21:30 24 Eylül 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 56
    Abone ol

    Türk ve Rus liderlerin Libya’daki taraflara ateşkes çağrısında bulunmasıyla somutlaşan diplomatik çözüm arayış sürecini Sputnik’e değerlendiren Prof. Hasan Ünal “Rusya’yla birlikte barışçıl çözüme yönelmek, Türkiye’nin bölgesel kazanımları için önemli. Rusya’yla işbirliği, İsrail, Mısır, Suriye ve Lübnan’la anlaşmalar sağlanarak sürmeli” dedi.

    Uzun süredir Doğu Akdeniz’deki konumunu güçlendirmek ve kendisiyle birlikte Kuzey Kıbrıs’ın haklarını korumak için adımlar atan Türkiye, Libya’da da aktif bir rol üstlendi. Kısa süre önce Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'yle deniz yetki alanlarını belirleyen anlaşma imzalayan Türkiye, son olarak ülkede ateşkes ilanı için çağrıda bulundu. Söz konusu çağrı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, TürkAkım doğalgaz boru hattının açılışı için bulunduğu İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesinin ardından iki liderce yapıldı. 

    Libya Ulusal Ordusu lideri Halife Hafter, ateşkes çağrısından memnuniyet duyduğunu belirtse de, başkent Trablus’taki ‘terör operasyonlarının’ devam edeceğine işaret etti. Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj ise, Türkiye ve Rusya’nın ateşkes çağrısını memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Libya’da ateşkes henüz hayata geçmedi ancak Ankara ve Moskova, ülkedeki çatışmaların diplomasiyle çözümü için sembolik önemde bir adım atmış oldu. Zira Ankara’dan son günlerde gelen açıklamalar da Türkiye’nin Libya’ya muharip güç göndermeyeceğinin defaaten altını çizer nitelikteydi. 

    ‘Libya’da çözüm için Türkiye’yle Rusya’nın işbirliği şart’

    Söz konusu gelişmeler ışığında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de deniz sınırı olan ülkelerle ilişkilerinde hem de Libya’da izlemesi gereken politikanın ne olduğunu, Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, Sputnik’e anlattı. Ünal’a göre, Libya’da çözüm için Ankara-Moskova hattındaki işbirliği elzem: 

    Libya’da iç savaşın sonlanması için sanki karşı cephelerdeymiş gibi görünen Türkiye’yle Rusya’nın işbirliğine ihtiyaç var. Yakın zamana kadar Rusya’nın Hafter güçlerine destek verdiğine dair işaretler vardı ve ‘acaba Türkiye ile Rusya Libya’da karşı karşıya gelir mi’ diye endişeler söz konusuydu. Ancak Türkiye’nin Libya hükümeti ile bu mutabakatı imzalamasının hemen ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin ile konuyu ele almak üzere diplomatik bir girişim başlatması çok yerinde oldu ve bu endişeleri dindirmede önemli rol oynadı.

    ‘Rusya ateşkes çağrısıyla Hafter’e Türkiye’ye karşı destek vermeyeceğini gösterdi’

    Ateşkes çağrısının ne ölçüde karşılık bulup bulmayacağı henüz belirsiz olsa da; iki devletin böyle bir ateşkes çağrısında bulunması başlı başına önemli. Çünkü özellikle Hafter tarafının Rusya’nın kendilerine Türkiye’ye karşı destek vermeyeceğini görmeleri lazım. Ateşkes çağrısını Rusya’nın Türkiye’ye karşı Hafter’e destek vermeyeceği şekilde düşünüyorum. Türkiye’nin de konuyu silahla çözmek yerine diplomasiyle çözmek seçeneğine yöneldiğini düşünüyorum. İki tarafı desteklediği düşünülen iki devlet bir araya geliyorsa bu laf olsun diye değildir. Bu tarafların barışçıl çözüme işaret ettiğinin kesin kanıtıdır. Bu çabalar, Berlin süreci itibariyle de bir ortak Libya hükümeti oluşmasına destek olmak için önemli role sahip.

    ‘Türkiye, Rusya’yla işbirliğini bölgesel diplomatik hamlelerle sürdürmeli’

    Türkiye’nin Rusya’yla işbirliğinin Ankara’nın atacağı diplomatik hamlelerle taçlanması gerektiğine işaret eden Prof. Ünal “Buradaki kilit, Türkiye’nin Rusya’yla yaptığı bu diplomatik demarşa ilaveten neler yapacağı. Örneğin, Türkiye İsrail ve Mısır’la, Libya’yla imzaladığı anlaşmanın temellerine dayanan bir deniz yetki alanları sınırlandırılması anlaşması yapacak mı? Şu anda İsrail ile el altından böyle görüşmelerin yapıldığına dair laflar dolaşıyor. Eğer bunlar gerçeğe dönüşürse Türkiye’nin dış politikasında bir revizyon demektir. Eğer Mısır nezdinde böyle girişimlerde bulunulur ve Mısır’ın da Libya’yla imzaladığımız anlaşma çerçevesinde bir deniz yetki alanları sınırlandırılması mutabakatına gelmesi sağlanırsa bu hem Türkiye hem Mısır hem de İsrail’in lehine olur ve Türkiye muazzam mesafe kateder. Bu, Rusya açısından da olumlu olur çünkü Rusya’nın Türkiye’yi kaybetme lüksü yok. Türkiye belki de hem ekonomik hem askeri olarak Rusya’nın dış politikasındaki önemli bir öncelik” dedi. 

    ‘Türkiye oyun kurucu olabilmek için benzer anlaşmaları İsrail, Mısır, Suriye ve Lübnan’la da imzalamalı’

    Peki, Türkiye’nin Libya’da barışçıl çözümden kazanımı ne olur?  Prof. Ünal, Sputnik’in bu sorusunu şu sözlerle yanıtlıyor: 

    Diplomatik çözüm, Libya’da yeni gelecek hükümetin de Türkiye’nin imzaladığı anlaşmaya sadık kalmasının önünü açar. Zira bu anlaşma, Libya’ya bizim tarafımızdan 19 bin kilometrekare, öbür taraftan 36 bin küsür kilometrekare ekstra deniz yetki alanı sağlıyor. Anlaşma geçerliliğini korursa, Türkiye’nin bütün bu Akdeniz politikasının en önemli unsuru olarak kalmasının önü açılır. Anlaşma halihazırda, Yunanistan-Güney Kıbrıs’ın doğalgaz boru hattı projesinin de önüne geçmiş durumda. Türkiye’nin bölgede oyun kurucu olabilmesi için İsrail, Mısır, Suriye ve Lübnan’la da benzeri anlaşmalar imzalaması şart. Bunun yapılması, Türkiye’nin dış politikasında önemli bir revizyon olması demektir.

    ‘Bölgesel çatışma değil işbirliği’

    Türkiye’nin dış politikasındaki çelişkileri gidererek revizyon yapması gerektiğini savunan Prof. Ünal “Türkiye nasıl Venezüella’da ABD tarafından atanmış başkanı değil, meşru yönetimi muhatap görüyorsa, bu doğru politikanın Suriye’de uygulanması lazım. Suriye’de meşru yönetime karşı silahlı muhalif grupları destekleyen Türkiye’nin Libya’da da benzer hatalar yapmaması lazım. Mısır, şu an Türkiye’nin Libya’daki adımlarını ‘İhvancı yönetimi desteklemek koşuluyla kendisini batıdan çevreleme çabası’ olarak görüyor ve buna tepki veriyor. Türkiye, dış politikasında Mısır’la uzlaşacak şekilde bir revizyona gitmeli. Yoksa Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri de Türkiye’ye karşı Hafter’e desteği artırır. Bu yanlış politika, Türkiye’yi Libya’da bölge ülkeleriyle aktif bir savaşa sürükler. Bu yanlış politika da Türkiye’yi çıkmaza sürükler. Ancak benim öngörüm Türkiye’nin Libya’yla yaptığı anlaşmanın bölgesel ittifaka evrilmesi olası revize edilmiş bir politikanın parçası olduğu yönünde” diye ekledi.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Rus uzman Libya tezkeresini değerlendirdi: Türk askeri danışman sayısı artabilir
    Libya tezkeresi anketi: Çoğunluk Libya'ya asker göndermeye karşı
    CHP’den hükümete Libya soruları
    Libya Devlet Yüksek Konseyi: Türkiye ve Rusya'nın ateşkes çağrısını memnuniyetle karşılıyoruz
    Libya medyası UMH lideri Serrac’ın gözaltına alındığını iddia etti: Rusya yalanladı
    Etiketler:
    Berlin, Mutabakat, Fayez Al Sarraj, Halife Hafter, Vladimir Putin, Recep Tayyip Erdoğan, Ateşkes, Hasan Ünal, çözüm, Doğalgaz, Doğu Akdeniz, Türkiye-Rusya İlişkileri, işbirliği, Libya tezkeresi, Lübnan, Venezüella, Güney Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs, Yunanistan, Suriye, Mısır, İsrail, Libya, Rusya, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın