05:17 03 Ağustos 2021
Canlı Yayın

    Suriye krizinde siyasi çözüm mümkün mü?

    Kıtalararası
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 72
    Abone ol

    Suriye halkı 10 yıldır savaşın içinde yaşıyor. Uluslararası toplumun gündeminde bugün Suriye’de siyasi çözüm arayışları bulunuyor. Oytun Orhan’a göre, Suriye’de siyasi çözüm yolunda ABD’nin Fırat’ın doğusundaki işgali nedeniyle bir sıkışmışlık bulunuyor.

    RS FM’de yayınlanan Kıtalararası programında; Cenevre ve Türkiye, Rusya ve İran’ın garantör olduğu Astana görüşmeleri ekseninde Suriye’de siyasi çözüm arayışları ele alındı.

    Suriye’de siyasi çözüm arayışları uluslararası düzeyde ilk olarak Birleşmiş Milletler’in (BM) girişimleri ve Cenevre zirvesi ile gündeme gelmişti. BM Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan koordinatörlüğünde 30 Haziran 2012 tarihinde Cenevre’de gerçekleşen bu zirveye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) daimi üyeleri olan ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’yla beraber Avrupa Birliği (AB) temsilcileri, Türkiye, Katar, Kuveyt, Arap Birliği temsilcileri ve Irak katıldı. Ancak Suriye hükümeti ve muhalefetten bir katılım olmadı. Cenevre’nin ikinci ve üçüncü görüşmeleri de 2014 ve 2016 yıllarında düzenlense de ateşkesin sağlanmasında bir yol kat edilemedi.

    Gittikçe şiddetlenen savaşta binlerce sivil hayatını kaybetti ve ülkenin büyük bir kısmı terör örgütlerinin kontrolüne geçti.

    İlk ateşkes Türkiye, Rusya ve İran’ın öncülüğünde geldi

    Suriye’de ilk ateşkes ise Türkiye, Rusya ve İran’ın öncülüğünde geldi. 20 Aralık 2016’da Türkiye, Rusya ve İran, Suriye’de ateşkes yapılması için mutabakata vardılar. Astana görüşmelerinin ilki ise 23 Ocak 2017'de yapıldı. Bu toplantıda, Suriye sorununun askeri yöntemlerle çözülemeyeceği ifade edilirken çatışmaların kısa sürede sonlandırılması ve ateşkesin devamlılığının sağlanması temel amaç oldu. İkinci görüşmede ise Rusya, İran ve Türkiye’den oluşan bir görev gücünün kurulmasında uzlaşıldı. 2017'nin mayıs ayındaki görüşmelerde ilk somut adım atılarak Suriye'de çatışmasızlık bölgeleri oluşturuldu.

    Cenevre görüşmeleri de bir yandan devam etse de verilen kararların uygulanması konusunda güçsüz kaldı.

    22 Kasım 2017’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve önceki İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin bir araya geldiği Soçi Zirvesi ise bu üç ülkenin Suriye’deki krizi çözmeye yönelik bir kararlılık göstergesi oldu.

    Günümüze geldiğimizde ise ülkedeki IŞİD varlığı sona erdirilmiş olsa da Fırat’ın doğusunda ABD destekli PYD/YPG, işgalini sürdürüyor. Suriye’nin kuzeyindeki sahalar ise muhalefetin kontrolünde bulunuyor.

    Siyasi çözüm arayışları devam ederken bir yandan da Suriye için yeni anayasa yazım çalışmaları var. Ancak Suriye Anayasa Komitesi yazım aşamasında henüz bir ilerleme kaydedebilmiş değil.

    Astana formatındaki 15. görüşme geçen şubat ayında Rusya’nın Soçi kentinde gerçekleşmişti. 16. zirveye ise garantör ülkeler İran, Rusya ve Türkiye’nin yanı sıra Suriye hükümeti ve Suriye silahlı muhalefet heyetlerinin katılması planlanıyor. Birleşmiş Milletler, Ürdün, Lübnan ve Irak temsilcileri de gözlemciler olarak görüşmede yer alacak.

    ‘Cenevre’de çok ilerleme sağlanamıyor’

    Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Levant Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan, RS FM için yaptığı değerlendirmede, “Suriye’de bir siyasi çözüm mümkün mü?” sorusunu şöyle yanıtladı:

    “Astana, siyasi süreci son yıllarda domine etmiş olsa da nihai çözüm Cenevre’de olacak gibi görünüyor. Çünkü sorun sadece sahadaki askeri meseleler değil, Suriye’nin yeniden inşası, yeni bir Anayasa yazımı ve Suriye’de yönetimin uluslararası meşruiyet kazanması önemli. Bu açılardan Batı’nın, Avrupa’nın, ABD’nin, Körfez ve Arap Ligi ülkelerinin Suriye yönetimine meşruiyet verme ve onu tanıma yönünde bir adım atması gerekiyor. Ama şu aşamada halen Anayasa Komitesi ve Cenevre’de çok ilerleme sağlanamıyor. Bunun temel nedenlerinden biri bazı aktörlerin özellikle Suriye kanadının, siyasi çözümden ziyade askeri yollarla halen sahada ilerleme sağlayıp, sahada pozisyonunu güçlendirip o şekilde bir masaya oturma niyeti söz konusu. Özellikle İdlib’de, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı hareket bölgelerindeki muhaliflerin kontrolü sonlandırılmadan, Fırat’ın doğusundaki YPG ve Amerikan varlığıyla mücadele edilmeden siyasi çözüm masasına oturulursa bunun çok ciddi siyasi tavizlerle sonuçlanacağını bildiği için şu aşamada çok istekli görünmüyor. ABD, YPG’nin taleplerinin destekleyicisi, koruyucusu konumunda. Hem buradaki askeri varlığını, doğal kaynaklar üzerindeki hâkimiyetini hem de Suriye’nin yeniden yapılanma çabalarına sağlanacak fonlarını kullanarak bunu bir havuç olarak öne sürüp karşılığında da sopa olarak ekonomik yaptırımlar yoluyla Suriye rejiminden siyasi tavizler alma çabası içinde. Fırat’ın doğusuna ilişkin böyle bir sıkışmışlık var.”

    ‘Fırat’ın doğusunda güç dengesinde değişim olması gerekiyor’

    Askeri yollarla bir çözüme ulaşılması da mümkün görünmüyor” diye devam eden Orhan, şunları ekledi:

    “Bunun nedeni, ABD’nin Fırat’ın doğusunda hem hava sahasını kontrol ediyor olması ve hem de Amerikan askeri güçlerinin bulunuyor olması. Bu da tarafları askeri yollarla çözüm konusunda sınırlandırıyor. Bu sıkışmışlığın nasıl açılacağı belli değil ama Suriye açısından bakıldığında Fırat’ın doğusunun mevcut şartlarda ABD’nin talep ettiği, YPG’nin istediği gibi bir çözüme kavuşturulması kabul edilebilir bir durum değil. Bu sadece Şam açısından değil, Ankara ve Tahran açısından da kabul edilmez. Hatta Rusya bile esasında ilk aşamalarda sunduğu Anayasa taslaklarında Kürtlere dönük kültürel özerklik verilmesi teklifini öne sürmüş olsa da Şam, Ankara ve Tahran ile yürüttüğü işbirliği neticesinde o pozisyonunu değiştirdi. Rusya da buradaki ABD güçlerinin çekilmesi, PYD/YPG’ye federatif yönetim verilmesi konusundaki karşıt tutumunu daha da sertleştirdi. Dolayısıyla mevcut tablo üzerinden bir siyasi çözüm zor görünüyor. Bu da zaten siyasi sürecin nihayete ermemesi konusunda en büyük engellerden biri. Bir çözüm olacaksa Fırat’ın doğusunda güç dengesinde değişim olması gerekiyor. Ya ABD askerlerinin geri çekilmesi ya da ABD-Rusya anlaşması denklemi değiştirebilir. Ama bu süreçlerin hiçbirinin PYD’nin federatif bir yapı kurmasına varacak noktaya geleceğini kesinlikle düşünmüyorum.”

    ‘Türkiye-Rusya işbirliği, Suriye’de krizin çözümü açısından en önemli dinamik’

    Peki, bundan sonraki süreçte, Astana’nın yol haritası ne olacak? Orhan’ın değerlendirmeleri şöyle oldu:

    “Astana misyonunu yerine getirdi. Çok önemli bir değişim sağladı. Anayasa komitesinin kurulmasına vesile oldu. Sahada askeri dengenin kurulmasını sağladı. Siyasi çözümün de temellerini attı. Ama artık süreç yavaş yavaş Cenevre’ye kayacak diye düşünüyorum. Ama Türkiye, Rusya ve İran’ın, Cenevre süreci içindeki çabalarını koordine etmesi açısından önemli bir platform olmaya devam edecek. Özellikle Türkiye-Rusya işbirliği, Suriye’de krizin çözümü ve siyasi çözüm açısından en önemli dinamik.”

    İlgili konular:

    Rusya Başbakan Yardımcısı Borisov, Suriye lideri Esad ile görüşmede Moskova’nın politikasını teyit etti
    BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, Suriye'ye sınır ötesi yardımların sürdürülmesini istedi
    Pentagon: ABD savaş uçakları, Suriye-Irak sınırındaki İran destekli grupları hedef aldı
    İran, ABD'nin Irak-Suriye sınırındaki saldırısını 'istikrarı bozan bir hamle' olarak değerlendirdi
    Irak-Suriye sınırında 'Biden'ın talimatıyla' gerçekleştirilen saldırı hakkında Beyaz Saray'dan açıklama
    İsviçre, Putin-Biden zirvesi sırasında Cenevre semalarını kapatabilir
    Etiketler:
    Suriye, iç savaş, Beşar Esad, Ortadoğu, Türkiye, ABD, Rusya, Vladimir Putin, Joe Biden, Recep Tayyip Erdoğan, Fırat'ın doğusu, Oytun Orhan, yeni anayasa, Astana, IŞİD, Ateşkes, Suriye'de ateşkes
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın