06:03 25 Haziran 2019
Canlı Yayın
    TSK, ÖSO ile Afrin'e Azez'den operasyon başlattı.

    Türkiye’nin Afrin operasyonu sahada ve diplomaside neleri değiştirdi?

    © AA / Emin Sansar
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    0 138

    Türkiye’nin Afrin’e yönelik 20 Ocak 2018’de başlattığı ve 58 gün süren Zeytin Dalı Harekâtı’ndan bu yana hem sahada hem diplomaside neler değişti? Gelinen noktada, Türkiye ve ABD arasında gerçek anlamda bir Suriye mutabakatından bahsetmek mümkün mü? Sputnik’in bu sorularını Suriye uzmanı Oytun Orhan ve gazeteci-yazar Ceyhun Bozkurt yanıtladı.

    Suriye'deki siyasi çözümün önüne açan Astana ortaklarından biri olan Türkiye'nin 20 Ocak 2018'de, o dönem Suriye'nin kuzeyindeki Afrin'de bulunan ABD destekli YPG'ye yönelik askeri harekât başlatmasının üzerinden 1 yıl geçti. Bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) birlikte gerçekleştirdiği operasyonun sonucunda, YPG yaklaşık 2 bin kilometrekarelik alandan çıkarıldı. Afrin'e yönelik operasyon, hem Azez, Cerablus, Bab ve Çobanbey'i kapsayan Fırat Kalkanı Harekâtı'nı takip etmesi, hem de Türkiye'nin YPG ile mücadelesindeki kararlılığını teyit etmesi sebebiyle önemliydi. Ankara'nın ‘hava sahası kullanımı için Astana ortaklarıyla görüştüğünü' açıkladığı Zeytin Dalı Harekâtı ayrıca, TSK'nın ABD ile Menbiç planı üzerinde anlaşma sağlaması ile son dönemde Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna yönelik operasyonu gündeme almasında da önemli rol oynadı.

    TÜRKİYE, MENBİÇ VE FIRAT'IN DOĞUSU İÇİN ‘HAZIR'

    Gelinen noktada, YPG halen Türkiye ve ABD'nin kağıt üzerinde uzlaştığı Menbiç'te bulunsa da; Türkiye, hem ABD ile yapılan Menbiç anlaşmasının hayata geçmemesi hem de ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'den çekileceğini açıklamış olması sebebiyle teyakkuzda. Zira Türkiye Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile yaptığı son görüşmede, Türkiye'nin Menbiç bölgesinde güvenliği vakit kaybetmeden devralmaya hazır olduğunu, PKK ve PKK'nın Suriye'deki uzantılarının Suriye'nin kuzeydoğusunu istikrarsızlaştırmaya dönük eylemlerine izin verilmeyeceğini vurguladı. Erdoğan'ın sözlerini destekleyen bir diğer açıklama da Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'dan geldi. Menbiç ve Fırat'ın doğusuna yönelik olası harekâtlara işaret eden Akar "Gerekli hazırlıklarımız yapıldı, yapılıyor, planlarımız yapıldı, lojistik desteğimiz, milletimizin güveni, desteği tam. Teröristleri kazdıkları çukurlara gömmek üzere hazırlıklarımızı tamamlamış buluyoruz. Yeri ve zamanı geldiğinde buradaki operasyonlar da gereken de yapılacaktır. Bu faaliyetleri sürdürürken Suriye'nin de Irak'ın da toprak bütünlüğüne, siyasi bütünlüğüne saygılıyız ve bunların bütünlüğünden yanayız" diye konuştu.

    TÜRKİYE'NİN SURİYE'DE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ OPERASYONLAR TABLOYU NASIL DEĞİŞTİRDİ?

    Türkiye'nin Suriye'deki rolü hususunda kilit role sahip Zeytin Dalı Harekâtı'ndan Akar'ın "Menbiç ve Fırat'ın doğusu için tüm hazırlıklar tamam" sözünü sarf ettiği 1 yıllık süreçte, hem diplomaside, hem sahada neler değişti? Menbiç'te yol haritası uygulanıyor mu? TSK ve ÖSO kontrolündeki topraklarda son durum ne? Sputnik'in bu sorularını, Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan ve Gazeteci-yazar Ceyhun Bozkurt yanıtladı.

    Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarının "Türkiye'nin IŞİD ve YPG/PKK'yla mücadelesi" olduğunu hatırlatan Orhan'a göre Türkiye, başarıyla tamamladığı bu iki operasyonun ardından "sivil ve idari yapının nasıl olacağı" sınavıyla karşı karşıya kaldı:

    "O bölgede oluşacak yönetim modeli hem halkın Türkiye'ye olan bakışını olumlu etkilemek hem de Türkiye'nin Suriye'nin doğusundaki diğer bölgelerinde terörle mücadele operasyonlarındaki yerel desteği alabilmesi açısından büyük önem taşıyordu. Türkiye her bölgede, o bölgenin kendine has özelliklerini gözeten sivil idareler kurdu.Yerel meclisler kuruldu ve bu yerel meclisler belediyelerin işlevini üstlendi. Bu yerel meclisler tamamen o şehrin demografik yapısına uygun olarak, yerel insanlar arasından seçilen kişilerden oluşturuldu. Bölgede ayrıca bir güvenlik yapılanması da kuruldu. ÖSO güçleri, şehir merkezlerinden çıkartıldı ve şehir içlerinde polis güçleri oluşturuldu. Kontrol noktalarında, şehir içlerinde artık silahlı insanlardan ziyade diğer ülkelerde olduğu gibi polislerin iç güvenliği sağladığı bir güvenlik yapılanması oluşturuldu. ÖSO güçleri daha çok şehir dışlarında, kendi kampları içerisinde, esas işlevleri olan cephe hatlarına doğru yönlendirildi. Bütün bunlar yapılırken Türkiye kendi tecrübesini ve kurumsal kapasitesini bu bölgeye yansıtmaya çalıştı."

    ‘TÜRKİYE, OPERASYON BÖLGELERİNDE SİSTEMİN YENİDEN KURULMASINDA ROL OYNUYOR'

    Türkiye'nin operasyon gerçekleştirdiği bölgelerin "Suriye'nin diğer bölgeleriyle kıyaslandığında hem güvenlik açısından hem istikrar açısından iyi bir seviyede" olduğuna işaret eden Orhan "Özellikle Fırat Kalkanı bölgesi su kaynakları ve elektrik imkanları çok olan bir bölge değil. Bu yüzden Türkiye kendi imkanlarını da bu bölgedeki normal yaşamın gelişimi ve temel hizmetlerin aksamadan sürmesi açısından bu bölgeye sundu. Türkiye'deki her kurum, orada sistemin kurulması için yönlendirme rolü üstleniyor. Örneğin, sağlık hizmetleri konusunda Sağlık Bakanlığı danışmanlık veriyor. Hastaneler, organize sanayi bölgeleri inşa ediliyor, yollar yapılıyor. Su dağıtımı konusunda Türkiye'nin Devlet Su İşleri, hem bölgede yatırımlar yapıyor hem de su kıtlığının veya ihtiyacının karşılanması için projeler geliştirip hayata geçiriyor. Ancak işi asıl götürenler, yerel unsurlar" dedi.

    ‘AFRİN'DE GÜVENLİK SORUNU YOK, HAYAT VE EKONOMİ CANLI'

    Zeytin Dalı Harekâtı'na sahne olan Afrin'de Pazar günü gerçekleştirilen saldırıların "münferit" olduğuna ve bölgede ciddi bir güvenlik zaafı olmadığına işaret eden Orhan "Fırat Kalkanı bölgesi sonuçta bir askeri operasyon sürecinden geçti. DEAŞ'ın direnmesi neticesinde buradaki yeniden yapılanma süreci daha ağır geçiyor. Öncelik yeniden normal hayata dönüş ve işleyen bir sivil idari yapının kurulmasında. Ancak şehirde hayat, ekonomi gayet canlı, pazarlar dolu, insanlar güvenlik içerisinde yaşıyor. YPG/PKK'nın Afrin bölgesinde çok kısmi bir tehdidi var ve bu tehdidi Tel Rıfat bölgesinden oluşturuyor. Ama bunun dışında günlük yaşamın çok normal bir şekilde aktığını, ekonomik hayatın canlı bir şekilde işlemeye devam ettiğini söylemek mümkün. Savaştan yorulmuş olan insanlar, normal yaşantı beklentisi içinde" diye konuştu.

    ‘ABD, TÜRKİYE'Yİ MÜNBİÇ'TE DAHA FAZLA OYALAYAMAYACAK'

    Münbiç konusunun ise "ABD'nin Türkiye'yi oyalama siyasetine" dönüştüğüne işaret eden Orhan "Ancak ABD artık çekilme kararı aldığı için, Pentagon'un veya CENTCOM'un bu oyalama taktiğini sürdürmesi mümkün görünmüyor. Şu anda Türkiye ve ABD arasında teknik düzeyde görüşmeler devam ediyor. Genelkurmay Başkanları veya yetkili heyetler bir araya gelip bu çekilme sürecinin nasıl olacağı konuşuluyor. Onun dışında Münbiç'teki yerel meclisin, yine YPG tarafından atanan isimlerden oluşan yerel meclisin yerine Amerika ve Türkiye'nin ortak belirleyeceği isimlerden oluşturulan bir sivil idarenin oluşturulması konusunda çalışmalar yürütülüyor. Bence Türkiye, Fırat'ın doğusu meselesini ve Münbiç konusunda ABD'yi biraz daha taviz vermeye ve hızlı hareket etmeye zorlamaya çalışıyor. Türkiye'nin söylemindeki sertliğin arkasında da ABD'yi adım atmaya zorlama çabası yatıyor olabilir. Ancak müzakerelerden sonuç alınamazsa, ben Türkiye'nin tek taraflı olarak böyle bir operasyon yapabilme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Yine de operasyon için müzakere seçeneğinin sonuna dek tüketilmesi gerekir" diye ekledi.

    ‘TRUMP'IN ÇEKİLME SÖYLEMİNE RAĞMEN ABD, PYD'YE SİLAH YARDIMINI SÜRDÜRÜYOR'

    Gazeteci-yazar Ceyhun Bozkurt'a göre ise son dönemde "güvenli bölge" söyleminde uzlaşmacı mesajlar veren ABD ile Türkiye arasındaki sürece "mutabakat" demek bir hayli zor. Bozkurt "ABD'nin hedeflerini biliyoruz: Suriye'nin kuzeyinde, Irak'taki gibi bir yapı oluşturarak ülkeyi bölmek istiyor. Ayrıca Irak'takinden farklı olarak Suriye'deki bölgenin kontrolü tamamen bir terör örgütü elinde ve bu terör örgütü Türkiye'yi de hedef alıyor. ABD, bu terör örgütüne binlerce TIR ve uçaklık malzeme gönderdi. Trump'ın ‘çekilme' açıklaması yaptığı 19 Aralık sonrasında da ABD bu terör örgütüne desteğini kesmedi. Zaten iki ülke yetkilileri arasındaki görüşmelerde, ABD tarafı gönderilen bu binlerce silah, mühimmat, araç ve gerecin toplanması konusunda garanti vermiyor. Yani bu silahları geri almayacaklar. Bu fotoğraf bile iki taraf arasında bir mutabakattan bahsetmeyi güç kılıyor" yorumunda bulundu.

    ‘ABD'NİN DERDİ SURİYE'DE KENDİ ASKERLERİ YERİNE BAŞKA GÜÇLERİ YERLEŞTİRMEKTEN İBARET'

    ABD'nin yapmaya çalıştığının, bölgeye ABD askerleri yerine başka kuvvetler yerleştirmek olduğuna işaret eden Bozkurt "Trump, ‘Kuvvetlerimizi çekeceğiz' dedi. Peki, kuvvetlerini çekmekten söz eden ABD neden kendi yerine başka bir güç yerleştirmeye çalışıyor? Örneğin Suudi Arabistan, BAE, Mısır öncülüğünde bir Arap NATO'su oluşturup, bölgeye yerleştirme çalışması yürütüyor. Ek olarak eski ismi ‘Blackwater' şimdiki ismi ‘Academi' olan askeri şirket personelinin, ABD'nin resmi askerlerinin yerini alması gündeme geldi. Bu yapının ne tür operasyonlar yaptığını Irak ve Suriye'de çokça şahit olmuştuk. Yine hatırlayın, ABD'nin bölgedeki en önemli müttefiki İsrail İstihbarat Başkanı Yosi Cohen, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır istihbarat yetkilileri ile bir toplantı yaptı. Toplantıda Cohen'in, ‘Asıl tehdit Türkiye' dediği gündeme geldi. Toplantıda alınan kararlardan biri de, Türkiye'ye karşı Suriye ve Irak'ta PKK/PYD örgütü üzerinden terör kartını kullanmak. Bu gelişmenin ABD'den onaysız ve bağımsız olduğunu düşünmek, akılla alay etmek olur" diye konuştu.

    ‘TÜRKİYE İLE ABD ARASINDA BİR MUTABAKATTAN BAHSEDEMEYİZ'

    Bozkurt "Trump'ın açıklaması sonrasında önemli birkaç gelişme daha oldu. Münbiç ve son olarak Haseke kentinde terör saldırıları yaşandı. Yine İdlib'te HTŞ terör yapılanması harekete geçirildi. Üstüne üstlük, HTŞ çıkıp ‘PYD'ye yönelik Türkiye operasyonuna destek veriyoruz' açıklaması yaptı. Bu açıklamayı da, Suudi Arabistan kontrolünde bir site haberleştiriyor. Şimdi ‘Bu saldırılar ve HTŞ'nin açıklaması, kimin işine yarıyor?' sorusunu sorun. Türkiye'nin işine yaramadığı kesin. O zaman kimin işine yarıyorsa bu saldırıları ve HTŞ'nin açıklamasını o güç yaptırmıştır. Bu nedenle ‘Türkiye ile ABD arasında mutabakat var' söyleminin altı dolu değil. Bütün bu gelişmeler ışığında Türkiye'nin, son olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın ağzından yaptığı ‘Suriye ve Irak'ın toprak bütünlüğü, terör örgütleriyle sonuna kadar mücadele' stratejisi Washington ile örtüşmüyor. Türkiye'nin bölgedeki tüm eylemleri de Suriye'nin toprak bütünlüğü üzerine, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtları, yapıldıkları bölgeleri Suriye'yi parçalama amacındaki terör örgütlerinden tamamen temizledi. Mücadele halen sürüyor. Sadece dönem dönem diplomasinin gerektirdiği gelişmeler yaşanacaktır. Türkiye'nin geri adım atacağını zannetmiyorum" diye ekledi.

    İlgili konular:

    Milli Savunma Bakanlığı'ndan Zeytin Dalı Harekatı'nın 1. yılına özel video
    Zeytin Dalı Sınır Kapısı açıldı
    Afrin'de bulvarlara Recep Tayyip Erdoğan ve Zeytin Dalı isimleri verildi
    'Türkiye İdlib'den göç edecek sığınmacıları almayacak, Fırat Kalkanı bölgesine yönlendirecek'
    ‘Fırat Kalkanı ile Suriye’de tekrar aktör haline gelen Türkiye, İdlib’de karar verici durumda’
    Rus uzman: Afrin Harekâtı ve Fırat Kalkanı Türk zırhlılarının kusurlarını ortaya çıkardı
    Erdoğan seçim manifestosunu açıkladı: Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi harekatlara yenileri eklenecek
    Yıldırım: Fırat Kalkanı ile oluşturduğumuz güvenli bölgeler gibi Afrin'i asıl sahiplerine teslim edeceğiz
    Trump ile görüşen Erdoğan: Türkiye, Menbiç'te güvenliği vakit kaybetmeden devralmaya hazır
    Rus uzman: Trump, Menbiç'te kendi söylemlerinin tuzağına düştü
    Etiketler:
    terör örgütü, terör, Arap aşiretleri, mutabakat, silah yardımı, Kontrol noktaları, güvenlik, askeri, operasyon, Askeri harekat, Zeytin Dalı Harekatı, Fırat Kalkanı Harekatı, Milli Savunma Bakanlığı, CENTCOM, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM), PKK, YPG, YPG/PKK, Hulusi Akar, Ceyhun Bozkurt, Oytun Orhan, Irak, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Menbiç, Fırat'ın doğusu, Fırat Kalkanı, Afrin, Suriye, ABD, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın