04:27 27 Ocak 2021
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı ,
    0 186
    Abone ol

    Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’a Ankara’da gerçekleştirilen suikast, o anı yansıtan fotoğraflarla hafızalara kazındı. Foto muhabiri Yavuz Alatan, olayın üzerinden geçen 4 yılın ardından “o anı” ve hissettiklerini Sputnik’e anlattı.

    19 Aralık 2016 günü akşamüzeri…

    Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov, Ankara'daki Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde düzenlenen bir fotoğraf sergisi açılış töreninde konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıktı.

    Konuşmanın sonlarına gelmişti. Salondakiler birden silah sesleri ile irkildi. O anın tanıklarından biri olan foto muhabir Yavuz Alatan da “İçeride inanılmaz bir yankı oluştu. Ardı ardına saydırdı…” diye anlattı o anı.

    Türk-Rus ilişkilerinin geliştirilmesinde büyük emekleri olan Karlov’un o sırada görevde olmayan polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş tarafından arkasından vurulması tüm dünyanın gündemine bomba gibi düşmüştü.

    Olayın üzerinden 4 yıl geçti ancak hafızalardaki tazeliğini koruyor. Herkesi sarsan o fotoğraflar için deklanşöre davranan isimlerden biri olan Alatan, 'o anı' Sputnik’e anlattı.

    ‘Arkadaşınız, dostunuz gibi bir yaklaşımı vardı’

    Alatan, Karlov’u “Çok sayıda Rus büyükelçisi tanıdım ama onun yaklaşımı diğerlerine nazaran daha bir sıcaktı. Bizden biriymiş duygusu verebilen bir insandı. Sanki bir büyükelçi değil de arkadaşınız, dostunuz gibi bir yaklaşımı vardı” diye anlatıyor.

    © Fotoğraf
    Foto Muhabiri Yavuz Alatan

    Alatan, olaydan bir süre önce eline Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde bir fotoğraf sergisi düzenleneceğine dair davetiye ulaştığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Ben de çok doğal bir şekilde görevimi yapmak üzere oraya gittim. Ama gittiğimde o dönem ortalığın biraz karışık olmasından dolayı çok daha dikkatli davranıyordum. Olmadık bir şey olabilir diye. Şok edici bir şeydi. Neden? Katilin yanından geçerken gayri ihtiyari ona bakma gereği hissettim. Yakasında rozet vardı. Herhalde korumadır dedim. Sonra konuşmalar başladı. Biz de konuşmalardan görüntüler aldık ve orada kenardaki masaların yanında bekliyoruz. Yanımda da bir muhabir arkadaş vardı. Onunla sohbet ederken silah sesiyle birlikte irkildik. İçeride inanılmaz bir yankı oluştu. Ardı ardına saydırdı. O sırada büyükelçinin kollarını açıp yere düştüğünü görünce makinama davrandım ve çekmeye başladım. Bir taraftan adama bakıyorum acaba nasıl bir davranış bütünlüğü sergileyecek, başkalarına yönelik atışlarına devam edecek mi gibi. Konuşması propaganda mahiyetinde şeyler içeriyordu… Fotoğraf çekmeyi sürdürdüm.”

    ‘Çok üzücü bir durum’

    Yavuz Alatan, objektifini zum yaptığında Karlov’un başından sızan kanı görüyor ve Büyükelçi’nin ilk anda yaşamını yitirdiğini düşündüğünü söylüyor ve ekliyor: “Çok üzücü bir durum. Çaresizsin ve hiçbir şey yapamama hali çok acı verici. Tanıdığın bir insan ve hiçbir şey yapamıyorsun… Çaresizlik çok kötü bir şey.”

    ‘Kurtarabilir miydim?’

    İçinde bugün bile “Kurtarabilir miydim” gibi bir hesaplaşması olduğunu belirten Alatan, “Ne bileyim elimdeki makinayı vurmak gibi bir yaklaşımım olabilirdi ama bayağı uzak bir mesafedeydik. Oraya ulaşma ihtimalim yoktu. O da öyle bir anı bekledi ki bence Büyükelçi konuşmaya başladığında hemen harekete geçmedi, belirli bir ana kadar bekledi” diyor.

    ‘15-20 dakika bir tane polis gelmedi’

    Yavuz Alatan, daha sonra katilin herkese dışarı çıkması için bağırdığını söylüyor. Bu nedenle Alatan da dışarı çıkıyor ve Büyükelçi’nin eşi Marina Karlova ile karşılaşıyor. O an gördüklerini ise şöyle anlatıyor: “Yardım isteyen bir yaklaşım içinde bir şeyler yapmaya çalışıyordu ama ortada kimse yoktu. Mesela olayın cereyan ettiği yerin yanında Amerikan Büyükelçiliği var, o civarda bir sürü güvenlik görevlisinin olması gerektiğini düşünüyorum. Uzun süre gelen kimse olmadı. Yaklaşık 15-20 dakika bir tane polis gelmedi. Sanat merkezinin güvenliğini sağlayan bir kişi onu ikna etmeye çalıştı. Silahını bırak falan. İkna etmeye çalıştı ama adam hiçbir şekilde yanaşmadı.”

    Rusya’dan gelen bir güvenlik ekibine dört saat ifade verdiklerini aktaran Alatan, “Ben onlara bütün fotoğraflarımı hiçbir koşul öne sürmeden verdim” diyor.

    ‘İmkân olursa Karlov’un mezarına gidip bir karanfil bırakmak isterim’

    “Bizde ‘Elçiye zeval olmaz’ diye bir söz var. Onu bir de arkadan vurmak çok kalleşçe ve haince bir şey” diyen Alatan, Karlov ile olan bir anısını da şöyle anlatıyor: “Karlov ile gerçekten çok özel bir diyalogumuz vardı. Rusya üzerine yaptığım Kazan sergisine değerli eşi ile birlikte gelmişti. Bana, Kazan’da bir süre görev yaptığını ve fotoğraflarımdan çok etkilendiğini söylemişti. O gün bana bir tane de madalya takmıştı. Ondan kaynaklı da aramızda çok özel bir ilişki vardı. Çok değer verdiğim ve saygı duyduğum bir insandı. İmkân olursa Karlov’un mezarına gidip bir karanfil bırakmak isterim. Yaşanmışlık çok farklı. Bir insanı tanımak ayrıca çok daha farklı. Mesela ne zaman Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin önünden geçsem o an aklıma gelir. Olabildiğince oraya girmemeye çalışıyorum.”

    Fotoğrafı neden ödül almadı?

    Yavuz Alatan çektiği fotoğraflarla o anı belleklere kazıyan isimlerden biriydi. Peki, onun fotoğrafı neden ödül almadı. Kendisi şöyle anlatıyor: “Benim böyle bir fotoğrafım var buna ödül verin demeyi etik bulmuyorum. Çünkü o insanı tanıyorum ve bunun üzerinden başka bir işlem yürümesini istemedim. Hayatım boyunca hiçbir fotoğraf yarışmasına katılmadım. Bir şeye başvurmayı kendi açımdan doğru bulmuyorum. Birileri benim çektiğim bir şeyi değerli bulup ödül verir o ayrı bir konu.”

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın