05:11 20 Eylül 2019
Canlı Yayın
    Beritan Erdal Ayna

    Mevsimlik tarım işçiliğinden beyaz perdeye uzanan 15 yıllık bir sanat serüveni

    © Sputnik / Sertaç Kayar
    Kültür & Sanat
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 41
    Abone ol

    Mevsimlik tarım işçiliği yaparken kurduğu hayallerin peşinden giderek sanatla tanışan Beritan Erdal Ayna, 15 yıllık sanat serüvenini anlattı.

    15 yıllık sanat yaşamında birçok tiyatro oyununda oynayan ve yönetmenlik yapan Beritan Erdal Ayna, hayat hikayesini Sputnik Türkiye’ye anlattı. 1989 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Ayna, “Mavi Ring”, “Karımı Gördünüz mü?”, “Gecenin Tenhasında”, “1Mahmut 1 Kezban Adana Yollarında”, “Şefkat Yerimdar”, “Bahtiyar Ölmez”, “Savaşçı”, “Bin Yıl”, “Bizim Hikaye”, “Hıçkırık”, “Komşu Komşu” gibi sinema filmleri ve dizilerde birbirinden farklı rollerde oynayan Ayna, bu günlerde çekimlerine başlanacak olan “Şuursuz Aşk” adlı filmde de rol alıyor. Yönetmenliğini ve yapımcılığını Umut Ertek’in yaptığı ve Orhan Şeddatlı’nın yapımcısı olduğu filmin çekimleri için hazırlıklar başladı.

    ‘İDEALİST BİR KÖYLÜ ÇOCUĞUYUM’

    “Biz sadece adımızdan soyadımızdan boyumuzdan kilomuzdan nereli olup nerde yaşadığımızdan daha fazla şey olduğumuzu düşünüyorum” diyerek kendini tanıtan Ayna şöyle devam ediyor: “Diyarbakır’ın direk ve taşları çok olduğundan mı bilmem adı Taşdirek olan bir köyünde doğdum büyüdüm. Küçük yaşlarda görücü usulü evlenmiş ve daha çocukken çocuk doğuran yiğit bir baba ve fedakâr bir ananın 9 çocuğundan ikincisiyim. Her ne kadar sanatsal çalımlarımdan beni uzun yıllardır İstanbul’da yaşıyor olsam da ben hala çamurdan oyuncaklar yapıp oynayan burnu sümüklü yamalı pantolonlu ayaklarına diken batmış idealist esmer bir köylü çocuğuyum.”​

    • Mevsimlik tarım işçiliğinden beyaz perdeye uzanan 15 yıllık bir sanat serüveni
      Mevsimlik tarım işçiliğinden beyaz perdeye uzanan 15 yıllık bir sanat serüveni
      © Sputnik / Sertaç Kayar
    • Mevsimlik tarım işçiliğinden beyaz perdeye uzanan 15 yıllık bir sanat serüveni
      Mevsimlik tarım işçiliğinden beyaz perdeye uzanan 15 yıllık bir sanat serüveni
      © Sputnik / Sertaç Kayar
    • Mevsimlik tarım işçiliğinden beyaz perdeye uzanan 15 yıllık bir sanat serüveni
      Mevsimlik tarım işçiliğinden beyaz perdeye uzanan 15 yıllık bir sanat serüveni
      © Sputnik / Sertaç Kayar
    • Beritan Erdal Ayna
      Beritan Erdal Ayna
      © Sputnik / Sertaç Kayar
    1 / 4
    © Sputnik / Sertaç Kayar
    Mevsimlik tarım işçiliğinden beyaz perdeye uzanan 15 yıllık bir sanat serüveni

    ‘AİLEMLE MEVSİMLİK İŞÇİ OLARAK KARADENİZ’E GİDERDİK’

    Yaz aylarında ailesi ile birlikte Karadeniz’e giderek mevsimlik tarım işçiliği yaptığını söyleyen Ayna “Ekonomik olarak geçim kaynaklarımızdan biri de mevsimlik işçilikti. Biz de hem aile ekonomisine destek hem de okul masraflarımızı çıkarmak için onlarla beraber Karadeniz’e giderdik. İçim burkuluyor hala o günleri hatırladığımda. Ben her seferinde orda ağır hastalık geçirirdim. Çalışamaz eve geri gelirdim. Âmâ insanı büyütüyor yaşadıkları. Daha çocukken bir gün elime imkân geçerse buralarda yaşadıklarımızı hep çekeceğim bir gün diyordum. Umarım da bir gün yazar sinemasını yaparım.”

    ‘BABAM ‘ÇOCUKLARIM MESLEK SAHİBİ OLACAK, BİZİ BU DERTTEN KURTARACAK’ DİYORDU’

    “Babam çocuklarım okuyacak meslek sahibi olacak bu dertten bizi de kendilerini de kurtaracak diye umut ediyordu” diyen Ayna “Babanızın umutları boşa mı gitti?” sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Aslında değil ama onun beklentilerine göre bir hayat çizgisi çizmedim. Kendimi lise de tiyatro yaparken buldum. Tabi bu biraz ailem ile aramı açtı. Çünkü ben ilk oyunumu oynadıktan sonra iflah olmadım. Tiyatronun tozu iyi niyetli bir virüs gibi hücrelerimi kapladı. Bizde aşiret bağları güçlü dedem de ileri gelenlerindendi. Sosyal saygınlıklarından dolayı tiyatronun ‘bir mahalle baskısı’ yaratacağından çekiniyorlardı. Dedem feodal bir adam değildi. Aksine ilerici bir ‘dava adamıydı’ davadan kastım bölgede aşiretler arasında aileler arasında çıkan sorunları kan davalarını çözme gibi bir konumu vardı. Bölgede sosyal saygınlığı yüksek bir insandı. Ama ister istemez sosyal konumundan dolayı etkileniyordu. Babam dedemin yolundan gidiyordu. Benimde onun gibi olmamı ama okumuş iyi bir meslek sahibi olup onlara yakışan biri olmamı istiyordu.”

    ‘DERSHANEYE GİDİYORUM DİYEREK GİZLİCE PROVALARA KATILIYORDUM’

    Tiyatronun ailesiyle arasını açtığını söyleyen Ayna, “Ben bir süre gizli gizili gidiyordum. Dershaneye gidiyorum diye masumane yalanlar söyleyip atölyelere katılıyordum. Yazın sıcağında otostop çekip şehre gidiyordum gizli gizli provalara katılmak için ve bazı eğitimlere katılmak için. Ailem benim avukat olmamı beklerken ailemin beklentilerini göz ardı etmek de istemiyordum. Ama bir yandan da tiyatro benim için kendini ifade etme gibi bir anlam taşımaya başlamış. Benim tek mutluluk kaynağım olmaya başlamıştı. Konservatuvar okuyacağımı söylemedim aileme ama gizli gizili yetenek sınavlarına hazırlandım. Benim tiyatro yaşantımın en büyük parçası ve dönüm noktası olan Hüsnü Ertung ile tanıştım. Asıl tiyatro benim için işte o zaman başladı. Zamanımın büyük bölümünü Hüsnü Hoca ile geçiriyor oyunlarında oynuyor eğitimler almaya başladım. Ayanı zamanda diksiyona yüklenmeye devam ettim.”

    ‘AHALİNİN UMUDUNDA, SEVİNCİNDE, GÖZYAŞINDA YOKSA SANAT, AHAL NE YAPSIN SANATI?’

    Ayna “Size göre tiyatro nedir ve sanatçının toplumdaki görevi ne olmalıdır?” sorusunu da şöyle yanıtlıyor: “Hüsnü Ertung’un yazıp yönettiği benim de oynadığım oyunda bir replik aynen şöyle diyor ‘ahalinin umudunda, sevincinde, gözyaşında yoksa sanat, ahali ne yapsın sanatı?’ tamda budur aslında.

    Yanılmıyorsam ya Almanya ya da Polonya’daydı, İkinci dünya savası sonrası o harabe olmuş binaları tekrar yapmaktan öte önce tiyatro salonları inşa ettiler. Sizce neden? Çünkü ahalisinin yaralarını saracak ahaliyi toparlayacak şeyin tiyatro olduğunu biliyorlardı. Tiyatro ayrıca salt salonlarda olmamamla. Ben yıllarca sokak tiyatrosu yaptım. Ve halkın aslında sokak tiyatrolarına ne kadar aç olduğunu birebir gözlemleyen biriyim. Ancak maalesef son yıllarda koca İstanbul’da bile bir sokakta tiyatroya rastlayamıyorsunuz.

    AYNA, ‘ŞUURSUZ AŞK’IN ‘CİGARACI MEMDUH’U OLACAK

    Son dönemde özellikle oynadığı dizi ve tiyatro oyunlarındaki başarısı ile kendinden daha sık söz ettirmeye başlayan oyuncu Ayna, ‘Şuursuz Aşk’ filminde çok renkli ve çok önemli bir karakter ile izleyici karşısına çıkacak. İsmail Hacıoğlu ve Ebru şahinin başrollerinde oynayacağı sinema filminde Erdal Ayna’nın da yapımcı Orhan Şeddatlı ile el sıkıştı. Ayna, 24 Haziran’da çekimlerine İstanbul’da başlanacak olan filmde bir kazada ailesinin hepsini kaybettiğinden ötürü çeşitli travmalar geçirip sigaraya bağımlı haline gelmiş, akıl sağlığını yitirmiş ‘Cigaracı Memduh’ karakterine can verecek. Yönetmenliğini Umut Ertek’in yapacağı filmde Nazan Kesal, Tuncer Salman, Demet Oran, Volga Sorgu, Emir Benderlioğlu, Burcu Kara, Ayşen Batıgün, Aslı Hür, Halit Karaata gibi usta oyuncular yer alacak.

    İlgili konular:

    Patlamış mısır krizinin sinema sektörüne bilançosu: Türk sinemasında son 10 yılın en kötü gişesi
    Semih Kaplanoğlu: Andrey Tarkovskiy benim sinema yapmamın sebebi olan kişi
    'Rusya ve Türkiye arasında sinema alanında yeni iş birlikleri oluşuyor'
    Etiketler:
    sinema, Mevsimlik işçi, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın