06:08 07 Mart 2021
Canlı Yayın
    Koronavirüs salgını
    URL'yi kısaltın
    0 72
    Abone ol

    Pfizer aşısının yol açtığı ölümler ve Sputnik V aşısına karşı yürütülen karalama kampanyasını değerlendiren RIA Novosti yazarı Viktoriya Nikiforova, Batı’nın başlattığı aşı savaşının bedelini kendi vatandaşlarını hayatıyla ödediğini belirtti.

    Koronavirüs aşılarıyla ilgili günümüzde oluşan paradoksal duruma dikkat çeken Nikiforova, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) aşı sayısının kesinlikle yeterli olmadığını açıkladığını anımsatarak, “Gerçekten de korkunç bir eşitsizlik olduğu ortada. Bugün dünyanın en zengin ülkelerinin elinde 39 milyon doz aşı varken en fakir ülkeler sadece 25 doza sahip” ifadesini kullandı.

    Diğer yandan aynı DSÖ’nün bugüne kadar sadece Pfizer/Biontech aşısına onay verdiğine dikkat çeken Rus gazeteci, “Ne Rusya ne de Çin’in geliştirdiği aşılar onay almaya layık görülmedi. Herkese ABD-Alman ortaklığı olan Pfizer’in aşısı dayatılıyor. Ve bunu, bu aşıdan kaynaklanan ölüm ve komplikasyon sayısının günden güne artmasına rağmen yapıyorlar” diye yazdı.

    'Pfizer'in geçmişi sayısız skandallarla dolu'

    Nikiforova, bu konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

    Almanya’da Pfizer kurban sayısı 10’u buldu. Norveç’te, 17 Ocak itibariyle 29 kişi hayatını kaybetti. Fakat Norveç İlaç Ajansı’nın Tıp Direktörü Steinar Madsen, basın mensuplarına, aşılamanın aynı hızla devam edeceğini söylüyor.

    Pfizer/Biontech aşısının tesliminin maliyeti, aşı geliştirmeden çok önce karşılandı. Kabul edilmesi için en üst hükümet düzeyinde lobi çalışmaları yapıldı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, aşının en kısa zamanda Avrupa Birliği’nde tescil edilmesinde şahsen ısrar etti. Oysa Pfizer şirketinin aşı geliştirme konusunda hiçbir deneyimi yoktu. Üstelik bu şirketin geçmişi sayısız büyük skandallarla dolu.

    'Pfizer, Nijerya'da yasadışı olarak çocuklar üzerinde çalıştı'

    Aralarından en büyüğü, 1990’lı yılların ortasında Nijerya’da yeni bir antibiyotiğin yasadışı olarak çocuklar üzerinde test edilmesiyle ilgili. Denekler test hakkında hiçbir şey bilmiyorlardı. Yaklaşık iki yüz çocuk hayatını kaybetti. Nijerya hükümetinin açtığı dava yıllar sürdü. Bu süreci, Pfizer’e karşı açılan diğer davalar takip etti.

    Bu nedenle Pfizer, koronavirüs aşısıyla ilgili kendini güvence altına aldı. İnanılmaz ama şirket, Avrupa İlaç Ajansı ile yapılan anlaşmada, aşının yol açacağı yan etkilerinden dolayı sorumlu tutulabileceği yönündeki maddenin yer almamasında ısrar etti ve bunda başarılı oldu.

    Bu uygulama ABD’de yaygın ama Avrupalı düzenleyiciler için düşünülemezdi. Genelde, tüm düzenlemelere uyulmasını sıkı bir şekilde takip eder ve üreticileri titizlikle kontrol ederler. Rusya’da geliştirilen Sputnik V aşısı tam da böyle bir süreçten geçiyor.

    Rusya’daki Gamaleya Araştırma Merkezi’nin Başkanı Dr. Aleksandr Gintsburg, bu konuda şunu söyledi: “Putin ve Merkel’in Sputnik V’nin ortak üretimiyle ilgili vardığı anlaşma bağlamında, bize 2 saat boyunca en karmaşık sorular sordular, aşı üretimi için tüm koşullara sahip olup olmadığımızı araştırdılar. Bu kontrol, Pfizer’e yönelik yapılandan çok daha derinlemesineydi. Halihazırda Avrupalı düzenleyicinin Pfizer’e karşı yaptığı, dünyadaki tüm uygulamalara zıt. Üreticinin tüm sorumlulukları kaldırılıyor. Devlet düzeyinde birbirlerinin sırtını kaşıyorlar”.

    Pfizer/Biontech aşısının yol açtığı komplikasyon ve ölümler, geliştirme sürecinde RNA teknolojisinin kullanımından kaynaklanıyor. Bu teknoloji temelinde geliştirilen aşılar bugüne kadar sadece veterinerlikte kullanıldı. Hiçbir zaman insanlar üzerinde uygulanmadı. Dolayısıyla, RNA aşısının yan etkileri de araştırılmadı ve bu nedenle öngörülemez.

    Bu metodun özü şu ki, insan vücuduna koronavirüs RNA’sının (ribonükleik asidin) küçük bir parçası yerleştiriliyor. Teoride vücut, antikorlar üreterek ve bağışıklık kazanarak tepki vermeli.

    Ancak, Dr. Gintsburg’un sözlerine göre, başlıca sorun şu ki, RNA son derecede kararsız çıktı. Sürekli değişiyor, üstelik bu üretim sırasında da olabiliyor. Sonuç olarak RNA’lar her partide birbirinden farklı olabiliyor.

    'İnsanlar onlara ne enjekte edildiğini ve ne olacağını bilmiyorlar'

    Bu tür bozulmuş RNA’lar, insan vücuduna girdiğinde en öngörülemeyen sonuçlara yol açabiliyor. İsrail’i örnek gösteren Rus bilim insanı, bu ülkede aşı olanlarda gözlemlenen yüz felcine işaret etti.

    “Bununla birlikte, vücudun içinde başka hangi komplikasyonların ortaya çıkabileceği konusunda tam bir fikrimiz yok. Örneğin yemek borusu kaslarının felci olabilir. Veyahut da kalp sinirinin felci olabilir. Oysa bu sinir kalp kaslarının çalışmasından sorumludur”.

    Gintsburg’un görüşüne göre, Pfizer aşısı insanların en az yüzde 30-40’ına uygun değil. Bunlar alerjisi olan insanlar ve yaşlılar. Oysa aşılama tam hız devam ediyor. Milyonlarca Avrupalı ve Amerikalının açık bir şekilde bu aşıdan korkmasına ve kaçmaya çalışmasına rağmen.

    Pfizer aşısının, klinik testler sırasındaki içeriği ile ticari üretime giren içerik arasında fark olması Avrupalıları ciddi bir şekilde endişelendiriyor. İnsanlar, onlara ne enjekte edildiğini ve onlara ne olacağını bilmiyorlar.

    Paralel olarak Rus aşıya karşı enformasyon savaşı tam hız devam ediyor. Sputnik V’nin onlarca yıldır başarılı bir şekilde kullanılan klasik ve geleneksel teknolojiye göre geliştirilmesine rağmen.

    Bir bakıyorsun Twitter, Sputnik V’nin hesabını engelliyor. Bir bakıyorsun Washington Ukraynalılara, Brüksel de Macarlara Rus aşıyı almalarını yasaklıyor. Bir bakıyorsun Pfizer aşısı yapanlara “sağlık pasaportu” verilmesi yönünde teklifler ortaya atılıyor, amaç böyle pasaporta sahip olmayanları Avrupa Birliği’ne sokmamak. Sputnik V’ye karşı eşi görülmemiş karalama kampanyası yürütülüyor. Microsoft birden Rus hackerlerle ilgili dezenformasyon ortaya atıyor, bilgisayar korsanlarının Batılı şirketlerin geliştirdiği aşılarla ilgili bilgi çalmak istediğini öne sürüyor. Rusya’nın kendi aşısını bitirdiği bir dönemde, Batı’nın henüz bitmemiş aşılarla ilgili bilginin hackerlere ne gibi yarar sağlayacağı kesinlikle anlaşılmıyor. Ayrıca geçen yıl, AstroZeneca aşısıyla ilgili zorluklar yaşayan İngiliz bilim insanları yardım için Gamaleya Merkezi’ne başvurdu. Rus bilim insanları da hiçbir karşılık beklemeden partnerlerine yardım etti.

    'Geniş kapsamlı testlerin üzerinden geçildi'

    Ama bugün bunu artık kimse hatırlamıyor. Rusların yeni bir bilimsel atılım gerçekleştirdiğini ve şimdi hiçbir karşılık beklemeden isteyen herkese yardım ettiğini kabul etmek, onlar için ölmek gibi. Batı, kendi vatandaşları ölmelerine rağmen, aşı savaşını başlatmayı seçti.

    Görünüşe göre, Pfizer yönetimi en başından beri aşılamada ortaya çıkabilecek sorunların farkındaydı. Pfizer CEO’su Albert Bourla, klinik testlerinin bittiği ve şirketin hisse senetlerinin yüzde 15 arttığı gün 5.5 milyon dolarlık hissesini elden çıkardı. Pfizer Başkan Yardımcısı Sally Susman da 2.2 milyon dolarlık hissesini sattı.

    Her bir aşı araştırmasındaki temel aşama, insanlar üzerinde geniş kapsamlı testlerdir. Pfizer bu aşamayı başarıyla yan geçti. Ama bugün aşılarının uygulanma şekli tam olarak deneklere haber verilmeden, riskler tazmin edilmeden, azıcık da olsa insanların hayatına ve sağlığına özen gösterilmeden yapılan testleri andırıyor.

    Görünüşe göre, “altın milyardan” olan insanlar, ödedikleri para karşılığında kobay olarak kullanılıyor. Gintsburg, “Bu, Doktor Mengele’nin deneylerine çok benziyor” yorumunda bulundu. (Josef Mengele, 2. Dünya Savaşı sırasında Auschwitz-Birkenau toplama kampında bulunan tutsaklar üzerinde yaptığı ölümcül deneylerle bilinen bir Alman Nazi doktor, 2 milyon kişinin insanlık suçu işlenerek öldürülmesinden sorumlu tutulmaktadır)

    Etiketler:
    Rusya, Moderna, Aşı, Koronavirüs aşısı, Koronavirüs, Sputnik V, Pfizer
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın