11:36 25 Ocak 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    RS FM’de yayınlanan Gündem Dışı programına konuk olan Dr. Yalçın Armağan, “İkinci Yeni şairlerinin şiiri başta bir gençlik hatasıyla söylenmiş saçma sapan sözler olarak görüldü. Sonradan bir şiir tarzı olduğu anlaşıldı” dedi.

    Serhat Sarısözen ile Gündem Dışı’na Türk Dili ve Edebiyatı doktoru akademisyen Yalçın Armağan katıldı.

    İmgenin Türkiye’de şiir eleştirisi alanındaki tarihini inceleyen Yalçın Armağan, “1950’lerin sonlarına doğru İkinci Yeni şairlerinin şiirinin bir gençlik hatasıyla söylenmiş saçma sapan sözler değil, bir şiir tarzı olduğu anlaşılıyor” dedi.

    İkinci Yeni şiirine gösterilen dirençten yola çıkılarak eleştirel bir ‘anlatı’ kurmayı amaçlayan Armağan, ‘İmkânsız Özerklik: Türk Şiirinde Modernizm’ adlı eserinde 1950’li yılların ikinci yarısında Türkçe edebiyatta yaşanan ‘modernist’ dönüşümü anlamak için bu edebiyata verilen tepkilerin nedenlerini sorguladı.

    Son kitabı ‘İmgenin İcadı’ adlı kitabında ise Armağan, ‘İkinci Yeni’nin meşruiyetini ve İkinci Yeni’ye gösterilen direncin zaman içinde nasıl kırıldığını, başlangıçta anlamsız bulunan şiirlerin ‘imgeci şiir’ adıyla nasıl kabul gördüğünü ele alıyor.

    Armağan, “1980’lerden sonra bu şairler daha fazla değer görüyor, şiirleri yayınlanmaya başlanıyor. Elbette bugünkü kadar ilgi yine yok” diye konuştu.

    ‘Aksine artık şiirin tanımı İkinci Yeni’nin dili esas alınarak yapılıyor’

    “1950‘lilerde İkinci Yeni’ye karşı bir direnç gösterse de artık İkinci Yeni’ye karşı bir direnç gösterilmiyor. Aksine artık şiirin tanımı İkinci Yeni’nin dili esas alınarak yapılıyor. İkinci Yeni’ye karşı geliştirilen kültürel tepkideki dramatik değişimin nasıl gerçekleştiği ise yanıtlanması zor, ama mutlaka sorulması gereken bir soru.”
    ‘Estetik kıymetin zaman içinde nasıl değiştiğinin en çarpıcı örneklerinden biri’
    “Edebi alanda estetik kıymetin zaman içinde nasıl değiştiğinin en çarpıcı örneklerinden biri, İkinci Yeni’dir. Ortaya çıktığı 1950’lerde dirençle karşılanan bu tarz, 1960’ların başında zayıf da olsa bir meşruiyet zeminine kavuşmuş ama 1965’ten itibaren yaşanan zemin kaymasıyla meşruiyet krizine girmiş, 1981’den itibaren itibar kazanmaya başlayarak krizi kendi lehine çözmüş ve nihayet 1990’lara gelindiğinde kanonik, kurucu modernist şiir olarak kabul görmüştür. 1950’lerde anlamsız bulunan şiirler, zamanla, başyapıt kategorisine yükseltilmiştir”

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Modernite, Türk dili, Şiir
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın