05:30 16 Aralık 2019
Canlı Yayın
    Nobel Prize medal

    Nobel ödülünün kıyısından dönen 6 Rus yazar

    © AP Photo / Fernando Vergara, FILE
    Kültür & Sanat
    URL'yi kısaltın
    0 22
    Abone ol

    Bugüne dek Nobel Edebiyat Ödülü’nü İvan Bunin, Boris Pasternak, Mihail Şolohov, Aleksandr Soljenitsin ve Joseph Brodsky olmak üzere 5 Rus yazar kazandı. Ancak bu saygın ödüle layık görülmüş olması gereken pek çok Rus yazar daha var. Ödülün kıyısından dönen 6 yazar kim?

    2018 ve 2019 Nobel Edebiyat Ödülü dün sahiplerini buldu. Bu seneki Nobel Edebiyat Ödülü'nü Avusturyalı yazar Peter Hanke aldı. Polonyalı yazar Olga Tokarczuk da 2018'de ertelenmesi nedeniyle verilemeyen ödülüne kavuştu. Russia Beyond sitesi ödülün kıyısından dönen ünlü Rus yazarları derledi.

    Lev Tolstoy (1828-1910)

    Nobel Edebiyat Ödülü’nün ilk kez verildiği 1901 yılında, Tolstoy çoktan yaşayan bir efsane olarak görülmekteydi. Ancak ilk Nobel Edebiyat Ödülü, muhtemelen bugün adını bile hatırlamadığımız Fransız şair Sully Prudhomme’a verildi. Nobel komitesi ise, yıllar boyunca Savaş ve Barış gibi bir başyapıtın yazarını görmezden geldi.

    Komite’nin Tolstoy’un ödüllendirilmesine karşı isteksiz olması, büyük ölçüde yazarı anarşist görüşlere sahip olmakla eleştiren komite üyesi Carl Wirsen’dan kaynaklanıyordu.

    ​Öyle ki Wirsen, “Tolstoy medeniyetin tüm biçimlerini ayıplayarak, daha ilkel bir yaşam tarzı benimsemeyi savunan ve yüksek kültürün hiçbir kurumundan nasibini almamış biridir” şeklinde açıklamalarda da bulunmuştu.

    Bu durum, Tolstoy’un isminin 1906 yılına dek her sene Nobel ödülü adayları arasında anılmasına engel olmadı. Bu tarihten sonra ise yazar, Rusya Bilimler Akademisi’ne başvurarak kendisi yerine diğer adayların desteklenmesini önerdi. Zira Tolstoy’un istediği, yalnızca huzur içinde yaşamaktı.

    Yazar, “Ödülü kazanmayarak kendimi büyük bir kötülükten kurtardım, zira bana göre bu tür maddi kazançlar yalnızca bela getirir” açıklamasını yapmıştı.

    Maksim Gorki (1868-1936)

    Nobel Edebiyat Ödülü, 1933 yılında ilk kez bir Rus yazara verilmişti. Ödülün kazananı İvan Bunin, uzun zaman önce ülkesini terk edip yeni komünist rejimi kınayan bir göçmendi. Bunin’in rakibi ise, Bolşevik devrimini olumlu karşılayan eski dostu Gorki’ydi. Gorki, 1920’li yıllardan 1930’lu yıllara dek beş kez Nobel ödülüne aday gösterilmişti. Bu sebeple de eşit şartlarda yarıştıkları düşünülebilirdi.

    ​Ancak söz konusu ödülün kime verileceği yönünde alınacak karar, yalnızca edebi değerler kıstas alınarak verilmiyordu. Gorki’ye karşı Bunin’i tercih eden komite, gerçek Rus kültürünün esir olduğunu ve Sovyetler Birliği tarafından yansıtılmadığını açıkça dile getirmekten de çekinmemişti.

    Kararı açıklayan komite üyesi şair Marina Tsvatayeva, “Gorki’nin kıyaslanamaz biçimde Bunin’den daha büyük bir yazar olduğu aşikâr. Daha başarılı, daha insancıl, daha özgün, daha diri… Ancak işin içine siyaset girdiği zaman, İsveç Kralı’nın komünist yazar Gorki’ye ödül veremeyeceği de malum” ifadelerini kullanmıştı. Bu ise, yazarın Nobel Edebiyat Ödülü’ne son aday gösterilişi oldu.

    Dmitriy Merejkovski (1865-1941)

    Günümüzde Gorki ve Tolstoy’dan çok daha az tanınan bir yazar olan Merejkovski, kaleme aldığı dini-felsefi eserlerle hem Avrupa’da büyük yankı uyandırmış hem de Nobel Edebiyat Ödülü’ne ondan fazla kez aday gösterilmişti.

    ​Ekim Devrimi’nin ardından Bunin gibi Merejkovski de Bolşevikleri sert bir dille eleştirmiş ve ülkeyi terk etmişti. Hatta devrimi, 'Deccal’ın hükümdarlığının Rusya’ya ulaşması' olarak görüyordu. Bu sebeple de Nobel ödülü kazanan adaylarda bulunması gereken özellikleri, en azından siyasi yönden taşıyordu. Ancak her seferinde, kendisinden çok daha zayıf adaylara ödülü kaptırmıştı.

    Mark Aldanov (1886-1957)

    Nobel Edebiyat Ödülü’ne en çok aday gösterilen yazar, tartışmasız bir şekilde göçmen Rus yazar Mark Aldanov’du. Merejkovski’nin arkadaşı olan Landau doğumlu yazar, tam 13 kez Nobel ödülüne aday gösterilmişti. Esasen kimyacı olan yazar, 1917 yılında Rusya’yı terk ederek Bunin’in kanadı altına girmişti. Göçmen Rus yazarlar arasında oldukça popüler olan Aldanov’un tarihi romanları, yıllar içerisinde İsveç Akademisi’nin de ilgisini çekmişti.

    ​Ancak yazarın adaylığından 50 sene sonra gizliliği kaldırılan arşivlere göre, komite Aldonov’un çalışmalarının herhangi bir özel yanını görememişti.  Öyle ki alınan karara göre Aldanov, Nobel ödülü kazanmak için yeterli niteliklere sahip değildi ve İvan Bunin’le bir tutulması mümkün değildi. Ölümünden kısa süre önce yazar, edebi mirasının cenazesinden üç hafta sonra unutulacağını öngörmüştü. Yaklaşık olarak dört hafta sonra ise, gerçekten unutulmuştu.

    Vladimir Nabokov (1899-1977)

    Rusya’da doğan aristokrat yazar Vladimir Nabokov, iki ülkenin dilini de rahatlıkla kullanabildiği için Rus-Amerikan yazar olarak kabul ediliyordu. Dünyaya 17 sanatsal roman bırakan yazar, pek çok ünlü eserinin karşılığında tek bir Nobel ödülü dahi almadı.

    1963 yılında Nabokov’un adaylığına mani olan Nobel komitesinin daimi üyesi Anders Österling, “Lolita isimli başarılı ancak edepsiz kitabın yazarının Nobel ödülüne layık görülmesi söz konusu dahi değildir” açıklamasını yapmıştı.

    ​Her şeye rağmen sonraki yıl Nobel’e aday gösterilen Nabokov, ödülü rakibi Jean-Paul Sartre’ye kaptırmıştı. Ancak yazar, konu Rus yazarlar olduğunda komitenin yalnızca göçmen Bunin ve muhalif Pasternak’ı tanıdığını ifade ederek komitenin siyasi önyargılarından ötürü ödülü kabul etmemişti. Fransız yazarın bu sert çıkışını ciddiye alan komite, 1965 yılında komünist yazar Mihail Şolohov’u Nobel ile ödüllendirmişti. Ancak Nabokov, eli boş kalmaya devam etmişti.

    Anna Ahmatova (1889-1966)

    İsveç Akademisi, 1965 yılında iki Sovyet yazarı arasında kararsız kalmıştı. Bunlardan birisi yukarıda bahsi geçen Şolohov, diğeri ise yazar Anna Ahmatova’ydı. Ancak komite üyesi Österlin, bu karara yine karşı çıkmış ve şu ifadeleri kullanmıştı: “Anna Ahmatova ve Mihail Şolohov’un adaylığının tek gerekçesi aynı dilde yazmalarıdır, bunu dışında hiçbir ortak noktaları olmadığı aşikâr.”

    Gerçekten de yazarlar, yazgıları ve eserleri yönünden birbirlerinden oldukça farklılardı. Şolohov, bir Kazak destanı olan Ve Durgun Akardı Don’u kaleme almış bir Sovyet yandaşıydı; Ahmatova ise duygu dolu şiirler yazan, baskı ve zulme uğrayan bir yazardı. Söz konusu yıl ödülü Şolohov kazanmış olsa da, Österling Ahmatova’nın eserini oldukça beğenmiş ve ileride Nobel ödülünü kazanabileceğini düşündüğünü ifade etmişti. Ancak Ahmatova, sonraki yıl yaşama ve edebiyata veda etmişti.

     

    Etiketler:
    Nobel Ödülü, Yazar, Rusya, Rus, Maksim Gorki, Lev Tolstoy
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın