08:13 16 Eylül 2019
Canlı Yayın
    YPG, PYD, Kürt güçleri

    Suriye ve Irak’taki Kürt oluşumları Türkiye’yi nasıl etkiler?

    © AFP 2019 / DELIL SOULEIMAN
    Politika
    URL'yi kısaltın
    Yazarı Amur Gadjiev
    0 30
    Abone ol

    Suriye’de Kürt güçleri federatif bir yapılanma için harekete geçtiler.

    Hedef, Suriye’nin kuzeyinde ‘demokratik öz yönetim alanlarının’ oluşturulması ve Kürtlerin ‘kendi ekonomik, güvenlik ve savunma işlerini yönetme’ imkanına kavuşması.
    Öte yandan Irak’ta Bölgesel Kürt Yönetimi’nin bağımsızlık referandumuna hazırlık çalışmaları devam etmekte.
    Peki bu süreçler Türkiye açısından ne gibi sonuçlar doğurabilir? Bu gelişmelere yönelik Ankara’nın tutumu nedir?
    Konuyla ilgili Sputnik Radyosu’na konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dış politika ve güvenlik politikası eski danışmanı, askeri uzman, (E) Deniz Kurmay Albayı Prof. Dr. Celalettin Yavuz şunları söyledi.

    ​Suriye’deki Kürtler konusunda Türkiye’nin böyle bir oldu bittiyi kabul etmeyeceğini ben hep söyledim. Barzani çıkışı ise yeni değil. Yıllardan beri bunu yapıyor. Ama Aralık ayından bugüne kadar sanıyorum dördüncü veya beşinci oldu. Daha çok dillendirmeye başladı. İki gün önce de, ‘Kürtlerin bağımsızlığını biz Lozan Barış Antlaşması’ndan beri, yani 1923’ten beri bekliyoruz’, dedi.

    Barzani konusunda AKP iktidarları biraz daha suskun, fazla bir polemiğe girmek istemiyor, tartışmaya girmek istemiyorlar. Sanıyorum, Irak’ın kuzeyi ile ilişkilerinin nispeten daha iyi olması, petrol ilişkileri vs. gibi sebeplerden dolayı Barzani’nin bu çıkışlarına karşı AKP iktidarından yüksek bir ses gelmiyor. Yani PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD konusunda açık ve net olurken Irak konusunda o kadar açık ve kararlı konuşmuyor. Bunu da ben Barzani ile hem geçmişte, hem AKP yönetimi döneminde yaşanan ilişkilere bağlıyorum.

    Türkiye ne yapmalı? Bana göre, orada kurulacak bir Kürt devleti  tek başına olmayacak. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Kürtlerin de bir şekilde özerklik istemesi ki, var bu, ve bağımsızlığına katılma isteklerini kamçılayabilecektir. Ben bu yüzden buna katılmıyorum. Benim düşüncem şahsen, Irak’ın ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün bölünmemesidir. Şimdi Suriye’nin kuzeyinde özerk bölge ilan etmek isteyen, zaten Türkiye’deki PKK terör örgütünün uzantısı olan PYD’dir. Yani hiçbir farkı yok. Biz öyle görüyoruz. Diğer Suriye’deki Kürtler gibi değil bunlar, yani homojen değil, bunlar ayrı. Dolayısıyla Türkiye’de şu anda büyük bir mücadelenin verildiği PKK terör örgütü ile PYD aynı olduğu için, en azından PKK’lılar ve PKK sempatizanı olan Türkiye’deki Kürtler buna destek verecektir.

    Irak’taki Barzani olayına gelince Barzani’nin ilanına da önemli bir kitle destek verecektir. Böyle olunca orada bir Kürt devletinin kurulması Türkiye’deki Kürtler açısından cazibe merkezi, çekim merkezi haline gelecektir. En azından Türkiye’deki özerklik isteme konumunu daha da güçlendirmek için daha yüksek seslerle söyleyeceklerdir. Kaldı ki, AKP iktidarı döneminde Amerika’nın Irak’a girmesi, işgali, arkasından AKP iktidarının yanlışları yüzünden bölgede Kürtlerin özerklik ve devlet ilanı konusunda çok önemli adımlar atıldı. Irak’taki Barzani’nin yapabileceği bağımsızlığa karşı en azından 2008-2009 yılından itibaren AKP iktidarından ‘Irak’ın toprak bütünlüğü bizim için önemlidir’ şeklinde bir ses duymadım. Bunu Suriye için söylüyorlar zaman zaman. Özellikle PYD’nin olası bir özerklik veya devlet ilanına karşı bunu söylüyorlar ama Irak için böyle bir tavır sergilemiyorlar.

    Bizim diğer muhatabımız, TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Üyesi HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman ise, şöyle düşünüyor.

    ​Türkiye’nin 90 yıldır Kürt sorununa, Kürt meselesine ilişkin tavrı, politikaları hep Kürtlerin inkarı, Kürtlerin reddi üzerindedir. Sadece Türkiye’nin sınırları içerisinde değil, Türkiye’nin sınırları dışında da nerede olursa olsun bir Kürt olulşumu, bir Kürt statüsü oluşuyorsa eğer Türkiye buna hep karşı çıkmıştır.

    Zaten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da daha yakın bir tarihte, yani bir ay kadar önce yaptığı bir açıklamada, ‘2003 yılında Irak’taki müdahalede biz 1 Mart tezkeresini geçirmeyerek hata yaptık’. Bunun anlamı şudur: Biz o tarihte müdahil olmadık, Amerika’nın taleplerini yerine getirmedik, 1 Mart tezkeresini Meclis’ten geçirmedik. Dolayısıyla orada bir Kürt federal devleti kuruldu. Ama biz aynı hatayı Suriye’de yapmayız, yani Suriye’de bir Kürt federal bölgesinin oluşmasına müsaade etmeyiz ve buna rıza göstermeyiz.
    Şimdi bu, Türkiye’nin yeni bir politikası değil. Türkiye, kurulalı beri Kürtlere yönelik her türlü olumlu gelişmede aksine, aleyhe bir tavır takınır, her Kürt özgürlük talebini reddeder. Bunun sebebi de Türkiye’nin, Türkiye sınırları dışında bile Kürtlerin elde edebileceği her türlü hakkıyı, statüyü Türkiye Kürtleri açısından bir tehlike olarak görmesidir.

    İşte Suriye’de de şu anda takındığı tavır budur. Aslında Rusya ve Amerika, Fransa, İngiltere gibi Batı’nın gelişmiş ülkeleri başta olmak üzere bütün Dünya Suriye’deki Kürt örgütlenmesini YPG, PYD’yi meşru demokratik bir yapı olarak, bir siyasal güç olarak gördüğü halde Dünya’da sadece Türkiye PYD’yi, Türkiye’ye yönelik tek bir saldırı, tek bir kurşun atmamasına rağmen, salt bu kaygılarla terör örgütü olarak kabul etmekte ve ona saldırmaktadır.

    Böyle olunca Türkiye bütün politikalarını, başta Türkiye’deki Kürtler olmak üzere Dünya’daki tüm Kürtler açısından temel politikaları Kürtlerin bir statü elde etmemesi, bir demokratik hak elde etmemesi üzerine inşa ediyor. Böyle olunca da Türkiye, her ne kadar zaman zaman çözüm süreci gibi şeklen bir takım adımlar atıyor gibi gözükse de özünde bir samimiyet yoktur. Nitekim, bu geçmiş üç yıllık süreçte de denendi. Temel paradigma şudur: Bir takım rütuşlarla, ufak tefek bir takım ayrıntılarla Kürtleri nasıl susturabilirim, Kürtlerin taleplerini nasıl engelleyebilirim ve hatta din üzerinden Kürtleri nasıl kendime bağlarım. AKP iktidarı bütün hesaplarını bunun üzerinde inşa etmektedir.

    Bana göre, Türkiye’de müzakere süreci başlatılırsa, yani taraflar açık ve iyiniyetle Kürt meselesinin çözüme yönelik gerek Hükümet gerekse PKK ve KCK bu yönde bir samimiyetle masaya döner, bir müzakere sürecine evrilirse bu bağlamda elbette Suriye politikası konusunda da Türkiye’nin özellikle Kürtlere yönelik tutumunda değişikliklerin olabilmesi mümkündür. Ama esas olan müzakereye otrurulmasıdır. Yani asıl olan tarafların görüşebilmesidir. Bu gerçekleşebilirse bütün bu meseleler tartışılabilir.

    İlgili konular:

    Salih Müslim: Bağımsız Kürt devleti istemiyoruz
    Irak Kürt Yönetimi’nden Rojava’ya federalizm çağrısı
    ‘Türkiye’nin Kürt siyaseti, iç dinamikler ve Suriye’deki gelişmeler yüzünden sertleşti’
    İran’dan Irak Kürt Yönetimi’ne petrol teklifi
    'Rojava'da kantonlar dağıtılacak, federasyon kurulacak' iddiası
    Suriyeli Kürtler federalizmi ilan etti
    Etiketler:
    MHP, PKK, Mehmet Emin Adıyaman, Celalettin Yavuz, Irak, Suriye, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın