05:19 22 Eylül 2018
Canlı Yayın
    Numan Kurtulmuş

    Kurtulmuş'tan Cihangir saldırısı yorumu: Bu tam bir IŞİD kafası

    © AA / Arşiv
    Politika
    URL'yi kısaltın
    0 0 0

    Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, İstanbul Firuzağa'da Koreli bir işletmeciye ait plakçıya yönelik saldırı için ''Bu maalesef tam bir IŞİD kafasıdır, Türkiye'ye yakışmayan bir görüntüdür'' dedi.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, NTV canlı yayınında Funda Görey'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

    İstanbul Beyoğlu Firuzağa'daki bir plakçıya ramazanda içki içildiği gerekçesiyle taş ve sopalarla saldırıda bulunulmuştu. Kurtulmuş bu saldırı için ''Bir kere son derece çirkin bir saldırıdır. Oruç bizatihi tahammüldür. Maalesef bu tam bir IŞİD kafasıdır, Türkiye'ye yakışmayan bir görüntüdür. Ancak bunun üzerinden de birkaç kişinin yapmış olduğu ve kimsenin tasvip etmediği bir bu saldırıyı bahane ederek kimse İslami değerlere Müslüman topluma, Türkiye'nin büyük çoğunluğu oluşturan Müslüman ahaliye hakaret etmeye kalkmasın'' değerlendirmesinde bulundu.

    Kurtulmuş'a yöneltilen sorular ve alınan yanıtlar şöyle:

    İstanbul Firuzağa'da alkol tüketildiği gerekçesi ile bir işyerine yapılan baskın oradakilerin darp edilmesi ve sonrasında yaşanan olaylar tartışılıyor. Siz bu konuda ne diyeceksiniz?

    Bir kere son derece çirkin bir saldırıdır. Oruç bizatihi tahammüldür. Maalesef bu tam bir IŞİD kafasıdır, Türkiye'ye yakışmayan bir görüntüdür. Ancak bunun üzerinden de birkaç kişinin yapmış olduğu ve kimsenin tasvip etmediği bir bu saldırıyı bahane ederek kimse İslami değerlere Müslüman topluma, Türkiye'nin büyük çoğunluğu oluşturan Müslüman ahaliye hakaret etmeye kalkmasın. Dolayısıyla burada densiz bir saldırı üzerinden Türkiye bir kutuplaşmanın zemini ortaya çıkmasın diye temenni ederiz. Kabul edilecek bir saldırı değildir.

    Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmak için nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin tutuklanması diğer bir gündem. Hemen arkasından AB'den tepkiler de geldi ne dersiniz bu konuda?

    Bu tür şeylerde bende tutuklama gerekçelerini okudum. Tabii burada aslolan teröre verilen açık destektir gazeteyle ilgili. Türk hukuk sisteminde de bu anlam serbest olarak yargılamanın devam etmesi tutuklama hali ise istisnai bir haldir. Dolayısıyla bu kurallar içinde basınla ilgili tutuklamayı bu kurallar içinde görmüştür. Tabii bu yargının kararı.

    Bu gazetecilerin tutuklanması ve Firuzağa'daki olayı alt alta koyduğumuzda tüm bunlar Türkiye'nin imajını bozuyor şeklinde bugün Kemal Kılıçdaroğlu'nun da kullandığı cümleler vardı. Bunlara katılır mısınız?
    Türkiye'nin imajı meselesini aslında İslamofobya ile iniltili görmek lazım. İslam karşıtlığı konusunda son birkaç yıldır bir Türkiye karşıtlığı da İslam düşmanlığının çok somut alanlarından birisi haline gelmiştir. Bunun içinde de bir Erdoğan karşıtlığı. Dolayısıyla bunların her üçü İslamofobya'nın içinde görülmesi lazım. Buna karşı Türkiye'nin çok dikkatli olması lazım. Bu topraklarda bizim asırlardır yaşadığımız kültürümüzün, geleneğimizin özlerini bilmemiz lazım. Bunun temelinde karşısındakine saygı vardır, hoşgörü vardır, insanları yaratandan ötürü sevmek vardır, herkese saygı vardır. Dolayısıyla burada hepimizin bu çizgide ortak bir tavır sergilememiz lazım. Birilerinin yanlış uygulamaları, İslam karşı yapmış olduğu haksız saldırılar bizi içine kapanıp özür dilemeci bir tavır içine itemez. Bizim hiç kimseden çekinecek bir halimiz yok. Ama hiç kimsenin İslam adına şunu yapıyorum diyerek yanlış şeyler yaparak İslam'ı karalama hakkının da olmadığı kanaatindeyim.

    ‘BU 30 YILI AB'NİN GELECEĞİ İÇİN KONUŞSUN'

    Bu imaj sorundan baktığımız zaman İngiltere başkanının son dönem yaptığı, "Türkiye'nin gelecek 30 yıl AB'ye katılabileceğini söyleyen tek bir uzman bulamazsınız. Türkiye sadece bir başlığı kapattı son süreçte. Bu hızla 3000 yılında üye olur" diyor. Bir taraftan da kendileri AB'den çıkıp çıkmamayı oylayacaklar.

    Şimdi Sayın Başbakan Türkiye'ye 3000 yılını göstereceğine bu 30 yılı AB'nin geleceği için konuşsun. 30 yıl sonra AB nerede olacak? AB'nin geleceği nasıl olacak? Zaten AB kendi içinde kendi geleceğiyle ilgili ortak bir hedef kuramadığı için kendi içinde bu tartışmaları yaşıyor. Ortak bir politika geliştirmediği için mülteci krizi karşısında çaresiz kalıyor. Yani sayın Başbakan kendi referandumla ilgili iç politikasının bir aracı olarak Türkiye düşmanlığı ya da Türkiye'yi bir öcü olarak kullanacağı yerde gerçekten samimiyse AB'nin geleceği nasıl olacak diye Almanlarla, Fransızlarla diğer ortaklarıyla bunu oturup konuşsunlar. Mesela bir ortak ordu nasıl kurulabilir bunu bir konuşsunlar. Kağıt üstünde bir AGİT var ama bunu nasıl Avrupa güvenliği şemsiyesi haline getiririz bunu konuşsunlar. Buralarda tıkanmış olan Avrupa mülteci krizi üzerinden ya da Türkiye düşmanlığı üzerinden kendisine siyaset üretemeye kalkmasın. Bunu asla doğru bulmayız sonuçta vermez. Biz Türkiye-AB ilişkilerinde samimi şekilde yola devam ediyoruz. Geri kabul anlaşmasında da vizesiz seyahat konusunda da üzerimize düşen sorumlulukların büyük çoğunluğunu yerine getirdik. Şimdi vize kaldırılması imkansız diye konuşanlar iki ay evvel neredeydiniz? Ne oldu da keskin bir şekilde görüş değiştirdiniz. Dün bakanlar kurulunda da gündeme geldi Yunan adalarından Türkiye'ye gelenlerin karşılığında Türkiye'ye 485 kişi gelmiş buna karşılık kamplardan ortak listeden 700 küsur kişiyi Avrupa'ya göndermişiz. Biz işimizi yapıyoruz sözlerimizi yerine getiriyoruz. Avrupa'nın da sözlerini yerine getirmesi lazım.

    ‘MAVİ MARMARA'DAKİ VATANDAŞLAR, BU İNSANLAR BOŞU BOŞUNA BU SEYAHATE ÇIKMADILAR'

    İsrail'le ilişkiler ve normalleşme sürecinde son adımlar atılıyor gibi görünüyor. Gazze dahil olmak üzere kriterler tamamlandı Türkiye'nin istedikleri ortak noktada buluşuldu şeklinde haberler var. Bunlar doğru mu ve İsrail'le ilişkiler konusunda U dönüşü yapmakla, geri adım atmakla itham ediliyor hükümetiniz muhalefet tarafından.

    Bir kere Mavi Marmara'daki vatandaşlar, bu insanlar boşu boşuna bu seyahate çıkmadılar. İsrail'in Gazze'deki insanlık dışı ambargosunun delinmesi için bir yol denemeye çalıştılar. İsrail karasularına girmedikleri halde rotasını İsrail'den çevirmeye başladıkları bir anda bir baskın oldu ve orada kardeşlerimiz şehit oldular. Dolayısıyla biz Mavi Marmara şehitlerinin ve bu ortaya konulan iradenin aleyhine asla bir şey yapmayız, yapmadık. Orada bizim başından itibaren söylediğimiz 3 şey vardı. İsrail'in özür dilemesi, tazminat ödenmesi ve Gazze'deki ablukanın hafifletilmesi ya da kaldırılması. Biz Mavi Marmara şehitlerinin hakkını, hukukunu ve Gazze halkının da insani anlamda onlara destek olarak her türlü çabayı bu görüşmelerde ortaya koymaya gayret ediyoruz. Henüz anlaşma son noktaya gelmiş değildir. İnşallah istediğimiz istikamette anlaşma son noktaya doğru gelir.

    ‘RUSYA İLE BİRÇOK BÖLGE ÜLKELERİYLE ARAMIZDAKİ İLİŞKİLERDE CİDDİ BOZULMA OLDU'

    Sayın Başbakan'ın dostlarını arttıran düşmanlarını azaltan bir politika izleyeceğiz açıklaması var. Daha öncede iktidarda AK Parti hükümetleri vardı o zaman bu düşmanların artmasında da o dönemlerin politikaları mı etkili oldu?

    Bir kere Türkiye'nin çevresindeki Türkiye düşmanlarının artmasında, mesela Mavi Marmara'ya saldırı yapan Türkiye değildir. Dolayısıyla İsrail'le ilişikleri bozan Türkiye değildir. Suriye'yle çok yakınlaşmış olan bir Türkiye vardı. O ilişkileri bozan da Türkiye tarafı değildir. Ama sonuç itibariyle Suriye'yle, Rusya ile, birçok bölge ülkeleriyle aramızdaki ilişkilerde ciddi bozulma oldu. Bu belki sadece muhataplarımızdan da değil bölgesel ve küresel siyasetin dengelerinden de kaynaklanan hususlardı. Dolayısıyla bizim hükümet programımızın 5 temel direğinden bir tanesi de dış politikada yeni gelişmeler karşısında yeni perspektifleri ortaya koymak.

    Mısır da dahil mi bu perspektife?

    Bu tabii Mısır'ın atacağı adımlara bağlı. Biz asla Mısır halkıyla bir düşmanlık içinde olmadık. Ama Mısır'da halkın oylarıyla seçilmiş bir hükümetin antidemokratik yollarla işbaşından uzaklaştırılması ve sözde birtakım mahkemelerle göstermelik mahkemelerle seçilmiş bir cumhurbaşkanının yok casusluk suçlamasıyla müebbet, idam cezası alması trajikomiktir. Bu kararlarda uluslar arası camianın baskılarıyla ümit ederim uygulanma imkânı da bulmaz. Sonuçta biz Mısır halkıyla dostluğun barış ve kardeşliğin hüküm sürmesini isteriz. Mısır'daki antidemokratik iktidarın bir süre sonra bu yaptıklarından mutlaka vazgeçmesinin kendileri bakımından da zorunlu olduğu kanaatindeyim. Dolayısıyla bütün bu yanlışlarda askeri darbe vazgeçer Mısır halkı nefes alır. Biz de Türkiye olarak bundan sadece memnun oluruz.

    Ergenekon ve Balyoz mağduru askerlere iadeyi itibarla ilgili bir çalışma olduğu haberler yansıdı gazetelere. Askere yasal zırh getiren düzenleme belli ki tatilden önce çıkacak Meclis'ten. Bu konuda bir adım atmayı düşünüyor musunuz?

    Henüz olgunlaşmış Bakanlar Kurulu'nun gündemine gelmiş bir konu değildir.

    İlgili konular:

    Kurtulmuş'tan 'teröre destek veren belediyeler için kanun' açıklaması
    Kurtulmuş: PKK turistik yerlerimize karşı saldırıda bulunabilir
    Kurtulmuş'tan 'mektup' açıklaması: Rusya'dan bir sinyal gelecektir
    Avrupa'nın yanıtını merak ettiği soruya Kurtulmuş'tan net yanıt
    Kurtulmuş: Muhammed Ali için uykusuz kaldığımız günler olmuştur
    Kurtulmuş: Anayasa A'dan Z'ye değişmeli
    Kurtulmuş: Dış politikada yeni adımlar atılmalı
    Etiketler:
    IŞİD, Numan Kurtulmuş, Firuzağa, Beyoğlu, Mısır, İsrail, İstanbul, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın