07:30 22 Ekim 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 81
    Abone ol

    Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, ABD’nin yaptırımlar yoluyla kendi eliyle ‘ötekiler ittifakı’ inşa ettiği görüşünde. “Yaptırımların sonucu elbette sadece Türkiye ile sınırlı değil" diyen Erol’a göre süreç, ABD-AB ve NATO ile ilişkiler bağlamında yeni krizler olarak kendini gösterebilir.

    Türkiye’ye yönelik yaptırımlar içeren 2020 yılı Ulusal Savunma Yetki Yasası, (NDAA) Kongre’de kabul edilmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump tarafından da imzalanarak onaylandı. Türkiye’yi Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alımı gerekçesiyle F-35 programından dışlayan, ‘CAATSA’ olarak bilinen ‘ABD’nin hasımlarıyla yaptırım yoluyla mücadele’ yasasının uygulamasını içeren söz konusu yaptırımlar, Rus doğal gazını Karadeniz üzerinden Türkiye’ye taşıyacak TürkAkım ile Baltık Denizi üzerinden Almanya’ya uzanacak Kuzey Akım-2 projelerindeki gemi şirketlerinin ABD’ye girişlerinin engellenmesini ve mal varlıklarına el konulmasını da kapsıyor.

    ‘Yaptırım kararları acziyet göstergesi’

    Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Sputnik için yaptığı değerlendirmede, ABD’nin yaptırımlar ile ikili ilişkilerde tek taraflılık anlayışını Türkiye’ye kabul ettirmeye çalıştığını ifade etti. Erol, “Türkiye’nin başta Suriye merkezli Ortadoğu politikası, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’da izlediği politikalar ve bu bağlamda geliştirdiği ikili ve bölgesel işbirlikleri, ABD’nin ‘büyük Ortadoğu projesine’ yönelik bir tehdit olarak algılanmakta. ABD, bu önleyici-oyun bozucu politikalarından dolayı Türkiye’yi cezalandırmak istiyor” dedi.

    ABD’nin ‘oyun kurucu’ rolünü kaybettikçe hırslandığını ve saldırganlaştığını belirten Erol’a göre, yaptırım kararları bu bağlamda bir ‘acziyet göstergesi’ ve müttefiklik ruhuna hiçbir şekilde uygun düşmüyor.

    “Ankara’nın bu girişimleri dostça bir eylem olarak görmesini ve sineye çekmesini hiç kimse beklememelidir. Ankara elbette buna zamana yayılı bir şekilde gereken cevabı verecektir. Konjonktür buna fazlasıyla uygundur” diyen Erol, şöyle devam etti:

    ‘Mahiyeti çok daha geniş; Rusya kadar AB ve Çin de yelpazede’

    “ABD’nin son yaptırım kararları her ne kadar doğrudan doğruya Türkiye’ye yönelik olarak gözükse de aslında mahiyeti ve hedefleri boyutuyla çok daha geniş bir yelpazeyi içine almaktadır. Bu yelpazenin içerisinde Rusya kadar Avrupa Birliği (AB) ve hatta Çin de var. Zira bu aktörler son dönemde izledikleri politikalar itibarıyla her geçen gün ‘ABD’nin hasımları’ tanımına girmekte. Rasyonel düşünme yeteneğini kaybetmeye başlayan ABD, kendi elleriyle bir ötekiler ittifakı inşa ederek yaptırımları etkisiz kılacak bir alt yapıyı da oluşturuyor. Dolayısıyla son yaptırım kararları, ABD’nin halen yeni dünya ve Türkiye gerçeğini anlamaktan çok uzak olduğunu göstermekte.”

    ‘Türk Akım ve Kuzey Akım-2’ye yönelik kararlar dış siyaset ve enerji güvenliği politikalarına müdahale’

    Prof. Dr. Erol, özellikle, ABD’nin Türk Akım ve Kuzey Akım-2 bağlamında aldığı yaptırım karalarını ise bu ülkelerin dış siyasetlerine ve enerji güvenliği politikalarına yönelik bir müdahale olarak değerlendirdi.

    “ABD bu ülkelerin birer bağımsız ve egemen devlet olduklarını adeta unutmuş gözükmektedir” diyen Erol’a göre ABD sadece Türkiye’nin değil, AB’nin de Rusya ile ilişkilerini güçlendirmesinden rahatsızlık duyuyor ve öncelikli olarak Rusya’yı hedef alan ABD, yaptırım kararlarıyla müttefiklerini bir tercihe zorluyor.

    ‘AB kendisini de derinden etkileyeceğinin farkında’

    ABD’nin ‘Rusya tehdidi’ kartı istediği sonucu vermediği için her gün yeni bir kartı piyasaya sürdüğünü ifade eden Erol, “Ankara’daki iradeyi hedef alan yeni yaptırımlar sürecinin sonucu elbette sadece Türkiye ile sınırlı kalmayacaktır. AB, Türkiye’ye yönelik bu yaptırımların ucunun bir süre sonra kendisini de derinden etkileyeceğinin farkında. Bundan ötürü süreç kendisini ABD-AB ve NATO ile ilişkiler bağlamında yeni krizler olarak göstereceğe benziyor” dedi.

    ‘NATO, ABD’nin dayatmacı politikalarına karşı mücadele edilmesi gereken bir alan’

    Bunun da ABD’nin yalnızlaşması ile eşdeğer olduğunu kaydeden Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, “Bu durumda Türkiye açısından NATO terk edilmesi gereken bir örgüt değil, ABD’nin dayatmacı, baskısı politikalarına karşı mücadele edilmesi gereken bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla ABD yaptırımları, söz konusu aktörler arasındaki işbirliği ve dayanışmayı daha da arttıracaktır. Aksi takdirde, özellikle AB’nin ABD’ye bağımlılığı birçok açıdan devam edecek ve yeni uluslararası sistemde hedeflediği konumu elde edemeyeceklerdir” şeklinde konuştu.

    ‘Tercih yapması gereken ülke, ABD’

    Bu adımların Türkiye’yi yeni, radikal bir karar alma sürecine doğru ittiğini de ifade eden Erol, şöyle devam etti:

    ABD ile daha sıkı, tek taraflı bir ittifak ilişkisine yol açmayacağı ortada. Daha da ötesi, Türkiye, ABD yönetiminin bu kararlarının düşmanca bir tutumun -niyetin sonucu olduğu kanaatine varırsa bu durumda ona göre bir pozisyon belirleyecektir. ABD’nin Türkiye’yi kendi eksenine çekme çabaları çok farklı bir eksenin doğuşuna sebep olabilir. Dolayısıyla burada tercih yapması gereken bir ülke var ise o da ABD’nin kendisidir. ABD ya yeni dünya ve Türkiye gerçeğini anlayacak ve ona göre ikili ilişkilerin adını koyma ve çerçevesini belirleme noktasında mutabakata dayalı bir anlayışı-uygulamayı kabul edecek ya da ‘Türkiyesiz bir ABD’ gerçeğinin soğuk gerçeğiyle yüzleşecek.”

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın