00:46 05 Haziran 2020
Canlı Yayın
    Koronavirüs salgını
    URL'yi kısaltın
    Türkiye’de Kovid-19 salgını (1078)
    0 10
    Abone ol

    Spor Hukuku Uzmanı Av. Emin Özkurt, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle ertelenen liglerin 12 Haziran'da başlaması planıyla ilgili olarak konuştu. Özkurt, "Salgın hastalık durumu TFF'yi aşar. TFF'nin de ligleri başlatma yetkisi yoktur. Türk futbolunun 11. plana ihtiyacı vardır. 'Karantina Ligi' konseptini öneriyorum" dedi.

    Spor hukuku alanında Türkiye'yi uluslararası mecrada temsil eden, İsviçre'deki Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi CAS, Euroleague Basketbol Tahkimi ve Doha merkezli Katar Spor Tahkim Mahkemesi'ndeki tek Türk hakemi olan Avukat Emin Özkurt, Habertürk'ten Erhan Kaan Adıgüzel'e özel açıklamalarda bulundu.

    Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye Futbol Federasyonu'nu (TFF) aşacağını belirten ve bu durumda federasyonun ligleri başlatmak gibi bir yetkisinin bulunmadığını kaydeden Özkurt, TFF Başkanı Nihat Özdemir'in "Biz, futbol tabiriyle topu Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’na attık. Yazıyı yazdık, imzaladım, yolladım. Alternatifli 10 senaryoyu da yazdık, tedbirlerimizi de yazdık" şeklindeki açıklamasını hatırlattı.

    "TFF'nin bir 11. plana ihtiyacı vardır, 'Karantina Ligi' konseptini bu nedenle önermekteyim" diyen Özkurt, devamında "Uygun bir sağlık protokolü ortaya konulmadıkça futbolcular antrenmanlara ve maçlara çıkmayı reddedebilirler" ifadesini kullandı.

    Erhan Kaan Adıgüzel'in soruları ve Özkurt'un bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

    'TFF, liglerin Bilim Kurulu onayı almadan başlatmaya kalkarsa hukuki sorumluluğu doğar'

    "Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın 6 Mayıs tarihli açıklamasıyla, TFF'nin sunduğu 10 alternatifli plandan hiçbirinin Bilim Kurulu tarafından onay alamadığını öğrendik. Böylece, TFF Başkanı ile Sağlık Bakanı’nın aynı gün, birkaç saat arayla yaptıkları basın açıklamalarıyla, liglerin akıbetine dair derin bir anlaşmazlık içerisinde olduklarını, hiçbir mutabakatlarının olmadığını gördük. Bu son derece riskli ve de üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

    Zira dünyanın hiçbir ülkesinde, futbol veya herhangi bir spor dalı, o ülkenin hükümetinin veya ilgili makamlarının Kovid-19 salgını çerçevesinde onayı olmadan müsabakaları başlatamaz, TFF'nin de böyle bir yetkisi yoktur. Her şeye rağmen, eğer TFF, ligleri Sağlık Bakanlığı onayı olmadan başlatırsa ve bunun neticesinde bir futbolcu ya da futbol ailesinin herhangi bir mensubu sağlık sorunu yaşarsa, gerek TFF gerekse hastalanan futbolcunun kulübü ortaya çıkacak sonuçtan hukuki ve cezai olarak sorumlu tutulabilir. Böyle bir durumda, Kulüpler ve de TFF ortaya çıkacak sonuçların altından maddi ve manevi olarak çok zor kalkarlar.

    'TFF'nin özerkliği sınırsız değildir, salgın hastalık durumu federasyonu aşar'

    Federasyonların özerkliği sınırsız değildir. TFF’nin özerkliği bağlı olduğu kanun ve mevzuata göre spor faaliyetlerinin planlanması, düzenlenmesi, yönetimi ve disiplini ile alakalı konularla sınırlıdır. Mesele Kovid-19 salgını gibi kamu sağlığını ilgilendiren bir pandemi olduğunda ise bu konu sırf TFF’ye bırakılamaz, salgın hastalık durumu TFF’yi aşar. Böyle bir konu, Sağlık Bakanlığı ve hükümetin TFF ile koordinasyon içerisinde çözmesi gereken bir meseledir.

    Kamu idaresi berberlere, fabrikalara ve de AVM’lere ilişkin milyonlarca insana dair işe başlama kararlarını nasıl alabiliyorsa, maçların başlaması ile alakalı kararı da TFF ile iletişim içerisinde, belirli sağlık koşulları altında alabilir.

    Covid-19 söz konusu olduğunda TFF’nin de, UEFA’nın da ve hatta FIFA’nın da liglerin nasıl ne zaman ve hangi şartlarda başlayacağına müdahale hakkı yoktur. Fransa’da liglerin akıbeti ile alakalı hükümetin kararı sonrası yaşanan durum buna net bir örnektir.

    TFF ile Sağlık Bakanlığı arasındaki tıkanmışlığa dair Spor Bakanı’nın tek bir yorumu dahi yok. Oysa ki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne dair 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Spor Bakanlığı’na verilmiş görev spor faaliyetlerinin plan ve program dahilinde yürütülmesini gözetmek ve çalışmaları koordine etmektir. Spor Bakanlığı bu önemli krize derhal müdahil olmalı, Sağlık Bakanlığı ile TFF arasındaki koordinasyonu sağlamak üzere görevinin gereğini yerine getirmelidir.

    'Karantina Ligi önerimi tekrar hatırlatmak isterim'

    Avrupa’nın önde gelen futbol ülkelerinden İngiltere, İspanya, İtalya ve Almanya ligleri başlatmayı başarıyla planlarken, Türk futbolu olarak biz de böyle bir dengeyi kurmayı başarabiliriz. İşte tam bu noktada, bu dengeyi kuracağına inandığım ve 6 Nisan tarihinde yazılı bir açıklamayla duyurduğum 'Karantina Ligi' önerimi tekrar hatırlatmak isterim.

    Türkiye Futbol Federasyonu’nun Sağlık Bakanlığı’na sunduğu 10 alternatifli planında yer alan hiç bir senaryonun Bakanlık tarafından onay alamamış olması, Federasyonun farklı bir bakış açısına ihtiyacı olduğunun bariz göstergesidir. Türk futbolunun yaşanmakta olan kilitlenmeyi aşacak bir '11. Plan'a ihtiyacı vardır ve Karantina Ligi önerim bu '11. Plan' olmaya adaydır.

    11. Plan, Karantina Ligi’nin temel esasları ise şunlardır:

    • Türkiye Futbol Federasyonu müsabaka evresinde takımları tek şehirde, belirlenmiş otellerde, minimum insan katılımıyla ve dışarıya kapalı bir şekilde organize etmelidir.
    • Seyircisiz oynanacak maç için deplasmana gitmenin mantığı yoktur. Seyahat, Kovid-19 için çok önemli bir bulaş kaynağıdır, hastalık riskini önemli derecede arttırır. İnsanlar bir defa seyahat ettirilmelidir.
    • Futbolculara, teknik ekiplere ve kamptaki tüm kişilere (otel çalışanları dahil) düzenli aralıklarla, uygun Kovid-19 testleri yapılmalıdır.
    • Süper Lig müsabakaları 12 Haziran ile 19 Temmuz arası gerçekleştirilebilir.
    • Türkiye Kupası ise 20 ile 31 Temmuz arasında, Süper Lig müsabakaları tamamlandıktan sonra oynanabilir.
    • Alt ligler sonlandırılmalıdır. Alt liglerin fiziksel yetersizlikleri ve kulüplerin sağlık protokolü şartlarına ayak uydurmak için katlanmak zorunda kalacakları maliyetler ekonomik olarak bu ligleri oynanabilir kılmaz. Alt ligler açısından sportif başarı odaklı bir tescil seçeneği üzerinde durulmalıdır.

    Karar almak için süre daralmaktadır, zaman futbolcuların, kulüplerin ve de TFF’nin aleyhine işlemektedir. UEFA bu konudaki planlarını sunmaları için yerel federasyonlara 25 Mayıs’a kadar mühlet vermiştir. 11. plan olarak 'Karantina Ligi' önerim kanımca en geçerli seçenektir ve Türkiye Futbol Federasyonu tarafından Sağlık Bakanlığı’na sunulabilecek gerçek bir alternatif olarak değerlendirilmelidir.

    - Ligler tescil ya da iptal edilirse UEFA'ya katılım nasıl olur?

    23 Nisan tarihinde UEFA Yürütme Kurulu toplandı ve liglerin devamını şiddetli bir şekilde tavsiye eden kararını açıkladı. Söz konusu karar uyarınca, maçların oynanmasını engelleyen resmi bir kararın veya aşılamayacak ekonomik zorlukların bulunmaması halinde ligler kaldığı yerden orijinal formatında devam etmelidir ve gerekli sağlık koşulları federasyonlarca sağlanmalıdır.

    Ayrıca UEFA, Federasyon tarafından önerilecek kulübü şu üç kritere bakarak reddetme hakkına sahiptir:

    • Ligleri iptal için aradığı sebepler var mı?
    • Federasyon seçtiği kulübü sportif liyakate göre mi seçmiş?
    • Kamuoyu nezdinde haksız olarak seçildiğine dair bir algı var mı?

    Görüldüğü üzere, UEFA Avrupa kupalarına katılım hakkının sahada kazanılmasını istiyor ve bu açıklaması da 6 Nisan'dan beri dile getirdiğim Karantina Ligi önerimi destekler niteliktedir.

    Ligin bu şekilde tescil edilmesi halinde, TFF'yi Avrupa kupalarına katılım için çok zor bir seçim beklemektedir. Çünkü ligimize baktığımızda mevcut puan sıralamasında kulüplerin puanları birbirine son derece yakın ve kulüplerin birbirleriyle olan bazı önemli maçları henüz oynanmamış durumda.

    Dolayısıyla bu durumda TFF’nin yapacağı seçimin sportif liyakatı UEFA nezdinde sorgulanabilir ve UEFA bu seçimi reddedebilir. Bu nedenle Avrupa Kupalarına katılım hakkının sahada kazanılması en sağlıklı yol olur.

    - Liglerin iptalinde maddi kayıplar için sorumlu kim olacak?

    Yayıncı kuruluş bildiğiniz üzere TFF’ye ödemelerini durdurmuştur. Ligin iptali halinde maçlar oynanmadığı gerekçesiyle yayın ödemelerinin tamamını kalıcı şekilde durdurması söz konusu olabilir ve bu durum halihazırda maddi çöküntü içerisinde olan ve girdilerinin yaklaşık %40’ı yayın gelirinden oluşan kulüplerimizi ekonomik bir kaosa sürükleyebilir.

    Öte yandan, sponsorlar maçların oynanmaması gerekçesiyle ödemelerini durdurabilir ki bu da kulüplerimize ciddi bir ekonomik darbe vurur. Bu gelişmelerin sonucunda zor duruma giren kulüpler oyuncularına ödeme yapamayabilir veya oyuncu maaşlarında anlaşamamaları durumunda tek taraflı olarak önemli ölçüde indirime gider. Bu durumda oyuncular ve kulüpler arasında çok sayıda uyuşmazlık doğar ve uzun yıllar sürecek hukuki mücadeleler başlar.

    Gördüğünüz üzere, ligin iptal olması veya güncel haliyle tescil edilmesi halinde tüm taraflar açısından ciddi zararlar doğacaktır.

    Bu durum dünyada da böyledir. Fransa Hükümeti’nin spor organizasyonlarını iptal etmesi nedeniyle 30 Nisan tarihinde Ligue 1 yönetimi tarafından PSG şampiyon ilan edildi ve ligin olduğu gibi tescili kararı alındı. Bu kararla beraber, Lyon kulübü 1997 yılından bu yana ilk kez Avrupa Kupaları elemelerine katılım hakkı kazanamadı. Kulüp geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamayla, Ligue 1 yönetiminin kararıyla beraber büyük bir zarara uğradığını, play-off sistemini önerdiğini ve maddi tazminat hakkını saklı tuttuğunu açıkladı. Yine aynı şekilde Hollanda Ligi’nin olduğu gibi tescil edilmesi nedeniyle AZ Alkmaar takımı da büyük bir tepki göstererek kararın son derece adaletsiz olduğunu ve karara karşı tazminat hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.

    Lyon ve AZ Alkmaar örneklerinden yola çıkacak olursak mevcut haliyle tescil edilen liglerde kulüplerin çok büyük kayıpları olacağı aşikardır. Düşen kulüpler lig oynansa belki ligde kalacaktı ve bir alt lige göre çok daha büyük kazanç elde edecekti ya da Lyon örneğinde olduğu gibi lig devam etse Lyon belki de Avrupa kupalarına katılacak ve önemli bir gelir elde edecekti.

    Dolayısıyla, ligin iptali halinde çok büyük hak kayıpları yaşanacaktır ve kulüplerin iptal kararını veren kuruma karşı yaşadıkları kazanç kayıpları veya uğradıkları maddi zarar nedeniyle ciddi tazminat davaları doğacaktır.

    Zaten bu nedenledir ki 'Big Fıve' içinde sadece Fransa böyle bir tavır takınmıştır. İtalya, İspanya, Almanya ve İngiltere salgından Fransa’dan daha fazla etkilenmesine rağmen liglerin devamı yönünde yaklaşım sergilemiştir. Liglerin tamamlanmamasının potansiyel zararlarının daha ağır olduğunu görmüşlerdir.

    Bu ülkeler dahi liglerin devamı için planlar yapmaktayken veya devam kararı almışken Türkiye Futbol Federasyonu da liglerin Sağlık Bakanlığı ile organize şekilde oluşturacağı optimum sağlık koşullarında tamamlanmasını sağlayabilmelidir.

    - Futbolcu 'Oynamak istemiyorum' derse ne olacak?

    Şüphesiz ki hiçbir lig ve müsabaka; hiçbir kupa ve zafer insan sağlığından değerli değildir. Türk futbolunun selameti de ligimizdeki futbolcuların, teknik ekiplerin ve tüm çalışanların sıhhatinden geçer. Ancak her çalışanın olduğu gibi futbolcularında bir takım hak ve yükümlülükleri vardır. TFF Profesyonel Futbol ve Transfer Talimatı uyarınca futbolcuların meslekleri icabı görevleri vardır. Futbolcular kural olarak sahaya çıkmak zorundadır. Ancak bunun için bir ön şart vardır:

    6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 'Çalışmaktan Kaçınma Hakkı' başlıklı 13’üncü maddesi gereği; çalışanlar İş Sağlığı Güvenliği Kurulunun olduğu iş yerlerinde kurula, kurulun bulunmadığı iş yerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilir ve gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir.

    Çalışmaktan kaçınma hakkı aynı zamanda Anayasa ile 'Herkes yaşama maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir' ifadesi ile güvence altına alınmış olan yaşam hakkının da doğrudan bir sonucudur.

    Bu nedenle, bunca hafta geçmesine rağmen Futbola Dönüş Protokolü'nün Bilim Kurulu'ndan onay alamaması ve futbolcuların sağlığına ilişkin tüm koşulların kesinleşmemesi sıkıntı doğurur. Futbolcular açıkladığım üzere kanuni hakları olan çalışmaktan kaçınma hakkını ortada gerekli onayı almamış bir sağlık protokolünün olmaması nedeniyle antrenman ve maçlara çıkmayı reddetme yoluna girebilirler. Bu durum da futbolcu sözleşmelerini büyük bir çıkmaza sokabilir. Uygun bir sağlık protokolü ortaya konulmadıkça futbolcular antrenmanlara ve maçlara çıkmayı reddedebilirler.

    İşte bu nedenledir ki TFF'nin bir 11. plana ihtiyacı vardır, 'Karantina Ligi' konseptini bu nedenle önermekteyim.

    Konu:
    Türkiye’de Kovid-19 salgını (1078)
    Etiketler:
    UEFA, Futbol, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Koronavirüs, TFF Süper Kupa, Emin Özkurt
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın