04:30 21 Eylül 2020
Canlı Yayın
    Ortadoğu
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 123
    Abone ol

    Suriye’nin Fırat’ın doğusundaki bölgelerde ABD’nin desteklediği “Suriye Demokratik Güçlerinin” aktifleştiği bir ortamda İdlib’de “El-Nusra Cephesi” terör örgütünün saldırıları arttı.

    Sadece geçen gün teröristler, Hamrat köyü çevresinde Suriye hükümeti ordusunun pozisyonlarını kırmak için birkaç girişimde bulundu. Bazı uzmanlar, bu iki olayın birbiriyle bağlantılı olduğunu iddia ediyor.

    Gerçekte bunlar bağlantılı mı? Söz konusu hamlelerle neler amaçlanıyor? Bunlara karşı nasıl bir yol izlenmeli? Konuyla ilgili Sputnik’e konuşan güvenlik uzmanı ve eski asker Abdullah Ağar, şu değerlendirmelerde bulundu:

    Son günlerde eşgüdümlü olarak ‘bir kısmını yalanlamaya kalksalar bile’ üç gelişme meydana geldi. Birincisi, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile ABD’li Delta Crescent Energy LLC şirketi arasında sözde bir petrol anlaşmasının imzalanması. Aslında bu bir petrol anlaşması değil bu, siyasi bir durum oluşturmak için yapılan bir dayatma.

    İkincisi, YPG/PKK ile Suriye Ulusal Kürt Muhalefeti (ENSK) arasında ikinci tur görüşmelerinin başlaması. Hatırlanacağı üzere birinci turda bir mesafe almışlardı. 2014 Duhok anlaşmasına uygun bir ruhta sözde siyasi, askeri, idari ve ekonomik alanlarda belli bir yol kat etmişlerdi. Şimdi bunu geliştirmenin peşindeler. Üçüncüsü ise, ‘yok biz değil uçaklarımızın himayesinde Kanadalı siviller gitti(!) diye yalanlanan’ bazı Amerikan yetkililerin Kandil’e gitmeleri, orada YPG/PKK karargahına geçmeleri ve onlara Suriye’nin kuzeyi ile olan bağlarının kesmeleri için talimat vermeleri.

    Belli ki, PYD/DSG ve siyasi türevlerinin uluslararası hukuk çerçevesinde PKK ile bağlantısının olmadığını göstermek istiyorlar. Aslında PKK’yı YPG’ye, YPG’yi PYD’ye, PYD’yi de DSG’ye evrilmesi bunun adımlarıydı. Bütün bunlar, Amerika’nın kendisinin de terör örgütü olarak kabul ettiği PKK’nın Suriye’deki PYD ve DSG ile bir bağlantısının olmadığını kabul ettirmek üzere yapılmıştır. ABD, atmış olduğu bu adımlarla beraber Suriye’yi ve Irak’ı bölüyor. Irak ile Suriye arasındaki sınır fiilen kalkmış durumda. Suriye parçalanıyor. Irak’ta da benzer bir durum gelişiyor. Bu denklemin nereye gideceğini hep beraber göreceğiz.

    Amerika’nın bu yaptıkları ile ilgili Suriye Hükümeti, “kınıyorum” diyor. Şam bu tür gelişmeleri sadece kınamalarla geçiştirirse ülke bölünecek. Somut bir şeyler yapması gerekiyor. Çok şiddetli tepki göstermesi ve etki üretmesi gerekiyor. Çünkü ABD destekli DSG güçleri sadece Suriye’nin malını çalmıyor, egemenliğini de çalıyor.

    Suriye Hükümeti'nin son dönemde Idlib’e konsantrasyonu, PKK’nın aradan sıyrılmasına sebebiyet veriyor. Ve bu, hem Şam'a hem Türkiye’ye zarar veriyor. Yani Türkiye ve Suriye İdlib’e konsantre olduğu sürece ve İdlib’de birbirine karşı mücadele ettikleri sürece YPG/PKK kazanmaya devam edecek. İdlib’e konsantrasyon, Münbiç’i de içine alacak şekilde Suriye’nin bölünmesine gidiyor.

    İlgili konular:

    Suriyeli militan: ABD’li eğitmenlerin gözetiminde eğitildik
    Rus uzman: ABD'nin Suriye'deki petrol planları, Kürt ayrılıkçıların elini güçlendiriyor
    Dışişleri'nden DSG ile petrol anlaşmasına tepki: Kabul edilemez
    Suriye Dışişleri: YPG ile ABD'li şirket arasında imzalanan petrol anlaşmasını kınıyoruz
    ABD, Suriye Devlet Başkanı Esad'ın oğlunun da aralarında olduğu bazı Suriyelileri yaptırım listesine aldı
    Etiketler:
    İdlib, PKK, YPG, Suriye, Türkiye, TSK
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın