16:35 06 Aralık 2019
Canlı Yayın
    Radyo Sohbetleri̇

    Murat Erdin'den şiir kitabı: 'Gölgesi Daha Büyük'

    Radyo Sohbetleri̇
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 40
    Abone ol

    Dokuzuncu ve son kitabını çıkaran gazeteci ve sunucu Murat Erdin, RS FM'de Radyo Sohbetleri programına konuk oldu. ‘Yazmak bir ihtiyaç' diyen Erdin, şiirin kendisi için hem dış dünyadan kaçış hem de içsel dünyaya yolculuk anlamına geldiğini söyledi.

    Gazeteci ve sunucu Murat Erdin, ‘Gölgesi Daha Büyük' adlı şiir türündeki dokuzuncu ve son kitabını okurlarıyla buluşturdu. Beyaz Baykuş etiketiyle raflarda yerini alan kitapta, yaklaşık 100 şiirinden oluşan bir seçki bulunuyor.

    RS FM'de her pazar Süheyla Demir'in sunumuyla yayınlanan Radyo Sohbetleri programına konuk olan Murat Erdin, 25 yıllık gazetecilik hayatını ve yeni şiir kitabını anlattı.

    Radyo Sohbetleri programına konuk olan Murat Erdin, 25 yıllık gazetecilik hayatını ve yeni şiir kitabını anlattı.
    © Fotoğraf : Facebook
    Radyo Sohbetleri programına konuk olan Murat Erdin, 25 yıllık gazetecilik hayatını ve yeni şiir kitabını anlattı.

    'BİZ YENİ NESİLE GÖRE DAHA ŞANSLIYDIK'

    Sizi tanıyarak başlayalım. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

    Gazeteciliğe 1990'da başladım. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde okurken aynı zamanda gazetecilik yapıyordum. Yazılı basında Gelişim ve Karacan Yayınları'nda, televizyonlarda Büyükşehir Radyo-Televizyon, TGRT, Star TV gibi kanallarda çalıştım. Biz o zamanlar şanslıydık, yeni nesilde gazetecilik yapmaya çalışan insanlara göre. Çünkü özel kanallar yeni kuruluyordu ve yetişmiş elemana büyük ihtiyaç vardı. İletişim fakültesi mezunları olarak kolayca kendimize yer bulduk. Şöyle bir şansımız daha vardı; hep ustaların elinde büyüdük. Savaş Ay, Hıncal Uluç, Altan Aşar, Mehmet Ali Birand gibi insanlarla çalışmak bizim için büyük şanstı. Daha sonra meslekte ilerledik.

    'GAZETECİLİK BİR NEVİ TOPLUM AVUKATLIĞI'

    Gazeteci olmaya nasıl karar verdiniz?

    Ortaokul çağlarından itibaren fotoğraf çekmeyi, bunları insanlara göstermeyi, yaptıklarımı paylaşmayı çok seviyordum. Dolayısıyla yaptığım işi insanlara aktarma sürecindeki en iyi mesleğin gazetecilik olduğunu gördüm. Ayrıca topluma dair bir şeyler söyleme ihtiyacı ve toplumun sorunlarıyla ilgili kendini sorumlu hissetme durumu da vardı. İçindeki bu duyguyu mesleğe çevirmek önemli. Şunu düşünürüm hep, gazeteci olmasaydım herhalde avukat olurdum. Gazetecilikte de toplum adına avukatlık yapıyorsunuz, yaptıklarınızı insanlarla paylaşarak çoğalmasını görüyorsunuz.

    Haberciliğin hem mutfağında olmak hem de sunuculuk yapmak daha avantajlı bir durum mu?

    Muhabirlikten gelen birisiyim ben. Direkt haberi kovalayan bir insandım. Mahkemelerin önünde nöbet tuttum, Afganistan'da savaş muhabirliği yaptım, Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Recep Tayyip Erdoğan'ı izledim. Yani hep sahadaydım ve soru sormak ne demektir, bir yerden nasıl haber çıkar, herkesin gördüğünden farklı olanı nasıl göreceksin, bunları biz iyi gördük. Daha sonra stüdyo ortamında sunucu ve speaker olarak kendimizi yetiştirdiğimiz zaman bunun semeresini de görmeye başladık. Hâlâ da görüyorum ben. Şu anda çalıştığım haber kanalında yaptığım sabah haberleri programı, en çok izlenenler arasında.  Yine radyo programımın, sağ olsunlar çok fanatikleri vardır.

    'GAZETECİNİN KENDİ GÖRÜŞÜ OLABİLİR AMA MANİPÜLASYON YAPAMAZ'

    Habercilikte en önemli ilke tarafsızlık. Tarafsızlığınızı koruyamadığınız anlar oluyor mu? Yoksa ‘Yüzde 100 tarafsız olurum' der misiniz?

    Her insanın bir toplumsal, siyasi görüşü vardır. Gazetecinin de vardır, ama görüşünü habere tamamen aksettirmesi doğru değildir. Demokraside taraf olabilirsiniz, insan hakları, toplumsal özgürlükler konusunda taraf olmanız gerekir. Onun dışında bir parti, grup ya da cemaat adına konuşmak, hareket etmek doğru değil. Çünkü o zaman manipülasyon yapmaya başlarsınız. Objektif olmak zaten bu; olayı olduğu gibi aktarmak.

    'ELEŞTİREL GAZETECİLİK YAPILAMAZ HALE GELDİ'

    Sizce Türkiye'de basın şu an ne durumda?

    Türkiye'de maalesef son yıllarda Türk medyası açısından çok olumlu şeyler söyleyemeyeceğim. Aslında medyanın içinde bulunduğu durum siyasetten çok farksız değil. Türkiye siyaseti özgürlüklerde, demokraside daha üst seviyelerde bulunduğunda Türk medyası da üst seviyelere tırmanmıştır. Türk medyası, geçmişte askeri darbelerde nasıl darbeciler tarafından manipüle edilmişse, sivil iktidarlar tarafından da manipüle ediliyor, baskı altında tutuluyor. Şu anda içinde bulunduğumuz günlerde polis, bir medya grubuna baskın düzenledi. Diğer medya gruplarına da baskılar devam ediyor. Hükümeti eleştiren medya gruplarına reklam verilmemesi için baskı yapılıyor. En son Milliyet gazetesinden birçok işçi işten atıldı. Eleştirel gazetecilik yapılamaz hale geldi Türkiye'de.

    'YAZMAK BİR İHTİYAÇ'

    Haberci kimliğinizin yanı sıra yazar kimliğinizle de tanınıyorsunuz. Farklı konularda yayınlanmış 9 kitabınız var. Yazmak bir ihtiyaç mı sizin için?

    Gazeteciyseniz, haberciyseniz yazmak bir ihtiyaç. Düşündüklerinizi paylaşmak istiyorsunuz. Radyo ve televizyon mikrofonlarında her şeyi, yazmak gibi aktaramıyorsunuz. Yazarken kelime oyunları yapabiliyorsunuz.

    En son eseriniz bir şiir kitabı, ‘Gölgesi Daha Büyük' adını taşıyor. Şiire sevginiz, merakınız nereden geliyor?

    Ataol Behramoğlu
    © Fotoğraf : Ataol Behramoğlu Resmi Sitesi
    Aslıda öteden beri yazıyordum. 90'lı yıllarda başladım şiir yazmaya. Başka küçük kelime oyunları gibi yazardım. İnsan çeşitli olaylar oluyor, acı tatlı… Bunlar sizi başka dünyalara götürüyor, anıları düşünmeye başlıyorsunuz ve belki de biraz yaşlanıyorsunuz. Ondan sonra bakıyorsunuz ki, yazdığınız şeyler şiir olmaya başlamış. Ben de bunları birkaç kere radyo programımda okudum, sosyal medyaya koydum. Baktım ki insanlar çok beğendi, bir de notlarıma baktım bir sürü şiirim birikmiş, ‘Hadi yayınlayalım' dedik. ‘Gölgesi Daha Büyük' kitabımı okuyanlar beğeniyor. Bundan sonra şiirle devam edeceğim gibi gözüküyor.

    Şiir yazmak sizin için dış dünyadan bir kaçış noktası mı? Yoksa kendinizi bulduğunuz bir alan mı?

    Kendimi ifade ettiğim bir alan olarak değerlendirilebilir. Her insanın bir dış dünyadaki görüntüsü, bir de içsel yolculuğu vardır. Mesela eski Başbakanlardan Bülent Ecevit siyasi kimliğinin yanında bir şairdi. Dolayısıyla insanın içsel yolculuğuna çıktığı, yalnız kaldığı zaman yaptığı şeyler farklı olabiliyor. Bunu şiire döktüğünüz zaman hem dış dünyadan kaçmış oluyorsunuz hem de kendi içsel dünyanızı kağıda dökmüş oluyorsunuz ve bundan mutluluk duyuyorsunuz. Ben de bunu yapıyorum galiba.

    İlgili konular:

    Orhan Veli'nin "kayıp" şiiri
    Erdal Öz Edebiyat Ödülü Orhan Pamuk'un
    Edebiyat ve siyasetle dolu bir ömür: Yaşar Kemal hayatını kaybetti
    Seligmann Edebiyat Ödülü Sema Kılıçkaya'nın
    Etiketler:
    İstanbul Üniversitesi, Murat Erdin
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın