19:04 27 Ocak 2020
Canlı Yayın
    Ortadoğu
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    235
    Abone ol

    Astana'daki Suriye barış görüşmelerinin büyük bir başarıya işaret ettiğini belirten Prof. Dr. Hasan Ünal, Türkiye, İran ve Rusya'nın birlikteliğinin önemine vurgu yaptı. Sputnik'e konuşan Ünal, "Suriye'de siyasi çözüm konusunda önemli bir ivme kazanıldı. Bu üç ülke birlikteliğini sürdürebilirse Suriye'deki savaşın sonuna doğru yaklaşılabilir" dedi.

    Kazakistan’ın başkenti Astana'da düzenlenen iki günlük Suriye barış görüşmeleri sonucunda Rusya, Türkiye ve İran'ın kabul ettiği ortak bildiri yayımlandı. Üç ülkenin daha önce kabul ettiği Moskova bildirisinde olduğu gibi Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne vurgu yapılan Astana bildirisinde, Suriye'de ateşkesin denetlenmesi için Rusya, Türkiye ve İran'ın üçlü mekanizma kuracağı duyuruldu.

    Astana’daki Suriye barış görüşmelerini değerlendiren Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, “Astana’ya giden süreç, Astana’daki müzakereler ve açıklanan bildiri tümüyle büyük bir başarıya işaret ediyor. Durumdan birebir en fazla etkilenen bölge ülkelerinin bir araya gelmesi ve daha önceki yıllarda da görüşleri birbirinden çok farklı olduğu için neredeyse bu konudan dolayı birbirleriyle büyük bir güven bunalımı yaşayan, ki uçak kriziyle bunu yaşadık Rusya ile, ülkelerin bir araya gelmesi, tek başına büyük bir başarı” ifadelerini kullandı.

    Türkiye, Rusya ve İran’ın Moskova mutabakatından sonra Suriye’de ateşkes ilan edildiğini anımsatan Ünal, “Şu ana kadar Suriye’de ilan edilen ve birtakım sorunlara ve ihlallere rağmen en uzun devam eden ateşkes de bu. Bu da tek başına ayrıca bir başarı” diye konuştu.

    'İRAN’IN ATEŞKES SÜRECİNE KATILMASI YERİNDE'

    Astana bildirisinde Suriye sorununun müzakerelerle çözüleceği konusunda uzlaşılmış olmasının da önemli bir konu olduğunu kaydeden Ünal, “Suriye’de siyasi çözüm konusunda da önemli bir ivme kazanılmış durumda. Bundan sonraki aşamada bu üç ülke birlikteliğini sürdürebilirse Suriye’deki savaşın adım adım sonuna doğru yaklaşılabilir” dedi.

    Suriye’deki ateşkes sürecine İran’ın garantörlüğünün eklenmiş olmasının da süreci olumlu etkileyeceğini belirten Ünal, “İran, Suriye hükümetinin bölgesel müttefiklerinin en önemlilerinden bir tanesi. Bir başka şey de İran’ın tabii müttefiki olan Hizbullah da olumlu etkilenecektir bu durumdan. Onları dışlayarak bir şey yapılmaya çalışılması daha zor olacaktır. Dolayısıyla İran’ın bu sürece katılması yerindedir” diye konuştu.

    'TÜRKİYE’NİN SURİYE HÜKÜMETİYLE İLİŞKİLERİNİ NORMALLEŞTİRMESİ ULUSAL ÇIKARLARINA UYGUN'

    Suriye bayrağı - Malula kenti
    © AP Photo / Alexander Kots/Komsomolskaya Pravda via AP
    Türkiye’nin bir an önce Suriye hükümetiyle ilişkilerini normalleştirme yollarına bakması gerektiğini de belirten Ünal, “Mesela şu anda El Bab’da operasyon yapıyoruz. El Bab’ın kuzeyi ve batısına doğru olan bölgeler bizim kuvvetlerimizin kontrolünde. Ama aynı sırada güneyden de Suriye kuvvetleri gelseydi ve El Bab’ı kuşatsalardı bizim mücadelemiz daha kolay olurdu. Dolayısıyla her halükarda Türkiye’nin Suriye hükümetiyle ilişkilerini normalleştirmesinde kendi ulusal çıkarları açısından çok fayda olduğu açık” dedi.

    'TÜRKİYE’NİN SURİYE HÜKÜMETİYLE İLİŞKİLERİNİ NORMALLEŞTİRMESİNDE RUSYA’YA BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR'

    Türkiye’nin Suriye hükümetiyle ilişkilerini normalleştirmesinde Rusya’ya büyük iş düştüğünü ifade eden Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Suriye muhalefeti olarak geriye kalan bizim Özgür Suriye Ordusu diye var olduğunu düşündüğümüz ama gerçekte var olup olmadığı meçhul bir grup var. Sayıları çok küçük, toplumsal tabanları yok denecek kadar az. Bunun dışında Şam’ın etrafındaki bölgelerde Suriye kuvvetlerinin kuşatması altında olan yerlerde gruplar var. Bunların da direnme gücü aynen Halep’te olduğu gibi fazla olmayacaktır. Aslında Türkiye onlara ateşkesle onlara bir hayat imkanı sağlamış oluyor. Ama sonuçta bu işin varacağı yeri sorarsanız tıpkı Türkiye’nin Halep’te bir tahliye operasyonuyla Suriye kuvvetlerinin eline geçen bölgelerdeki savaşanları halk diyerek tahliye etmesine benzer bir süreç burada da yaşanacaktır diye düşünüyorum. Belki de bu çok fazla çatışma olmadan kendiliğinden olacaktır. Bu konularda ben eminim dışarıdan bakıldığında şunu görüyorum; Rusya, Türkiye ve Suriye hükümeti arasında ciddi bir irtibat sağlayıcı konumunda. Buna devam etmesinde fayda var. Türkiye de böylece sanki bu süreçte çok büyük bir rol oynuyormuş gibi kendi kamuoyuna satabilme fırsatı sunuyor, buna da izin vermek lazım. Siyasetin böyle tarafları vardır. Çünkü öbür türlü, Türkiye’nin bütün tezleri yok edildi, Türkiye’nin tüm politikaları yanlıştı diyerek de bir yere varmak zordur. ‘Hükümeti burnu sürtüldü’ dedirtmek de doğru değildir. Rusya iki tarafı da iyi idare ediyor. Buna devam etmekte fayda var. Ama bir sonraki aşamaya geçilirken, yani Türkiye IŞİD’le zaten silahlı mücadele veriyor, PYD/YPG güçlerine karşı bir şeyler yapıldığında mutlaka Suriye hükümetiyle irtibatın sağlanması lazım. Aksi takdirde Türkiye’nin çabaları sonuç verir ama daha çok kayıp olur, daha uzun sürer, anlamlı da olmaz.”

    'SURİYE HÜKÜMETİ KALICI OLDUĞUNA GÖRE TÜRKİYE İLİŞKİ GELİŞTİRMENİN YOLLARINI ARAMALI'

    Ünal, Halep’in tamamıyla Suriye hükümet kuvvetlerinin eline geçmesini, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’ndaki Sakarya muharebelerine benzetirken “Sakarya muharebelerinden sonra o zamanki akıllı devletler, mesela Fransa, İtalya o zamanki Ankara hükümetiyle anlaşmalar yaparak birliklerini Anadolu’dan çektiler, Ankara hükümetinin önünü açtılar. Ama buna karşılık direnen İngiltere’deki Lloyd George hükümeti kaldı, o da Büyük Taarruz’da büyük bir mağlubiyete uğramış oldu ve ondan sonra Lloyd George siyaseten tasfiyeye uğradı. Dolayısıyla artık Suriye’deki rejim kalıcıdır. Suriye hükümeti artık kalıcı olduğuna göre Türkiye, Suriye’ye nasıl ilişki geliştirebilir, bunun yollarını araması lazım” dedi.

    'TÜRKİYE, SURİYE’NİN YIKILAN BÖLGELERİNİ ONARMAK İÇİN ULUSLARARASI FON KURULMASINI ÖNEREBİLİR'

    Türkiye’nin Suriye ile nasıl ilişki geliştirebileceği konusunda önerilerde de bulunan Ünal, şöyle konuştu:

    "Örneğin Rusya’nın öncülüğünde Türkiye, Suriye’nin yıkılan, tahrip edilen bölgelerini onarmak için bir uluslararası fon kurulmasını önerebilir. AB ülkeleri, Suriyeli mülteciler Avrupa’ya gitmesin diye Türkiye’ye para vermeye razılar. Buralar Türkiye öncülüğünde onarılsın ve bu insanları evlerine geri gönderelim. Suriye hükümeti de bunları kabul ederek jestler yapmış olsun karşılıklı olarak. Tabii bunların içinde adam öldürmüş, silahlı mücadeleye girmiş olanların ne olacağını kimse bilmiyor. Ama geniş kitleler açısından bu yapıldığında, aynı zamanda Lübnan ve Ürdün’deki Suriyeli mültecilerin Suriye’ye dönmeleri sağlandığında aslında Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin düzelmesi yönünde önemli adımlar atılmış olur. Çünkü yeniden az çok ticaret başlar vesaire. Dolayısıyla bunların üzerinde kafa yormakta fayda var. Türkiye’yi tamamen ‘yenildi, yaptığı baştan itibaren yanlıştı, bunun bedelini ödemeli’ durumuna getirmenin de imkanı olmadığına göre bunların aralarında değişik çözüm modelleri üzerinde kafa yormak gerekiyor. Bunu da Rusya’nın yapması lazım, benim görebildiğim kadarıyla Rusya bunu şu ana kadar gayet güzel götürüyor."

    'TÜRKİYE PYD KONUSUNDA DA SURİYE HÜKÜMETİYLE İŞBİRLİĞİ YAPMALI'

    Ünal, Türkiye’nin PYD konusunda da Rusya ve Suriye hükümetiyle işbirliği yapması gerektiğini ifade ederek, “PYD’nin üzerinde baskı kurmanın yolu da Suriye hükümetiyle işbirliği yapmak ve Rusya’yla tam bir işbirliğiyle hareket etmekten geçiyor. ‘PYD Fırat’ın batısından çekilsin’ çağrıları yapılıyor, pekiyi Fırat’ın doğusu ne olacak? Afrin kantonu ne olacak? Onlar bırakılacak mı? O zaman PYD amacına ulaşmış oluyor. Büyük çaplı etnik temizlik yaparak elde ettiği toprakları bir tür devletleşme için elinde tutacaksa ya da yeniden yapılanacak Suriye içinde federal bir bölge olarak elinde tutacaksa bunların hiçbirisi Türkiye’nin çıkarlarıyla uyumlu değil. Dolayısıyla bu da şunu getiriyor; Türkiye’nin, Suriye hükümetiyle kapsamlı bir işbirliği içine girmesi lazım, ki PYD üzerinde de baskı oluştursun. Rusya PYD’yi terör örgütü olarak tanımlamıyor, Batılılar da bunu terör örgütü olarak tanımlamıyor. Türkiye eğer Suriye hükümetiyle işbirliği yaparsa belki Rusya’nın bunların ofislerini kapatmasını ve terör örgütü olarak tanımasını sağlayabiliriz. Aynı şeyi İran’la da yapabiliriz. Yani aramızdaki güven ilişkisini derinleştirecek adımlar atılması lazım" diye konuştu.

    İlgili konular:

    AK Parti’den İran ve Suriye'ye Astana çağrısı: Anlaşmaya uyulursa mesele kendiliğinden çözülmüş olur
    'Astana zirvesinde asıl başarı Rusya ve Türkiye'nin'
    Yıldırım: Astana'da ciddi bir başarı elde edildi
    Caferi: Astana görüşmeleri acı verici fakat başarılıydı
    Rusya, Türkiye ve İran'dan ortak Astana bildirisi
    Etiketler:
    YPG, ÖSO, PYD, IŞİD, Hasan Ünal, El Bab, Ürdün, Halep, Astana, Lübnan, İtalya, İran, Kazakistan, Fransa, Suriye, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın