03:05 20 Eylül 2019
Canlı Yayın
    Suriye bayrağı - Malula kenti

    'Irak ile Lübnan'ın Astana görüşmelerine katılımı, uluslararası toplumun Şam'ı tanıması yönünde atılan bir adım'

    © AP Photo / Alexander Kots/Komsomolskaya Pravda via AP
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 41
    Abone ol

    Rus uzman Mamedov, Irak ve Lübnan’ın Astana görüşmelerine katılımının, temel maddelerin gerilimi azaltma bölgelerinin oluşturulmasından sığınmacıların evlerine dönmesi konusuna kaydığının göstergesi olduğunu dile getirdi.

    Kazakistan’ın başkenti Nur-Sultan’da, 1-2 Ağustos günleri Suriye konulu Astana görüşmesi yapılacak. Görüşmede, geleneksel katılımcıların yanı sıra, gözlemci olarak ilk kez Lübnan ve Irak da yer alacak.

    Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC) Program Koordinatörü Ruslan Mamedov, Sputnik’e açıklamasında, bu iki ülkenin katılımının görüşmelere yeni neler kazandırabileceğini değerlendirdi.

    Irak ve Lübnan’ın Astana görüşmelerine katılımının, Nur-Sultan’da vurguların bir dereceye kadar kaydığını söyleyen Mamedov, bu konuda şu yorumda bulundu:

    "Astana görüşmeleri daha önce gerilimi azaltma bölgelerinin oluşturulması ve ateşkes sorunlarını çözüyordu. Şimdi ise daha çok sığınmacıların evlerine dönmesi sorunu üzerinde duruluyor. Bu, büyük ölçüde Irak ve Lübnan’ın Nur Sultan’a gözlemci olarak katılmasını açıklıyor. Hatta sığınmacı sorunu daha aktüel hale geliyor ve Rusya bu sorun üzerinde, Batı ile ilişkiler bağlamında çalışıyor. Rusya, Avrupalı partnerlere bu sorunu görüşüp çözüm aramayı defalarca teklif etti. Rusya, Türkiye, Fransa ve Almanya arasında gerçekleşen İstanbul görüşmesi, insani meselelerin daha fazla tartışılması gerektiğini ortaya koymuştu. Ama daha sonra buna hazır olmayan tarafların olduğu anlaşıldı. İstanbul görüşmesinin Fransa ve Almanya için, İdlib bölgesinden daha fazla sığınmacının Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya geçmesini önlemek açısından önemli olduğunu ortada. Avrupa ülkeleri bu yönde garantiler aldı. Üstelik Fransa, Rusya ile ortaklaşa Suriye’de insani operasyon gerçekleştirdi. Bu, oldukça olumlu bir işbirliği unsuru olarak görülebilir. Şimdi de Rusya bölgesel aktörlere dayanmaya devam ediyor. Rusya, Suriye sorunlarının çözümüne, gerçekten de buna ilgi duyan ülkelerin dahil edilmesi gerektiğini anlıyor. Böyle ülkelerin başında, Suriye’ye sınırı olan Lübnan ve Irak geliyor."

    Bölgenin en etkili ülkeleri olan Türkiye ve İran’ın zaten Astana görüşmelerinde yer aldığını kaydeden Mamedov, "Bu ülkeler en baştan bu görüşmelerde vardı ve Suriye’de gerilimi azaltma bölgelerinin oluşturulması ve daha sonra dönüştürülmesi konusunda çok şey başarmışlardı. Şimdi söz konusu olan sığınmacıların evlerine geri dönmesi ve Lübnan, Ürdün, Irak veSuriye arasında az çok istikrarlı bir güvenlik mimarisini oluşturmaktır" dedi.

    Irak’ın, sınırlarında istikrar istediği için Suriye’nin istikrarına ilgi duyduğunu dile getiren uzman, "Bu açık. Irak, IŞİD üzerinde zafer kazanıldığını duyursa da uyuyan terörist hücreleri dahil tehditler henüz devam ediyor. Dolayısıyla bölge ülkeleriyle işbirliğinin devam etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

    Irak ve Lübnan’ın Astana görüşmelere katılımının ayrıca Bağdat merkezli bilgi ve koordinasyon merkezi kapsamında, istihbaratlar arasındaki işbirliğini yeniden yapılandırdığını ve güçlendirdiğini söyleyen Mamedov, "Türkiye dışında, 1-2 Ağustos günleri Nur-Sultan’da toplanacak ülkeler bu Bağdat’taki merkezde yer alıyor. Bilindiği gibi bu merkez kapsamında Rusya, İran, Irak, Suriye ve Lüban arasında bilgi değişimi yapılıyordu" dedi.

    Irak ve Lübnan’ın Astana görüşmelerine dahil olmasının, Rusya’nın bu bölgede devam eden politikasına uyduğunu ve bazı somut sorunların çözümüne yardımcı olabileceğini belirten Rus uzman, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Rusya için Irak ve Lübnan’ın katılımı ayrıca Suriye ve Irak ile arasındaki sınırın güvenliğini sağlama ve Irak ve Lübnan’daki sığınmacıların evlerine dönme açısından yararlı olabilir. Bu iki ülke, sığınmacılar yüzünden ciddi sorunlar yaşıyor ve büyük sosyal yük taşıyor, bu da her iki ülkenin ekonomik durumuna etki yapıyor. Lübnan ekonomisi, ülke içindeki sorunlarla güçlükle baş ediyor. Bu yüzden bu ülkeler, Suriye’deki çatışmanın çözümüne büyük ilgi duyuyor."

    Diğer yandan Irak ve Lübnan’ın her zaman Suriye’ye yönelik dengeli politikaya sahip olduğunu hatırlatan Mamedov, bu ülkelerin Nur-Sultan’a gelmesinin ayrıca Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın meşruiyetini tanıma yönünde atılan bir adım olarak da değerlendirilebileceğini kaydetti. Böylelikle bölgesel anlamda Şam’ı meşrulaştırma sürecinin başladığını, bunun gelecekte küresel hal alabileceğini dile getiren uzman, "Yani bu sürece önce, Suriye’ye yönelik her zaman tutarlı politikaya sahip olan sınır ülkeler Irak ve Lübnan dahil oluyor. Ardından Körfez ülkeleri dahil bölgesel bağlama çıkılıyor. Bu anlamda, daha önce BAE ve Bahreyn’in Şam’ı tanıması önemli bir olay ve başta Körfez ülkeleri olmak üzere tüm Ortadoğu ülkelerindeki düşünce paradigmasının kaymasını sembolize ediyor" yorumunda bulundu.

    Halihazırda en önemli görevin, Suudi Arabistan’ın Şam’a yönelik politikasını değiştirmeye ikna etmek olduğunu söyleyen Mamedov, "Ardından da Suriye’nin, Arap Birliği’nde tanınması. Rusya tam da bu konunun üzerinde çalışıyor. Suriye sorunlarının çözümü gelecekte Arap Birliği platformunda aranabilir. Bu meşrulaştırma sürecini sadece bölge değil küresel düzeye çıkmasına yol açacak. Bunu, Birleşmiş Milletlerin belli kararları takip edecek. Böylelikle Irak ve Lübnan’ın Astanagörüşmelerine katılması, genel olarak politik anlamda Şam’ın bölgede ve gelecekte tüm dünyada tanınması yönünde atılan biradım anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmaz

    Etiketler:
    Nursultan, Kazakistan, Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC), Ruslan Mamedov, Rusya, İran, Türkiye, Suriye, Astana görüşmeleri, Lübnan, Irak
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın