontrol etmişler midir?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Marshall yardımından yararlananlar belirli seçime tabi tutuldular. O gün için tarımsal bir program oluşturuldu, daha önce bahsettiğim sanayi planı, Marshall desteğini alamayınca, değiştirildi. Tarım ağırlıklı bir plan oluşturuldu. Marshall planı etkiliydi dolayısıyla burada bölgeler belirlendi. O bölgelerin içerisinde barajlar, sulama kanallarıyla ilgili dağıtım gerçekleştirildi. En etkili dağıtım da, etkin olan büyük ve orta işletmeler daha fazla pay aldılar. Bunu aşmak için bir reform söz konusuydu. Ama bundan hareketle şunu söyleyemeyiz; küçük ve orta ölçekli işletmeler hiç yararlanmadı. Hayır, böyle bir şey söyleyemeyiz. Dolayısıyla tarımsal kalkınma çizgisinde yol aldığımız için; Marshall yardımlarından, büyük daha büyük, orta daha az, küçük de daha az yararlandı. Genel anlamda bence soruna şöyle bakmak lazım; biz tarım eksenli bir kalkınma ekonomisine yönlendik. Bence esas tartışılması gereken bu. Yani Marshall yardımıyla biz, özellikle devlet eksenli sanayi ekseninden çıkıp tarım eksenli bir programa yönlendik. Burada onu bir değerlendirip sonuca varmak lazım. Elbetteki büyük çevre daha fazla yararlandı. Ama bu demek değil ki tarım tümden yararlandı. Bunun dışında büyük fotoğrafa baktığımızda o kulvarın esas değişmesi aslında uzun dönemde tarımı da etkiliyor. Bu bakımdan o o süreçte Marshall yardımı sadece tarım olarak düşünmemek lazım."

    Etiketler:
    Tarım, Marshall Planı, Atatürk Sempozyumu, PKK, Boğaziçi Üniversitesi, Serkan Tuna, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın