16:34 14 Aralık 2019
Canlı Yayın
    PYD, YPG

    ‘Ankara-Şam anlaşırsa ne Körfez ne de Avrupa ülkeleri Suriye’ye asker göndermeyi düşünemez’

    © AFP 2019 / Delil Souleiman
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 237
    Abone ol

    Trump’ın Suriye'den çekilerek yerine çeşitli ülkelerin askerlerini konuşlandırma ve böylece Suriye’ye müdahale sürecinin ülkesine yönelik maliyetini düşürme planlarını Prof. Dr. Hasan Ünal ve 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Cahit Armağan Dilek, Sputnik’e değerlendirdi.

    Amerikan Wall Street Journal gazetesi, Washington’ın şimdiye dek 21 ülkeden Suriye'ye asker gönderme talebinde bulunduğu ancak bu ülkelerin yarısının ABD’ye yanıtının olumsuz olduğu yönünde bir iddiaya yer verdi. Söz konusu iddia çarpıcı. Zira bu olası senaryo ABD’nin, Türkiye’nin ‘terör örgütü’ olarak kabul ettiği ve PKK’yla ilişkili olduğuna işaret ettiği YPG’ye sürdürdüğü yardım konusunda Avrupa ve Körfez ülkelerinden yeterli destek bulamadığı anlamına geliyor. Tam bu noktada önemli bir soru gündeme geliyor. Acaba ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye'den çekilerek yerine çeşitli ülkelerin askerlerini konuşlandırma ve böylece Suriye’ye müdahale sürecinin ülkesine yönelik maliyetini düşürme planları, Washington’ın öngördüğü kadar kolay bir süreç olmayabilir mi? Sputnik’in bu sorusunu yanıtlayan Maltepe Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal’a göre ABD’nin bu hedefine ulaşması oldukça zor gözüküyor.

    ‘AVRUPA VEYA KÖRFEZ ÜLKELERİ KENDİLERİNİ TEHLİKEYE ATMAZ’

    Gelinen noktada ABD’nin Avrupa ve Körfez’deki müttefiklerinden yeterli destek alamayacağına işaret eden Ünal “Bu ülkelerin hiçbirisi Amerika’nın askeri varlık göstermediği bir alanda bulunarak kendilerini tehlikeye atmak istemez. Zira bu ülkeler, Türkiye’nin YPG’ye karşı olası bir operasyonunda Türkiye’yle karşı karşıya gelmek de istemez. Türkiye, Afrin operasyonunu gerçekleştirirken, kendisiyle etkili bir iletişim ağı olan ABD’yi, askerlerini çekmesi konusunda uyarmıştı. Keza, Trump’ın bölgeden çekilme kararını almasından hemen önce Türkiye Fırat’ın doğusuna operasyon için düğmeye basarken Amerikan birliklerine ‘bize koordinatlarını verin yoksa operasyonda başınıza bir şey gelirse, bizden bilmeyin’ dediği ve ABD’nin de bu koordinatları Türkiye’ye verdiği basına yansımıştı. Avrupalı ülkeler, Türkiye’nin olası bir operasyonunda askerlerine zarar gelmesi ihtimalini de göz önünde bulundurur” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘ABD’NİN YAPTIKLARI, TÜRKİYE’NİN PYD POLİTİKASININ HAKLILIĞINI ORTAYA KOYUYOR’

    Avrupa’nın Suriye’de asker bulundurmalarıyla ilgili meşruiyet kaygısı olacağına işaret eden Ünal “IŞİD vahşi bir örgüt olarak Avrupa ülkelerinde eylemler düzenledi, sivil halka zarar verdi. Bu örgütün ortadan kaldırılmasına yönelik bir kamuoyu oluştu. Dolayısıyla Avrupa ülkelerinin hükümetleri bu bölgeye IŞİD’le mücadele adına birlik gönderebilirler. Ama IŞİD bittikten sonra hala Suriye’de kalmalarını, halklarına izah etmeleri mümkün değil. Bu yüzden aslında Amerika bence boş işlerle uğraşıyor. Suriye’den çekilip PYD’yle ilişkilerine son vermek yerine koskoca Türkiye’yi kaybetme riskini göze alıyor. Dolayısıyla, Amerikan politikalarının izah edilebilir bir tarafı yok. Öte yandan, bu haberler aslında Türkiye’nin PYD konusundaki stratejilerinin ve taktiklerinin aslında ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin stratejisinde aksayan taraf, bütün bunlar ortadayken hala Suriye’yle anlaşmaması. Bu anlaşmazlık yüzünden İdlib’in yüzde 90’ı El Nusra kontrolüne geçti. Suriye hükümetini tanımamak, Türkiye’ye fayda getirmez” dedi.

    ABD’nin Suriye’den çekilmeme dayanaklarından birinin Ankara-Şam mutabakatını olası görmemesi olduğuna değinen Ünal “Amerika’nın ‘Suriye’den çekildim, çekilmiyorum’, ‘PYD’yi bıraktım, bırakmıyorum’ şeklindeki tavrının en önemli dayanağı bizim Suriye’yle herhangi bir şekilde uzlaşmayacağımız konusundaki varsayım. Bu varsayım değişirse, denklem de değişir. İdlib’in Suriye’nin etkili kontrolüne girmesine izin vermeyeceğimiz, elimizdeki Suriye topraklarını tutarak sonuna kadar Suriye hükümetini zayıflatmaya çalışacağımız yönündeki varsayımı. Eğer bu konularda Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğüne destek verdiği yönündeki açıklamalarını, Şam’da kimin iktidarda olup olmamasına bakmaksızın ve etkili bir biçimde toprak bütünlüğüne destek veren bir politikaya yönelse o zaman Avrupalı ülkelerin ya da herhangi bölgesel Arap ülkelerinin Suriye’ye asker göndermeyi düşünmeleri bile mümkün olmayacaktır. Çünkü o zaman Suriye kendi topraklarında etkili egemenlik kurma yönünde gayet ciddi adımlar atmaya başlayacaktır” diye ekledi.

    ‘SURİYE’DE YALNIZ KALAN ABD, KÖRFEZ ÜLKELERİNDEN ELLERİNİ TAŞIN ALTINA KOYMASINI İSTEDİ’

    Sputnik’e konuşan bir diğer isim olan 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Cahit Armağan Dilek'e göreyse, ABD’nin bugün içinde bulunduğu durum, Suriye’de IŞİD krizinin başlamasından çok daha öncelere, ülkenin önceki başkanı Barack Obama dönemindeki politikalara dayanıyor. ABD’nin Suriye’ye müdahalesinin temel ayağının önce Avrupa ve Körfez ülkeleriyle birlikte gerçekleştirilen hava operasyonları olduğuna işaret eden Dilek “2015 sonbaharında kara operasyonları masaya yatırıldı. Suudiler liderliğinde Türkiye’nin de olduğu  İslam ordusu oluşturulması bunun bir sonucu ama bu güç Suriye’ye nakledilemedi. Rusya’nın Suriye’ye askeri müdahalesi, büyük oranda bu gücün karadan müdahalesini öteledi. O süreçten sonra ABD Suriye’de karada yalnız kaldı, az sayıda İngiliz özel kuvvetlerinin yanında nispeten daha kalabalık Fransız askerleri haricinde koalisyon ülkeleri asker vermedi. Şimdi Suriye’de, Trump’a göre IŞİD’in yenildiği değerlendirmesinden sonraki çekilme kararı da aslında büyük oranda bu karada koalisyon gücünü yeniden oluşturmayı tetiklemek, canlandırmak içindi. Trump hem IŞİD’in bittiğini hem de maliyeti karşılamak üzere koalisyon ülkelerinin elini taşın altına sokmasını isteyerek koalisyon ülkelerinden asker katkısı yapmasını, Körfez ülkelerinden de hem asker hem para vermesini istedi” dedi.

    ‘ABD, TÜRKİYE’YE KARŞI YPG’Yİ DESTEKLEYEN TEK ÜLKE OLMAK İSTEMİYOR’

    Trump’ın Suriye’deki YPG’ye daha fazla ülkenin destek vermesini istemesinin ardında Türkiye’ye karşı tek kalmamak olduğuna işaret eden Dilek “Trump’ın daha fazla ülkenin Suriye kuzeyine katkı vermesinin bir nedeni de PKK/YPG’ye yönelik destek nedeniyle Türkiye’nin karşısında tek sorumlu ve sorunlu ülke olmaktan kurtulmak istemesi vardı. Böylece Trump Türkiye’den ABD’ye gelen suçlama ve tepkileri bir koalisyon oluşumuna yöneltmeyi ve bu baskıdan kurtulmayı hedefliyordu” diye konuştu.

    Dilek “WSJ’nin haberinde ABD’nin istekte bulunduğu ülkelerin yarısının olumlu cevap vermediği söylense de ABD’nin hangi ülkeden ne talepte bulunduğu net değil. ABD’nin asker katkısı vereceklerden asker, asker veremeyeceklerden de mali-lojistik destek istediği anlaşılıyor.Diğer taraftan IŞİD’in Suriye ve Irak’ta varlığının sürdüğü, yeni bir terör dalgasına hazırlandığı (IŞİD 2.0, terörizm 3.0, dördüncü nesil terör vs), binlerce elemanını barındırdığı konusunda hem istihbarat raporları hem de ülke değerlendirmeleri mevcut. Buralarda IŞİD üzerinde baskı sürdürülmedikçe Suriye-Irak dışındaki ülkelerde IŞİD saldırılarının artacağı değerlendirmeleri de var” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘ABD, BÖLGENİN YENİDEN DİZAYN EDİLMESİ PROJESİNDEN VAZGEÇMİŞ DEĞİL’

    “Hem terör tehdidi hem de Suriye’den pay alma arasına sıkışan ülkelerin, ABD’nin Suriye’de koalisyon oluşturma taleplerine değişen seviyelerde katkı sunarak katılacağını düşünüyorum” diyen Dilek “Söz konusu Avrupa ve Körfez ülkelerini Suriye kuzeyindeki koalisyon oluşumuna katkı vermeye iten diğer bir sebep de bu koalisyon gücünün emperyalist proje olan büyük Kürdistan’ın batı parçasının kurulmasını sağlayacak olmasıdır. Koalisyon gücüne katkı vermeye diğer teşvik edici bir unsur da, hedef tahtasına konan İran’ın bölgede yarattığı söylenen tehdit üzerinden Suriye’deki varlığının bertaraf edilmesi politikasıdır. WSJ haberine ilişkin değerlendirme yaparken konuyu öncesinden alıp bugüne getirmemin sebebi, ABD’nin bölgenin yeniden dizaynı kapsamında Suriye kuzeyi için bir güç oluşturma planından vazgeçmediğini göstermek, ama zaman zaman beklenmeyen hususların oluşması (Rusya’nın müdahil olması gibi) nedeniyle gecikmelerin olduğunu ifade etmek, planı hayata geçirmek için de ABD’nin terör tehdidini, ekonomik yaptırımları ve projeleri, ekonomik ve askeri destekleri koz olarak kullandığını ortaya koymak içindir. Evet, herşey ABD’nin kontrolünde değildir. Koalisyon oluşturmakta sorunlarla karşılaşmakla birlikte elinde karşısındaki muhataplarını ikna edecek, zorlayacak manivelaları halen vardır. Ancak uzun soluklu projesinden vazgeçtiğine yönelik emare yoktur” diye ekledi.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Akar: CIA de bunu doğruladı, üzülerek söylüyorum ki, ABD, YPG'ye silah desteği veriyor
    Türkiye ve Suriye Meclis Başkanları, Irak'ta düzenlenen toplantıya katıldı
    Lavrov: Moskova, Şam ve Ankara, Kürtlerin Suriye’nin kuzeyindeki eski yerlerine güvenli geri dönüşünü görüşecek
    Suriye medyası, ABD öncülüğündeki koalisyonu beyaz fosfor kullanmakla suçladı
    'Suriye konusu, Türkiye-ABD ilişkileri için kabusa dönüştü'
    ABD Dışişleri'nin Suriye danışmanından 'güvenli bölge' açıklaması
    Etiketler:
    Rusya, İran, YPG, IŞİD, PYD, PKK, Washington, Wall Street Journal, müdahale, ABD'nin Suriye'den çekilmesi, Cahit Armağan Dilek, Hasan Ünal, ABD, Avrupa, Körfez ülkeleri, Şam, Ankara, Türkiye, Suriye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın