11:21 25 Ekim 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 217
    Abone ol

    15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin üzerinden geçen 4 yıldan fazla sürede, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki (TSK) FETÖ ile mücadelede çok fazla mesafe alındığı belirtiliyor. Aynı zamanda operasyonlar da hız kesmiyor. Uzmanlar, konuyu farklı boyutlarıyla Sputnik’e değerlendirdi.

    Bu sabah İzmir merkezli 25 ildeki eş zamanlı operasyon çerçevesinde 16'sı pilot olmak üzere 98'i Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve 12'si Sahil Güvenlik Komutanlığına mensup 105'i muvazzaf toplam 110 asker hakkında gözaltı kararı verildi. Bu pilotlardan 4’ünün F-16 pilotu olduğu belirtildi. Bu durum, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden beri konuşulan ‘Türk Hava Kuvvetleri’ndeki pilot açığı’ konusunu yeniden hatırlattı. Bunun yanı sıra darbe girişiminin üzerinden 4 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen halen muvazzaf askerlere yönelik FETÖ operasyonlarının sürmesi de akıllarda soru işaretleri yaratan bir başka konu başlığı. Emekli Hava Pilot Tümgeneral İrfan Sarp ve eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Başsavcısı emekli Albay Ahmet Zeki Üçok konu ile ilgili görüşlerini Sputnik ile paylaştı.

    ‘Hava Kuvvetlerimiz yıkılmaz’

    Türk Hava Kuvvetleri’nde oluştuğu iddia edilen pilot açığına yönelik görüşlerini paylaşan Sarp, şunları kaydetti:

    “Hava Kuvvetlerimiz bazen sarsılır, böyle zor durumlar yaşayabilir, pilotlar ayrılabilir ya da tutuklanabilir ama hava kuvvetlerimiz yıkılmaz. 15 Temmuz’dan sonra hava yollarındaki pilotları tekrar silahlı kuvvetlere kattılar. Bu pilotlarımız başarıyla görev yapıyorlar. Bir de şöyle düşünün, Türkiye’nin birçok yerinde ve sınırımızın ötesinde F-16’larımız operasyonlarına devam ediyor. Bu da gösteriyor ki hava kuvvetlerimiz epey zorluklarla karşılaşsa bile yıkılmaz ve zorlukları aşar gider.”

    Üçok ise TSK’daki FETÖ yapılanmasının çok geniş kapsamlı olmasına dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Neredeyse TSK’nın bütün kurumlarında, kara-deniz-hava ayrımı olmaksızın bütün sınıflarında, bütün branşlarında bu yapılanma vardı. FETÖ’nün en çok yapılandığı yerlerden biri Hava Kuvvetleri’ndeki pilotlardı. Hatta bazı mahrem imamlar, itiraflarında, ‘bizim istemediğimiz hiçbir kimse pilot olamaz’ ifadelerini kullandılar. Bunlar alındıktan sonra hava kuvvetlerindeki sandalye-pilot oranında bir düşüş oldu. Fakat bunu kapamak için hava kuvvetleri önce eski pilotlarına yöneldi. FETÖ’nün hekimleri kendilerinden olmayan pilot adaylarını sağlık durumları yerinde değil diye elemişti. Bu adaylar tekrar muayene edildi ve pilot olmak için uçuşlara alındılar. Bir de diğer üniversitelerin öğrencileri harp okuluna alınarak pilotluğa hazırlandı. Bu açığı kapatmak için çok güçlü bir gayret gösteriliyor. Her ne kadar istenilen düzeyde değilse de şu anda da TSK’nın operasyonlarını yürütebilecek bir seviyede pilotlarımız var. Bunu pilot açığı olarak da çok görmememiz lazım.”

    ‘Ankesörlü ve sabit hatlar için numara havuzu oluşturuldu’

    TSK içindeki FETÖ ile mücadeleye ve operasyonlar seyrine de değinen Üçok, şu bilgileri paylaştı:

    “Yıllardır TSK’nın içinde yapılanan ve derinlere inen bir örgütü hemen birkaç yılda bulup çıkarmak mümkün değil. Hatırlayın ilk önce ByLock vardı, sonra ankesörlü ve sabit hatlardan yapılan aramalara bakılmaya başlandı. Bu çok önemli bir gelişme. TSK’daki askerlerin telefonları, oluşturulan ankesörlü ve sabit hatlar havuzundaki numaralarla tek tek karşılaştırılıyor. Bu ankesörlüler ve sabit hatlar özellikle de askerlerin yoğun olarak bulunduğu illerdeki PTT’ye de kayıtlı olan numaralar. Araştırmalarda sanırım 2012 yılı baz alınıyor. Bu zamana kadar ankesörlü telefonlar ve büfelerdeki telefonlar tek tek tespit edildi, bu telefonların yerlerine gidilerek bizzat emniyet güçleri tarafından kontrol edildi ve tüm bu numaralar oluşturulan bir bilgi havuzuna yüklendi. TSK personelinin numaraları, havuzdaki numaralarla bölüm bölüm, parti parti karşılaştırılan bir bilgisayar programı vasıtasıyla inceleniyor. Savcılarımızın belirlediği, periyodik arama gibi kriterlere uyanlar tespit ediliyor. Bunlar tespit edildikçe gruplar halinde alınıyor. Şu anki operasyonlar da bu kapsamda yürütülüyor. Ankesörlü telefonlar şu anda, TSK içindeki FETÖ yapılanmasını tespit için en önemli delillerden bir tanesi. Bunun sadece TSK’da değil, emniyet teşkilatında, hakim savcılarda, MİT’te ve kaymakam ve valilerde de uygulanması lazım. Çünkü bu kayıtları silemiyorlar. 2012 yılında sizi mahrem abiniz ankesörlü telefondan aradıysa bu mutlaka kayıtlara giriyor. Yargıtay da bunu terör örgütü üyeliği için yasal delil olarak kabul etti. Bu operasyonlar ilerde de olacak. Çünkü FETÖ’cülerin bir anda tespiti mümkün değil. Savcı arkadaşlarımız, bulundukları illerde görev yapan asker şahısların telefon numaralarını bu havuzdaki numaralarla karşılaştırıyor. Bu belirli bir sayıya ulaştığında bunlarla ilgili soruşturmasını genişletip gözaltı ve yakalama kararı çıkarıyorlar.”

    ‘FETÖ, 2016’da giderken adeta devletin hafızasını da götürdü’

    Bir diğer tartışma konusu ise operasyonların neden bu zamana kadar yapılmadığına yönelik. Üçok, bu konuda şu değerlendirmelerde bulundu:

    “2016 Temmuz’dan sonra 216 pilot sanırım gözaltına alındı, bunların 100’den fazlası itirafçı oldu geri kalanı tutuklandı. Bu 100’den fazla pilot itirafçı olunca tekrar uçuşlara verdiler. Biz de bu kararı eleştirdik. Bunlar gözetim altında uçuruluyor ama bir tanesinin kalkıp da meclise yeniden bomba atabilir ya da Güneydoğu’da görev sırasında bir köye bomba atıp provokasyon yapabilir… Bu tehlikeye dikkat çektik ve bu uygulama kaldırıldı. Artık şu anda itirafçı olup da uçurulan pilotumuz yok. Bu personelin de bugüne kadar gözaltına alınmamasının sebebi de bahsettiği havuzdaki bilgilerin ancak oluşturuluyor olmasıdır. FETÖ, 2016’da giderken adeta devletin hafızasını da götürdü. Bizim savcı ve emniyet teşkilatındaki arkadaşlarımız adeta iğneyle kuyu kazar gibi devlet hafızası oluşturdular. Bunlar hep zaman aldı. Dolayısıyla bu operasyonlar bir gecikme yok, buna bir süreç olarak bakalım.”

    ‘TSK’nın muharip ve savaşan subaylarını yetiştirmenin temel yeri harp okullarıdır’

    TSK’nın personel ihtiyacının karşılanması konusundaki sorumuza Sarp’ın cevabı şöyle oldu:

    “Ben, siyasi iktidarın harp okullarını sivil bir üniversiteye bağlamasına, askeri liseleri kapatmasına, askeri hastaneleri kapatmasına son derece karşıyım ve çok büyük bir hata yapıldığını düşünüyorum. Ümit ediyorum ki yetkililer de bu büyük hatadan dönecektir. Bu şartlar altında dahi Hava Harp Okulu’nda eğitim devam ediyor. Çiğli’de pilot uçuş eğitimleri devam ediyor. Bu yapılan operasyonları da çok doğru ve isabetli buluyorum. Bizim içimizde hurafelere inananların yaşamaması lazım. Aşağıdan gelenler bunu doldururlar, bundan hiç şüphem yok.”

    “TSK’nın muharip ve savaşan subaylarını yetiştirmenin temel yeri harp okullarıdır” değerlendirmesini paylaşan Üçok ise sözlerine şöyle devam etti:

    “15 Temmuz sonrasında hükümet FETÖ’nün kontrolüne geçen askeri liseleri ve harp okullarını kapattı. Buradaki temiz öğrencileri mağdur etmemek adına sivil okullara yerleştirdi. Sonra askeri liseler açılmadı ama harp okulları açıldı. Askeri liselerin kapalı olması tartışılacak bir konu. Ama harp okullarının açılmış olması çok önemlidir. Harp okulundan şu anda çok mezunumuz olmadı. Bu açığı kapatmak için sivil üniversitelerin 3’üncü ve son sınıflardan öğrenciler alındı. Ama şu anda harp okullarının açık olması, TSK’nın geleceği açısından son derece önemli. Burada eğitimlerin eski dönemlerdeki gibi belirli bir odağın kontrolüne girmemesi için önlemlerin alınmasının şart olduğunu 15 Temmuz’da da gördük. O yüzden harp okullarında hiçbir siyasi örgütün veya tarikatın etkin olamayacağı bir sistem kurulmalı. Yoksa geçtiğimiz dönemdeki olayları yeniden yaşamamız da ihtimal dahilinde olur.”

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Ahmet Zeki Üçok, Darbe, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), FETÖ, 15 Temmuz, Harp Okulları
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın