20:09 27 Ocak 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 84
    Abone ol

    CHP’li Umut Oran, Kanal İstanbul Projesi’nin ÇED raporuna itirazlarını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iletti. Oran, 34 maddelik itiraz dilekçesinde, “Montrö Sözleşmesi'nin omurgası olan Türk Boğazlarının bütünlüğünü bozarak, değiştirebilecek süreçlere karşı bir planınız var mıdır?” diye sordu.

    CHP’nin eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski İstanbul Milletvekili Umut Oran, Kanal İstanbul Proje ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunu kabul etmesi üzerine 1595 sayfalık rapora itirazlarını 34 maddelik itiraz dilekçesi hazırladı.

    Umut Oran’ın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne ilettiği itiraz dilekçesini tam metnini de kişisel web sitesinde yayınladı. Oran’ın,  dilekçesinde Kanal İstanbul’a yönelik itiraz ve saptamalarından bazıları şöyle:

    Montrö Sözleşmesine etkisi için Dışişleri, Milli Savunma ve Genelkurmay’dan görüş alındı mı?

    • “Dünyada, mevcut doğal ve işleyen bir boğaz var iken buna paralel, insan yapısı, alternatif bir kanal örneği var mıdır?
    • ÇED raporunun 6-28 sayılı bölümünde Montrö Antlaşmasına üstünkörü biçimde atıf yapılmış. Kanalın gerçekleşmesinin, sadece Türk Boğazlarından geçişi düzenlemeyen aynı zamanda Karadeniz-Marmara ve Çanakkale bölgesinde bir güvenlik rejimi de tesis eden, Montrö Sözleşmesine etkisi için neden sadece Eski Danıştay Üyesi, Deniz Ulaştırması Genel Müdürü Ali Kurumahmut'un görüşü ile yetinilmiştir? Bu konuda Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve/veya Genelkurmay Başkanlığından görüş alındı mı, alınmadıysa neden? Ulusal savunmamızla doğrudan ilgili bir konuda bunu yapılmamasının yaratacağı vahim sonuçlar nasıl önlenebilecektir?
    • Montrö Sözleşmesinin omurgası olan Türk Boğazlarının bütünlüğünü bozarak, değiştirebilecek süreçlere karşı bir planınız var mıdır?

    Proje maliyeti 75 milyar TL’nin çok üzerine çıkmayacak mı?

    • ÇED raporunda, ‘Projeden etkilenecek tarım arazilerinin miktarı ve bina/yapıların sayısı, projenin inşaat aşamasından önce yapılacak harita ve kamulaştırma işlemleri sırasında belirlenecektir. Eldeki mevcut veriler temelinde, mülkiyet düzenlemesi gerektiren yerlerde hangi tür taşınmazın etkilenebileceği hakkında kesin bilgi verme olanağı yoktur’ denilmesi projenin halen birçok eksiği bulunduğunu göstermiyor mu? Bu saptama karşısında proje için 75 milyar TL maliyet açıklanmış olması kamuoyunu yanıltmıyor mu? Bu durumda proje maliyeti 75 milyar TL’nin çok üzerine çıkmayacak mı?

    Açılacak taş ocakları ormanlık alana zarar vermeyecek mi?

    • Kanal İstanbul’un hafriyat işleri sırasında İstanbul’un 30 yıllık molozu çıkarılarak taşınacağı hesabı doğru mudur? Arnavutköy ve Kemerburgaz’da açılacak taş ocakları ormanlık alana zarar vermeyecek mi?
    • Proje nedeniyle TEM otoyolunda aktif olarak günlük olarak 816 ağır taşıtın dahil olması, otoyola bağlantı yolları açsanız bile geçiş yapılacak yerleşim yerlerindeki vatandaşın hayatını zora sokmayacak mı? Trafik terörü estiren hafriyat kamyonlarının hızları mekanik olarak sabitlenecek mi, konum ve hızları GPS ile takip edilecek mi?
    Yabancı bayraklı bir gemi neden ücreti karşılığında Kanal İstanbul’dan geçsin?
    •  ÇED raporunda, ‘Uğraksız olmayan bir geçişin Kanal İstanbul yoluyla yapılmasının zorlanması ve önemle tavsiye edilmesi, Boğazlardan denizden geçiş ve ulaşım özgürlüğü ilkesinin açık bir ihlali olacaktır’ denilmesi karşısında yabancı bayraklı bir gemi ücretsiz Boğaz geçişi dururken neden ücreti karşılığında Kanal İstanbul’dan geçecek, bu konu neden açıklanmıyor?
    Alt yapı gereksinimleri nedeniyle kaç ağaç kesilecektir?
    • Söz konusu kanal, Doğu Trakya’nın ekolojisini ne şekilde değiştirecektir? Kaybedilecek tarım arazisinin yıllık getirisi hesap edilmiş midir? Bu devasa projede alt yapı gereksinimleri nedeniyle kaç ağaç kesilecektir?

    Deprem ve tsunami anında gemi ve yolcuların güvenliği nasıl sağlanacak?

    • Raporda belirtildiği gibi deprem ve tsunami anında kanaldan geçiş eşzamanlı olarak nasıl kapatılacaktır? Deprem veya tsunami esnasında kanalda geçiş yapmakta olan gemilerin-yolcuların güvenliği nasıl sağlanacaktır?

    Marmara’daki kirlenmeyi kat be kat artırması tehlikesi yok mudur?

    •  Tuzluluk nedeniyle Karadeniz’den Marmara’ya doğru, saatte 8 kilometreden daha büyük bir hızla akacak yeni satıh akıntısı gerek Marmara ve gerekse Batı Karadeniz’de yaratacağı hidrografik etkiler ile eko sistem dengesi üzerindeki olumsuz etkileri modellemeler yapılarak irdelendi mi? İrdelendiyse bu akıntının, Karadeniz’de hakim kuzeyli rüzgarların da etkisi ile artacağı ve Tuna Havzası nedeniyle halen Karadeniz’in en kirli bölümünü teşkil eden (Tuna deltası) Batı Karadeniz’in kirli satıh sularını Marmara’ya taşıyarak ve zaten çok kirli olan Marmara’daki kirlenmeyi kat be kat artırması tehlikesi yok mudur?

    Boğaziçi’nden çok daha dar olan bu kanalda kazaya nasıl müdahale edecik?

    •  Genişliği en dar yerinde 275 metre ve 20,75 metre derinliğinde olan Kanalda herhangi bir gemi batması veya 1979’da yaşandığı gibi İndependenta benzeri bir süper tanker günlerce yanarsa, Boğaziçi’nden çok daha dar olan bu kanalda kazaya nasıl müdahale edilecek, gemi enkazları nasıl kaldırılacaktır? Acil durum prosedürleri oluşturuldu mu? Römorkörlerin ve kılavuz kaptanların planlanmış olması örneğin dümeni kilitlenen 340 metre boyundaki bir konteyner gemisinin kaza yapmasını tek başına önleyebilecek midir? Demirleme havzaları için kaç adet anti-kirlilik kiti bulundurulacaktır?

    Küresel ısınmanın yaratacağı olumsuzluğu nasıl gidereceksiniz?

    •  Kanal İstanbul projesi nedeniyle ortalama deniz seviyeleri de değişmektedir. Karadeniz'deki seviyenin 5 cm kadar düşebileceği ve Marmara Denizi’nde ise yaklaşık 2 cm artış (bölgesel olarak 3 cm’ye kadar) olabileceği belirtilmektedir. Küresel ısınmanın sonuçlarıyla birlikte deniz yükselmesi İstanbul’da boğaz kıyısındaki ikamet edenlerin yaşamlarına nasıl etki edecektir? Yaratacağı olumsuzluğu nasıl gidereceksiniz? İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine bu konuda hangi yardımları yapacaksınız?

    Verimli tarım ve orman alanı yok edilmiş olmayacak mı?

    •  Kanal projesi inşaat aşamasına geçerse 23 milyon metrekare orman alanı, 45 kilometre uzunluğunda ve ortalama 150 metre genişliğinde 136 milyon metrekarelik çok verimli tarım ve orman alanı yok edilmiş olmayacak mı?
    Küçükçekmece Nükleer Araştırma Merkezi için risk çalışması yapıldı mı?
    •  Gemi Akış Simülasyon çalışmasına göre mevcut sayının 2 katından fazla gemi gelmesi öngörüldüğüne göre Küçükçekmece Nükleer Araştırma Merkezi ve Kanal İstanbul'un uyumluluğunu kontrol etme amacıyla ayrı bir risk çalışması yapıldı mı, yapıldıysa içerik ve sonucu nedir?
    Güvenlik personeli yabancı uyruklulardan mı teşkil edilecektir?
    •  İnşaat alanını koruyabilmek için yüklenici tarafından silahsız güvenlik güçleri istihdam edilecek ve bu uygulama, Projenin hizmete açılmasına kadar devam edecek, İşletmenin kabulünden sonra, tesis, Yatırımcı tarafından istihdam edilen silahlı özel güvenlik ile mi korunacak? Yatırımcının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaması durumunda söz konusu silahlı güvenlik personeli yabancı uyruklulardan mı teşkil edilecektir?

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    'Katar Emiri'nin annesi Kanal İstanbul güzergahında arazi satın aldı' iddiası
    Kanal İstanbul güzergahında iki Arap iş insanının daha arazi aldığı ortaya çıktı
    Etiketler:
    Dışişleri Bakanlığı, Marmara Denizi, Çanakkale, Karadeniz, Genelkurmay, Milli Savunma Bakanlığı, İstanbul, Montrö Anlaşması, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED raporu, Kanal İstanbul Projesi, Umut Oran, CHP
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın