"Mariupol'deki tutsaklar 2-3 bin dolar karşılığında serbest bırakılabiliyordu"
Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ve 'Azov'un Mariupol Havalimanı'ndaki gizli hapishanesi ile ilgili özel yazı dizisine devam ediyoruz.
Sputnik'in eline ulaşan SBU'ya ait bir belge, bu gizli hapishanenin en az 2018 sonuna kadar var olduğunu gösteriyor. Bunun yanı sıra hapishanede tutsaklara yönelik aktif bir 'ticaret' yürütülüyordu. Aileler 2-3 bin dolar karşılığında talihsiz tutsakların serbest kalmasını sağlayabiliyordu.
ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ 3 BİN DOLAR
Eski SBU'lu Yarbay Vasiliy Prozorov'un ifadesine ek olarak, Mariupol Havalimanı'nda gizli bir havalimanı bulunduğuna dair başka delillerin yanı sıra SBU'nun bu gerçeği saklama girişimlerine yönelik kanıt da bulunuyor. Sözgelimi Donetsk Halk Cumhuriyeti'nin (DHC) eline tesafüden geçen SBU'ya ait bir belge, 2018'in ekim ve kasım aylarında havalimanındaki hapishanenin hâlâ var olduğunu gösteriyor.

Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) Yarbayı Vasiliy Prozorov, Moskova'daki uluslararası haber ajansı Rossiya Segodnya'da verilen Maydan olayları sonrası Ukrayna'da olanlarla yönelik basın toplantısında. // Fotoğraf: Sputnik, Vladimir Astapkoviç

Yuri Auşev. Fotoğraf: Vesti.ru
Bu yılın başında Mariupol Askeri Komiserliği'nden bir görevli, yani Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin (USK) Gizli Donetsk Bölge Askeri Komiserliği Başkan Yardımcısı Yuriy Auşev'in Donetsk Halk Cumhuriyeti safına geçti. Auşev, USK'daki görevinden dolayı duyduğu hayal kırıklığının ardından istifa etti ve memleketi Donetsk'e döndü.

Auşev, Mariupol Askeri Komiserliği'nde iç güvenlikten de sorumluydu, bu nedenle kurumun bilgisayarlarına yapılan tüm operasyonları kaydetmeye yarayan özel bir program kurmuştu.
Bu başta görevi nedeniyle gerekse de, Mariupol'den Donetsk'e dönme kararı aldıktan sonra Auşev, yanında bu 'bagajla' DHC'de daha iyi karşılanmayı umuyordu.
Neticede de DHC'nin eline binlerce belge ulaştı.
Auşev, askeri komiserlikte görev yaparken başında SBU Karşı İstihbarat 5. İdaresi 3 Bölük Özel Durumlar Kıdemli Güvenlik Subayı, Yarbay Sergey Stetsenko bulunuyordu. Meslek tanımının tamamen dışına çıkıyor ve orada gizlilik konusunda pek endişe duymadan görev yapıyordu.

Böylece Auşev'in eline Stetsenko'nun komiserlikle bir ilgisi olmayan belgeleri geçiyordu. Bu belgeler arasında 'Ajan Reno' ile girilen temasa dair bir rapor da var. 'Ajan Reno' Ukrayna ordusunda bir askerdi ve birliklerdeki durumla ilgili Stetsenko'ya bilgi veriyordu.

SBU Karşı İstihbarat Kıdemli Güvenlik Subayı, Yarbay Sergey Stetsenko, Ajan Reno'nun yöneticisi © RİA Novosti
Bir bölge sakini olan Lyudmila Momot, 3 Ekim 2018'de kaybolan oğlu İgor'un (1990 doğumlu) akıbetinin ortaya çıkartılması ile ilgili Reno'ya başvurdu.

Lyudmila, Reno'ya oğlu İgor'un kaybolmasından bir hafta sonra kimliği belirsiz bir kişinin kendisine telefon edip onun havalimanında bulunduğunu ve 3 bin dolar karşılığında serbest bırakılabileceğini söylediğini aktardı.

Emekli bir kadın olan Lyudmila'nın bu kadar parası yoktu ve 'üst düzey bir asker' olduğu için Reno'dan yardım istedi.
SBU çalışanı © Ukrayna Güvenlik Servisi
AJAN TAKSİCİ
Evet, 'Mariupol Havalimanı' adı altındaki bu cehennemde insan ticareti teklif ediliyordu. Büyük ihtimalle bu havalimanına Aziz Georgiy Kurdelesi taşıdıkları veya telefonlarındaki şüpheli bir fotoğraf yüzünden düşmüş sıradan insanlarla ilgili bir durumdu. Zira DHC üyeleri ve milisler burada işkenceye maruz kalıyor, haklarında ceza davaları açılıyordu. Onlar için 2-3 bin dolarlık fidyeye gerek duyulmuyordu.
Mariupol'deki bir Ukraynalı asker © AP Photo / Evgeniy Maloletka
Mariupol sakini, Afganistan gazisi Pavel Karakosov 2014 yazında taksici olarak çalışıyor ve DHC'ye Mariupol'den istihbarat bilgisi aktarıyordu. Temmuz'da esaretten para karşılığı kurtarılan birini almak için havalimanına gelmişti.

Karakosov, "Kentte karanlık söylentiler dolaşıyordu. 'Bu bir telefon görüşmesi değil, ne o, havalimanına mı gitmek istiyorsun?' gibi söylemler kullanılıyordu" sözleriyle geçmişi anımsıyor.

Bir gün bir müşterisi, ciddi bir olaya dahli yok gibi görünen yakının havalimanından bırakılması için anlaştı. Görüşmeler Mariupol Belediyesi'nde çalışan biri aracılığıyla gerçekleştiriliyordu, fidyeyi de yolculuk öncesinde iletmişlerdi.

Havalimanındaki eski tutsaklardan biri olan Pavel Karakosov © RİA Novosti
Karakosov o günü çok iyi hatırlıyordu: "Tutsağın yakını ve anlaşılan kişi bizimle arabadaydı. Telefon açıp hangi araca giriş izni vereceklerini söyledi. Tutsak havalimanından çıkarılıp arabaya bindirildi. 35-40 yaşlarındaydı, feci şekilde dövülmüştü. Sanıyorum üç gün kadar orada kalmıştı. Tek kelime konuşamıyor, konuşmak da istemiyordu."
Mariupol kentinde yakınlarında Ukraynalı askerler tarafından kimlik kontrolü yapılıyor. © AP Photo / Sergei Grits
Yerli bir taksici olan bir başka müşterisi daha da konuşkandı. Pasaportunun sahte olduğu ve sabotajcı olduğu şüphesiyle gözaltına alınmıştı. Onu havalimanına götürüp her şeyi itiraf etmesini söyleyerek birkaç gün dövmüşlerdi. Ancak itiraf edecek bir şeyi yoktu ve infazcılar buna ikna olduğunda serbest bırakılmıştı. "Yanındaki 2 bin doları almışlar, ama yine de hayatta kaldığı için şanslıydı!" diye konuşan Karakosov'un kendisi de kısa süre sonra havalimanında tutsak olmuştu.
ÖYLESİNE BİR KURBAN DEĞİL
Müşterilerinden farklı olarak Karakosov 'Azov' ve 'SBU'nun öylesine bir kurbanı değildi. DHC'nin aktif bir destekçisi ve 11 Mayıs referandumunun organizatörlerinden biri olarak Ukrayna güvenlik güçlerinin takibine uzun zaman önce takılmıştı.

'Azov' onu 11 Ağustos'ta aracını tamir ettirmek için arkadaşının yanına gittiği sıra, bir otomobil kuruluşunda gözaltına almıştı. Karakosov, cep telefonu sinyalinden yerini tespit edip kendisini yakalayabildikleri görüşünde.
Karakosov havalimanındaki hapishanede yedi gün geçirdi. Prozorov'un bahsettiği soğuk hava odalarında kalmıştı.

Karakosov o anları "Beni havalimanına getirip girişte bıraktılar. 15 kişi dövmeye başladı. İşleri bittiğinde bodruma indirdiler. Soğuk hava odasına attılar. Soğuk hava deposu yaklaşık 3x5 metre genişliğinde, hava girişi yok ve tamamen kapalı. Tanrıya şükür, çalışmadığından soğuk değildi. Alimünyum levhalarla kaplıydı" sözleriyle anlatıyor.
Pavel Karakosov SBU'lu Yarbay Prozorov'un anlattıklarını doğruladı.
Daha sonra ise güvenlik güçleri tarafından uygulanan her türlü işkence yöntemiyle tanışmak zorunda kaldı.
Mariupol havalimanındaki hapishanenin çalışanı. Mariupol Havalimanı'ndaki hapishanenin koridoru © Foto, Vasiliy Prozorov tarafından sunuldu
Karakosov "Uygulamalar ABD'nin Guantanamo'da yaptıkları gibiydi. Kol ve bacaklar açık şekilde sırt üstü yatırılıyor, başınızın üzerine bir bez koyulup üzerine su dökülüyordu. Bu da boğuluyormuşsun gibi bir his veriyor. Yoğun soluk almalarla birlikte su dökülürken beyin bunu boğulmak gibi algılıyor. İşkence sırasında mikro bir felç geçirdim. Sanki kafama milyonlarca iğne batırılmış gibiydi" ifadelerini kullanıyor.

Karakosov, yaşadıklarını anlatmaya şu sözlerle devam ediyor: "Bir başka işkence yöntemi de 'makas'tı. İki paralel demir arasına tutsağın elleri yerleştiriliyor, üstteki demir bir yükseklikten bırakılıyor ve parmaklar kırılıyordu."
"Ya da ayak tırnaklarının arasına iğne sokuluyordu. Sanki başınızdan aşağı tüm damarlarınızı çekiyorlarmış gibi bir his. Evet, bunu bana yaptılar, bunu yaşadım" diyen Karakosov'a göre, elektrikli testere ile bacak ya da diğer uzuvların kesilmesi de sıradan bir uygulama. Karakosov'un bacağında testerenin yol açtığı bir iz de var. Ayağını kesmemişler, ancak onu bu şekilde korkutmuşlar.
'Azov' Karakosov'dan referandumun organize edilmesinde dahli olan ve DHC'ye bağlı başka kent sakinlerinin isim ve bilgilerini vermesini istedi. Tutsaklardan vahşice alınan bu bilgiler, Azov'un karanlık işlerini yapmayı üstlendiği SBU'ya aktarılıyordu.

Karakosov "SBU ne olursa olsun yasal çerçevede hareket ediyordu. Azov Taburu, SBU'nun maşası gibi, canlarının istediği her şeyi bu şekilde yapabiliyorlar. SBU da bu sayede her zaman 'Biz değildik. Bu Azov Taburu, bize bağlı değiller' diyebilir" ifadelerini kullanıyor.
Azov Taburu'na yeni alınanlar © RİA Novosti / Yevgeniy Kotenko
İşkence sırasında ölenler, kimlikleri tespit edilmemiş cesetler olarak Mariupol sokaklarında bulunuyordu. Cesetler araçlarla yolda bir yere bırakılıyordu. Kentte çok sayıda kişi kayıplara karışıyor, ölüm kokusu duyuluyordu. Evet, ceset kokusu. Ararlarsa, havalimanı binası yakınlarında toplu mezarlar bulunur diye düşünüyorum" sözlerini dile getiriyor.
Pavel Karakosov, havalimanında ölenlerin nasıl gömüldüğünden bahsediyor.
İşkencelerden sonra Karakosov'u SBU'nun Mariupol birimine teslim ettiler. Resmi bir şekilde gözaltı protokolü oluşturuldu, mahkum daha sonra Mariupol merkezi dışındaki Kamenskoye gözaltı merkezine götürüldü. Durumu o kadar kötüymüş ki, ölür diye başta merkeze almak istememişler.
OMBUDSMAN: HAPİSHANE VE MEZARLAR HÂLÂ OLABİLİR
Tutsakların değişimi ile uğraşan Donetsk Halk Cumhuriyeti İnsan Hakları Ombudsmanı Darya Morozova da Mariupol'deki hapishanenin hâlâ mevcut olabileceği görüşünde.

Sputnik'e konuşan Morozova "2018-2019 döneminde gözaltına alınanlardan dahi bilgi alıyoruz. Mariupol'de işkence yapılıyor, insanlar feci şeklide dövülüyor, eziyet ediliyor, boğuluyordu. Mariupol'de özellikle de psikolojik ve fiziksel durum üzerinde etki etmek için en korkunç yöntemler kullanılıyordu" ifadelerini kullanıyor.

DHC Ombudsmanı Darya Morozova © DHC'nin resmi sitesi.
Morozova, orada mahkumların cesetlerinin gömülü olduğu gizli mezarların olabileceğini savunuyor:

"Abartıda bulunmak istemem ancak 2014'ten beri konuyla ilgilenen biri olarak, YouTube'da ve Ukrayna televizyonlarında birçok kişinin gözaltına alındığına dair görüntü vardı. Bu insanlar şimdi nerede belli değil… Beş yıl oldu ve birçoğunu bulamıyoruz. Dolayısıyla onların buralara götürüldüğünü düşünmek için her türlü zemin var."
Morozova'ya göre, DHC, Ukrayna topraklarında gözaltına alındıklarına dair kesin bilgi sahibi olduğu 249 kişiyi arıyor.
Mariupol havalimanındaki hapishanenin binası © Vasiliy Prozorov tarafından sunuldu
Morozova "249 kişiden 101'i Ukrayna tarafından resmi olarak doğrulandı. Geri kalanının akıbeti belli değil. Bu tarz noktaların yakınlarında toplu mezarların yer aldığı ya da bulunacağı ihtimalini dışlamıyorum" ifadelerini kullanıyor.
SADECE BİR HAVALİMANI DEĞİL
Morozova, açıklamalarına şöyle devam ediyor: "Eminim bunun gibi başka yerler de var. Yakında Mariupol'de böyle başka yerleri de öğreniriz. Sözgelimi geçen yıl genç bir kadın gözaltına alındı. SBU kadını Berdyansk kasabasına götürdü. Bir ay kadar kadının nerede olduğunu bulamadık. Daha sonra SBU'nun yasadışı bir gözaltı yeri olduğu ortaya çıktı. Bir ay boyunca kadını dövmüşler, işkenceler yapmışlar. Bu genç bir kadın… Yapabilecekleri her şeyi yapmışlar kadına. Ve aç bırakmışlar."
Berdyansk'taki kontrol noktası © AP Photo / Evgeniy Maloletka
Morozova'ya göre, Azak Denizi Kıyıları'ndaki yerleşim birimlerinde terk edilmiş birçok tatil yeri var. Ukraynalı taburlar buraları gizli hapishane olarak kullanıyor.
Vasiliy Prozorov'un açıklamalarının ardından Morozova, AGİT ve BM İnsan Hakları Gözlem Misyonu'na başvurarak bu bilgilerin doğrulanmasını istedi. Morozova, kanıt oluşması için tutsakları da bizzat bu uluslararası kuruluşlara şikayette bulunmaya çağırıyor.