03:45 30 Temmuz 2021
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 08
    Abone ol

    TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek, cumhurbaşkanlığı adaylığı için konuşulan isimleri değerlendirdi. Özpek, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın oylarının tavan oy olduğunu, seçim dönemi düşeceğini, Kılıçdaroğlu ve Akşener’in oylarının ise tam tersi adaylık sürecinde yükseleceğini belirtti.

    Siyaset Bilimci Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek RS FM’de Sinan Onuş’la Ankara Masası programına konuk oldu. Özpek, cumhurbaşkanlığı için Recep Tayyip Erdoğan karşısındaki isimlerin hangi politika ile yol alması gerektiğini şu sözlerle ifade etti:

    “Ben isim tartışmaktan ziyade, bir geçiş programı ve geçiş kabinesinin daha önemli olduğu kanaatindeyim. Başkan adayı olacak kişinin Türkiye’yi, parlamenter sisteme geçiş sürecinde nasıl idare edeceğini, ilk olarak hangi eylemlerde bulunacağı önemli. Sadece bir lideri meydana dikip ateşli nutuklar atmasını beklememeliyiz. Kabinenin profili seçimlerden önce belli olmalı.”

    ‘Belediye başkanlarının şu andaki oyları tavan oy’

    Mevcut adayları yapı itibarıyla iki kategoriye ayıran Özpek, İstanbul ve Ankara belediye başkanlarından ziyade, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti lideri Meral Akşener’i adaylık yarışında daha ileride görmesinin gerekçelerini de şöyle anlattı:

    “Belediye başkanlarının icraat yapma yetenekleri var. Dolaysıyla halka daha yakınlar, yaptıkları görülüyor. Ne yapılsa çok iyi satılıyor. O yüzden popülaritesinin yüksek olması çok normal ancak seçim sath-ı mailine girdiğimiz anda belediye başkanlarının siyasi konularda yorumları çok merak edilecek. Şu ana kadar bunlardan çok konuşmadılar. Kürt meselesini nasıl çözeceksiniz? Dış politikada ne yapacaksınız? Afganistan’a asker gönderme tavrınız ne olur? Üstelik bunlar biraz daha partilerden de bağımsız liderler gibi. Ekrem İmamoğlu da Mansur Yavaş da tipik bir CHP’li profili değil. Kişisel karizması yüksek olan insanlar. Ekiplerini de pek bilmiyoruz. Siyasetçilerden farklı bir kategori ama seçim sürecinde oy oranları düşebilir. Televizyona çıkacaklar, zekice hükümeti kollayan gazetecilerin sorularına muhatap olacaklar, o zaman da oy kaybetmeleri muhtemel olabilir. Siyasetçiler ise daha gerçek figürler. Başladıkları oy onların zemin oyu çünkü her meselede bir şey söylemiş oluyorlar. Kemal Bey’in de Meral Hanım’ın da seçim ilan edilince, aday olurlarsa oylarının yükseleceğini, belediye başkanlarının da şu andaki oylarının tavan oyu olduğunu, seçimden sonra düşeceğini düşünüyorum.”

    ‘Muhalefete muhalefet edilerek iktidara gelemezler’

    Programda, Ümit Özdağ’ın kuruluş aşamasındaki partisi Ayyıldız Hareketi de gündeme geldi. Özpek iktidar ve muhalefet partilerinin söylemlerindeki hatalara dikkat çekti, yeni adaylara da ‘Muhalefete muhalefet ediyorlar, ancak böyle iktidara gelmeleri mümkün değil” dedi. Özpek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “AK Parti’nin seçim başarıları, ülkeyi yönetirken gösterdiği meziyet kadar muhalefeti dizayn ederken gösterdiği başarıyla da alakalı. AK Parti 2007 seçimlerine muhalefeti dizayn ederek girdi. 2011 seçimlerinde MHP milletvekillerinin kasetleri çıktı, birtakım siyaset dışı müdahale oldu. 2015 seçimlerinde Bülent Arınç, ‘HDP tek başına seçime girmesin’ dedi. Hükümet başka bir partinin nasıl seçime gireceği ile haddinden fazla ilgiliydi. Muhalefeti doğru konumlandırmak hükümetin önceliği oldu. O muhalefet sayesinde kendini tanımlayabildi. Ancak son yıllarda artık bu işlemiyor.”

    ‘Muharrem İnce ve Ümit Özdağ muhalefeti zayıflatıyor’

    Özpek, mevcut partilerinden ayrılarak yeni parti kuran Muharrem İnce ve Ümit Özdağ’a ‘Muhalefeti zayıflatıyorlar’ eleştirisinde bulundu:

    “Bu insanlar partilerinden koptuklarında aynı zamanda muhalefete de muhalefet ediyorlar ve kendilerini bir üçüncü yol olarak tanımlıyorlar. Fakat bu üçüncü yol, iktidara gelebilmek için yüzde 50+1 oy almak zorunda ve bu mümkün değil. Bunu başarabileceklerine inanarak yola çıkıyorlar ama çok açık söyleyeyim bu mümkün değil. Dolayısıyla partileri eleştirerek oy almayı hedefliyorlar. Bu da muhalefeti zayıflatıyor. Hükümet bundan çok memnun.”

    Peker’in iddiaları nasıl bir etki yarattı?

    Sedat Peker’in iddialarının ardından AK Parti’de oy kaybı yaşanıp yaşanmadığı da tartışmaları da programda önemli bir gündem başlığı olarak yer aldı. Özpek, Peker’in iddialarının AK Parti üzerinde çok büyük olumsuz etki yaptığını ileri sürdü ve bu iddiasını da şöyle temellendirdi:

    “Fethullahçılardan farklı olarak Peker bir örgüt değil. Yargıda, emniyette, orduda, medyada gücü olan bir aktör değil. Peker, son 6 senedir kurulan milli güvenlik eksenli ittifakın elementlerinden bir tanesiydi. Kendisi de ifade ediyor, ‘Akademisyenlerin kanıyla duş alma söylemini kullandım çünkü o dönemde toplum üzerinde bir korku yaratmak icap ediyordu’ diyor. Demek ki Peker, AK Parti’nin yasal yollarla toplum üzerinde hissettiremediği otoriterliğini gayrinizami yollarla hissettirmekle yükümlü bir kişiydi. Hangi hükümet yetkilisi muhalif gazetecilerle aynı programda yer almayı kabul etti? Ne zaman oldu bu? Peker’in ifşaatlarından sonra. İçişleri Bakanı, muhalif gazetecilerle yayına çıktı. Orda söyledikleri yeni tartışma başlattı. Peker, iktidarın milli güvenlik üzerine kurduğu masalsı hikâyeyi alt üst ediyor şu anda. Daha dramatik bir şey Sayın Cumhurbaşkanı bir tavır alamıyor. ‘Görmezden gelin’ diyor çünkü Peker bazı şeyleri sembolize ediyor. Peker konuşmaya devam ediyor. Onun stratejisi gereği, sistem içindeki hayati adamlar gidiyor.”

    ‘MHP, HDP üzerinden AK Parti’nin tavrını test ediyor’

    İYİ Parti ve AK Parti’nin HDP’nin kapatma davası hakkında net bir açıklama yapmama sebebi de programda Özpek’e yöneltilen sorulardan oldu. Özpek, “HDP’nin kapatılması aslında partilerin siyaset yapma ve birbirleri ile ilişki kurmasının bir parçası” dedi ve ekledi:

    “HDP meselesi, MHP tarafından gündeme dayatılan bir mesele. HDP’nin kapatılması ile Türkiye’nin hiçbir sorunu çözülmeyecek. HDP’yi kapatma dayatmasını yaparak MHP, AK Parti’nin tavrını test ediyor. İYİ Parti daha ılımlı olursa, milliyetçileri de ikna eder ve bu, AK Parti için kabus olur.”

    ‘Daktilo1984 Batılı fonlardan destek alarak kurulmadı’

    Kendisini toplumsal bir muhalefetin unsuru olarak konumlayan sivil toplum kuruluşlarından olan Daktilo1984’ün bir üyesi olan Özpek, son dönemde kendilerine karşı bir 'itibarsızlaştırma çabası' olduğunu belirtti ve 'Daktilo1984’ün Batılı fonlardan yararlanarak kurulduğu' iddialarını değerlendirdi:

    “Medeni tartışma ortamını yakalayamıyoruz. Bu muhalefet tarzını desteklemeyen insanlar var. Daktilo1984 burada günah keçisine dönmüş durumda. Biz liberal bir hareketiz. Biz yumuşak karın olduk, bizim üzerimize basarak herkes kendini ifade ediyor. İlk kurduğumuz zaman paramızı cebimizden ödedik. Batılı fonlardan yararlanarak kurulmadık ama destek alıyoruz. Projelerimizde belirtiyoruz, şeffaf işler bunlar.”

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Mansur Yavaş: Kampanyamız bir ayda 20 milyon TL destek aldı
    Mansur Yavaş, ‘2021 Dünya Belediye Başkanı Ödülü’nde finale kaldı
    Ekrem İmamoğlu paylaştı: Halk Ekmek’in yeni fabrikasının yüzde 41 tamamlandı
    HDP kapatma davasını görüşmek üzere hukukçularla buluştu
    İYİ Partili Türkkan'dan MHP lideri Bahçeli'ye erken seçim yanıtı: 2002'de erken seçimi kim istedi?
    AK Partili Dağ, muhalefetin erken seçim çağrısını eleştirdi: Salgında siyasi fırsatçılık peşindeler
    Selvi: Erken seçimin anahtarı Bahçeli’nin elinde
    Etiketler:
    Sinan Onuş, Burak Bilgehan Özpek, Anamuhalefet, Muhalefet, iktidar, Sedat Peker, Erken seçim, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Muharrem İnce, Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu, Meral Akşener, Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan, İYİ Parti, MHP, CHP, AK Parti
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın