04:02 27 Kasım 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 216
    Abone ol

    2016’dan bu yana Ankara’ya vize serbestisi sözünü tutmayan AB, şimdi de Yunanistan ve Fransa’yla yaşadığı gerilim sebebiyle Türkiye’yle karşı karşıya geldi. Ancak Prof. Ünal’a göre 13 Temmuz’da Türkiye karşıtı sert yaptırım kararı çıkarsa, Türkiye’nin NATO üzerinden birliğin genişlemesini bloke edebileceği unutulmamalı.

    Fransa’nın Doğu Akdeniz’de Türkiye’yle yaşadığı gerilimin ardından Avrupa Birliği’ni 13 Temmuz’da toplanmaya çağırması sebebiyle AB’den yeni yaptırım riskiyle karşı karşıya olan Ankara, Pazartesi günü birliğin üst düzey temsilcisini ağırladı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile ortak basın toplantısı düzenleyen Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu "AB, Türkiye aleyhine ilave kararlar alırsa bunun karşılığını vermek zorunda kalacağız. Bu da çözüme katkı sunmaz" uyarısında bulundu. 

    Türkiye ile AB’nin çözümsüzlük listesi uzuyor

    Ancak söz konusu temas taraflar arasında sayıları bir süredir giderek artan sorunlara çözüm getirebilmiş değil. Halihazırda, Türkiye’ye vize serbestisi taahhüdü olan 2016 tarihli mülteci anlaşmasının yükümlülüklerini “Türkiye gerekli şartlara uymuyor” diyerek yerine getirmeyen AB, hem Yunanistan-Türkiye hem Fransa-Türkiye gerilimi hem de AB’den Türkiye’ye seyahat serbestisi gelmemesi sebebiyle Ankara’yla sert bir şekilde karşı karşıya gelmenin eşiğinde.

    ‘Temaslardan mucize beklenmemeli’ 

    Pazartesi günkü Türkiye-AB temasları ışığında birlik, birliğe üye ülkeler ve Türkiye arasında karmakarışık bir hal alan ilişkileri, Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, Sputnik’e değerlendirdi. Ünal’a göre Ankara’daki bu temaslardan çıkacak en kısa vadeli çözüm, AB ülkelerinden Türkiye’ye yönelik seyahat yasağının kaldırılması olacak: 

    “Dünkü görüşmelerden mucize beklemiyorum ancak Türkiye ile AB arasında devam eden turizm sorununun yakın zamanda çözüm bulması olası. Neticede, her ne kadar vaka sayısını 1000’in altına düşürmeyi henüz başaramamış olsak da, salgınla mücadele noktasında Türkiye’nin yürüttüğü süreç AB ortalamasına göre hiç fena düzeyde değil. Ben bu yüzden, Türkiye’ye yönelik seyahat yasağının ısrarla sürdürülmesini doğru bulmuyorum ve bu meselenin yakın zamanda çözüleceğine inanıyorum. Türkiye ile Almanya arasındaki görüşmelerin son derece yumuşak bir havada geçmiş olması da bu ihtimali destekler nitelikte.” 

    ‘Fransa’yla Türkiye’nin karşı karşıya gelmesi sorunları karmaşık hale getirdi’

    Prof. Ünal, Fransa’nın Türkiye’yle Doğu Akdeniz’de yaşadığı çıkar çatışması ve gerilimin, içinde bulunulan durumu daha karmaşık hale getirdiğini söylüyor. Ünal bunu “Türkiye çok uzun yıllardır adeta ezeli düşmanı gibi tavır takınan Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin kendisini hedef alan sert yaptırım taleplerine tanıklık ediyor. Ancak AB, bu iki tarafın şikayetlerine rağmen, önemli ticari ilişkileri sebebiyle hiçbir zaman Türkiye’yi hedef alan sert yaptırımlar uygulamadı. Fransa’nın gerilimde taraf olması, meseleyi katmerli bir hale soktu. Fransa, AB’nin bir nevi ‘siyasi patronu’. Eğer Fransa, Türkiye’ye karşı ağırlığını ortaya koyarsa o zaman Ankara aleyhine daha öncekilere benzemeyen ölçüde sert kararlar çıkabilir” sözleriyle anlattı. 

    ‘Her alanda Türkiye’ye karşı pozisyon alan Macron Fransa’sı’ 

    Prof. Ünal “Öte yandan, Fransa’nın tutumunun son derece tartışmalı olduğu da ortada. Fransa, oldukça garip bir şekilde, Suriye’nin kuzeydoğusunda PYD/YPG’ye, Doğu Akdeniz’de Yunanistan’la GKRY’ye, Libya’da ise Hafter’e destek veriyor. Buna rağmen de Türkiye’ye, son dönemlerinde kendisinin sözünü dinlemesi gereken bir pozisyonda bulunan Osmanlı İmparatorluğu muamelesi yapıyor. Halbuki, Macron Fransa’sını birinin öyle bir dünya olmadığı yönünde uyarması gerekiyor. Macron Fransa’sı demenin sebebi de, sürekli NATO’da Türkiye’ye karşı karar çıkarmaya çalışıp zaman zaman da ‘NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti’ gibi tutarsız çıkışlar yapan Macron yönetiminin varlığı. Halbuki Fransa, NATO’da daha önce pek çok Türkiye aleyhi girişiminden hiç bir sonuç alamadı. Buna rağmen kör şekilde ilerliyor” diye devam etti. 

    ‘AB’den sert yaptırım geldiği takdirde Türkiye, NATO’nun genişlemesini bloke eder’

    Türkiye’nin elinde AB’ye karşı önemli kozlar olduğunun da altını çizen Prof. Ünal “Fransa’nın anlamadığı bir nokta var. Bugün Türkiye, jeopolitik konumunun da kendisine verdiği güçle NATO’da Fransa’dan fazla olmasa bile en az Fransa kadar güçlü bir pozisyona sahip. Bu sebeple Türkiye, AB’den kendisine yönelik sert yaptırımlar gelmesi durumunda NATO’nun genişlemesini bloke eder. Bu da AB’nin genişlemesinin de önüne geçer. Çünkü AB’nin genişlemesi NATO’nunkine bağlı. Bu yüzden de ilişkiler Macron’un kaprislerine kurban edilmeyecek kadar önemli. AB üyesi ülkelerin kapalı kapılar ardında Türkiye aleyhine ağzına geleni söylemesine rağmen NATO toplantılarında yüzüne gülmek zorunda kalmasının sebebi tam da bu. Bu yüzden Türkiye’ye sert yaptırımlar uygulamak yine de zor” dedi. 

    ‘Çözüm bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmak’

    Prof. Ünal, Türkiye’nin AB’ye karşı elindeki kozları kullanmak zorunda kalacağı noktaya gelmeden önce daha etkin bir diplomasi yürütmesi gerektiğine de işaret ediyor. Ünal Türkiye, bütün bölge ülkeleriyle kavgalı. Bugün yalnızca İsrail ve Mısır’la bile iyi ilişkiler içinde olsaydık, bu Fransa’yla yaşanan gerilimin büyük ölçüde önüne geçerdi. Ya da Rusya’yla Libya’da tam bir işbirliği yine, Rusya’yla çok çeşitli alanlarda işbirlikleri olan Fransa’yı büyük ölçüde durdururdu. Ya da Almanya’yı yanımıza çekmek yine bu gerilimin büyümesini engellerdi. Kısacası yapılması gereken, çeşitli alanlarda karşı karşıya geldiğimiz tarafları uyarırken, ayrıca ortak işbirliği alanlarına da açık olmak. ‘Bize bir şey yapamazlar’ deyip diplomasi yollarını sonuna kadar kullanmamak doğru değil” diye konuştu. 

    ‘Türkiye hiçbir zaman AB üyesi olamayacak ve olmamalı, hedef özel statü olmalı’ 

    Ünal’a göre, Türkiye’nin gerekli bütün diplomatik adımları atarken unutmaması gereken bir şey var; o da AB’ye üye olmak yönündeki ‘imkansız ve yararsız’ hedefinden vazgeçmesinin gereği:

    Türkiye ile AB arasındaki tüm sorunlar hep böyle devam edecek. Çünkü bu ilişki bu şekliyle ilerleyemez. Yıllardır Türkiye, sanki gerçekten AB kendisini birliğe dahil edecekmiş gibi davranıyor; AB de sanki Türkiye’yi kabul edecekmiş gibi… Halbuki bu yalnızca bir ‘-mış gibi yapma’ süreci ve bundan vazgeçilmeli. Üstelik artık AB’ye üye olmaya değecek bir pozisyon da yok. Bu yüzden Türkiye’nin hedefi birliğin ayrıcalıklı özel statüsüne sahip olmak olmalı. Türkiye, AB ile yürürlükte olan Gümrük Birliği anlaşmasını da bir serbest ticaret anlaşmasıyla değiştirmeli ve böylece Türkiye, üçüncü ülkelerle ticaret yaparken AB’nin tarifelerine mahkum kalmamalı.”

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Avrupa Birliği'nin dış ticareti nisanda sert düştü
    Avrupa Birliği, 14 ülkeden seyahate izin vermeyi planlıyor
    AB, tam üyelik için aday Türkiye'ye turizmde kapıları neden açmadı?
    ‘AB, Türkiye’yi saflarına almamak için her defasında yeni sebepler buluyor’
    Çavuşoğlu, AB Temsilcisi Borrell'e BOREL hediye etti
    Etiketler:
    işbirliği, Almanya, NATO, Osmanlı İmparatorluğu, PYD/YPG, Suriye, Emmanuel Macron, Turizm, Halife Hafter, Rusya, Libya, Mısır, İsrail, Mevlüt Çavuşoğlu, Josep Borrell, Serbest ticaret anlaşması, Gümrük Birliği, Yaptırım, Avrupa Birliği, Hasan Ünal, Doğu Akdeniz, Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs, Kıbrıs, Yunanistan, Fransa, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın