15:35 15 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Öncüpınar'dan bayramlaşmaya giden Suriyeli sayısı 40 bine ulaştı

    ‘Suriyelilere yönelik tutum negatife dönüyor, Suriyelilerde kalıcılık eğilimi artıyor’

    © DHA /
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 839
    Abone ol

    TBMM Göç ve Uyum Komisyonu’nda konuşan uzmanlar, Türkiye kamuoyunda Suriyelilere yönelik tutumun gitgide negatife döndüğünü vurgularken, ülkesine dönmek isteyen Suriyelilerin sayısının da azaldığını, Suriyeliler arasında kalıcılık eğilimlerinin arttığına dikkat çekti.

    TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde AK Partili Atay Uslu başkanlığında oluşturulan Göç ve Uyum Alt Komisyonu çalışmalarını sürdürüyor. Alt Komisyon Başkanı Uslu, yeni yasama yılının ilk toplantısında planladıkları çalışma programına ilişkin de bilgi verdi.

    Buna göre alt komisyon özellikle sığınmacıların yoğun olarak bulunduğu Kilis, Urfa, Hatay ve İstanbul, düzensiz göçmenler için de Çanakkale ve Edirne’de incelemelerde bulunmayı, Suriyeli öğrencilerle de görüşmeler yapmayı planlıyor. Alt komisyon ayrıca sığınmacılarla yerel yönetimler ilişkilerinde gereken kanuni düzenlemelere ilişkin çalışma da yapacak.

    ‘REDDEDİLEN YUNANİSTAN ZİYARET TALEBİ YENİLENECEK’

    Komisyon tutanaklarına göre Alt Komisyon Başkanı Atay Uslu, Yunanistan’da özellikle Yunan adalarında mülteci kamplarında ciddi sıkıntıların olduğunu kamuoyundan öğrendiklerini belirterek, geçen yıl Yunanistan’a ziyaret için talepte bulundukların ancak bunun kabul edilmediğini söyledi.

    Uslu, “Hem dedik ki Yunan adalarındaki kampları görelim hem de bu konuda -siz komşusunuz- sizinle ne yapılabilir, parlamenterler seviyesinde görüşelim diye bir talepte bulunmuştuk ancak Yunanistan kabul etmedi geçen yılki talebimizi. Farklı bahaneler söylendi. Belki geçerli bahaneleri olabilirdi. Seçim dönemi, hükümet değişikliği gibi farklı şeyler söylendi. Bu yıl yine bu talepte bulunuyoruz. Yunanistan’a gitmek istiyoruz. Özellikle Yunan adalarına, Yunanistan’dan çok yakın adaları görmek istiyoruz” dedi.

    'FİRMALAR SURİYELİ ÇALIŞTIRMAK İSTEMİYOR ÇÜNKÜ…'

    Komisyonda TOBB yetkilileri ise AB tarafından finanse edilen "Mahir Eller" projesine dair bilgi verdi. TOBB yetkilileri, Türk ve Suriye vatandaşı kişilerin istihdamına yönelik projeyi anlatırken, firmaların, düşünülenin aksine Suriyeli istihdamına olumlu bakmadıklarını belirtti.

    TOBB adına projenin takım liderliğini yapan Fatma Şenay Akyıldız, işverenlere neden Suriyelileri işe almayı tercih etmediklerini de sorduklarını ifade ederek, şunları söyledi.

    “Genelde söyledikleri birkaç şey var. Bir tanesi: ‘Yoğunlukla Türk vatandaşları çalışıyor burada ve aralarında eğer bir husumet olursa iş ortamını bozarız, bizim verimliliğimize etki eder bu durum. Dolayısıyla da ben öyle bir çatışma olmasını tercih etmiyorum iş yerimde, bu yüzden de Suriyelileri istemiyorum. Bir yandan zaten çok fazla Türk vatandaşı var bu alanlarda yetkin olan onlar işsiz, ben önceliği kendi vatandaşıma vermek istiyorum.’ diyor. Bir yandan da ‘Hiç başvuru almadık bu yüzden de hiç düşünmedik.’ diye gerekçe sunanlar var. Genelde hep firmalar şey diyor: ‘Ben çalıştırmıyorum ama eminim bu sanayi bölgesinde çokça çalıştırılıyordur.’ Herkes kendi dışına itiyor konuyu ama aslında kayıt dışı çalıştıklarını görüyoruz.”

    'ARTIK SURİYELİLER DE KAYITLI ÇALIŞMANIN ÖNEMİNİN FARKINDA'

    Akyıldız, Suriyelilerin de artık ‘sigortalı iş’ istediklerini vurgularken, “Ama bir yandan Suriyelilerle konuştuğumuzda da şunu öğreniyoruz: Artık onlar da kayıtlı çalışmanın önemli olduğunun farkında, bu yüzden işe girdikleri zaman ya da mevcut işverenlerinden onların sigorta yapılmasını talep etmeye başladıklarını görüyoruz. Bunun da aslında bir fırsat eşitliği sağlamak için ya da Türk vatandaşlarından gelen tepkileri minimize edebilmek için önemli bir bilinç düzeyi olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

    'CHP’Lİ AYDINLIK: AKŞAMLARI BİR TANE URFALI BULAMAZSINIZ, KORKUDAN GİDEMİYOR'

    Alt Komisyonun CHP’li üyesi Şanlıurfa Milletvekili Aziz Aydınlık ise, 35 yıllık imalatçı olduğunu belirterek, Şanlıurfa’da bu sektörde herkesin işçi çıkardığını, bu aşamada da çalıştırmak için yöre insanın tercih edildiğini anlattı.

    Aydınlık, “Çünkü çevrende yetiştirilmiş elemanların var, yetiştirdiğin insanlar ve yetiştirdiğin insanlarla çalışıyorsun. Diyelim bende 30 kişi çalışıyorsa 35’e çıkarsam bunun 3 tanesini Suriyeli alabilirim ama 30’u 25’e düşürdüğüm zaman bunu çıkarma şansı çok kısıtlı oluyor. O nedeni var ama kayıt dışı çalışan var yani kayıt dışı bizde de, herkeste çalışan var” dedi.

    Şu anda Şanlıurfa’da 450 bin kayıtlı Suriyeli olduğunu ancak şehirde bu rakamın çok üstünde Suriyeli bulunduğunu kaydeden CHP’li Aydınlık, bu konuda çok büyük sıkıntılar çıktığını söyledi. Aydınlık, “Bunların 100, 200 bini kamplarda yaşıyordu, bu kadar sıkıntı yoktu ama kamplar kapandığı zaman bu 600-700 bin kişi tamamıyla şehir merkezine indi.  Bizim bir Rabia Meydanımız var akşamları git saat 8’den sonra 1 tane Urfalı bulamazsın ama 2 bin tane Suriyeli bulursun, saat 2, 3’lere kadar. Onlar da çok güzel bir şey var, geceleri yatmıyorlar, öyle bir özellikleri var yani. Kendi memleketlerinde de öyleymiş. 2 bin kişi, 3 bin kişi bayanlı, gençli, kadınlı herkes oturuyor, inan olsun bir tane Urfalı korkudan oraya gidemiyor, ciddi diyorum yani. Bir kavga olur 1 kişi yerine 20 kişi toplanır yani bizde o yok yani bizde bir kavga oldu mu 3 kişi araya girer şey yapar…” diye konuştu.  

    Komisyona bilgi veren TOBB ETÜ Üniversitesi Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Başak Yavçan ise Türkiye kamuoyunda Suriyelilerle ilgili algıyı değerlendirdi. "Türk halkıyla yaptığımız kamuoyu anketlerinde Suriyelilere yönelik tutumun gitgide negatife döndüğünü görüyoruz” diyen Dr. Yalvaç şunları söyledi:

    “Özellikle pek çok olayda da aslında bunu görüyoruz. Adana’daki taciz olayı ilk olduğunda sınıfta öğrenciler bana söyledi ‘O Türktür.’ dedim. ‘Hocam, nereden biliyorsunuz? Siz de bu Suriyelilerle çalışa çalışa böyle taraflı bakmaya başladınız.’ dediler. ‘Görürsünüz.’ dedim. Bu, siyaset psikolojisinin en temel alanlarından, sosyal psikolojinin ‘ön yargı’ konusunun başlığıdır, ilk akla gelen, günah keçisi her zaman azınlıkta olan toplumdur. Avrupa’da da, Almanya’da da ilk akla gelen Türklerdir, Fransa’da Cezayirlilerdir, Amerika’da siyahilerdir. Bu, aslında bu yaygın ön yargıyı gösteriyor. Nitekim hakikaten bir Türk vatandaşı çıktı buradaki tacizci ama burada bu kadar aklımızda yakın bir şeyin olması bile aslında bu alandaki tutumların negatifliğini bize gösteriyor.”

    ‘ÜLKESİNE DÖNMEK İSTEYEN SURİYELİLER AZALIYOR, KALICILIK ARTIYOR’

    Suriyeli sığınmacılara yönelik iki yıl arayla yapılan anket sonuçlarını da paylaşan Dr. Yavçan, ülkesine dönmek isteyenlerin sayısında azalma görüldüğünü, öte yandan Türkiye'deki kurum ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik güvenin arttığı bilgisini verdi. Yavçan, bu konuda şunları ifade etti:

    “’Kesinlikle dönmek isterim, Suriye’de savaş biterse istediğim rejim olmasa da dönerim.’ diyenler yüzde 9’dan yüzde 5’e inmiş. ‘Hiçbir koşulda geri dönmem.’ diyenler yüzde 26’dan yüzde 33’e çıkmış. ‘Suriye’de savaş devam etse de dönerim.’ diyenler yüzde 11’den yüzde 5’e düşmüş. Dolayasıyla genel bir dönüş konusunda herkes ‘Dönerim.’ diyor ama ‘Hangi koşullarda dönersin.’ diye sorduğumuzda, gördüğünüz gibi, ancak hayalindeki rejim olursa döneceğini söylüyor. Herkesin de hayalinin farklı olduğunu göz önüne alırsak bunun çok da gerçekçi bir hedef olmadığı karşımıza çıkıyor. Her geçen sene daha da azalıyor bu. Dokuzuncu senesine girdik krizin. Dünyadaki bütün örneklerden görüyoruz ki biz, beşinci yılı aştıktan sonra dönme eğilimleri çok ciddi bir düşüşe… Kalıcılık eğilimleri artıyor. Dönmek isteyenlerin sayısı azaldı geçen seneye göre. Kalıcılık kesinlikle arttı. Bu genel yaptığımız kamuoyu anketlerinde de böyle görünüyor, TEPAV’ın işverenlerle yaptığı anketlerde zaten geri dönmek isteyen çok az çünkü işini gücünü burada kurmuş. Dolayısıyla bu konuda geliştirilen politikalarda mutlaka bunun göz önünde olması lazım.”

    ‘SURİYELİLER TÜRKLERLE İŞ ORTAĞI OLMAK İSTEMİYOR’

    Dr. Başak Yavçan, bu grubun, Türklerle "evlenmek, sevgili olmak, ev arkadaşı olmak" konularında istekli olmalarına karşın "iş ortağı olmak" veya "bir işte beraber çalışmak" konularında daha az istekli olduklarını belirtti.

    İş ortağı olma konusunda niye bu kadar direnç olduğunu da sorduklarını kaydeden Yavçan, “Bunu Suriyelilere sorduğumuzda, genelde Suriyelilerin ilk geldiğinde Türkiyeli iş adamlarıyla yaşadığı olumsuz tecrübelere dayandırdıklarını görüyoruz. O yüzden orada bir direnç olduğunu görmekteyiz. Yani yakın arkadaş olmaya bile çok daha sıcak bakıyorlar iş ortağı olmaktansa” dedi.

    ‘ÇALIŞANLAR KENDİLERİNİ TÜRK HALKINA ÇOK DAHA YAKIN HİSSEDİYOR AMA…’

    Çalışanların kendilerini Türk halkına çok daha yakın hissettiğini gördüklerini de vurgulayan Dr. Yavçan,  sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu anlamda, istihdama uyumun gerçek anlamda bir sosyal uyum sonucunu da barındırdığını görmekteyiz. Erkeklerin kadınlara göre daha yakın olduğunu gördük ancak şaşırtıcı bir şekilde bu örneklemimiz içerisinde vatandaş olmuş Suriyeli üniversite öğrencileri de vardı. Vatandaş olmuş Suriyeli üniversite öğrencilerinin çok daha yüksek mesafesi olduğunu, çok daha mesafeli durduklarını gördük Türk halkına ve yine burs alan üniversite öğrencilerinin çok daha mesafeli olduğunu gördük. Şimdi, bu bizi şaşırttı, dedik ki: ‘İyilikten maraz mı doğuyor, ne oluyor? Bunlardan daha çok faydalananlar niçin daha mesafeli?’ Yine bunun üzerine kalitatif mülakatlar yaptığımızda gördük ki çoğu zaman yine sosyal uyumla çatışan bir konu bu. Vatandaş olduklarını söylediğinde ya da burs aldıklarını Türk arkadaşlarıyla paylaştıklarında çok ciddi bir reaksiyonla karşılaşıyorlar. Bu, onları karşı tarafa küstürüyor. Dolayısıyla ya saklamak zorunda kalıyorlar ya da bu sürtüşmeyi yaşamak zorunda kalıyor. Bu da onları bayağı olumsuz yönde etkiliyor. Demek ki bu da gösteriyor ki bu gibi konuların çok daha iyi anlatılması gerekiyor halka. Bu anlatılmaması durumu hem yerli halkı zorluyor hem de Suriyeli sığınmacıları zorlayan bir konu hâline geliyor.”

    ‘MEDYANIN DİLİ SİYASETTEN ÇOK DAHA NEGATİF’

    Suriyelilere ilişkin insani boyutun çok iyi anlatılması gerektiğini dile getiren Yavçan, "Medyanın da dili çok önemli ve hiç de olumlu bir dille karşı karşıya değiliz biz. Siyasetten çok çok daha negatif yani daha olay siyasallaşmadan önce medyada biz çok negatif şeyleri görüyorduk. Bizim çok önemsediğimiz bir şey insan yüzü, insani yönü konunun ve hep çok az sayıda gerçek bir insan yüzü, gerçek bir insan hikâyesi anlatılarak konunun anlatılması yani insanileştirilmesi konunun çok az gördüğümüz bir şey” dedi.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Suriyeli gazeteci: Adana Mutabakatı ve Astana görüşmeleri birleştirilmeli
    Rus ordusundan Suriyeli askerlere özel eğitim
    Lübnan Cumhurbaşkanı Aun: Suriyelilerin geri dönmesi için gerekli şartlar oluştu
    Etiketler:
    Aziz Aydınlık, Fatma Şenay Akyıldız, Edirne, İstanbul, Kilis, Atay Uslu, AK Parti, Bülent Sarıoğlu, Hürriyet, Meclis Göç ve Uyum Komisyonu, Başak Yavçan, Sığınmacı, TOBB, Türkiye, Suriyeli, Suriye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın