15:29 15 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Naci Bostancı

    AK Partili Bostancı: ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bu süreçten zarar görmesini beklemiyorum

    © AA /
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    Türkiye’den Suriye’ye Barış Pınarı Harekatı (214)
    0 55
    Abone ol

    AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, Suriye'nin kuzeyine yönelik başlatılan Barış Pınarı Harekatı'nın hedefinde terör örgütlerinin bulunduğunu söyledi ve harekatın, Kürtlere karşı yapıldığı iddialarını 'utanmazca, adice bir propaganda' olarak nitelendirdi. Bostancı, ABD-Türkiye ilişkilerinin bu süreçten zarar görmesini beklemediğini söyledi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Milli Suriye Ordusu (eski adıyla Özgür Suriye Ordusu) ile birlikte Suriye'nin kuzeyinde başlattığı Barış Pınarı Harekatı hem yurt içinde hem de yurt dışında gündemin ilk sırasına oturdu.

    ABD ve Batı başkentlerinde Türkiye'nin bu operasyonuna eleştiriler de yöneltildi. ABD’de hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat senatörler Ankara’ya yaptırım uygulanmasını istedi. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ve Demokrat Senatör Chris Van Hollen tarafından yaptırım içeren tasarı hazırlandı.

    Türkiye’nin bu operasyondaki amacını, ABD ve Avrupa’dan gelen itirazları, Ankara’ya yönelik olası yaptırım kararlarını AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı ile konuştuk. Bostancı’nın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

    'HAREKAT TERÖR YUVALARINA KARŞI ULUSLARARASI HUKUKA UYGUN YAPILIYOR'

    - Fırat’ın doğusuna yönelik uzun süredir konuşulan harekat ‘Barış Pınarı’ adı ile başlatıldı. Türkiye’nin bu harekat ile amacı nedir?

    Biliyorsunuz harekat yapılan bölgede adı YPG olan fakat esasen içeriği PKK olan bir örgüt bir süredir kendi egemenliğini kurmaya çalışıyor. Terör örgütlerinin egemenlik kurma biçimleri malumdur. Bölge halkının iradesine el koyarlar, zorbalık, despotluk, nüfus hareketleri ve aynı zamanda insanları belli yerlere gönderme ve kendilerine itiraz edenleri tasfiye etme, şiddet kullanma, cinayet işleme, bunlar terör örgütlerinin bildik yöntemleridir. PKK’nın yöntemleri konusunda da Türkiye’deki insanlar aşağı yukarı 40 yılı aşkın bir süredir bilgi sahibiler. Çok katliamlar, çok zorbalıklar yaptılar, çok cinayetler işlediler. Kariyerini, müktesebatını bu şekilde oluşturmuş bir terör örgütü ile karşı karşıyayız.

    Bu terör örgütü bölgedeki insanlar için bir tehdit ve tehlikedir her şeyden önce. Kürtler için tehlikedir, Türkmenler için, Araplar için tehlikedir. Müesses yapılan devletler için tehlikedir. Sadece sınırımıza yakın diye  Türkiye için bir tehlike olduğu düşünülmesin. Terör örgütlerinin amaçları, çıkarları neyi gerektiriyorsa gayri meşru yöntemlerle bunlara başvurmakta hiç tereddüt etmedikleri için aslında Avrupa için medeni dünya için her zaman bir tehlike ve tehdittir. Çünkü o ülkelerdeki birtakım maceraperestler terör örgütleriyle iç içe geçerek silahlı eğitim almakta daha sonra ülkelerine dönerek çeşitli eylemelere karışmaktadırlar. PKK’nın da bu yönde uluslararası bağlantıları olduğunu biliyoruz.

    Türkiye, bölgede sürekli bir istikrarsızlık kaynağı olan, bölge halkları için bir tehdit ve tehlike olan bizim için de güney sınırımızda bir terör koridoru oluşturmak isteyen bu yapıya karşı dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştı. Çok çeşitli uyarılar yaptı. Canı yanmış bir ülke. PKK’nın neler yaptığına uzun yıllar şahit olmuş bir ülke. Dolayısıyla müktesebatı bu şekilde oluşmuş bir terör örgütünün tırnakları tutmaya başladığında bölgede neler yapabileceğine ilişkin de gerçekçi bir gerçek perspektifi olan bir ülke.  Bu çerçevede uluslararası hukuka uygun, iç hukuka uygun bir tarzla bir yöntemle, biliyorsunuz Meclis’te Irak, Suriye burada sınır ötesi harekata ilişkin şümulü, kapsamı ihtiyaçlara göre  karar verilen tezkereyi çıkardık. HDP hariç, dört parti ittifakla bu tezkereye destek verdi. Böylelikle ordumuz oradaki terör yuvalarına karşı tamamen, terörün lojistik örgütlenmesine, terörü sevk eden, yöneten patronaj durumundaki insanlara ve militanlara yönelik, bütün hedefi, kapsamı ve sınırlılığı bu olan bir harekat başlattı.

    'SİVİL HALKIN BURNUNUN KANAMAMASI, SÜRECİN İTİNAYLA YÜRÜTÜLMESİ TSK’NIN HASSASİYETLERİDİR'

    Sivil halkın burnunun kanamaması , hiç kimsenin bundan zarar görmemesi, sürecin itinayla yürütülmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin hassasiyetleridir. Esasen uzun yıllardan bu yana sınır ötesi harekatlar yapmış, dolayısıyla tecrübeye sahip bir ordu niteliğindedir. Zeytin Dalı, Afrin harekatı malum buradaki operasyonlar, keza Irak sınırından Kandil’e doğru yapılan operasyonlar silahlı kuvvetlerin sivil halka zarar vermeden sadece terörü hedefleyen bir tarzda operasyonlar yürütmesi konusunda ona çok güçlü bir nitelik kazandırdı. O çerçevede hedefi kapsamı terör örgütleri olan bir harekat başlatılmıştır.

    'UTANMAZCA, ADİCE BİR PROPAGANDA'

    - Bu harekatın Türkiye’nin sık sık dile getirdiği Suriye’nin toprak bütünlüğü vurgusuna aykırı olduğu, harekatın Kürtlere yönelik gerçekleştiği yorumları da yapılıyor? Bu yorumları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bunlar kesinlikle propaganda. Bir kere Türkiye’de Kürtler var. Kürtler bu ülkenin vatandaşları. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu ülkedeki 82 milyon insanın devleti. Önemli olan Kürtlük, Türklük değil, meşruiyet gayri meşruiyet. Siz bir terör örgütü olarak yapılanıyorsanız, kimliğiniz, memleketiniz, milliyetiniz bunların hiç birinin önemi yoktur. Siz gayrimeşru çizgide insanlık için tehlike oluşturan bir yapı kuruyorsunuz demektir.  Bunun içinde çok farklı unsurlar olduğunu da biliyoruz. Yani PKK’nın içinde farklı unsurlar da var. Kürtlerin adına davrandıkları sadece bir propagandadır. PKK uzun yıllar boyunca zorbalığını öncelikle Kürtlere karşı yapmıştır. YPG de bölgede egemenlik kurarken ilk zorbalıklarını kendilerine itiraz eden Kürtlere karşı yapmışlardır. Dolayısıyla bu utanmazca adice bir propagandadır yani Kürtlere karşı yapıldığı propagandası. Terör örgütünü kamufle etmek için bir kamuflaj unsuru olarak bu kullanılmaya çalışılıyor.

    'ORTA VADEDE SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLEYEN BİR HAREKETTİR'

    Türkiye’de, Türkler, Kürtler herkes barış içinde yaşasın diye demokrasinin, cumhuriyetin imkanları, şartları esasında siyasi rejim vardır. İnsanlar serbestçe örgütlenebilirler, fikirlerini söyleyebilirler. Yeter ki terör örgütüne lojistik destek mahiyetinde nitelik kazanmasın. Dolayısıyla Türkiye’deki hiçbir insanın hiçbir devlete ilişkin mekanizmanın etnik temelli bir hassasiyetle bu işlere bakma şeklinde bir tasavvuru dün olmamıştır, bugün yoktur, yarın da olmayacaktır. Buradaki bütün hassasiyet kesinlikle terör örgütüne karşıdır öncelikle bunun altını çizmek isterim. İkincisi, Suriye’nin toprak bütünlüğü Türkiye için son derece önemlidir. Biz bunun korunması istikametinde Astana sürecinde çeşitli platformlarda her zaman bu görüşü dile getiriyoruz. Türkiye’nin bu operasyonu şu anda istikrarsız olan bir coğrafya da bir yapılanma kurmak isteyen ve esasen Suriye’nin toprak bütünlüğü için kalıcı bir tehdit oluşturma riski bulunan yapıya karşı meşru bir devletin, doğan bir tehlikeye karşı girişimidir. Bu Suriye halklarının kesinlikle çıkarınadır ve orta vadede bakıldığında Suriye toprak bütünlüğünü destekleyen bir harekattır.

    'TERÖR ÖRGÜTLERİ ORADAN ATILANA, YOK EDİLENE KADAR SÜRECEKTİR'

    - Türkiye’nin bu harekatının süresine ilişkin bir öngörünüz var mı, ne kadar sürer?

    İhtiyaçlar çerçevesinde terör örgütleri oradan atılana, yok edilene kadar sürecektir. Hedefi bellidir, terör örgütleridir.  Onların kurmuş oldukları despotik yapıdır, esir aldıkları halkın iradesinin özgürleştirilmesi meselesidir. Kürklerin, Arapların, o bölgede yaşayan Türkmenlerin huzur içinde yaşayacağı bir ortamın kurulmasıdır. Türkiye’de 3,5 milyon mülteci var. Bunların içerisinde Kürtler de, Araplar da, Türkmenler de var. Türkiye’nin bir etnik hassasiyetle davranma durumu olsaydı bir ayrım yapardı, ne dün yapmıştır bu ayrımı ne bugün yapmıştır ne yarın yapar. Bu kapı herkese açıktır. Türkiye devletinin tavrı kesinlikle sadece ve sadece insanlık için bir tehlike ve tehdit oluşturan terör örgütüne karşıdır. Onun da ne adına konuştuğu ne tür iddialara sahip olduğu bunların hiçbir kıymeti yoktur. Terör bir insanlık suçudur, teröre karşı de herkesin pozisyon alması en başta insanlık görevidir.

    'BU İŞ LOBİLERLE KÜÇÜK GRUPLARLA, ONLAR ESAS ALINARAK YÜTÜRÜLECEK BİR İŞ DEĞİLDİR'

    - Türkiye’nin bu harekatına yönelik hem ABD’den hem de Avrupa ülkelerinden itiraz sesleri geliyor. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Farklı sesler var, farklı değerlendirmeler var. Tabii orada PKK yapılanmasına  ilişkin en temelde meşru devletlerin alması gereken bir pozisyon var. Bir terör örgütüne karşı bir devletin ödevi ve sorumluluğu olan bir pozisyon vardır. Biz de bunları hatırlatmaya devam edeceğiz elbette. Tabi Ortadoğu coğrafyası son derece karışık, iç içe geçmiş uluslararası ilişkiler ağına sahip olan bir coğrafya. Dolayısıyla bazen küçük çıkarlar için çeşitli ülkelerin içindeki lobilerin birtakım bu Ortadoğu coğrafyasında pozisyon almaya dönük girişimleri ve kamuoyu oluşturma çabaları oluyor. Ama bu iş lobilerle, küçük gruplarla, onlar esas alınarak yürütülecek bir iş değildir. Devletlerin, devlet olma vasfından, uluslararası hukuka bağlılıktan kaynaklanan değişmez bir pozisyonları vardır. Yani bugün benim çıkarıma şu yarın çıkarımı şu şeklinde çıkan esaslı bir bakış değil ilke esaslı bir bakışla davranıldığında kesinlikle Suriye’nin toprak bütünlüğü, teröre karşı olma, insanların esenliği, her türlü despotça yöntemlerle egemenlik kurmak isteyen yapılara itiraz, bunlarla mücadele edenlere de elinden geliyorsa maddi destek, gelmiyorsa hiç olmazsa moral desteği sağlamak bu ülkelerin ödevidir.

    'TÜRKİYE’NİN ÇOK YALNIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUZ'

    - AB’den, Avrupa’dan ve Arap ülkelerinden gelen itirazlara bakıldığında, sizce Türkiye biraz bu konuda yalnız mı kaldı ?

    Türkiye’nin çok yalnız olduğunu düşünmüyoruz. Yani insanlık kamuoyu, dünya kamuoyu Türkiye’nin bu haklı girişimini eminiz ki biliyorlar, meşruiyetten, özgürlükten, halkların esenliğinden yana olanların Türkiye’nin bu operasyonunu desteklediğinden şüphemiz yoktur.

    'ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN BU SÜREÇTEN ZARAR GÖRMESİNİ BEKLEMİYORUM'

    - ABD’de bazı senatörler, Türkiye’nin operasyonlarını durdurması halinde askeri ve ticari sektörlere yönelik yaptırım istediler, bu konuda bir tasarı da hazırladılar. Bu tasarıyı nasıl değerlendiriyorsunuz, yaptırım gelmesi halinde Türkiye nasıl adımlar atar?

    Amerika çok katmanlı bir ülke, farklı çevreler var. Dolayısıyla Amerika homojen bir şekilde tek bir sesin çıktığı bir ülke değil. Esasen böylesine büyük ve dünya siyaseti ile kapsamlı ilişkileri olan bir ülkeden de tek bir sesin çıkması beklenmez. Ama nihai olarak iş politikaya geldiğinde orada bütün bu farklı seslerin ötesinde belli istikamette bir politikanın uygulandığı çok açıktır. Türkiye, ABD’nin stratejik ortağıdır, uzun yıllara dayanan dostluğu ve yakınlığı vardır. Biz bu bölgedeki terör yapılanmasına uzun zamandan beri dikkat çekip, ABD’ye de gereken bilgileri aktardık.  Hatta güvenli bölge oluşturulmasına ilişkin birtakım müzakerelerde oluşturuldu. Yani bu iş böyle bir günde sürpriz bir şekilde ortaya çıkmış bir hadise değil. Dolayısıyla ABD’de ilgili çevreler Türkiye’nin pozisyonunun ne olduğunu, hassasiyetlerinin ne olduğunu, stratejik ortaklık esasında beklentilerinin ne olduğunu, buna karşılık ABD’nin de pozitif manada ne tür adımlar attığını gayet iyi biliyorlar. Dolayısıyla nihaiyi noktada ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bu süreçten zarar görmesini beklemiyorum.

    - ABD’den bir yaptırım beklemiyor musunuz yani?

    Zarar görmesini beklemiyorum.

    'ANKARA-ŞAM DİYALOĞUNA YÖNELİK HERHANGİ BİR ADIM ŞU AN İÇİN SÖZ KONUSU DEĞİL'

    - Muhalefet de dile getiriyor, Suriye krizinin ve mülteci sorunun çözümü için Ankara ile Şam diyaloğunun önemini. Siz Ankara-Şam diyalog önerilerine nasıl bakıyorsunuz, böyle bir adım mümkün olabilir mi?

    Benim gördüğüm öyle bir adım yok. Tabi buradaki gelişmelerle ilgili  muhataplar da var çok çeşitli, Türkiye onlarla görüşüyor. Onları bilgilendirerek de aynı zamanda yoluna devam ediyor. Şam rejimiyle kategorik bir anlaşmazlığımız var malum, uzun yıllara dayalı. Yaşanan çok trajediler var. O yüzden herhangi bir adım şu an için söz konusu değil.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Konu:
    Türkiye’den Suriye’ye Barış Pınarı Harekatı (214)
    Etiketler:
    Yaptırım, Lindsay Graham, Donald Trump, ilişki, Barış Pınarı Harekatı, TSK, ABD, Suriye, AK Parti, Naci Bostancı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın