16:38 18 Kasım 2017
Ankara+ 17°C
İstanbul+ 17°C
Canlı Yayın
    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç

    Arınç: Kuracağımız sistem mutlaka vakıf olacak

    © AA/ Halil Sağırkaya
    Politika
    URL'yi kısaltın
    0 3701

    Türkiye Hükümeti Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, yurt dışındaki eğitim kurumlarına ilişkin kurulacak sistemin kamu desteğinde ama sivil bir yapılanma ve mutlaka bir vakıf olacağını söyledi.

    Bülent Arınç, Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında düzenlenen Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından, gazetecilere açıklamalarda bulundu.
    Başbakan Davutoğlu'nun geçen hafta yurtiçinde yaptığı ziyaretler, katıldığı kongrelerin değerlendirildiğini belirten Arınç, yurtiçindeki bu çalışmaların başarılı ve verimli olduğu konusunda Bakanlar Kurulunda bir mutabakat oluştuğunu ifade etti.

    Başbakan Yardımcısı Arınç, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın yurtdışındaki okullarla ilgili yürütülen çalışmalar hakkında Bakanlar Kuruluna bilgi verdiğini ifade etti.

    ÜÇ KONU TASARLANIYOR

    Arınç, bir gazetecinin, yurt dışındaki okullarla ilgili nihai bir karar verilip verilmediğine ilişkin sorusu üzerine, geçen haftaki kurulda bu konuda ön görüşmelerin yapıldığını ifade ettiğini söyledi, üç konuyu öncelikli olarak tasarladıklarını belirtti.

    Yurtdışındaki farklı ülkelerde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 66 okul bulunduğunu bildiren Arınç, birinci konunun, bunların çalışma şartlarının, eğitim kalitesinin daha da artırılması, fiziki şartlarının düzeltilmesi olduğunu anlattı. Arınç, ikincisi konunun, Türk okulları olarak bilinen ve dünyanın pek çok ülkesinde faaliyet gösteren okulların da şirket mi, dernek mi, vakıf mı, hangi şartlar altında çalışıyorsa çalışsın, Milli Eğitime veya kurulacak vakfa devredilmesi konusunda bir gelişme yaşanıp yaşanmayacağı olduğunu belirtti.

    Arınç, üçüncü konunun ise bu ülkelerde yeni kurulacak sistem içerisinde yeni okulların, kursların veya burs imkanlarının verilmesinin sağlanıp sağlanmayacağı olduğunu aktararak, "Bunun gönüllülük ilkesine dayanması konusunda da bir mutabakat oluştuğunu ifade etmiştim. Bugünkü toplantımızda size müşahhas olarak sunacağım, 'Şöyle bir sistemi düşünüyoruz' şeklinde, dört dörtlük bir sunumu maalesef mümkün görmüyorum. Ancak şu konudaki kararlılığımızı tekrar ifade etmek isterim: Okullar konusunda yapabileceğimiz çalışmaların mutlaka elzem olduğunu, gerekli olduğunu, bunun Türkiye'nin menfaatleri açısından fevkalade açık ve yakın bir ihtiyaç olduğuna karar verdik" diye konuştu.

    "EL KOYMAK MÜMKÜN DEĞİL"

    Ancak hukuk devleti olmanın ilkeleri içinde, bunun nasıl gerçekleştirilebileceğinin etraflı olarak düşünmek mecburiyetinde olduklarını söyleyen Arınç, şunları kaydetti:

    "Şunu örnek vermek istiyorum: Geçtiğimiz toplantıdan sonra da açıkça ifade etmiştim, 'Yani biz kapattık, bu iş bitti.' Böyle bir mantığın dünyanın hiçbir ülkesinde geçerli olmadığını bilmenizi isterim. Bir şirket olarak, ticari faaliyet olarak kurulmuşsa bu okullar, onun sahibi o şirkettir ve onun ortaklarıdır. Bir dernek, bir vakıf veya o ülkedeki ortaklar aracılığıyla kurulmuşsa yine bir hükmi şahsiyete haizdir, onlara Türkiye'den hükmetmek, el koymak, elbette mümkün değildir."

    "KALEMLERİNDEN KAN DAMLIYOR"

    Arınç, bazı gazete yazarlarının bu sistemi beğenmediklerini, "Kapansın", "El koyulsun" dediklerini dile getirerek, "Hatta savaş tamtamları içerisinde ellerinden, kalemlerinden kan damlıyor. Biz bunu yapamayız. Kendileri de yapamaz ama onlar yazılarında, köşelerinde veya televizyonlarında bazen bu sözleri söyleyebiliyorlar. Biz de hayretle dinliyoruz. Biz böyle bir şey yapmayacağız" dedi.

    "VAKIF SİSTEMİ"

    "Devletten devlete bir ilişki şeklinde eğitim konusunu düşünmediklerini" belirten Arınç, şunları söyledi: "Bunun mutlaka bir gönüllülük, bir vakıf düşüncesi içinde olmasını arzu ediyoruz. Çünkü düşünün ki başka bir ülke, Türkiye'de belli amaçlarla bu tür okullar ve eğitim kurumları açmaya kalksa hepimiz kuşku içinde yaklaşırız. 'Bunun arka planında ne var acaba' deriz. Hükümetten hükümete ilişkilerde, ticari ilişkiler, siyasi ilişkiler, diplomatik ilişkiler vardır ama bir ülkenin, bir başka ülkede eğitim faaliyeti adı altında ne yapacağını, o ülkenin iç istihbaratının da devlet adamlarının da düşünmesi gerekir. Dolayısıyla açık ve şeffaf olmak zorundayız. Biz bir hükümetiz. Hükümetimiz de hukuk kuralları içerisinde faaliyetlerini devam ettirecek. Bir defa, 'Buna ihtiyaç var mı' diye sorarsanız, evet, Sayın Cumhurbaşkanımızın da defalarca söylediği gibi, Sayın Başbakanımızın da bunu teyit eden ifadelerinden bildiğimiz gibi hükümetimizin de ortak kararı, Türkiye içinde ve dışında yeni, nitelikli bir eğitim faaliyetinin başlamasına ihtiyacımız vardır. Bu ihtiyacı gidermek mecburiyetindeyiz ve olabildiğince bunun bir vakıf sistemi içerisinde, örnekleri de vardır biliyorsunuz, Yunus Emre Vakfı vb. gibi. Nasıl kurabilir, nasıl kaynak temin edebilir, bunlar nasıl denetlenebilir? Bu sistem üzerinde çalışıyoruz.
    Bizim bugün söyleyebileceğimiz elbette şudur: Kuracağımız sistem, mutlaka vakıf olacaktır. İsmini de tespit ettik ama bugünden ismini söylemeye herhalde gerek yok. Bir vakıf, yani vakıf senedi olacak, mahkeme tescil edecek ve örneklerinde görüldüğü gibi mutlaka kamu desteğinde ama sivil bir yapılanma olacak. Kamu desteğinin bulunmadığı böyle ciddi bir vakfın ayakta durması da mümkün değildir. Ama pay olarak sorarsanız, herhalde yüzde 70'inin sivil bir yapılanma olması, yüzde 30'unun da kamu desteğinin bulunması gibi belki bir oran düşünülebilir."

    "BAKANLAR KURULU KARARINDA İMZAM VAR"

    Birleşik Metal-İş işçilerinin grevinin ertelenmesi konusunda bazı bakanların imzalarının eksik olduğu yönünde haberlerin yapıldığını anımsatan Arınç, "Bunu, ben, bizzat imzaladım, Çünkü 29'unda biz geldiğimizde bunu imzaladık. Bütün kararnamelerin Bakanlar Kurulunda imzaya açılması diye bir kural yok. Bakanlar Kurulunda imzalayan olur, sonra elden dolaştırılır, onlar da imzalar. Sonra da Sayın Cumhurbaşkanımız, 30'unda imzayı atmış ve o gün mükerrer sayıda yayımlanmış. Cenevre'den döndükten sonra imza attığımı rahatlıkla söyleyebilirim, bir spekülasyona yol açmaması bakımından" dedi.

    "IŞİD BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR"

    "Terör örgütü IŞİD elindeki ikinci Japon rehineyi de infaz etti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ürdünlü bir pilot son olarak IŞİD'in elinde. Türkiye'nin bu konuda Ürdün ile bir işbirliği, istihbarat paylaşımı yapması yapması söz konusu olabilir mi" sorusu üzerine, Arınç, şunları kaydetti:

    "IŞİD bir terör örgütüdür. Bu örgütün insanlık dışı, böylesine alçakça, zalimane işlediği cinayetleri her zaman lanetliyoruz. Bütün bu cinayetler, bu örgütle ve bunun benzeri örgütlerle bütün ülkelerin ortak bir mücadele yürütmesi gerçeğini önümüze getiriyor. Bu sadece bir ülkenin tek başına yapabileceği, başarabileceği bir iş değil. Fevkalade üzgünüz, Japon halkının üzülmesinin yanında, Türk halkının da Japon halkıyla dayanışma içerisinde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Başbakanlarının ifadelerini gördüm. Bu insanlık dışı bir harekettir. Vahşi hayvanlar, sırtlan dahil, böylesine cinayetleri kolay kolay işleyemez. Fevkalade acı bir olay. Evet, videonun gerçek midir, değil midir tartışması bir tarafa ama buna benzer cinayetlerin işlendiğini bildiğimize göre, bu acının gerçek olduğunu söylemek mümkün."

    Ürdünlü bir pilotun kaçırıldığına dair bir bilgiye sahip olmadığını belirten Arınç, daha önce Türk Hava Yolları pilotlardan ikisinin, başka bir örgüt tarafından kaçırıldığını ve Türkiye'ye teslim edildiğini anımsattı. Arınç, "Türkiye'den bir rica olmuşsa Türkiye'nin yardımı istenmişse istihbarat örgütümüz başta olmak üzere bütün imkanlarımızı bu konuda kullanabiliriz ancak bunun doğru olup olmadığını doğrusu bilmiyorum" ifadesini kullandı.

    İlgili konular:

    Arınç: Meğer Yunanistan laik değilmiş
    Arınç'tan Bakanlar Kurulu sonrası açıklama
    Etiketler:
    Bülent Arınç, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın