06:32 13 Ağustos 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 169
    Abone ol

    ‘Türkiye-AB İlişkileri’ panelinde konuşan Türkiye’nin AB Nezdindeki Daimi Temsilcisi Mehmet Kemal Bozay “Türkiye, Akdeniz’de kendi Kuşak-Yol’unu oluşturma mücadelesi veriyor” dedi. Çekya Büyükelçisi Egemen Bağış da “Dün ülkenin AB üyeliğine karşı olan Fransa, bugün Libya’daki gücünü hazmedemiyor” diye konuştu.

    İstanbul Aydın Üniversitesi, ‘Geçmişten Günümüze Türkiye-AB İlişkileri’ paneli düzenledi. Zoom üzerinden gerçekleşen etkinlikte, Türkiye’nin Çekya Büyükelçisi Egemen Bağış, Türkiye’nin Avrupa Birliği Nezdindeki Daimi Temsilcisi Mehmet Kemal Bozay’la İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Sedat Aybar ve Prof. Dr. Kutay Karaca konuşma yaptı. Toplantıda söz alan Büyükelçi Bozay, dünyanın tanıklık ettiği Kovid-19 krizinin Türkiye’nin kendi ‘kuşak-yol’unu oluşturması gerektiğini bir kez daha gösterdiğini söyledi:

    ‘Türkiye, Doğu Akdeniz değil Akdeniz mücadelesi veriyor’

    “Kovid-19 krizi, Türkiye’nin kendi ‘kuşak-yol’ projesini oluşturması gerektiğini bir kez daha gösterdi. Zira biz Karadağ’ın Bar, Arnavutluk’un Durres ve Slovenya’nın Koper Limanı’na ulaşabilecek durumdayız. Bu konumumuz da göz önünde bulundurulduğunda, Libya’da yaşananlar aslında Doğu Akdeniz değil Akdeniz mücadelesidir. Bu mücadele, Türkiye’nin kendi ‘Kuşak-Yol’ girişimini oluşturma mücadelesidir. AB’nin de bunu görerek Türkiye’yle işbirliği yapması lazım. Ancak tersine Türkiye’nin bu mücadelesini geciktirmeye dönük adımlar atıyorlar. Halbuki Türkiye’nin güçlenmesi ABD-Çin arasındaki sıkışmışlığın da aşılması açısından önemli.” 

    ‘Dün Türkiye’nin AB üyeliğini hazmedemeyen Fransa, bugün ülkenin Libya’daki gücünü hazmedemiyor’ 

    Uzun yıllar devlet bakanlığı ve başmüzakerecilik görevleri üstlenen ve Türkiye’nin Çekya Büyükelçisi Egemen Bağış ise “Kaddafi döneminde 500 milyon avroluk petrol satışı yapan Libya’da bir zamanlar söz sahibi ülke Fransa iken, bugün Türkiye’nin orada söz sahibi olması Fransız yönetiminin hazmedebildiği bir durum değil. Aynı Türkiye’nin AB üyeliğini hiçbir zaman hazmedemediği gibi” diye anlattı. Bağış Türkiye-AB ilişkilerinin tarihini ise bir anekdotla özetledi:

     “Yıl 2009. Devlet bakanı ve başmüzakereci sıfatıyla o dönem Fransa'nın AB işlerinden sorumlu devlet sekreteri olan ve şimdiki Maliye Bakanı Bruno Le Maire ile bir araya gelmiştim. Birlikte bir yemek yedik ve ben o yemek esnasında Fransa’nın Türkiye’nin AB üyeliğini neden desteklemesi gerektiğini kendisine anlatıyordum; o da bana bu üyeliğe ilişkin çekincelerini… Le Maire’in orada bana söylediği bir söz bir hayli ilginç ve Türkiye’ye dönük tavrı özetler nitelikteydi. Le Maire bana ‘Biz AB’yi kuran ülkeler arasında ikinci büyük ülkeyiz, siz gelirseniz bizim önümüze geçeceksiniz, bunu nasıl kabul ederiz’ dedi. Ben bundan, Fransa’nın AB’de BMGK’dakine benzer bir daimi üye statüsü istediğini anladım. Ancak Le Maire ‘Hayır, söylemek istediğim bu değil çünkü bunun olması çok zor. Bizim istediğimiz sizin üyeliğinizi mümkün olduğu kadar geciktirmek.

    ‘Kovid-19 sınavdı ve soru AB’nin çalışmadığı yerden geldi’

    Büyükelçi Bozay AB’nin Kovid-19'la nasıl bir sınav verdiğiniKovid-19 bir sınavdı ve soru Avrupa Birliği’nin çalışmadığı yerden geldi. AB Komisyonu’nun müdahalesi sıkıntıda kaldı ve ülkeler kendi önlemlerini almaya giriştiler. Maskeler konusunda maskeler düştü. Can pazarına düşünce canan geri planda kaldı. Sağlık konusu bu kadar ön plana çıkınca Avrupa’daki kronik liderlik sorunu ortaya çıktı. Lider sıkıntısı olması da bu kriz karşısında AB’yi boşlukta bıraktı. Ardından, yükselen korumacılık, jeopolitik rekabet, ekonomik durgunluk ve jeoekonomik gerginlikler… Tam bu ortamda Avrupa, AB’de seçimlerini yapıp yeni parlamento komisyonu oluştu. Yeni komisyon ‘ben jeopolitik bir komisyon olacağım’ dedi. Ancak bunun olması çalışma gerektiriyor” sözleriyle aktardı. 

    AB’nin sağlık krizine hazırlıksız yakalandığının altını çizen Bozay “Bu dönem başladığında bir baktılar ki sağlık sektöründe ilaç hammaddesinin yüzde 80’i Çin’den, Hindistan’dan geliyor. Aşı konusunda ciddi çalışmaları yok. Baktılar ki, özel bir komisyonun böyle bir kriz anında ne yapacağını göremiyor. Bunun üzerine ilk önlemlerini almaya başladılar. Yavaş yavaş toparlandılar” vurgusu yaptı. 

    ‘Türkiye, bu krizi iyi değerlendirmeli’

    Bağış ise, Türkiye’nin, dünyayı etkileyen bu kriz sonrası krizi fırsata çevirme gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin Kovid-19 krizini doğru değerlendirmesi gerektiğine işaret eden Bağış “AB, Kovid-19 krizinde Türkiye gibi ülkelerin yardımına ihtiyaç duydu. Türkiye, bağlantılarını, ağını ve saygınlığını kullanan güçlü bir ülke. Türkiye bu krizi doğru değerlendirirse büyük avantaj sağlar. Bu süreçte bizim tişört üreticilerimiz maske üretici oldu. İçinde bor olan dezenfektan ürettik. Son derece esnek, kıvrak zekalı bir ülkeyiz. İnovasyonda da önemli yol kat ettik. Bugün Türkiye’nin insansız hava araçları, dünyanın gıpta ettiği noktaya geldi. Bu potansiyelimizi çok çalışarak bu kriz sonrasında gücümüzü artırmak için doğru şekilde kullanmalıyız” diye ekledi.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    AB, tam üyelik için aday Türkiye'ye turizmde kapıları neden açmadı?
    ‘AB, Türkiye’yi saflarına almamak için her defasında yeni sebepler buluyor’
    Çavuşoğlu, AB Temsilcisi Borrell'e BOREL hediye etti
    AB Komisyonu‘ndan ekonomide tarihi çöküş beklentisi
    AB Yüksek Temsilcisi Borrell: Türkiye ile ilişkilerimizdeki olumsuz eğilimi sonlandırmalıyız
    Etiketler:
    Hindistan, Bruno Le Maire, Çin, ABD, Slovenya, İstanbul Aydın Üniversitesi, Akdeniz, Doğu Akdeniz, Çekya, yüz maskesi, Maske, Hastalık, pandemi, Kovid-19, Libya, Mehmet Kemal Bozay, Egemen Bağış, Kuşak ve Yol, Arnavutluk, Karadağ, Fransa, Avrupa Birliği, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın