01:22 20 Nisan 2021
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 2417
    Abone ol

    Dış politika uzmanı Prof. Dr. Cengiz Aktar, TBMM Başkanı Şentop’un Montrö Boğazlar Sözleşmesi açıklamalarını “Bir ülke uluslararası antlaşmalardan 1969 Viyana Uluslararası Sözleşmeler Hukuku’na uygun şekilde çekilebilir" diye yorumladı. Aktar, "Sözleşmenin düşmesi halinde hiç kimse Türkiye’ye 1936’da elde ettiği hakları vermez" dedi.

    Dış politika uzmanı Prof. Dr. Cengiz Aktar, Montrö Boğazlar Sözleşmesi üzerine TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden çıkmanın ‘teknik olarak mümkün olacağı’ açıklamasını değerlendirdi.

    Prof. Dr. Aktar, ‘Montrö’den çıkılabilir mi’ sorusunu “Yapabilir mi? Yapar. Sonuçta uluslararası antlaşmalar insan edimidir. Bir ülke çekilebilir, tabii bunun yolu yordamı var. 1969 Viyana Uluslararası Sözleşmeler Hukuku’na uygun şekilde çekilebilir. Türkiye’de her konuda kararı Recep Tayyip Erdoğan verdiği için bu kararı da muhtemelen kendisi verecektir. Mustafa Şentop haklı ama esas soru: Bu sadece Recep Tayyip Erdoğan iradesi ile olabilecek bir şey mi? Tabii ki değil” diye yanıtladı.

    ‘Bu Türkiye’nin tek başına alabileceği bir karar olsa da sonuçları olacaktır’

    Montrö Sözleşmesi’ni imzalayan tarafları betimleyen Prof. Dr. Aktar, antlaşmadan çıkma prosedürünü “Söz konusu 1936 tarihli sözleşme dokuz ülke tarafından imzalanmış. Şimdi o sayı Yugoslavya parçalandığı için arttı ve mirasçısı ülkeler ister istemez dahil oldu. Sovyetler Birliği imzacıydı. Bu Türkiye’nin tek başına alabileceği bir karar olsa da sonuçları olacaktır. Teknik olarak uluslararası antlaşmalar hukuku açısından Montrö ile ilgili emanetçi ülke dediğimiz Fransa’ya bir talepte bulunması gerekiyor. Çünkü Birleşmiş Milletler ukdesinde değil, dokuz ülke olduğu için o zaman Fransa’ya verilmiş. İki sene önceden haber vermek lazım, bence acele etseler iyi olur” diye anlattı. 

    ‘Montrö devam ediyor çünkü herkesin işine geliyor’

    Prof. Dr. Aktar, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin süresinin 1956 yılında bitmesine rağmen neden hala yürürlükte olduğunu açıkladı:

    “Bu 20 yıllık düzenlenmiş bir antlaşma aslında 1956’da bitiyor. Fakat bu dokuz taraf ülkeden hiç biri ‘bitirelim’ diye Fransa’ya başvurmadıkları için otomatik olarak devam ediyor. Niye? Çünkü herkesin işine geliyor. Amerika Birleşik Devletleri yok bu antlaşmanın içinde ama çok önemli dolaylı bir taraf.”

    ‘Montrö Sözleşmesi’nden en çok yararlanan ülke Türkiye’

    Türkiye’nin söz konusu sözleşmeden faydalanan bir ülke olduğuna dikkat çeken Aktar “Bu dokuz ülke arasında sözleşmeden en çok yararlanan ve en fazla şey elde etmiş olan ülke Türkiye, bunun ne kadar farkında Ankara bilmiyorum. Diplomatlar, bu işin uzmanları elbette farkındadır. Ben saraydan bahsediyorum. Saray ne kadar farkında onu bilmiyorum. Niye bu böyle? Türkiye’nin en zayıf olduğu dönemlerden bahsediyoruz. Çünkü özellikle o dönemde Fransa, Britanya ve Sovyetler Birliği arasındaki denge politikaları ile alakalı. Herkes birbirini dengelemek isterken ‘Türkiye’ye havale edelim. Herkes eşit bir şekilde faydalansın boğazlardan’ demişler” diye konuştu.

    ‘Türkiye hakikaten boğazların polisi, bir bakıma emanetçisidir’

    Aktar “1936’da çok önemli bir gelişme var. Hitler yasak olmasına rağmen Ren bölgesini silahlandırmaya başlıyor dolayısıyla herkes teyakkuzda. Bu, daha fazla azıtmasın diye böyle bir formül bulunuyor. Türkiye hakikaten boğazların polisi, bir bakıma emanetçisidir. Türkiye’ye sorulmadan hiçbir şey yapılamıyor. Karadeniz’e çıkma durumunda olan askeri gemiler, esas en önemli nokta budur” dedi. 

    ‘Türkiye, Karadeniz’e barış zamanında diğer NATO güçlerinin çıkmasına hiçbir zaman razı olmadı’

    ABD’nin daha önce bir kere Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni deldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aktarcı, çıkma kararının "en çok ABD’nin işine geleceğini" aktardı ve "Zamanında Amerika Birleşik Devletleri tarafından NATO müttefiki olmasına rağmen 1960’da delindi ama bir kere, çok nadir. Türkiye, Karadeniz’e barış zamanında diğer NATO güçlerinin özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin çıkmasına hiçbir zaman razı olmadı. 2008’de hatırlayacaksınız orada Amerika Birleşik Devletleri gemileri sokmaya çalıştı ki Türkiye reddetti" hatırlatması yaptı. 

    ‘Sözleşmenin düşmesi halinde hiç kimse Türkiye’ye 1936’da elde ettiği hakları vermez’

    Prof. Dr. Aktar, Montrö Sözleşmesi’nin düşmesi halinde Türkiye’nin aynı hakları elde edemeyeceği görüşünü “Bu tip uluslararası sözleşmeler, antlaşmalar, akitler bunların yürürlükten kaldırılmasının en önemli sonucu bunların yerine gelmesi istenilen akitlerin ne olacağıdır. Hiçbir zaman Türkiye 1936’da elde ettiğini elde edemez. Kimse 1936’da elde ettiği hakları Türkiye’ye vermez” diye ifade etti.

    ‘Montrö’den çıkılırsa Lozan devreye girer’

    Prof. Dr. Aktar “İlginç bir boyutu daha var. Montrö’den çıkıldığında, kadük olduğunda geriye Lozan kalıyor. Boğazlar Lozan’ın 23. maddesinde bahsediliyor. O yürürlüğe girer. Lozan’dan da çıkarız diyorlardı. Bu Türkiye’nin ne kadar sıkıştığını gösteriyor. Tam ne yaptıklarını bildiklerinden de emin değilim. Ortaya bir takım laflar atılıyor” diye ekledi.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Fransa, Rusya, ABD, NATO, Kanal İstanbul Projesi, Kanal İstanbul, Montreux Boğazlar Sözleşmesi, Montrö Sözleşmesi, Montrö Anlaşması, TBMM Başkanlığı, Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan, Mustafa Şentop
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın