11:31 09 Mart 2021
Canlı Yayın
    Politika
    URL'yi kısaltın
    0 7022
    Abone ol

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik olarak "Balyoz, Ergenekon oldu, bunu FETÖ ile birlikte yaptı. Sen FETÖ ile işbirliği yapıp orduya kumpas kuran başbakan değil misin? Bunu ben değil, onların milletvekilleri televizyona çıkıp söylüyor. 'İttifak yaptık' diyor" ifadelerini kullandı.

    CHP lideri Kılıçdaroğlu partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Kimseye kinleri olmadığını, intikam alma duygusu barındırmadıklarını söyleyen Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki 83 milyonun karnının doymasını ve huzur içinde yaşamasını istediklerini dile getirdi.

    ​Farklı düşünceler, kimlikler, inançlar ve yaşam tarzlarına saygı duyduklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Amaç, bütün farklılıklarımızı zenginlik kabul edip güzel Türkiye'yi yeniden inşa etmektir" diye konuştu.

    'Faili meçhul cinayetler demokrasi ayıbıdır'

    Eski Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin 28 Kasım 2015'te Diyarbakır'da katledildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, Elçi'nin o günkü basın toplantısında "Bu kadim bölgede çatışma istemiyoruz" sözlerini sarf ettiğini aktardı.

    Diyarbakır'ın, tarihi ve coğrafyasıyla devletin kadim bir bölgesi olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, "O kadim topraklarda çatışmanın olmaması lazım. Bu basın toplantısını yapıyor ve vuruluyor. Aradan geçen süreye karşın bugüne kadar failler bulunmadı. Faili meçhul cinayetler demokrasi ayıbıdır. Bunun mutlaka bulunması, faillerin yargının önüne çıkarılması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

    İskeçe Müftüsü Ahmet Mete'nin ölümle tehdit edildiğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Bir din adamı neden ölümle tehdit edilir? Bu tehdidin bir sonucu olacak mı? Sonucu da olmayacak.  Müslümanlara karşı, bir inanca karşı eğer insanlar müftüyü hedef seçip o inancın mensuplarını cezalandırmak istiyorlarsa, sonuç alamazlar. Bizim inancımız, bizim dinimiz barışı, sevgiyi, kardeşliği öngörür, her inanca saygıyı öngörür. Bu tehditler, bizi ve oradaki soydaşlarımızı asla yıldıramaz. Biz CHP olarak, orada yaşayan soydaşlarımızın her zaman, her ortamda yanında olacağız."

    'Hiçbir öğretmen yoksulluk sınırının altında aylık almayacak'

    Eğitim dünyasında büyük sorunlar olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, CHP iktidar olduğunda öğretmenlere nasıl bakacaklarını ve neler yapacaklarını, 5 temel başlık altında anlattığını ifade etti.

    Kılıçdaroğlu, söz konusu 5 temel hedefi öğretmenlerin dikkatine tekrar sunmak istediğini aktararak, şunları söyledi:

    "İktidar olduğumuzda ilk yapacağımız iş, öğretmenler meslek kanununu çıkarmaktır. Öğretmenleri, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'ndan çıkaracağız. Öğretmenler için ayrı bir meslek kanunu çıkaracağız. Öğretmenler toplumun en saygın bireyleri olmak zorundadır. Hakimler ve savcılar için nasıl ayrı bir yasa varsa öğretmenlerimiz için de ayrı bir yasa olacak. Bütün öğretmenler sizi seviyoruz, size inanıyoruz, sizi toplumda bulunduğunuz konumun yukarısına taşımak istiyoruz. Hiçbir öğretmen yoksulluk sınırının altında aylık almayacak. Kadrolu, ücretli, sözleşmeli öğretmen garabetine son vereceğiz. Bütün öğretmenler kadrolu olacak. Herkesin güvencesi olacak. Her 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde öğretmenlere birer maaş ikramiye vereceğiz. Helalinden vereceğiz. 83 milyonun özverisiyle vereceğiz. Onlar, bizim çocuklarımız için gecelerini gündüzüne katıyorlar. Öğretmenlere yine 3600 ek gösterge vereceğiz. Öğretmenler emekli olduğunda şuna veya buna muhtaç duruma düşmeyecekler."

    'Köy okullarını açacağız, taşımalı eğitime son vereceğiz'

    Türkiye'nin toplam yatırımlarının en az yüzde 18'ini eğitim yatırımlarına ayıracaklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Nerede çocuk varsa orada okul ve öğretmen de olacak. Köy okullarını açacağız. Taşımalı eğitime son vereceğiz. Atama bekleyen öğretmen sorununu büyük ölçüde çözeceğiz. Sabah ayrı okul, öğleden sonra ayrı sınıflar, birleştirilmiş sınıflar... Bütün bu uygulamalara son vereceğiz" dedi.

    Eğitimin üretime dönük olması, istihdam yaratması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, bütün organize sanayi bölgelerinde teknoloji liseleri kuracaklarını söyledi. Her okulun bütçesi olacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Müdür gidip dilencilik yapmayacak. Okul aile birliği ve okul yönetimi, okul bütçesini gayet sağlıklı şekilde oluşturacak ve yönetecek" dedi.

    'Devlet dediğiniz kurum yalan söyler mi?'

    Kılıçdaroğlu, pandemi sürecinde büyük sıkıntılar yaşandığını belirterek, salgın başladığında hükümete yönelik hiçbir eleştiri getirmediklerini, çözümler önerdiklerini dile getirdi.

    Salgınla mücadeleye ilişkin önerilerinin uygulanmadığını ve pandemi sürecinin iyi yönetilemediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Nasıl bir anlayıştır? Uçağa binmeyi yasaklıyorsunuz, pandemi sürecinde vatandaşlar tasarruf yapsın diye 'Uçak biletinde KDV'yi 18'den 1' indirdim' diyorsunuz. Vatandaş ne tasarrufu yapacak? Vatandaşa ne kolaylığı olacak? Bu kadar akıl dışı uygulamalar" dedi.

    Kılıçdaroğlu, resmi rakamlara göre 13 bin 746 vatandaşın hayatını kaybettiğini, gerçek rakamların bunun çok üstünde olduğunu savundu. Belediyelerin defin işlemini yaptığını, doktorların raporları da olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    "Salgın hastalık, Kovid-19 dolayısıyla ölümler... Topluyorsunuz, bu rakamı katlıyor. Baştan şunu söyledim, hükümetseniz ve gerçekten toplumda saygınlığınızın olması gerekiyorsa rakamları doğru açıklayın. Sağlık çalışanlarımız zaten ellerinden gelen bütün çabaları gösteriyorlar. Devlet dediğiniz kurum yalan söyler mi? 'Biz karar aldık, rakam açıklamıyoruz.' dersiniz, onu da anlayışla karşılarım ama yanlış rakam açıklamak kadar Türkiye'nin itibarını dünyada sarsan başka bir şey yoktur. Türkiye'nin rakamlarına hiç kimse inanmıyor, güvenmiyor. Türkiye'yi bu halen niye düşürüyorsunuz? Ayıp değil mi, yazık değil mi?"

    'Salgın yönetiminde dünyanın en kötü yönetilen 4. ülkesiyiz'

    Daha önce Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) Kovid-19 rakamlarının doğru olmadığına ilişkin açıklama yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

    "Türk Tabipleri Birliği'ni terörist ilan ettiler. Akıl dışı. Böyle devlet yönetimi olabilir mi? Bir kişinin hastalığını kim bilir? Kaymakam mı, vali mi, bakan mı, cumhurbaşkanı mı bilir? Esnaf mı, manav mı bilir? Doktor bilir. Doktor da 'Bunun hastalığı budur, sayısı da budur' diyor. 'Vay efendim, sen bunu nasıl söylersin?' Ana ilke salgının yayılmasını engellemektir. Tedavi zaten hastanelerde yapılacak. Hükümet olarak sana düşen görev, salgının yayılmasını engellemek için her türlü önlemi alacaksın. Bu yapılmadı. Şu anda geldiğimiz nokta acı, salgın yönetiminde dünyanın en kötü yönetilen dördüncü, Avrupa'nın da birinci ülkesiyiz. Peki ülkeyi yönetenler bu sonuçtan dolayı utanıyorlar mı? Utanmazlar. 'Yalan söyledim' diyor."

    'Ekonomiyle ilgili tek satır yok'

    Kovid-19'la mücadeleye ilişkin yeni tedbirlere değinen Kılıçdaroğlu, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı önlemler arasında ekonomiyle ilgili tek satır olmadığını belirtti. Kılıçdaroğlu, "Adama 'Dükkanı, manavı, kahveyi, pastaneyi, sinemayı, AVM'leri her şeyi kapat' diyorsun. Güzel. Peki bu adam nasıl geçinecek? Bununla ilgili tek cümle kurulmadı. Sevgili esnaf kardeşim, böyle yapıyorlar, sen bunları gayet iyi tanıdın. Önümüzdeki süreç içinde sandık gelecek. Demokratik yollarla bunlara ders vermek senin boynunun borcudur. Bunlara oy vermeyeceksin" diye konuştu.

    Kovid-19 tedbirleri kapsamında 383 bin iş yerinin kapanacağına, aileleriyle beraber 2 milyon 100 bin kişinin gelir elde etmeyeceğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    "Esnaf kardeşimiz Ahi Evran Ocağı'ndan gelir. Ciddi bir kültür derinliği vardır. Bunun sonucudur ki Anayasa'mız esnaf ve sanatkar için özel bir düzenleme yapmış. Bakın, sanayici için yok ama esnaf ve sanatkarımız için özel bir düzenleme yapmış. Anayasa Madde 173. 'Devlet, esnaf ve sanatkarları koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.' diyor, 'Alabilir' demiyor. Pandemi döneminde sizi korudu, destekledi mi? Hayır. Anayasa'yı ihlal etti, Anayasa'nın gereğini yapmadı. 5 maskeyi dağıtmaktan aciz olanlar, bizim belediyelerin yapmak istedikleri yardımların önüne engel çıkardılar. Aş evleri için toplanan paralara bile el koydular. Vatandaşın, fakir fukaraya verilsin diye belediyelere vermek istedikleri paralara el koydular. Esnafa yardım için yapacakları maddi imkana da el koydular. Dolayısıyla ben bütün esnaf kardeşlerime şunu söylemek isterim, 'Dükkanı kapat' dediler, kapatmaları doğrudur ama devlet bu talimatı veriyorsa sosyal devlet olarak ona o geliri sağlamak zorundadır. Orada çalışan binlerce kişi var. Bu gelir sağlanmıyor."

    'Bir kalemde 90 milyon dolar indirdiler'

    Kılıçdaroğlu, pandemi döneminde esnafın krediyle borçlandırıldığını belirterek, "Sana bir gelir vermiyorlar ama futbol karşılaşmalarını 500 milyon dolara ihaleyle alan bir Katar firması, 'Dolar çok yükseldi. Türk Lirası eriyor. Ben futbol kulüplerine para ödemeyeceğim' dedi. Yargı var, mahkemeye gitseler kazanacaklar çünkü ödemek zorunda. Kimse korkudan mahkemeye de gidemiyor. Ne yaptılar? Bir Katar firması için bir kalemde 500 milyon dolardan 90 milyon dolar indirdiler" diye konuştu. 

    Firma sahibinin 'Dolar sürekli artıyor. Bunu Türk lirasına çevirin ve sabitleyin' dediğini de aktaran Kılıçdaroğlu, "Düşünebiliyor musunuz? Erdoğan'a talimat veriyor. Türkiye Cumhuriyeti'ne talimat veriyor. Bunlar hemen 'Emredersiniz' diyorlar ve doları 5.80'e sabitliyorlar. Dolar 7 lira ama onun için 5.80. Bunu da kabul ettiler. Gençlik ve Spor Bakanı, bunu büyük bir başarıymış gibi Twitter hesabından yayımladı" sözlerini sarf etti.

    'Bu hükümet kime çalışıyor?'

    Kılıçdaroğlu, esnafın kendisini yalnız, sahipsiz hissettiğini dile getirerek, "Kendini hiç sahipsiz hissetme, umutsuzluğa da kapılma. Bu devran değişecek. Esnaf Bakanlığı kurduğumuz zaman derdini anlatacak, sorunu çözecek bir bakan bulacaksın. Bunlar bunu yapamazlar" dedi.

    Yalnızca esnafın değil çiftçilerin de aynı durumda olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    "Esnaf kardeşim sana sormak isterim, 18 yıldır iktidarda olan bu hükümet kime çalışıyor? En çok kaynağı, parayı kime veriyor? Fabrika kurana mı, çiftçiye, esnafa, sanayiciye, turizmciye, istihdam yaratana mı? Hayır. En çok parayı tefecilere veriyor. Son 18 yılda tefecilere ödenen faiz 192 milyar 70 milyon dolar. 192 milyar dolarla, tefecilere ödenen faizle yeni bir Türkiye'yi inşa edebilirdik. Türkiye'nin her tarafını fabrikalarla donatabilirdik. Türkiye'de işsizlik, üretimsizlik diye bir olay kalmazdı. Herkesin işi, aşı olurdu. 18 yılda dışarıya ödenen faiz 192 milyar dolar. Bunlar beceriksiz bir yönetimdir. Doktorlar, sağlık çalışanları, vatandaşlar ölüyor bunların yüzünden. Bir pandemi sürecini bile yönetemediler, bir maskeyi bile dağıtamadılar. Niçin? Her şey bir kişiye bağlı da ondan. O bir kişi kararı vermediği sürece doktorun da esnafın da sanayicinin de bakanların da kararı bir işe yaramıyor. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bir kişi tarafından adeta esir alınmış durumda. Yaşadığımız tablo budur."

    'Erdoğan tarih bilmez, Allah’ın cahiline neyi anlatacaksınız?'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Paranın rengi, dini yoktur, para paradır' sözlerini de eleştiren Kılıçdaroğlu, "Tam bir sömürgeci kafası. Para rüşvetin aracıdır. Londra'daki tefecilere el avuç açıyorsun. Parası olanların önünde diz çöktün. Osmanlı neden battı biliyor musun Sayın Erdoğan? 'Para, paradır' deyip borç alanlar yüzünden battı. Sonra o borçlar ödenmedi, Düyûn-ı Umumiye’yi kurdular. Erdoğan tarih bilmez, Allah’ın cahiline neyi anlatacaksınız Allah aşkına?" diye konuştu.

    'Devlete bu kadar ihanet eden bir kişi hâlâ ordudan bahsedip bizi suçlayacak, sen kimsin ya?'

    Kılıçdaroğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:

    "Ordu bizim ordumuzdur. Ordu, hiç kimse unutmasın Mustafa Kemal'in ordusudur. Şimdi bu kişiye sormak isterim; sen başbakanken 4 Temmuz 2003'te 11 askerin başına çuval geçirildiğinde ne yaptın? Nota ver dedik, 'Ne notası müzik notası mı’ dedin. Bunu yapan adam vatanı, orduyu sever mi? Sen bize kalkacaksın ordu üzerinden ders vereceksin, sen kim ordu kim? Sen çocuklarını niye askere göndermedin? Madem peygamber ocağı, senin çocuğun da orada askerlik yapsın. Sen kim ordu kim? Balyoz, Ergenekon oldu, bunu FETÖ ile birlikte yaptı. Sen bırak gevezeliği, sen FETÖ ile işbirliği yapıp orduya kumpas kuran başbakan değil misin? Bunu ben değil, onların milletvekilleri televizyona çıkıp söylüyor. 'İttifak yaptık' diyor.

    Milli Savunma Bakanı siyasete girdiği andan itibaren bizim muhatabımızdır. Şimdi ben O’na ve Erdoğan'a soruyorum. Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu topraklar bizim topraklarımız. Orada bizim bayrağımız dalgalanıyordu. Sen Genelkurmay Başkanı'ydın, Erdoğan Başbakan’dı. Kendi toprağında terör örgütünün isteği üzerine kendi bayrağını indiriyorsun utanmadan, türbeyi kaçırıyorsun utanmadan, sen bana ordudan mı bahsediyorsun utanmadan. O talimatı kim verdi? Ordu üzerinden bize saldıramazsın. O ordu peygamber ocağıdır. O ordu Mustafa Kemal'in ordusudur başka kimsenin değil. Allah aşkına sen başbakanken ordunun Genelkurmay Başkanı’nı terörist diye hapse attırmadın mı ya? Hiç kimse ziyaretine gitmedi. Ama bu kardeşiniz 30 Ağustos'ta tutuklu olan Genelkurmay Başkanı’nı ziyarete gitti. Neden? Ordumuza duyduğumuz saygıdan dolayı. Devlete bu kadar ihanet eden bir kişi hâlâ ordudan bahsedip bizi suçlayacak. Sen kimsin ya, kimsin sen?”

    Etiketler:
    Kumpas, Hulusi Akar, Ergenekon, Balyoz, FETÖ, Diyarbakır Barosu, Tahir Elçi, Ahmet Mete, İskeçe, Katar, Ekonomi, Recep Tayyip Erdoğan, Salgın, Koronavirüs, Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı, Kemal Kılıçdaroğlu, CHP
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın