05:28 30 Kasım 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    1331
    Abone ol

    Rusya’nın S-400 füze savunma sistemlerinin Türkiye’ye sevkiyatı tam hızla devam ederken, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’ye karşı CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) çerçevesinde yaptırımlar uygulamak için olası tüm seçenekleri inceliyor.

    Amerika’nın özellikle F-35 beşinci nesil savaş uçaklarını Ankara’ya satmak istemediği görülüyor. Çünkü ABD Savunma Bakan Vekili Mark Esper’e göre, Türkiye’nin S-400’lere sahip olmasıyla, F-35’lerin kabiliyeti ve dolayısıyla ABD’nin bölgedeki hava üstünlüğü ciddi bir biçimde baltalanmış olacak. Halbuki ABD Başkanı Donald Trump, NATO’nun bir üyesi olan Türkiye’ye F-35’leri satmamak haksızlık olacağına inanıyor. Kaldı ki, bu durum Lockheed-Martin başta olmak üzere Amerikan şirketlerine büyük zarar verecek.

    Daha önce uluslararası medyada, Türk kaynaklarına atıfta bulunularak Türkiye’nin, Amerikan F-35 savaş uçaklarını alamazsa Rus savaş uçaklarını satın alabileceğinden bahsedilmişti. Rus yetkilileri de Moskova ile Ankara arasında savaş uçakları konusunda müzakerelerin olabileceğinden söz ediyor.

    Peki bu koşullarda bundan sonra durum nasıl gelişebilir? ABD neden Türkiye’nin kendi hava savunma sistemine sahip olma perspektifine şiddetle karşı çıkıyor? Amerikalılar gerçekten neden kaygılı? S-400’ler, F-35’ler için gerçekten doğrudan bir tehdit mi? Türkiye, F-35’leri alamazsa ne yapabilir? F-35’lerin alternatifi ne olabilir?

    Konuyla ilgili Sputnik’e konuşan Bilkent Üniversitesi’nden askeri ve güvenlik uzman, Güneydoğu Gazisi Koray Gürbüz, şunları söyledi.

    ABD Savunma Bakan Vekili Mark Esper’in, S-400 füze savunma sistemlerinin F-35’leri tehdit ettiği iddiaları tamamen yanlış. Çünkü S-400 sistemi, bir hava savunma sistemi; F-35 ise bir savaş uçağı. Yani ikisinin kullanım alanları çok farklı. S-400 sistemi, Türk halkını ve toprağını korumak için Türkiye’ye atılan her türlü düşman füzelerini imha etmek amaçlı bir füze savunma sistemidir. Dolayısyla S-400’ün, Türkiye’nin sahip olacağı F-35’lerle herhangi bir şekilde bir bağlantısı olmayacak.

    Mark Esper şundan kaygı duymuş olabilir: Amerika geçmişte F-16, F-22 gibi savaş uçaklarını Türk hava sahasını kullanarak İran, Irak gibi ülkelere karşı savaşlarda kulanmış ve Türkiye, kendi hava savunma ve radar sistemi olmadığı için bu savaş uçaklarını görmemişti. Şu anda hala Türkiye’nin kullandığı bir hava savunma sistemi yok, kullandığı radarlar da, NATO standartlarına uyma zorunluluğu olduğu için Amerikan yapımı ve NATO menşeili. NATO’nun kullandığı radar sistemleri ABD’nin çıkarları doğrultusunda çalışırlar. Amerika, özellike Belçika’da bulundurduğu üssü sayesinde NATO sınırları  içerisindeki bütün hava sahalarına hakim. Bu hava savunma sistemleri de, istediği uçağı dost ya da düşman olarak göstermekte. Şimdi Amerika, Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemini almasıyla istediği gibi bölgede hareket edemeyecektir. Bu yüzden ABD S-400’lere karşı çıkmakta.

    Türkiye, S-400’leri ya da başka herhangi bir hava savunma sistemini alma hakkına sahip. Daha önce Türkiye, Patriotları alma isteğini Amerika’ya bildirmişti. Ama ABD, Türkiye’nin bir hava savunma sistemine ciddi ihtiyacı olmasına rağmen bu talebi reddetmişti. Türkiye kendi hava savunma sistemini serbestçe kullanmak için arayüz ve kaynak kodlarına sahip olmak istiyor. Rusya bunu sağlıyor. Ve bu çok önemli. Amerika ise, Patriotları satsa bile bu kodları vermez. Bunun anlamı da şu: ABD istediği zaman Patriot füzelerini durdurur, istediği zaman havada yok eder. Yani, Patriot füzelerine ilişkin uzaktan kontrol etme yekisine Amerika sahip olacak. Ama Rusya’nın arayüz ve kaynak kodlarını vermesiyle Türkiye, istediği şekilde S-400’leri kullanabilecektir. Bu bağlamda Türkiye’nin S-400’leri seçip alması, haklı ve yerinde bir harekettir.

    F-35’lere gelince Türkiye, F-35’lerin üretimiyle ilgili olarak ortak üretime dahil olmakla bazı parçaların üretimini sağlamaktadır. Ayrıca 100 adet uçak almak için parasını da vermişti. Buna rağmen ABD’nin uçakları vermemesi, Amerika’nın anlaşma kurallarına uymadığı anlamına gelecektir. Kaldı ki Türkiye, F-35 uçaklarının yanında birçok alternatife sahip: hem kendi savaş uçağını üretme kabiliyetine hem de başka ülkelerden bu tip uçakları alma olanağına sahip. Mesela, Rusya’nın Su-57 uçağı, hem teknoloji hem de altyapı bakımından en az Amerikan F-35 uçağı gibi gelişmiş bir uçaktır. Kısa mesafede kalkış, radara görünmeme teknolojisi ve yüksek manevra kabiliyeti gibi özelliklere sahip olduğu için Türkiye, F-35’lerin alternatifi olarak Su-57’leri değerlendirebilir. Aslında bu, Türkiye’nin kendi elindeki silahları çeşitlendirmesi bakımından önemli bir fırsattır.

    Geçmişte Türkiye’nin, NATO silahlarını kullandığı için birçok sıkıntısı olmuştu. Hem Amerika hem AB ülkeleri bu silahların PKK terör örgütüne karşı kullanılmasına karşı çıkmıştı. Bu Türkiye’nin elini bağlamıştı. Batı, silahların tamamlayıcı malzemeleri olan yedek parça ve mühimmatlarını Türkiye’ye satmamıştı. Ve bu da Türkiye’yi terörle mücadele konusunda zor duruma düşürmüştü. Bu tür konular göz önünde bulundurulursa Türkiye’nin, elindeki silahları çeşitlendirme hakkı ve isteği daha iyi anlaşılacaktır.

    Aslında F-35’ler Türkiye için zorunlu değildir. Dahası Türkiye için bu, yanlış bir adım. Çünkü Türkiye, bu uçakların mühimmatlarını alamadığı sürece F-35’lerin hiçbir anlamı olmayacak. Mühimmatı siz yapsanız bile onun arayüz kodları olmadığı için o mühimmatı uçağa takamıyorsunuz. O yüzden Türkiye’nin ya kendi uçağını yapması ya da kim bu arayüz kodlarını veriyorsa ondan alması gerekir. Alternatif olarak da Türkiye, Patriot yerine S-400’ü aldığı gibi, yine F-35 yerine ya kendi uçağı yapabilir ya da Su-57’yi alabilir.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Su-57, F-35, ABD, Türkiye, S-400
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın