05:00 25 Mart 2017
Ankara+ 2°C
İstanbul+ 6°C
Canlı Yayın
    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş

    Kurtulmuş'tan yeni Suriye açıklaması: Gücümüz yetmedi

    © AA/ Ahmet Bolat
    Politika
    URL'yi kısaltın
    11155689

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, "Suriye politikası yanlıştı" sözlerinin hatırlatılması üzerine, "Bütün uluslararası camiayı da katarak söylüyorum, Suriye'de uygulanan politika yanlıştı. Türkiye olarak durduğumuz yer doğruydu. Biz Suriye halkının yanındaydık ancak tek başına gücümüz bu savaşı bitirmeye yetmedi" dedi.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, gündeme dair, Rudaw'a açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş'un açıklamaları şöyle:

    ‘IRAK'LA ÖYLE ÇOK DERİN SORUNLARIMIZIN OLDUĞUNA İNANMIYORUZ'

    Türkiye'nin Irak'la ilişkileri normalleşme sürecine girdi mi yoksa bunun için daha zamana ihtiyaç var mı?

    Bizim komşu ve kardeş Irak'la öyle çok derin, uzlaşılmaz, anlaşılmaz sorunlarımızın olduğuna inanmıyoruz. Ama maalesef bölgede uzun süredir devam eden siyasi gerilimler, özellikle de Suriye savaşı nedeniyle ortaya çıkan siyasi türbülanslar Türkiye-Irak ilişkilerini de olumsuz yönde etkiledi. Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın, Irak Başbakanı Sayın İbadi ile yaptığı telefon görüşmesi kopma noktasına gelen Türkiye-Irak ilişkilerini yeniden sağlamlaştırdı.

    Her iki tarafında bu telefon görüşmesinde birbirlerini dost ve kardeş iki ülke olarak gördüğü, sorunları çözme konusunda karşılıklı adım attıklarını ortaya koydu. Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım'ın Bağdat ve Erbil'e yapacağı ziyaretlerde de son derece somut adımlar atılarak, başta Türkiye-Irak ekonomik ilişkileri olmak üzere ve Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ile ilişkilerin attırılması yönünde çok ciddi adımların atılacağını ümit ediyorum.

    Özellikle teröre karşı ortak mücadele bağlamında yeni zeminler oluşturulacağı ve bu mücadelenin de her iki ülkenin meşru hükümetlerini daha da kuvvetlendireceğini ümit ediyorum. Biz bu yeni süreçten umutluyuz. Umarım yeniden o eski günlere döneriz. Biz Irak'ın toprak bütünlüğüne, bu toprak bütünlüğü içerisinde Irak Bölgesel Kürt Yönetimi başta olmak üzere adil bir gelir ve yetki paylaşımına dayalı federal bir sistemin varlığının Irak halklarının lehine olduğu kanaatindeyiz.

    ‘ALLAH'TAN TÜRKİYE BAŞİKA'DA PEŞMERGELERLE BİRLİKTE'

    Türkiye ile Irak arasındaki gerilimin temelinde ne vardı?

    Türk askerlerinin de eğitim verdiği Irak'ın Musul kentine bağlı Başika'daki Zelikan Kampı
    © REUTERS/ Thaier Al-Sudani
    Bölgede bir oyun oynanıyor. Bu oyunu hepimizin görmesi lazım. Bu oyunun adı ikinci Sykes-Picot. 100 sene evvel bu bölge halklarının arasını Sünni sınırlarla ayıran irade, iradeler şimdi maalesef ikinci kez bu oyunu oynamaya çalışıyor. Bölge halklarını etnik ve mezhepsel kimlik olarak ayırmaya çalışıyorlar. Birinci Sykes-Picot meşru askeri yapılar üzerinden verilen büyük bir küresel savaşın sonunda ortaya çıktı. İkinci Sykes-Picot ise terör örgütleri kullanılarak verilen vekalet savaşları sonucu ortaya konulmaya çalışılıyor.

    Burada bu bölgenin Türkleri, Kürtleri, Arapları, Acemleri ve diğer bütün etnik unsurlarının bu konuda uyanık olması lazım. Türkiye'nin Irak'taki varlığı DEAŞ'a karşı verilen mücadele için. O bölgenin diğer terör örgütleri üzerinden de başka hareketlilikleri önlemek için Türkiye orada. Musul operasyonu bize şunu gösterdi; Allah'tan Türkiye Başika'da Peşmergelerle birlikte, Ninova Muhafızları ile birlikle, Musul'un yerel halklarıyla birlikte böyle bir çalışmanın içerisinde olmuş.
    Eğitilen 4 bine yakın insanın DEAŞ'e karşı mücadelede etkili olduğunu gördük. Ayrıca Peşmergelerin de çok etkili bir mücadele verdiğini gördük. Dolayısıyla biz işgal amacıyla orada değiliz. Dost ve kardeş Irak halkına yardım için oradayız. Oradaki varlığımız da kardeşlerimizin talepleri, ihtiyaçları olduğu sürece devam edecektir.

    ‘BARZANİ'NİN ‘BİZ ONLARI BURADA İSTEMİYORUZ' DEMECİ ÖNEMLİYDİ'

    Kürdistan Bölgesi Başbakanı Neçirvan Barzani bir süre önce Türkiye'ye gelip Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'la görüştü. Neçirvan Barzani'nin Türkiye-Irak ilişkilerinin yumuşamasında bir rolü oldu mu?

    Türkiye-Irak ilişkilerinin yumuşamasında Irak Bölgesel Kürt yönetiminden hem Sayın Mesud Barzani'nin hem de Sayın Neçirvan Barzani'nin büyük katkısı oldu, hep bu perspektife sahip oldular. Ayrıca bölgedeki terör örgütlerinin varlığı konusunda çok ciddi hassasiyetler ortaya koydular, bundan dolayı da kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Özellikle de Sincar'da (Şengal) Ezidilerin haklarını koruyoruz bahanesiyle orada illegal bir şekilde varlıklarını sürdüren PKK'lı terör unsurlarına karşı Sayın Neçirvan Barzani'nin "Biz onları burada istemiyoruz" demeci önemliydi.

    Başbakan Binali Yıldırım'ın ilk durağı Bağdat olacak ve burada Iraklı yetkililerle bir araya gelecek. Masada hangi konular var? Öne çıkan başlıklar nelerdir?

    Öncelikle her iki ülkeyi de birbirine yakınlaştıran ekonomik ilişkiler yasaya yatırılacak. Hem Merkezi Irak Hükümeti'nin hem de Kürt Bölgesel Yönetimi'nin çok ciddi şekilde Türkiye ile ekonomik ilişkilere ihtiyacı olduğunu biliyoruz ve bunun her iki tarafın da yararına olacağını düşünüyoruz.

    ‘EYVALLAH BUYURUN TEMİZLEYELİM'

    Bağdat hükümeti, Şengal'deki YBŞ güçlerini resmen tanıyor ve kısa bir süre öncesine kadar maaş veriyordu. Medyada yer alan haberlere göre Türkiye, Kandil, Rojava ve Şengal'deki PKK ve YPG güçlerine karşı operasyon hazırlığı içerisinde. Bu konuda Irak hükümetinden talepleriniz neler olacak?

    Terör örgütlerinin iyisi ya da kötüsü olmaz. Musul'u, Telafer'i DEAŞ'tan temizleyelim, eyvallah buyurun temizleyelim. DEAŞ'a karşı bütün dünya konuşuyor ancak yaptıkları bir şey yok. Türkiye olarak biz bedel ödüyoruz. "Fırat Kalkanı" operasyonunda da yine biz mücadele ediyoruz. Fiilen sahada olan biziz. Kayıplar veriyoruz, şehitler veriyoruz. Şimdi Musul'u, Telafer'i DEAŞ'tan temizleyelim ama bir terör örgütünden temizlerken oraya başka bir terör grubunu getirmeyelim.
    Bu YPG olur, PYD olur, PKK olur ya da Haşdi Şabi olur. Bizim için bu saydığım örgütlerin hepsi tehlikelidir. Örgütlerden birisini işimize yarıyor diye kollarsak yarın öbür gün başımıza bela olur. Bütün bunlardan dolayı biz Sincar'daki PKK varlığının hem Türkiye için büyük bir tehdit oluşturduğunu, hem bölgesel yönetim için tehdit oluşturduğunu hem de Irak geneli için ciddi bir tehdit oluşturduğunu düşünüyoruz. Irak Hükümeti ile de bütün bunları konuşacağız.

    ‘BAŞİKA KONUSUNDAKİ TAVRIMIZIN İŞGALCİ BİR TAVIR OLMADIĞINI GÖRÜYORLAR'

    Başika bir süre önce krize neden olmuştu. Başbakan Haydar İbadi, Türk askerlerinin oradan çıkmasını istemişti. Irak bunu ön şart olarak öne sürerse Türkiye kabul eder mi?

    Zannetmiyorum. Başika konusundaki tavrımızın işgalci bir tavır olmadığını görüyorlar. Bu meselede de masada olacak ve konuşulacaktır.

    Bu görüşmelerde Irak ve Kürdistan Bölgesi'nin petrolünün Türkiye üzerinden pazarlanması da gündeme gelecek mi?

    Bunlar konuşulabilir. Görüşmenin detayları karşılıklı olarak teyit edilecek. Demin de ifade ettiğim gibi biz Irak'ın toprak bütünlüğünden yanayız. Ama aynı şekilde adil bir gelir ve yetki paylaşımına dayalı federal bir sistemin Irak'ın menfaatlerine uygun olduğunu düşünüyoruz.

    Irak'ta Sünni Arapların, özellikle de Musul'dakilerin Türkiye'den büyük beklentileri var. Türkiye'nin oradaki Sünnilere yönelik bir planı var mı?

    Biz ısrarla bunu söylüyoruz; Her şehir kendi kimliğini, niteliğini korusun. Musul'un bir kimliği var. Musul ağırlıklı olarak bir Sünni kenti. Bu yapıyı korumalıyız. Telafer de aynı şekilde. Eğer ki biz buralarda Sünnileri uzaklaştıracak mezhepsel bir temizlik ya da Arapları uzaklaştıracak etnik bir temizlik yapacaksak bu Musul'un geleceği için hayırlı olmaz.

    ‘BİZ TÜRKİYE OLARAK ERBİL YÖNETİMİNE HER TÜRLÜ SİYASİ DESTEĞİ VERİYORUZ'

    Başbakan Binali Yıldırım'ın ikinci durağı ise Erbil olacak. Orada öncelikli konular neler olacak?

    Biz bütün bu süreçlerde Erbil yönetimiyle son derece yakın ilişkiler içinde olduk. İnşallah bölgesel yönetimin başkanlık meselesini de bir an evvel çözmesini temenni ediyoruz. Biz Türkiye olarak Erbil yönetimine her türlü siyasi desteği veriyoruz.

    ‘ESAD REJİMİ ÖNCELİK OLMAKTAN ÇIKTI MI?'

    Suriye politikamız baştan beri yanlıştı dediniz. Bundan sonra nasıl bir Suriye politikası göreceğiz? Esad rejimi öncelik olmaktan çıktı mı?

    Bütün uluslararası camiayı da katarak söylüyorum, Suriye'de uygulanan politika yanlıştı ve maalesef bunun bedelini Suriye halkı ödedi. Maalesef hiçbir ülkenin elinde sorunu nasıl çözeriz diye bir proje olmadı. Keşke Türkiye, İran ve diğer bölge ülkeleri en başta bir araya gelseydi ve dışarıdaki ülkelerin müdahalesi olmadan sorunu çözebilselerdi.

    Bundan sonra biz Türkiye olarak yeni bir barış perspektifini ortaya koymaya çalışıyoruz. Türkiye olarak durduğumuz yer doğruydu. Biz Suriye halkının yanındaydık ancak tek başına gücümüz bu savaşı bitirmeye yetmedi.

    ‘RUSYA, FIRAT KALKANI OPERASYONUNDA BİZE HAVA DESTEĞİ VERİYOR'

    Rojava'da PYD'nin kontrolünde 3 kanton var. Türkiye bunların birleştirilmesini kesinlikle istemiyor. Bu konuda Rusya ile bir mutabakat sağlandı mı?

    Böyle bir mutabakat yok ancak Rusya, Fırat Kalkanı operasyonunda bize hava desteği veriyor. Bizim niyetimizin herhangi bir şekilde toprak işgali değil, oraların terörden temizlenmesi olduğunu görüyorlar. Bizim bu konuda tavrımız net; Biz Suriye'nin kuzeyindeki Kürt kardeşlerimizin varlığından asla rahatsız değiliz. Ama bir terör örgütün bölgede hakimiyet ilan etmesine karşıyız. Çünkü bu Suriye'nin toprak bütünlüğünün ortadan kalkması demektir.

    ‘DÜNYA, SURİYE'NİN KUZEYİNDE KÜRTLERİN YAŞADIĞINDAN HABERSİZKEN…'

    Bir şeyi hatırlatmak isterim. Dünya, Suriye'nin kuzeyinde Kürtlerin yaşadığından habersizken Türkiye, hem baba Esad zamanında hem de oğul Esad zamanında yaptığı bütün görüşmelerde, "Siz neden Suriye'deki Kürt kardeşlerimize kimlik vermiyorsunuz? Niye bunlara haklarını vermiyorsunuz? Niye bunları eşit yurttaşlar olarak görmüyorsunuz?" diye baskı yapmıştır.

    Son olarak Suriye'de Kürtler için nasıl bir gelecek öngörüyorsunuz?

    Burada oynanan oyun, böl, parçala, ufala oyunudur. Bu oyuna karşı çıkmamız lazım. Suriye'de de Irak'ta da biz zaten bu sınırların yapay olduğunu söylüyoruz. Bu sınırların ne anlamı var. Halklar aynı halklar.

    Biz daha fazla bölünmenin değil, daha fazla derlenip toparlanmanın siyasetini ortaya koymaya çalışıyoruz. Bizim Suriye için beklentimiz şudur; Herkesin eşit ve özgür yurttaş olarak kabul edildiği, hiç kimsenin birinci sınıf vatandaş olmadığı, herkesin eşit olduğu bir Suriye'nin kurulması.

    İlgili konular:

    Kurtulmuş: FETÖ'nün devletten arındırılması henüz bitmedi
    Kurtulmuş: Türkiye Dingo'nun ahırı değil
    Kurtulmuş: Türkiye'nin milli mücadelesi kimsenin babasının malı değildir
    Kurtulmuş’a IŞİD’in Türk askerleri videosu soruldu
    Kurtulmuş: Terör örgütlerine destekler çekilse bir hafta dayanamazlar
    Kurtulmuş: Kayseri'deki saldırıda oklar PKK'yı gösteriyor
    Kurtulmuş: Kim dost kim düşman görmek isteriz
    Kurtulmuş: Türkiye-Rusya yakınlaşması Suriye'de çözümde kaldıraç olarak kullanılabilir
    Kurtulmuş'tan Beşiktaş'taki saldırıyla ilgili yeni açıklama: Oklar PKK'yı gösteriyor
    Kurtulmuş: Allah rızası için lütfen halkın moralini bozacak yayın yapılmasın
    Kurtulmuş'tan 'dolar' yorumu: Çok şükür düştüğünü gördüm
    Etiketler:
    PKK, Neçirvan Barzani, Numan Kurtulmuş, Irak, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın

    Tüm yorumlar

    • avatar
      MALCOLM-XX
      *** Birbirimizi suçlamakla bölgemizdeki ateşi söndüremeyiz…” (EVET SUÇLAMAYALIM VE KURAN DIŞI BİR YAKLAŞIMLA ASLA BİRBİRİMİZİ TEKFİR ETMEYELİM ; SÜNNİLER DE, ŞİİLER DE, İSLAM’DA FİTNE MERKEZİ OLAN HARİCİLERİ, SELEFİLERİ, VAHHABİLERİ, TEKFİRCİLERİ, SİYONİST İSRAİL’LE İŞ TUTAN HERKESİ KENDİMİZDEN UZAK TUTUP, Şİİ YA DA SÜNNİ OLARAK GÖRMEYELİM VE ASLA SAVUNMAYALIM !!!…
      “Şii de olsun Sünni de olsun ama hepsi bir arada tek ümmet olsun…” (EYVALLAH TAMAMDIR ! SÜNNİSİ- ŞİİSİ YOKTUR, YALNIZCA ÖZ MUHAMMEDİ ONURLU İSLAM DİNİ VARDIR VE TÜM ‘MÜSLÜMANIM’ DİYEN İNSANLAR DA BU TEVHİDİ DİNİN MENSUPLARIDIRLAR ! ALLAH’IN GETİRMİŞ OLDUĞU TEVHİDİ İSLAMIN MENSUBU OLMANIN TEMEL VE ŞAŞMAZ ŞARTI DA ÖNCELİKLE TEFRİKACILIĞI, MEZHEPÇİLİĞİ, BÖLÜNME VE PARÇALANMAYI REDDETMEKTEN GEÇMEKTEDİR KESİNLİKLE ! BU TEVHİDİ İSLAM’IN ANA ASGARİ MÜŞTEREKLERİ DE, ALLAH, KURAN, PEYGAMBER VE ALLAH VE PEYGAMBER EMANETLERİ OLAN MASUM VE MAZLUM PEYGAMBER EVLATLARINA- YAŞAYAN ‘CANLI KURAN’LAR OLAN VE ALLAH’IN CÜMLE GÜNAHLARDAN ARINDIRMAYI DİLEMİŞ OLDUĞU VE BU DURUMU TEYİDEN KURAN’DA BELİRTMİŞ OLDUĞU BU GÜNAHSIZ, MASUM VE MAZLUM PEYGAMBER EVLATLARINA YANİ KUTLU PEYGAMBER EHLİBEYT’İNE SAHİP ÇIKMAKTIR Kİ, ON DÖRT ASIRDIR ÇÖZEMEDİĞİMİZ ANA TEMEL KONU DA BUDUR İŞTE ! GÖRMEK İSTENMEYEN VE ŞİİYİ SÜNNİDEN AYIRAN TEMEL VİCDANİ MESELE BUDUR ! BAŞKASI ASLA DEĞİLDİR ! MAALESEF VE MAALESEF ON DÖRT ASIRDIR PEYGAMBER DÜŞMANLARINA VERDİĞİMİZ O GEREKSİZ DEĞER VERMELERİ VE (HZ. YEZİT, HZ. MUAVİYE, HZ. VAHŞİ VS. VS. GİBİ !) YÜCELTMELERİN KIRKTA BİRİNİ, O MASUM VE MAZLUM PEYGAMBER EVLATLARININ SEVGİ, SAYGI VE YÜCELTMESİNE AYIRSALARDI O ZAVALLICA KENDİLERİNİ MÜSLÜMAN OLARAK ADLANDIRAN O ZAVALLILAR (Şİİ-SÜNNİ FARK ETMEZ !) , İSLAM TEVHİDİ ŞİMDİ ÇOKTANNN GERÇEKLEŞMİŞTİ AMA MAALESEF BU TEVHİDİ HARİÇTEN ENGELLEYEN GÜÇLÜ UNSURLAR İSE HAÇLILAR VE SİYONİSTLER VE ONLARIN İSLAM İÇERİSİNDE SATIN ALINMIŞ HOCA İSİMLİ, SAKALLI VE CÜPPELİ KRIPTO UNSURLARI, ALİM KILIKLI ELEMANLARIDIR MAALESEF !…
      “Şia ve Sünne arasındaki ihtilafı 14 asırdır çözemediğimize göre
      ve bundan sonra da çözemeyeceğimize göre (NİYE ÇÖZEMEYELİM Kİ ?! PEYGAMBER EVLATLARINA – KUTLU EHLİBEYT’E SAHİP ÇIKMAK O KADAR MI ZOR BİR ŞEY MİDİR Kİ YANİ ?! ON DÖRT ASIRDIR MAALESEF İSLAM DÜŞMANLARI OLAN YEZİT VE MUAVİYE’YE SAHİP ÇIKILDIĞI KADAR MAALESEF SAHİP ÇIKILMADI BU MAZLUM PEYGAMBER EVLATLARINA VE ASLINDA SAHİP ÇIKILMASI GEREKEN BİR PEYGAMBER EMANETİ OLARAK KABUL EDİLMEDİLER Kİ SAHİP DE ÇIKILMIŞ OLSUNLAR BU MÜBAREKLER !!!… BU KONUDA ADAM OLANA TEK BİR KONU ANLATIMI BİLE YETECEKTİR SANIYORUM :
      Soru: Efendim bu durumda İslam toplumu, sizin de belirtmiş olduğunuz gibi, çok enteresan bir toplum gerçekten! Görülmekte ki, en makul ve asgari müşterekler denilen konularda bile, bu insanlar hem fikir değiller. Kaldı ki, toplumun birleşemediği bu noktalar, teferruat da değil. İslamın ana ve can alıcı noktaları maalesef ! Konuşmanızın son bölümünde, ‘’Peygamberimiz Hz. Muhammet, ümmetine Kuran ve Ehl-i Beyt’ten oluşan iki emanet bırakmıştır,’’ ifadesini kullandınız. Peki Kurani ve akli olan, aynı zamanda tarih bilimince de sabit olan bu emanetler konusunda da, gerçekten ümmet fikren bölünmüş durumda mı? Konuyu biraz açarmısınız?
      Yanıt: Belirtmiş olduğunuz tüm bu konular acı, fakat gerçeklerin ta kendisidir maalesef. Yanıtımıza geçmeden önce bu soruyu, kendilerini müslüman olarak tanımlayan (!) birileri şöyle açıklamaktadırlar: ‘’Bu soru, tarih boyunca tartışılmış ve farklı ekollerin ortaya çıkmasına neden olup, yine bu konuda, İslam içerisinde üç görüş ortaya çıkmıştır. Bunlar, 1- ‘’Sadece Kuran’ı bırakmıştır ’’diyenler, 2- ‘’Kuran’ı ve Sünnet’i bırakmıştır.’’diyenler ve, 3- Kuran’ı ve Ehl-i Beyt’ini bırakmıştır.’’diyen görüşlerdir.
      Sonra devamla, ‘’Resulullah (s.a.v.) ümmete neyi bırakmıştır sorusuna cevaben, Kuran’ı ve Sünneti’ni bırakmıştır,’’denilerek, Kuran’ın hükmünü, bu şekilde anlamalıyız’’ ifadesi kullanılmıştır. Peki o zaman biz de, ‘’Kusura bakılmasın ama, sizler Kuran’ın hükmü konusunda otoritemisiniz? diyerek, ister istemez de bu ifadelerden şunu anladığımızı söylersek: ‘’Sanki Peygamberimiz, Kuran ve sünnetini, müslüman ümmet olarak kendilerine bırakmış da; Peygamber çocukları olan Ehl-i Beyt’ini de, yine hıristiyan, musevi vs. diğer inanç mensubu ümmetlere bırakıp, emanet etmiştir herhalde ki, kendilerini -sözüm ona- İslam dairesinde gören bu kesim, Peygamber Ehl-i Beyt’ini, kendilerince korunması gereken mübarek bir emanet olarak ısrarla anmayıp, ayrıca niçin kabul etmemiş olduklarını da bir türlü açıklayamamışlardır!.. Gerçekten bu, İslam olma adına utanılması gereken ve izah edilmesi de mümkün olma yan, oldukça zor bir durumdur.
      Sevgili okurcanlar, Allah rızası için, kendilerini İslam olarak tanımlayanların içine düştükleri şu hale bir bakın lütfen! İhtilaf konuları ne kadar da ilginç! Çok basit ve birleşilmesi gereken makul bir konuda bile bu insanlar maalesef hemfikir değiller! Yani açıkçası bu insanlar,
      traji-komik bir şekilde, ‘’Ey Muhammet! zatına karşı sevgimiz sonsuz; fakat, zaten hakkını vermekte
      zorlandığımız Kuran ve sünnetin bize yetiyor. Kusura bakma! ama ilaveten Ehl-i Beyt’ini de emanet olarak görmez ve korumayız!’’ demiş olmazlar mı bu durumda?
      Sevgili dostlar, bir ümmet, korumayı düşünmediği ve sonuç itibariyle de korumamış oldukları bu mübarekleri, haklı olarak niçin emanet olarak görüp, kabul etsinler ki? Peki kabul etmesinler; iyi de bu durumda bu ümmet, Peygamberimizin, ‘’Ey iman edenler, hizmetim karşılığında sizlerden hiç bir ücret talep etmiyorum; Ehl-i Beyt’ime sevgi ve muhabbet beslemeniz ve onları korumanız dışında.’’ sözünü nereye yerleştirecekler o zaman?
      Elbette prestij kaybı konusunda sorun olmayacaksa ki, bu mümkün görünmemekle birlikte, tabii ki böyle bir durumda ümmetin müslümanlığı ve imanı da, tabii ki tartışmaya açılacaktır. Sevgili canlar, görülmekte ki halihazırda bu konuda ümmetin böyle bir üzüntü ve sorun yaşanmadığı da ortada maalesef !… BU GERÇEĞİN ÜZERİNE BAŞKA DAHA NE DEMEK İCABEDER Kİ ?! )
      Sünnisiyle Şiisiyle ey İslam Uleması!
      Geliniz bu ihtilaftan çatışma üretmek yerine (ORTADA İHTİLAF FİLAN YOK ; YALNIZCA ÖZ-ONURLU İSLAM’A SAHİP ÇIKMAK/ ÇIKMAMAK SORUNU VAR YALNIZCA !)
      farklılıklarımızı olduğu gibi kabul edelim (PEYGAMBER EVLATLARINA SAHİP ÇIKMAMAK FARKLILIK DEĞİL DOĞRUDAN VE GİDERİLMESİ GEREKEN AYIPLI BİR DURUM OLUŞTURMAKTADIR YALNIZCA !) ,
      bunu kanlı çatışmalara bahane ( AKILLI OLAN BİR KİŞİ ASLA ÇATIŞMAZ VE DOLDURUŞA FİLAN DA ASLA GELMEZ ! GELENLERİN KİMLİKLERİNE BİR BAKIN ANLARSINIZ ZATEN ! İSLAMİ MERHAMETİ YANİ EHLİBEYTİ, BARIŞI, BARIŞÇILIĞI TAMAMEN TANIMA ŞEREFİNE ERİŞEMEMİŞ İNSANLARDIR, YAZIK !…) kılmayalım.”
      “Geliniz, küfrün karşısında tek ses,
      hainin karşısında tek yürek,
      zalimin karşısında tek bilek olalım…”
      EYVALLAH, AMA BUNU MASUM VE MAZLUMUN YANINDA DURARAK YAPALIM , ZALİMİN YANINDA DURARAK DEĞİL TABİİ Kİ ?!…)
    Yeni yorumları göster (0)