Kırgızistan'da güzellik ve modanın tarihi:
Kadınların başlarındaki aksesuarlar ne anlama geliyordu?
Kırgızistan'da evli kadınlar, evden 'eleçeklerini' takmadan çıkamazlardı. Öyle ki, sokakta yalnızca 'takiya' ile görülmeleri dahi ayıplama sebebiydi.
Sputnik, Kırgızistan'daki moda ve kültür değişimini baş aksesuarları üzerinden ele alarak bu haberi hazırladı.
İkinci eşler için dahi ayrı bir eleçek mevcut
Bir kadının evli olup olmadığı, başına taktığı eleçekten anlaşılırdı. Gelinler söz konusu baş aksesuarının düğün günlerinde takar ve bir daha ömürleri boyunca çıkarmazlardı.
Daha yüksek olan eleçek modelleri ise, yalnızca çok varlıklı kadınlar tarafından takılabilirdi. Bu baş aksesuarını takan kadınların soylu olduğu hemen anlaşılırdı.
Varlıklı kadınların başlarında taşıdıkları eleçeklerde kullanılan kumaş, 30 metreyi bulabilirdi. Bu uzunluk, yaklaşık 10 katlı bir binaya tekabül ediyor.
Tipik bir Kırgız kadının eleçeğinde kullanılan kumaş uzunluğu ise yaklaşık 5 ila 7 metre arasında değişmekteydi.
Göçebe bir yaşam süren Kırgızlar için, söz konusu baş aksesuarları oldukça kıymetliydi. Kadınlar gerektiği takdirde başlarındaki eleçeğin kumaşını yeni doğan bebekleri kundaklamak için de kullanırdı, göç esnasında hayatını kaybedenlerin kefenini sarmak için de.
Süslü Kırgız kadınları, kimi zaman eleçeklerini kırmızı ipek kumaşlarla da süsleyebiliyorlardı. Zamanında bu durum, zenginliğin bir simgesi olarak görülüyordu.
Kadınlar, eleçekleri yalnızca evlendikten sonra takabiliyorlardı.
Bekar kadınlar ise ya 'tebet' adı verilen baş aksesuarlarını kullanır ya da başlarına hiçbir şey takmazlardı.
Kırgızlar, eğer gelinin ilk eleçeği kolayca sarılırsa bunun onun evliliğinin ve aile yaşantısının huzurlu olacağına delalet ettiğine inanırlardı.
Kırgız erkeklerinin ikinci eşleri için de özel bir eleçek türü mevcuttu. Söz konusu baş aksesuarı ise, 27 kat kumaşla sarılmaktaydı.
Kadınlar gün içerisinde eleçeklerine gözleri gibi bakar ve yalnızca gece yatacakları vakit başlarından çıkartırlardı.
Beyaz eleçekler, genellikle ülkenin kuzey kesimlerinde tercih edilirdi.
Tasarımındaki beyaz şeritler ve çene altından geçirilen modeliyle oldukça ayırt ediciydi. Aynı zamanda bölge kadınlarını rüzgâr ve soğuk havalardan da korurdu.
Ancak ülkenin güney kesimlerinde iklim daha ılıman olduğundan ötürü, çene kısmı örtülmeden bırakılırdı.
Ancak onların da başlarındaki örtünün altındaki özel bir kumaş sayesinde, başlarına güneş geçmesine mani olurdu.
Bunun yanında güneyli kadınlar, baş aksesuarlarında daha canlı renkleri tercih ederlerdi. Pek çok güneyli kadının eleçeği, renkli oymalarla süslenirdi.
Takiya olarak isimlendirilen bu başlık ise, Kırgız kadınlar tarafından eleçeğin altına takılırdı.

Önceleri evli kadınlar, sokağa yalnızca takiya ile çıkamazlardı. Günümüzde ise genç Kırgızlar, söz konusu baş aksesuarına bayılıyorlar.

Kırgız kadınlar hayatlarını kaybettiklerinde, eleçekte kullanılan kumaş cenaze töreninden önce merhumun kefeni olarak kullanılır ve vücuduna sarılırdı.
Peki Kızgız kadınları neden eleçek takmayı bıraktı?
Sovyetler Birliği'nin kurulduğu 1920'li yıllarda, kadınlar üretim hayatının içerisinde aktif olarak yer almaya başladılar. Başlarında taşıdıkları devasa aksesuarlarla güneşin altında çalışmaları oldukça zorlayıcı olduğundan, eleçeklerin yerini şallar aldı.

Günümüzde çoğu Kırgız kadın, evlendikten sonra şal takmaya başlıyor. Düğünlerde damadın büyüklerinden birisi, gelinin başına kar beyazı bir şal örtüyor.
Gelinlerin baş aksesuarı: Şökölö
Şökölö isimli baş aksesuarları, tüm Kırgız gelinleri tarafından takılabilen bir aksesuar değildi. Zira sıradan aileler, bu lüks aksesuarın maliyetini karşılayamazlardı.
Baba evinden ayrılan yeni gelin, yalnızca 5-6 gün boyunca bu aksesuarı başında taşır ve ardından zamanı geldiğinde kız kardeşinin de kullanabilmesi için ailesine geri teslim ederdi.
Söz konusu aksesuarın yüksekliği, 22 ila 30 santimetreyi bulmaktaydı. Kar beyazı bir keçeden yapılır ve dışı kırmızı yeşil ya da mavi kumaşlarla süslenirdi. Kimi zaman püsküller ve kadife detaylarla da bu süs abartılırdı.
Aynı zamanda pek çok değerli taşın yanında tavşan, turna kuşu ve sülün tüyleri de aksesuarın süslemesinde kullanılmaktaydı.
Ak Kalpak
Günümüzde 'ak kalpak', Kırgız erkekleri arasında en yaygın olan baş aksesuarıdır.
Geçmişte kalpakların zümrüt ve altınlarla süslendiğine dair birtakım efsaneler de mevcuttur. Hatta kıymetli deri ve kürklerden dikilen 'kiş kalpakların' varlığı da biliniyor. Ancak yalnızca efsanelerde kalan bu aksesuarların hiçbiri, artık günümüzde kullanılmıyor.
Varlıklı Kırgız erkekleri, kalpaklarına farklı şekiller vermekten oldukça hoşlanıyor.
Özenli işlemeleri olan yüksek şapkaların, Kırgız erkeğinin mevkiinin yüksek olduğunu gösterdiğine inanılıyor.
Günümüzde Kırgız erkekleri, siyah beyaz desenlere sahip kalpakları tercih ediyor. Ancak uzmanlar, söz konusu aksesuarların eskiden daha renkli olduğunu söylüyor. Örneğin kahverengi kalpaklar, toprağı simgeliyor. Bu renkteki kalpaklar, erişkin erkekler tarafından takılıyor.
Küçüklüğünde ak kalpak takmakta olan bir yaşındaki Kırgız çocuk; büyüdüğünde açık kahve, yeşil mavi ya da beyaz renklerde bir aksesuar tercih ediyor.
Yaşları 13 ila 24 arasında değişen ergen ve genç erkeklerin kalpaklarında, genellikle yeşil işlemeler yer alıyor. Zira yeşil, gençliği ve gelişimi temsil ediyor.
Zamanında genç bir Kırgız erkeğinin kırmızı işlemeli bir kalpak giymesi, kendisine evlenecek bir genç kız aradığı anlamına gelmekteydi.
Ancak günümüzde kalpakların renginin bu tür geleneklerden çok, modayla ilintili olduğu düşünülüyor. Önceleri yalnızca siyah ve beyaz olan kalpaklar, 1870'li yıllardan itibaren farklı renklere bürünmeye başlıyor.
Etnograf Nazira Momunbayeva, "Rus fabrikalarında üretilen kadifeler, Orta Asya'nın dört bir köşesine yayıldı. Bu neticede de terziler, pek çok renkten kalpaklar yapma imkanına sahip oldu" sözleriyle bunun nedenini anlatıyor.
Kadınların evlenecekleri günden itibaren bir daha başlarına takamadıkları baş aksesuarı
Erkeklerin ve genç kızların taktığı bu tübetey isimli baş aksesuarı, bir genç kızın bekâr olduğunun simgesi konumundaydı.
Varlıklı aileler su samuru, tilki ya da sansar kürklerinden yapılmış tübeteyleri tercih ederlerdi. Diğerleri ise ancak kuzu yününden yapılmış aksesuarların maliyetini karşılayabilirdi. Ancak bu aksesuarlar, pahalı türevlerine göre çok daha kullanışlılardı.
Yaşlı erkekler kahverengi ya da siyah tübeteyleri tercih ederlerdi.
Tübetey isimli bu baş aksesuarları, dört parçadan oluşurdu. İçeride yün ya da pamuktan oluşan bir kısım mevcuttu. Kimi zaman terziler tübeteylerin üzerine işlemeler yaparak, sahibini kötü gözlerden korumayı amaçlarlardı.
Geç kızlar için ise bu aksesuarın önemi daha büyüktü, zira düğün günlerinde tübeteylerinden sonsuza dek ayrılırlardı.
Genç kızlar, Özbekistan'ın Buhara şehrinden gelen pahalı kumaşlarla tübeteylerini süslerlerdi. Aynı zamanda boncuklar da aksesuarları süslemek için kullanılan süsler arasındaydı. Aksesuarın en üstünde ise baykuş tüyleri bulunurdu. Ancak pek çok zaman genç kızlar başlarına hiç aksesuar takmadan dışarı çıkarlardı.
Sert kışlar geldiğinde ise, tüm Kırgızlar başlarına telpek takarlardı. Çoğunlukla koyun yününden dikilen söz konusu baş aksesuarı, günümüzde de Kırgızistan'ın köylerinde kullanılmakta.