17:05 21 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ertem: Bazı merkez bankaları enflasyonu faizlerle kontrol edemez

    © AA / Elif Öztürk
    Ekonomi
    URL'yi kısaltın
    0 01
    Abone ol

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, "Özellikle Türkiye gibi esas olarak arz yönlü olduğu ekonomilerde, merkez bankaları, enflasyonu ve daha genel olarak finansal istikrarı faiz oranları ile kontrol edemez" ifadesini kullandı.

    Enflasyonu daha yüksek faizlerle aşağı çekmeye çalışmanın, 'yangına benzin dökmeye' benzediğini belirten Ertem, bu politikanın aynı zamanda kuru hedefleyerek yerel parayı daha değerli hale getirmeyi amaçladığını, bunun da orta vadede üretim ekonomisini boğarak ekonomiyi ithalat ve borç çevirme ekonomisine dönüştüreceğini dile getirdi. 

    Ertem'in bugün Milliyet gazetesinde kaleme aldığı "NATO ve faiz-enflasyon meselesi üzerine…" başlıklı yazısının ilgili kısmı şöyle:

    İşin faiz-enflasyon tartışmasına gelince, burada bir isim vereceğim: Paul Volcker. Volcker’in Alan Greenspan’den sonra en ünlü Fed başkanı olduğu söylenebilir. Kendi adıyla anılan politika, uygulama ve kurallar neoliberal iktisat literatürüne girmiştir. Bu Volcker ne yaptı size kısaca anlatayım.

    Dünya 1980’i gördüğünde sistem, 1973’te kapısını çalan ancak petro-dolar gibi geçici birikimlerle uzattığı büyük bir krize adım atmıştı. Tek çare olarak, devletçi uygulamalardan vazgeçmek ve kamu tarafındaki sermaye birikimini, ucuza özel tekellere devrederek, düşen kar oranlarını yukarı çekmek yolu benimsendi ve önce İngiltere’de Thatcher ile sonra ABD’de Reagan ile neoliberal politikalar devreye sokuldu. ABD’de buna “arz yönlü iktisat” denirken, İngiltere’de yoğun özelleştirme dalgasıyla gelen süreç "Thatcherizm” diye adlandırıldı.

    Bu dönem, Türkiye, Latin Amerika gibi gelişmekte olan ülke ve bölgelerde ise darbeler ve faşist askeri süreçlerle geçildi. İşte bu karanlık dönemin başaktörlerinden birisidir Paul Volcker… Volcker, faiz artırarak enflasyonu önleyeceğini sanan iktisat aldatmacasının en büyük ve ilk uygulayıcısıdır. 

    Volcker, ABD’li tekellerin kârlarını artırmak için, para arzının kontrolünü para politikasının temel ekseni haline getirmiş ve reel faiz oranları 1973’ten sonra ilk defa pozitif hale gelmiş ve faizi de yüzde 17’ye kadar çıkarmayı başarmıştır. Çünkü düşen kâr oranları ancak faizle birlikte gelecek finansallaşmayla telafi edilebilirdi.

    Bir yanda Volcker’in sıkı para politikası ve yükselen faizler, bir yanda Reagan’ın tekeller için hızla düşürdüğü vergi oranlarıyla ABD’de tekelci sisteme “can suyu” verilmiş ve kriz halının altına süpürülmüştü.

    Peki, ne oldu? Üretim hızla düştü, işsizlik 1945’ten beri görülmemiş düzeye çıktı, on yıl hiç düşmedi ve şimdiki krizin temel dinamiğini oluşturdu. Dolar değerlendi, ABD’nin cari açıktan başlayarak devasa tasarruf-yatırım, kamu açıkları oluştu. Ama bunlar, ABD savaş makinesinin sağladığı dolar ve ABD kâğıdı talebiyle finanse edildi. Daha değerli dolar, daha yüksek faiz daha fazla güneyli, doğulu kanı demekti. Sonrasını biliyorsunuz, Volcker, aslında enflasyonu gerçek anlamda önleyemediği gibi, sistemin en derin krizinin temellerini attı.

    Euro - dolar - döviz
    © REUTERS / MURAD SEZER
    Ancak Volcker’in tezleri ve uygulamaları Milton Friedman’ın teorileriyle mutlaklaştırılıp, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere dayatıldı. Bugün dalgalı kur rejimi uygulayan, açık bir ekonomide bu yöntemin geçerli olmadığı biliyoruz. Enflasyonun ağırlıkla arz yönlü olduğu ekonomilerde, hele Türkiye gibi maliyet enflasyonunun en yüklü kalemini faiz giderlerinin oluşturduğu ülkelerde, merkez bankası faizle enflasyonu daha da geniş olarak, finansal istikrarı kontrol edemez. Tam aksine, yangına benzin döker. Tabii bu politika, aynı zamanda, kur da hedeflediği için yerel parayı nihai olarak değerli yapmayı amaçlar. Bu da orta vadede üretim ekonomisini boğar ve ekonomiyi, uluslararası dolaşıma konu olan malların üretiminden uzaklaştırarak bir rant ve dışarıya kaynak aktarma, ithalat ve borç çevirme ekonomisine dönüştürür. Bu ekonomi-politikasının siyasi karşılığı küresel egemen gücün çıkarları için siyaset yapan politik yapı ve siyasi partilerin ya da darbeci askerlerin iktidarıdır.

    İşte şimdi bütün bu yoksullaştırıcı, bizi köle eden paradigmayı bitiriyoruz. Bu açıdan önümüz aydınlıktır. Siyasi ve ekonomik olarak…

    İlgili konular:

    Ertem: Türkiye ekonomide Batı’dan gelen çağ dışı ezberleri taklit etmekten vazgeçecek
    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ertem: Kur seviyesi oldukça abartılı, döviz talebi azaltılmalı
    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ertem: Vergi artışı gereksiz ve sakıncalı
    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gedikli'den mevkidaşı Ertem'e: Arkadaş biraz tecrübesiz
    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ertem: Bütçe performansı yerinde
    Etiketler:
    Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Cemil Ertem, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın