02:14 16 Temmuz 2019
Canlı Yayın
    Günaydın Türkiye

    'Beyazıt Öztürk'ün yaşadıkları ifade özgürlüğünün boğulması hikayesidir'

    Günaydın Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Murat Cengizer
    0 0 0

    Terör propagandası yapmakla suçlanan şovmen Beyazıt Öztürk 'şüpheli' sıfatıyla ifade verdi. Suçlamaları reddeden Beyaz program sırasında basiret bağlanması yaşadığını belirtti. Ünlü şovmenin telefon görüşmesiyle başlayan hukuki süreci değerlendiren gazeteci Orhan Bursalı, Beyaz'ın aldığı tepkiler sonrası düşünme özgürlüğünün yok edildiğini söyledi.

    Kanal D'de yayınlanan 'Beyaz Show'a telefonla bağlanan ve öğretmen olduğu öne sürülen Ayşe Çelik isimli izleyicinin "Çocuklar ölmesin, analar ağlamasın" sözleri üzerine hakkında 'terör örgütü propagandası yapmak' suçundan soruşturma başlatılan Beyazıt Öztürk, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı Vekili İdris Kurt'a 'şüpheli' sıfatıyla ifade verdi.

    BEYAZIT ÖZTÜRK: BASİRETİM BAĞLANDI

    Hakkındaki suçlamalarını reddeden şovmen Öztürk, yaklaşık 1.5 saatlik ifadesinde şunları söyledi:

    "Bahse konu programa bağlanan Ayşe Çelik isimli kişi eğlenceli bir ortamın ardından yayına bağlanmıştı. Yayına bağlanan bayanın sözleri üzerine seyirciler konuşanı alkışlamaya başladı. Herhalde seyirci de tam olarak benim gibi ne denilmek istenildiğini anlayamadı ve sadece çocuklar ile annelerinin ölümü cümlesine odaklandı. Seyircinin de anlamayarak alkışlaması ve bağlanan kişi de öğretmen olduğunu söyleyince ben doğal olarak devletin öğretmeninin kötü bir şey söylemeyeceği önyargısı ile hareket ettim. O anda kendi iç sesimi dinlemekten programın devamında bağlanan kişinin söylediğini tüm samimi kalbimle duymadığımı belirttim. Basiret bağlanması yaşadım."

    Canlı yayın sırasında izleyicinin sözlerini stüdyodaki izleyicilere alkışlatması nedeniyle tepki çeken Beyazıt Öztürk, "Benim kesinlikle herhangi bir terör eylemini, terör örgütünü veya cinayeti, öldürmeyi övmem, buna prim vermem mümkün değildir" dedi.

    MEDYAYA BEYAZ ÜZERİNDEN 'SUS,YOKSA…' MESAJI

    Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Bursalı da RS FM'de yayınlanan "Günaydın Türkiye" programında ünlü şovmen Beyazıt Öztürk'le ilgili "terör propagandası" suçlamasını değerlendirdi.

    Bir televizyon şovmeni üzerinden konunun geldiği son noktanın düşündürücü olduğunu söyleyen Bursalı, Türkiye'de artık en basit bir söylemin dahi terör propagandası olarak ilan edilebildiğini belirtti. Yazar Bursalı, özellikle Beyazıt Öztürk'e yönelik linç kampanyasını yürüten ideolojik kesimlere işaret etti:

    "Onlar şöyle yapıyor: PKK'nın ne zaman kardeş ve barışçı ilan edileceğine de, lanetleneceğine de biz karar  veririz. Peki PKK'yla düne kadar 'al takke ver külah' halinde değil miydiniz? Üstelik bu telefon görüşmesi dokuz ay önce yapılsaydı çözüm sürecinin bir parçası olarak yorumlanacak, hatta takdir edilecekti hükümet tarafından. 'Analar ağlamasın' kampanyasını yürüten de bu iktidardı. 'Barış yapıyoruz, hepiniz destekleyeceksiniz. Hayır, şimdi savaştayız; lanetleyeceksiniz.' İktidar (bu tutumla) herkesin peşine takılmasını istiyor."

    Beyazıt Öztürk'le ilgili linç kampanyasının Türk medyasının susturulmasının bir aracı olarak yorumlandığını belirten Cumhuriyet gazetesi yazarı, yaşananlar için, "Bu fikir ve ifade özgürlüğünün boğulma hikayesidir" ifadesini kullandı.   

    'BEYAZ, BEYAZ OLMAKTAN ÇIKARTILDI'

    "Ünlü şovmenin hata yaptığını düşünüyor musunuz?" sorusunu ise, "İnsanlar istedikleri gibi davranma özgürlüğüne sahip olabilmeliler" diyerek cevaplandıran Bursalı, siyasetin içinde olmak istememesine rağmen ünlü şovmenin, aldığı tepkiler sonrası düşünme ve davranış özgürlüğünün yok edildiğini söyledi:

    "Bu tip insanlar zaten siyasetin içinde bulunmaz. Siyasi düşünceleri yok mudur? Mutlaka vardır ama bunu kendi yaptığı işine yansıtmaz. O şov dünyasının bir insanıdır. Bütün herkese hitap etmeyi tercih eder. Bu onlar için doğru bir şeyler olabilir. Ben bunu yargılayacak, tartışacak insan değilim ama gördüğüm şu var: Bir insana diz çöktürüp 'sen yanlış  yaptın'  diyen faşizan  bir iklim içinde yaşıyoruz. Bu herkese verilen 'hepiniz Beyaz gibi olursunuz, dikkat edin' mesajıdır ve Beyaz, Beyaz olmaktan çıkartılmıştır. O televizyona baktığında sizce o kendi düşünceleri mi? Çok yazık… Geldiğimiz nokta Türkiye'nin içinde bulunduğu bataklığın tamamen bir dışavurumudur."

    İlgili konular:

    Kanal D'ye milyonluk 'Ayşe öğretmen' cezası
    Beyaz Show'da 'Ayşe öğretmen yalnız değildir' protestosu
    Ayşe öğretmen: PKK’nın eylemlerini tasvip etmiyorum
    Etiketler:
    Cumhuriyet Gazetesi, Kanal D, PKK, Ayşe Çelik, Beyazıt Öztürk, Orhan Bursalı, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın