01:27 06 Aralık 2019
Canlı Yayın
    Recep Tayyip Erdoğan

    Erdoğan: Akdeniz'de boğulan insanlığımızdır

    © AA /
    Politika
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    1 0 0
    Abone ol

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kobanili küçük Aylan'ın Yunanistan sularında boğularak hayatını kaybetmesinden Batılı ülkelerin sorumlu olduğunu söyledi. Erdoğan, "Bunu ben söylediğim için dünya medyası tarafından Erdoğan kötü lanse ediliyor. Varsınlar kötü lanse etsinler, ben doğruyu söylemeye devam edeceğim" ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, küresel ekonominin aktörlerini bir araya getiren ve G20'nin iş dünyası ayağını oluşturan B20 (Business/İş Dünyası 20) Türkiye Konferansı'nın açılışında konuştu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde Ankara'da yapılan B20 Türkiye Konferansı'na 60 ülkeden binin üzerinde işadamı ve finans dünyası temsilcisi katılıyor. İki günde toplam 20 oturumda küresel ekonominin gündemindeki önemli konular iş dünyası ve hükümet temsilcileri tarafından tartışılacak.

    Konuşmasına Diyarbakır Dargeçit'te PKK saldırısında şehit olan dört polise rahmet dileyerek başlayan Erdoğan, "Türkiye terörle ve teröristle mücadelesini tek başına da kalsa sürdürecektir. Bazı ülkelerin terör örgütleri arasında ayrım yaparak bazı terör örgütlerine destek vermesini kınıyorum. Terörle mücadele konusunda Batı başta olmak üzere herkesi hassas olmaya ve işbirliği yapmaya davet ediyorum" dedi.

    'AVRUPA, AKDENİZ'DE ÖLEN HER MÜLTECİNİN VEBALİNE ORTAKTIR'

    G20'nin küresel ekonominin yanısıra küresel barışa da katkı yapması gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Küresel barış sağlanmadan ekonomik hedeflere ulaşılması mümkün değildir" dedi.

    Ekonominin en önemli tehdidinin terör olduğunu, küresel terörün sadece Ortadoğu bölgesinin değil dünyanın tamamının huzur ve refahını tehdit eden ve giderek büyüyen bir sorun olarak varlığını sürdürdüğünü ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

    "Ülkemizin güney sınırlarından başlayarak Suriye ve Irak'la birlikte pek çok ülkeyi adeta ateşten bir gömlek gibi yakan bu sorun karşısında Batılı ülkelerin gerekli duyarlılığı gösteremediğini üzüntüyle ifade etmek durumundayım.

    Dünyanın en kadim medeniyetlerine beşiklik eden Akdeniz'i mülteciler için bir mezara dönüştüren Avrupa ülkeleri hayatını kaybeden her mültecinin vebaline ortaktır. Akdeniz'de batan mültecileri taşıyan bir botta ölen bir yavru bizim sahillerimize vuruyor. Bizim sahillerimizdeki bu 3 yaşındaki yavrunun hesabını tüm insanlık vermeyecek mi? Birçok savaşlarda hatırlayın mazotların içerisinde çırpınan o hayvanları vesaire farklı bir şekilde ananlar acaba bu 3 yaşındaki yavruyu, onun ağabeyini, annesini, babasını hatırlamayacak mı? Bunun hesabını bunlar neyle verecekler?"

    'İTİRAZIMIZ AZ GELİŞMİŞ VE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN ORTAK SESİDİR'

    İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra tesis edilen küresel güvenlik sistemi işlemediğini, bu sistemin en önemli unsuru olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, daimi üyesi olan 5 ülkenin çıkarları dışında hiçbir soruna eğilmeyen bir yapı haline dönüştüğünü söyleyen Erdoğan, "Bunun için biz dünya beşten büyüktür diyoruz.

    200'e yakın ülkenin kaderi bu 5 ülkenin içinden bir tanesinin iki dudağı arasına mahkum edilemez diyoruz. Bunları birilerinin söylemesi lazım. Erdoğan söylediği için dünya medyası tarafından kötü lanse ediliyor. Varın kötü lanse edin, ben hakkı hayatım boyunca söylemeye devam edeceğim. Eğer bizler inandığımız doğruları söylemeyecek olursak o zaman bu noktada hiçbir zaman hak hakim olmayacak, zalimler dünyada hakim olacaktır. Bu itirazımız bizimle birlikte tüm az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin aslında ortak sesidir. Bu itirazın daha fazla duymazdan gelinmesi mümkün değildir. Mazlumu değil zalimi kollayan küresel güvenlik sisteminin insanlığa güven vermeyen mevcut yapısının sürdürülebilirliği kalmamıştır" diye konuştu.

    'AKDENİZ'DE BOĞULAN MÜLTECİLER DEĞİL İNSANLIĞIMIZDIR'

    Batı merkezli dünyanın geride kaldığını artık çok merkezli bir dünyanın ortaya çıktığını herkesin kabul etmek durumunda olduğunu kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Batı'ya yönelik mülteci ve göçmen akını işte bu gerçeğin kabul edilip ona uygun yapısal dönüşümlerin hayata geçirilmemesinden kaynaklanıyor. Akdeniz'in doğu kıyılarından botlara, köhne teknelere, hurda gemilere binen, Avrupa'ya yönelen insanlar aslında sadece huzuru, refahı, veya sadece yaşama imkanını arıyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra temel insan haklarının ve özgürlüklerin kriterlerini belirleyen, bunların sembolü haline dönüşen Batı ülkeleri bugün aynı değerlere maalesef sırtlarını dönmüş durumdalar. Akdeniz'de boğulan sadece mülteciler değildir, Akdeniz'de boğulan insanlığımızdır, insanlığımız. Akdeniz'de bizi biz yapan değerler boğulmaktadır. Avrupa kapılarında kaderine terk edilen hatta kasten gemileri batırılarak ölüme gönderilen, sınırlarda insanlık dışı muameleye tabi tutulan her mülteci bu gerçeğin acı birer temsilcisidir. Huzura ve refaha kavuşmak isterken Akdeniz'de, Ege'de boğularak ölen ve cesetleri kıyılarımıza vuran erkek, kadın, çocuk, yaşlı, genç, her insan için bizim vicdanlarımızda derin bir yara açılıyor. Ama bu insanları Akdeniz'de, Ege'de ölüme terk edenlerde en ufak bir pişmanlık, vicdan azabı emaresi görmedik, duymadık. Merhametini yitirmiş bir dünya sistemi insanlığın hiçbir derdine derman olamaz."

    'MÜLTECİLERİ NİTELİKLERİNE GÖRE TASNİF ETMEK KABUL EDİLEMEZ'

    Erdoğan, Türkiye'nin sınırlarına gelenlerin niteliklerine, kökenlerine, inançlarına bakmadan herkesi kabul ettiğini, ancak Avrupa ülkelerinin aynı tutum içinde olmadığını belirterek "Kimi Avrupa ülkelerinin mültecileri niteliklerine göre tasnif ederek bir kısmını niteliklerine göre kabul etme politikalarını tasvip etmiyorum. Bunlar torna mahsülü değil, bunlar insan. Öyleyse insan olduğu için değeri verip ayırt etmeden alacağız. Biz Ezidisini de aldık Sünnisini de Alevisini de Türkünü de Kürdünü de Arabını da hepsini aldık" dedi.

    Türkiye'nin 2 milyona yakın Suriyeli'yi misafir ettiğini ancak Türkiye'ye göre imkanları kat kat fazla olan Avrupa ülkelerinin tamamının kabul ettiği mülteci sayısının ise 200 bin civarında olduğunu kaydeden Erdoğan, "Avrupa, kıtaya yakın zamanda gelen 20 bin mülteciyi 28 ülke arasında nasıl dağıtacağının tartışmasını yapıyor. Türkiye bir hafta içinde 20 bin kişilik kamp inşa edebilirken Avrupa'ya giden mülteciler kötü şartlarda yaşamaya çalışıyor" diye konuştu.

    'DÜNYADAKİ YAPI KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL'

    Kapısına dayanan mültecilere bile tahammül edemeyen Batı'nın Irak'a, Suriye'ye, Libya'ya barış, özgürlük ve refah götürme için çalıştığı iddiasının inandırıcılığını kaybettiğini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Orada yapılan ne biliyor musunuz, onu da açık söylüyorum. Libya'da petrol var, Irak'ta petrol var, oradaki petrol kuyularına el koyalım. Yu anda öyle değil mi, Irak'taki petrol kuyularının yüzde 80'i Batılılar'ın elinde. Onlar işletiyor, onlar oradan kaymağını alıyor. Yüzde 20'sini de al sen kullan diyor. Aynı şey Libya için geçerli. Tüm bu gerçekler ortadayken dünyadaki bu yapı kabul edilebilir bir yapı değildir. Biz tüm bu insanlara yardımcı olmaktan şikayetçi olmadık. Bu insanlar huzura kavuşana kadar elimizden gelen her türlü yardımı yapmaya devam edeceğiz. Ama tüm dünyanın ortak sorunu olan bir hususta yükün tamamının üzerimize yüklenmesini hakkaniyetli bulmuyoruz. Şu anda gerek koalisyon gücü içinde DAİŞ'le olan mücadelemiz, ayrıca ülkemizdeki terör örgütleriyle olan mücadelemiz… Bölgede durum normale döndüğünde Türkiye ahlaki sorumluluğunu yerine getirmenin huzurunu yaşarken diğer ülkelere aynı nazarla bakılacağını sanmıyoruz. Buradan bir kez daha Avrupa başta olmak üzere gelişmiş ülkeleri her geçen gün daha da tırmanan insani dramlar karşısında daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Özellikle dünya medyasını tarafsız ve bu konulara duyarlı olmaya davet ediyorum."

    YILMAZ: PİYASA DALGALANMALARI BU YILKİ ZİRVEYİ ÖNEMLİ HALE GETİRDİ

    Toplantıda konuşan Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz da, G20 başkanlığını devralmalarının ardından kapsayıcılık, uygulama ve yatırım başlıkları altında üç öncelik belirlediklerine ve Türkiye'nin bu önceliklerinin G20 üyeleri arasında kabul gördüğünü ifade etti. Yılmaz, dünya ekonomisinin önemli bir dönemden geçtiğini ifade ederek "Dünya finansal piyasalarındaki dalgalanmalar bu yıl yapılacak zirveyi normalden daha önemli hale getirmiş durumda. İnşallah sürdürdüğümüz çalışmalar Kasım ayında liderlerimizin alacağı kararlarla hayata geçecektir" dedi. Yılmaz, G20'nin açılım gruplarına W20'yi (Women/Kadın 20) eklediklerini, bu grubun, kadınların iş dünyasındaki etkinliğini arttırmalarını amaçladığını kaydetti.

    HİSARCIKLIOĞLU: KÜRESEL İŞ DÜNYASI TALEPLERİNİ 19 MADDEDE TOPLADIK

    TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu da yaptığı konuşmada küresel iş dünyası olarak taleplerini 19 maddede topladıklarını, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu talepleri Kasım ayındaki zirvede G20 liderlerine ileteceğinden ve bunların yerine getirilmesi için çaba göstereceğinden emin olduğunu ifade etti.

    İlgili konular:

    Kıyıya vuran Kobanili çocuk dünyanın gündeminde
    Etiketler:
    Recep Tayyip Erdoğan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın