00:36 30 Ocak 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 41
    Abone ol

    AFAM Araştırmacısı Kaan Devecioğlu, Sudan’da şu an bir belirsizlik olduğunu ifade ederken, Türkiye’nin önceliğinin Sudanlıların uzlaşmasını görmek olduğunu söyledi. Devecioğlu, “Şahsi kanaatim Türkiye’nin Sudan’daki yatırımlarını riske atmayacağıdır. Türkiye’nin projelerinin tehlikeye düşmeyeceğini düşünüyorum” dedi.

    Afrika Araştırmacıları Derneği (AFAM) Sudan Özelinde Doğu Afrika Araştırmacısı Kaan Devecioğlu, Sudan’daki gelişmeleri ve Türkiye-Sudan ilişkilerinin geleceğini Suptnik’e değerlendirdi.

    ‘YAŞANANLARIN TEMELİNDE EKONOMİK SIKINTILAR, BASKICI YÖNETİM YATMAKTA’

    Kaan Devecioğlu’na göre Sudan’da bugün yaşananların temelinde halkın uzun yıllar boyunca çektiği ekonomik sıkıntılar ve 30 yıldır ülkeyi yöneten Ömer el-Beşir iktidarının özellikle son yıllarda artan baskıcı yönetimi yatmakta. 19 Aralık 2018 tarihinde ilk olarak Sudan’ın Port Sudan ve Omdurman (Ümmü Derman) kentlerinde başlayarak yayılan ve yaklaşık 4 ay boyunca dalgalı seviyelerde süren protestoların 6 Nisan 2019 tarihinde zirve noktasına ulaştığını anlatan Devecioğlu, “Nitekim toplumun her kesiminden geniş katılımlı bir protestolara sahne olan Sudan’da halkın taleplerine sessiz kalmayan ordu 11 Nisan’da yönetime el koydu” dedi. Devecioğlu, şöyle devam etti:

    “Bu süreçte Sudan’ı protestolara götüren ekonomik daralmanın, IMF politikaları çerçevesinde 2018 bütçesinin kabul edilmesiyle temel yaşam ürünleri olan ekmek, un, petrol ve elektrikte yapılan zamlar nedeniyle yaşandığını söyleyebilirim. Bu bağlamda Sudan lirası, dolar karşısında değer kaybetmiş; kamu yatırımları düşmüş; piyasalarda nakit sıkıntısı yaşanmış ve dolayısıyla bankamatik önlerinde uzun kuyruklar oluşmuştu. Sudan hükümeti söz konusu süreci aşabilmek amacıyla 100 cüneyhlik banknotları basacağını açıklamış; fakat bu durum bir süre piyasayı rahatlatmış olsa da kalıcı bir çözüm sağlayamamıştı. Nitekim bu hamleyle hükümetin bir çözüm amacı da gütmediğini, iktidarını sürdürebilme çabasında olduğu yorumunu yapabiliriz... Özetle Sudan’ın ekonomik ve siyasi yapısında oluşan bu boşluğu 30 yıldır ülkeyi yöneten Ömer el-Beşir iktidarı oluşturmuştu. Bir ülkenin yönetiminde açılan bir gedik affedilmez; bu gediği fark edip kapatmazsanız, gelir kapatırlar.”

    ‘AFRİKA’YA İLİŞKİLERDE TEMEL İLKELERDEN BİRİ ÇOK BOYUTLU DIŞ POLİTİKA’

    Sudan’daki gelişmeler Ankara’dan da yakından takip ediliyor.  Dışişleri Bakanlığı da Sudan’daki sürecin yönetimin sivillere iade edileceği şekilde sonuçlanacağına yönelik Askeri Geçiş Konseyi'nin taahhütlerini, memnuniyetle karşıladığı bildirildi. Peki, Türkiye’nin konseyin taahhütlerini kabul etmesi ne anlama geliyor?  AFAM Araştırmacısı Kaan Devecioğlu, bu soruyu yanıtlarken, Türk ve Sudan toplumlarının tarihte bin yılı aşkın bir süre birlikte yaşadığını, bu durumun  günümüzde iki devlet arasındaki ilişkileri sağlam bir temele oturttuğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

    “Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin Sudan özelinde Afrika’ya yönelik olarak yürüttüğü politikanın temelinde, milli değerlerini esas alan ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ temel ilkesini hayata taşıyan ‘Girişimci ve İnsani Dış Politika’ pratiği bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle Türkiye’nin Afrika’yla ilişkileri ‘çok boyutlu dış politika’ temel ilkelerinden biridir. Türkiye, günümüzde Sudan toplumuyla kurduğu ilişkilerini; realist-idealist, sert güç-yumuşak güç ayrımlarının ötesinde ‘insan odaklı bir diplomasi’  yaklaşımıyla sürdürmektedir.  Dolayısıyla Dışişleri Bakanlığı yapmış olduğu açıklamayla bugüne kadar Afrika’ya yönelik olarak sürdürmüş olduğu dış politika ilkeleri çerçevesinde temennilerini ortaya koymuştur. Sudan şu anda bir belirsizlik içerisinde ve bu belirsizliğin giderilmesi için halkın taleplerini dinleyeceğini taahhüt eden Askeri Geçiş Konseyi’nin açıklamalarını memnuniyetle karşılamıştır. Açıklamaların bu minvalde okunabileceğini düşünüyorum.”

    TÜRKİYE İLE SUDAN ARASINDAKİ ANLAŞMALAR

    Devecioğlu, Türkiye-Sudan ilişkilerinin köklü tarihsel arka planın da etkisiyle 1998 yılında ortaya konan ‘Afrika Açılım Eylem Planı’ ve 2005 yılının Türkiye’de ‘Afrika yılı’ ilan edilmesini takip eden süreçte oldukça hızlı geliştiğini söyledi. 2005’de Türkiye’nin Sudan’a ihracatının yaklaşık 150 milyon dolar iken bu oranın 2016’da yaklaşık 450 milyon dolara kadar yükselerek iki ülke ilişkilerinin tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Devecioğlu, şöyle konuştu:

    “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2017 yılının Aralık ayında Sudan’a gerçekleştirdikleri ziyaretlerinden sonra kısa vadede ticaret hacminin 1.2 milyar dolara uzun vadede ise 10 milyar dolara çıkmasının hedeflendiği açıklanmıştır. Ayrıca söz konusu ziyarette TİKA’nın da çalışma yürüttüğü ve Kızıldeniz’de stratejik bir konumda bulunan Sevakin adası da Türkiye’ye tahsis edilmiştir. Bununla birlikte Türkiye – Sudan arasında 13’ü devlet 9’u özel sektör olmak üzere toplamda 22 anlaşma imzalanmıştır. Söz konusu yatırımların en büyüğü 1 milyar 100 milyon dolar ile Hartum’a yapılması planlanan ve bir Türk firması SUMMA inşaata verilen havalimanı projesidir.  Türkiye’nin Sudan devleti ile anlaşmaya vardığı bir diğer konu ise tarımsal işbirliği alanındadır. Bu kapsamda kurulan şirketin yüzde 80’i Türkiye’den TİGEM’in yüzde 20’si ise Sudan tarafının olmak üzere 12 bin 500 hektarlık bir alanda tarım yapılacaktır. Türkiye’nin bu projeyle amacı sadece tarım alanında ithal ettiği ürünleri buradan temin etmek değil, aynı zamanda burada Sudanlı çiftçilerin hem istihdam edilmesi hem de eğitim verilmesidir.”

    Tüm bunların yanı sıra Türkiye’nin hem devleti hem kamu hem de sivil inisiyatifleriyle Sudan toplumunun  her zaman yanında olduğunu kaydeden Devecioğlu,  “Türkiye Sudan özelinde tüm Afrika’da ulaştığı her noktada toplumun kalplerine dokunan bir diplomasi yürütmüştür. Bu yüzden Türkiye’nin Sudan toplumu nezdinde tarihsel ortaklığın yanı sıra günümüzde kurulan angajmanlar bağlamında da müstesna bir yeri verdir” dedi.

    ‘TÜRKİYE’NİN PROJELERİNİN TEHLİKE DÜŞMEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM’

    Kaan Devecioğlu, Sudan’da bundan sonra yaşanacak olası gelişmelerin Türkiye’nin bu ülkedeki yatırımlarını nasıl etkileyeceğine ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı:

    “Sudan’da şu an bir belirsizlik var. Sudan’da şu an seviyesi azalsa da protestolar sürmekte ve halk sivil iradeye geçiş için şartlarının sağlanmasını talep etmektedir. Afrika Birliğinin gerçekleştirdiği toplantıda Sudan Askeri Geçiş Konseyinin sivil irade kurulması için verdiği 15 günlük bir süre var. Bu süre içerisinde bir çok şey netlik kazanacak ve Türkiye’de bu bağlamda bir adım atacaktır. Yani Türkiye’nin önceliği Sudanlı kardeşlerimizin uzlaşmasını görmektir. Şahsi kanaatim gerek toplum nezdinde kurulan dostluk gerekse ciddi oranlara ulaşan yatırımlar ve ticaret hacminin de etkisiyle Türkiye’nin Sudan’daki yatırımlarını riske atmayacağıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin projelerinin tehlikeye düşmeyeceğini düşünüyorum.”

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Sudan: Türkiye ile yakınlaşmanın faturasını ödemeye hazırız
    'Türkiye, Sudan-ABD ilişkilerinin normalleştirilmesinde elinden gelen katkıyı sağlamaya hazır'
    Etiketler:
    Afrika, IMF, Ömer el-Beşir, Türkiye, AFAM, Sudan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın