06:17 23 Ekim 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 2636
    Abone ol

    Avrupa Komisyonu'nun 2020 genişleme politikası raporunda, Türkiye'nin Avrupa Birliği’nden (AB) uzaklaşmaya devam ettiği ifade edildi. Raporda, Brüksel ve Ankara arasındaki görüşmelerin çıkmaza girdiği ve hiçbir maddenin açılması veya kapanmasının düşünülemeyeceği kaydedildi.

    Moskova Devlet Dışişleri Üniversitesi (MGIMO) İktisat Teorisi Bölümü'nden Doç. Yuliya Kudryaşova, Avrupa Komisyonu'nun bu raporunun sürpriz olmadığını, çünkü bir yandan AB'nin uzun zamandır böyle bir karar almak istediğini, diğer yandan da AB'nin artık ne ekonomik ne de politik açıdan Türkiye'nin ilgisini çekmediğini belirtti.

    Kudryaşova, Sputnik’e açıklamasında, şu değerlendirmede bulundu:

    "Avrupa Komisyonu’nun, Brüksel ve Ankara arasındaki üyelik görüşmelerinin çıkmaza girdiği ve yeni madde inceleme sürecinin engellenmesi gerektiği sonucu sürpriz değil. Bu durum onlarca yıldır böyle devam ediyor. Aslında bu durum AB’nin lehine. Çünkü asla Türkiye’yi içine alma niyeti yoktu. Hatta Türkiye’ye aday statüsü verilmesi ve bazı maddeleri açma sürecinin başlatılması bile, özellikle Avrupa Parlamentosu'nda bazı protestolara neden olmuştu. Önce yeni maddeler, güya Türkiye’nin belirli bitki sağlığı ve çevre standartlarını karşılamadığı gerekçesiyle engellenmişti. Ardından AB, politik sebeplerden dolayı yeni maddeleri engellemeye başladı. Bu nedenle yeni rapor yeni bir şey değil. Diğer yandan da Avrupa artık Türkiye için eskisi kadar ilginç gelmiyor. Türkiye eskiden AB’yi yeni teknolojiler kaynağı olarak görüyordu, şimdi aktif olarak Katar, Cezayir, İran, Kuzey Irak gibi doğu ülke ve bölgelerle enerji alanında iş birliği geliştiriliyor. İleri teknolojilere gelince de bugün Çin Türkiye’ye aktif olarak yatırım yapan ülke. Çin, üçüncü köprü ve Yeni İpek Yolu projesi kapsamındaki bazı diğer altyapı tesisleri gibi Türkiye’deki büyük projelere yatırım yapıyor. Yani son zamanlarda Ankara dış ekonomide rotasını doğuya çevirmiş durumda. Politik iş birliğine gelince de Avrupa değerleri hiçbir zaman Türkiye’ye yakın değildi. Liberal demokrat düzen genel olarak Türkiye’nin ruhsal ve politik geleneklere uymuyor. Yani mevcut durum her iki taraf için de uygun."

    Bu koşullarda, AB’nin devam eden Türk-Yunan ihtilafı nedeniyle önümüzdeki aralık ayında Türkiye’ye karşı yaptırım kararı alarak onsuz da kötü olan ilişkileri daha germeyi göze almayacağını dile getiren Kudryaşova, "Çünkü AB, yeni sığınmacı krizinden korkuyor. Örneğin yazın Türkiye, Avrupa’ya zayıf noktasını göstererek yeni sığınmacı krizinin yüksek olasılıklı olduğunu hatırlattı. Bu yüzden aralıkta durum değişmeyecek. Brüksel, Ankara’yı eleştirmeye devam edecek, ama somut tedbirler almayacak" dedi.

    Adalet ve uluslararası hukuk açısından Türkiye’nin, Yunanistan ile Ege ihtilafında zarar gören taraf olduğunu vurgulayan Kudryaşova, "Çünkü uluslararası hukukun hâlâ Lozan Antlaşması hükümlerine dayandığı ortaya çıkmış oluyor. Yani Yunanistan’ın karasuları, Türkiye karasularına göre orantısız şekilde büyük. Haritaya bakarsak bu 50’ye 50 olmaktan çok uzak. Bu nedenle Türkiye’nin pozisyonu anlaşılabilir. Türkiye şunu soruyor, neden mevcut durumda uluslararası hukuk, çok spesifik koşullarda imzalanan yüz yıl önceki anlaşmalara dayanıyor? Ama diğer yandan bu durumu değiştirmek için başvurduğu yöntemler de doğru değil. Durumu, yabancı karasulara girerek değil uluslararası kuruluşlar üzerinden hareket ederek diplomatik yollarla çözüme kavuşturmaya çalışması lazım" yorumunda bulundu.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Moskova Devlet Dışişleri Üniversitesi, Yuliya Kudryaşova, Rapor, Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın