18:06 16 Ağustos 2017
Ankara+ 30°C
İstanbul+ 28°C
Canlı Yayın
    YPJ komutanlarından Nesrin Abdullah (ortada)

    YPJ komutanı Abdullah: IŞİD, canlı ölüler ordusudur

    © Sputnik/
    Röportajlar
    URL'yi kısaltın
    0 6855143

    YPJ komutanlarından Nesrin Abdullah, IŞİD militanlarının tek istediğinin ölmek ve cennete girmek olduğunu söyledi. Bu sebeple asıl çözümün örgütün arkasındaki ve başındaki asıl güçleri yok etmek olduğunu vurgulayan Abdullah, IŞİD'in kadınlara eşya muamelesi yaptığını hatırlatıp "IŞİD'e katılmak içindeki kadını öldürmek demek" dedi.

    Fransa'nın başkenti Paris'e gidip oradaki Kürt kadınlarla bir araya gelen YPG'nin kadın birimi YPJ’nin komutanlarından Nesrin Abdullah'ın, YPJ'nin işleyişi, IŞİD'le mücadele ve kadınların toplumdaki yerine ilişkin yaptığı ve bir kısmı dün yayınlanan açıklamaların tamamı şu şekilde:

    YPJ komutanı olmadan önce askeri bir geçmişiniz var mıydı?

    Gönüllü bağımsız gazeteciydim ama mesleki eğitim aldım.

    Neden YPJ'ye katıldınız?

    Bu, Kürtler arasında bir nevi gelenek. 28 isyan oldu ve her defasında kadınlar düşmana karşı savaşmak veya en azından kendilerini savunmak için baş kaldırdı. Bize ihtiyaç duyulduğunda hazırlık yapmamıza bile gerek yok. Kendimizi ve halkımızı savunmaya her zaman hazırız. Benim katılımım da bu şekilde oldu.

    'YPJ SALDIRI DEĞİL SAVUNMA BİRİMİDİR'

    Kürt silahlı kuvvetlerinin yüzde 45’inin kadın olduğu biliniyor ve bu oran giderek artıyor. Bunun nedeni ne?

    Kadınların kendi yerini bulması çok önemli ve söz konusu sadece silahlı kuvvetler değil. Gerçekten de silahlı kuvvetlerimizin yüzde 45’i kadın ve hiç şüphesiz bu oran daha da artacak. Ancak söylediğim gibi bu sadece askeri düzeyde olmamalı. YPJ saldırı birliği değil savunma birimidir. Bu çok önemli bir nokta. Hayatın askeri yönü dışında sosyal, sivil ve hukuki yönü de var. Kadınlar haklarını elde etmek ve toplumda eşitlik sağlamak istiyorsa toplumun tüm düzeylerinde yer almaları gerekiyor. İşte bu yüzden kadınların sayısı tüm düzeylerde artacak.

    Görevimiz sadece IŞİD'le mücadele değil. Savunma taburumuz, IŞİD saldırılarından çok önce kurulmuştu. Çünkü her gün kadın haklarına saldırıldığı, kadınların baskı gördüğü, şiddete maruz kaldığı feodal bir toplumda yaşıyoruz. Bu yüzden, feodal zihniyetle mücadele etmek için organize olmamız gerekiyordu. Başlarda savunma grubuyduk, ancak IŞİD ortaya çıkınca onlarla mücadeleye de katıldık. Ancak biz sadece IŞİD'le mücadeleyle sınırlı kalmadık. Haklarımızın güvence altına alınmadığı bir toplumda yaşıyoruz ve bu cephede de savaşmak zorundayız.

    Şu ana kadar ordular sadece ataerkil zihniyete sahip erkeklerden oluşuyordu. Onların sadece iki görevi vardı: Savunmak ve iktidarı ele geçirmek. Biz ise kadınlar ordusuyuz. Daha önce böyle bir şey yoktu.  Bunu kendimizi savunmak için yapıyoruz. Ancak aynı zamanda ordudaki zihniyeti değiştirmek için de yapıyoruz. Sadece iktidarı ele geçirmek için değil toplumu değiştirmek ve gelişmeye zorlamak için yapıyoruz.

    'KENDİ KARARLARIMIZI KENDİMİZ ALIYORUZ'

    Tarihçeyi anlatır mısınız? Her şey ne zaman başladı? Şu anda sizinle birlikte ne kadar kadın savaşıyor?

    Devrimin başladığı 2011'de, savunma birlikleri saflarına kadınlar da katıldı. Sayıları şu anda olduğu kadar çok değildi ama kadınlar artık bu mücadelede yer alıyordu. Gruplar sayıca oldukça azdı ama 2013'e kadar bu karma ordunun saflarında aktif olarak mücadeleye katılmıştı. 4 Nisan 2013’te kadın birlikleri konferansı yapıldı ve taburun kurulacağı ilan edildi.

    YPJ’nin, YPG içinde neredeyse bağımsız birlik olduğunu söyleyebiliriz. Elbette organizasyon anlamında YPG ile bağlar var ancak YPJ’nin kendi yöneticileri ve idari sistemi var. Kararlarımızı kendimiz alıyor, planlarımızı kendimiz yapıyoruz ama YPG ile birlikte yaptığımız şeyler de var.

    Gerçekten de halk savunma birliklerinin yüzde 45’i kadın. Kadınların otoritelerini kabul ettirmeleri gerekiyor. Önemli bir güç haline geldik. Üstelik uluslararası bir birliğiz, çünkü saflarımızda Kürt olmayan kadınlar da var. Kadın taburun ideolojik yönü de var: Toplumuzun demokratik, eşitlikçi, ekolojik modelini inşa etmek. Bunda özellikle ısrarcıyız. Yapımız iki düzeyden oluşuyor: askeri ve idari. Kendi tüzüğümüz ve fikrimiz var, yeni katılanlar bunların altına imza atması gerekiyor. Taburumuzda Arap kadınlar var, bizimle birlikte savaşıyorlar. Bu kadınların kendi amaçları da var. Gelecekte kendi taburlarını kurmak, yani sadece bize katılmak değil kendi hakları için de mücadele etmek istiyorlar.

    'BİZE KATILMAK İSTEYENLER, BİR YOLUNU BULUR'

    Avrupa’dan gelip saflarınıza katılan savaşçı kadınları anlatır mısınız? Aranıza katılmak için ne yapmak lazım? Seçme var mı, yoksa mücadele etmek isteyen her kadın sizinle birlikte savaşabiliyor mu?

    YPJ’ye katılmak isteyen, her zaman bir yolunu bulur. Batı’dan çok sayıda insan var; Ortadoğu’nun diğer bölgelerinden gelen, diğer halklardan, Kürt olmayan kadınlar var. Şehit olan kadınlar da farklı halkların temsilcileri. Örneğin İvana adlı bir Alman kadın vardı. 

    'ÖLDÜRÜLEN IŞİD'CİLERİN AĞIZLARINDA KAŞIK VE ANAHTAR BULUYORDUK'

    IŞİD militanlarının kadın elinden ölmekten korktuğu doğru mu?

    Öncelikle şunu söylemem gerekir: Bu örgütün Müslümanlarla ve İslam’la hiçbir ilgisi yok. IŞİD'in iki özelliği var: Bir yandan dini kullanıyorlar, bir yandan da korkutuyorlar.

    IŞİD'le ilk çatışmaların meydana geldiği sıralarda, militanların cesetlerinin ağzında kaşık ve anahtar buluyorduk. Başta hiçbir şey anlamıyorduk. Sonra, esir aldığımız birkaç militana bunun ne anlama geldiğini sorduk. Meğer, anahtar cennet kapısı içinmiş, kaşık ise Hz. Muhammed ile birlikte yemek yemek içinmiş.

    'BİR FETVA VERİP CENNET SORUNUNU ÇÖZDÜLER'

    Başlarda onların telsiz konuşmalarını dinliyorduk. Kadın tarafından öldürülmeleri durumunda cennete giremeyeceklerini söylediklerini duyduk. YPJ ve IŞİD arasında çok sayıda göğüs göğse çarpışma oldu. Bu yüzden bu inancı değiştirmek zorunda kaldılar. Bu sefer kadın elinden ölenlerin yakılması gerektiğini, zira gömülemeyeceklerini çünkü toprağın kutsal olduğunu söylemeye başladılar. Yani cennet sorununu çözmek için hemen fetva verdiler. 

    'IŞİD'E KATILAN KADINLAR MACERA ARIYOR'

    IŞİD —ister ideoloji düzeyinde ister hayatın içinde olsun- kadınların düşmanıdır. Onlar için kadın bir eşya. Çok eşliliğe, hareme, grup tecavüze, kadınları öldürmeye izin var. Sadece Ortadoğu kadınları için değil dünyadaki tüm kadınlar için bir tehdit çünkü onlar için kadının hiçbir değeri yok. Tam da bu yüzden tüm dünya bu barbarların ve teröristlerin oluşturduğu özel tehlikeyi görmeli. Özellikle IŞİD'e katılma kararı alan Batılı kadınlar için büyük bir tehlike. Bu kadınlar, militanların karısı olmak istiyor, dini nikah yapmak istiyor ama sonuçta sadece onların içgüdülerini tatmin ediyorlar. Bu çok tehlikeli ve iğrenç. Bu kadınların macera peşinde olduğunu düşünüyorum.

    'GERİ DÖNÜŞ BİLETİNİN BEDELİ ÖLÜM'

    Ancak mevcut sistemde kadınların bir yeri olduğunu ve kendilerini özgür hissettiğini söylemek gerek. Ancak IŞİD'de olduğu gibi manevi ve ideolojik bileşen yoksa kadınlar tatmin olmuyor, aç kalıyor. Bu Batılı kadınların sadece macera bulmak ve kendilerine bir şeyler kanıtlamak için IŞİD'e katıldıklarını düşünüyorum. Ancak örgüte katıldıkları an, dönüşü olmayan noktayı geçiyorlar çünkü korku var. Gece boyunca 10 erkeği tatmin etmeye zorlanan kadını düşünün. Hayvan bile bunu yapamaz. Hiçbir bünye bunu kaldıramaz. Hiçbir kadın robot değil. Ancak bu kadınlar artık orda ve istese de oradan ayrılamazlar. Çünkü geri dönüş biletinin bedeli ölümdür.

    Kadınları bu tehlike konusunda uyarmak için ne yapmalı?

    IŞİD’e katılan kadınlara, öncelikle içindeki kadını kaybettiklerini söylemek gerek. Kadın katili oluyorlar.

    Örgütün binlerce kadını öldürdüğünü de unutmamak lazım. IŞİD, seks köleliği sistemi kurmak istiyor. Bir kadın bu fikre nasıl izin verebilir? IŞİD'e, kadın katillerine katılmak, içindeki kadını öldürmek demek.
    © Sputnik/
    "Örgütün binlerce kadını öldürdüğünü de unutmamak lazım. IŞİD, seks köleliği sistemi kurmak istiyor. Bir kadın bu fikre nasıl izin verebilir? IŞİD'e, kadın katillerine katılmak, içindeki kadını öldürmek demek."

    'IŞİD MİLİTANLARI BİRER PİYON'

    IŞİD militanları başka nelerden korkuyor?

    Şunu kaydetmek gerekir ki IŞİD ölüler ordusudur, canlı ölüler ordusudur. Çünkü yaşama ilişkin planları yok. Yaşama biraz anlam, renk, mutluluk katmayı planlamıyorlar. Tüm planları ölmek ve cennete girmek. Peki tek hedefleri ölmek ve cennete girmek olan kişiler nasıl yok edilebilir? Onları öldürerek aslında onların istediği şeyi yapıyorsunuz. Ölenler birer piyon, kendilerini manipüle etmelerine izin veren insanlardır. Ancak bu insanları buna itenler de var. İşte bunları bulup vurmak lazım. IŞİD'in arkasında bazı güçler var. Örgütü yok etmek istiyorsak liderlerine bakmamız lazım.

    'CENEVRE'DEN ÇIKACAK KARARIN MEŞRUİYETİ OLMAYACAK'

    Cenevre’deki görüşmeler ertelendi. Kürtler görüşmelere katılacak mı?

    Halihazırda Ortadoğu’daki çatışmalara rağmen en huzurlu yer Kürt bölgesi Rojava’dır. Çoğu Arap olan 700 binden fazla kişi bu bölgeye sığındı ve biz onlara yardım ve destek sağlıyoruz. Onları dış saldırılara karşı koruyoruz. Bazı devletlerin siyasi ve etnik çıkarları yüzünden Cenevre’deki 3. konferansa katılmadığımızı düşünüyorum. 3. konferansta alınacak kararın veya yanıtın hiçbir meşruiyeti olmayacak çünkü burada savaşan, sayısız zafere imza atan ve barbarları geri çekilmeye zorlayan halk biziz. Biz, halkların dostluğuna, sosyal adalete dayanan demokratik öz yönetim sistemimize sahibiz. Yani Suriye’nin bir parçası olarak Kürt halkının meşruiyetini tanımamak, hiçbir anlamı olmayan yanıtı bulmak demektir.

    'KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMEDEN ORTADOĞU'YA BARIŞ GELMEZ'

    Uluslararası koalisyonun hava saldırıları, IŞİD'le mücadelede size yardımcı oluyor mu?

    Elbette, koalisyon güçlerinin hava saldırıları bize yardımcı oluyor. Ancak bizim de koalisyonun da dediği gibi, IŞİD'le savaş havada değil karada yürütülüyor. Çünkü örgüt sivillerin arasına saklanıyor ve sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyor. Bu örgüte karşı karada savaşmak lazım. Onlarla karada savaşmak için gereken güce sahibiz. Dış müdahaleye bile gerek yok. Sadece silaha ihtiyaç var. Diğer taraftan şunu vurgulamak isterdim: Çözüm bulunana ve Kürt demokratik sistem kabul edilene kadar, Suriye’de ve Ortadoğu’da barış olmayacak. Bu birbirine paralel iki süreçtir. Kürt sorunu çözülmeden Suriye’ye, Ortadoğu’ya barış gelmez. Çünkü IŞİD'i destekleyenler ve yok olmasını istemeyenler, Kürt sorununun çözümünü de istemeyen güçlerdir. İşte bu ülkelerin baskısı yüzünden bugün biz Cenevre’ye katılamıyoruz.

    'RUSYA BİZİ MEŞRU GÖRMEDİĞİ İÇİN SİLAH YOLLAMIYOR'

    Yani Kürtlerin IŞİD'e karşı etkili olabilmesi için sadece silaha ihtiyacı var. Bu silahlar, örneğin Rusya veya Batı’dan temin edilebilir mi?

    Hayır. Onlar, bizim herkesten daha iyi savaşan bir güç olduğumuzu, IŞİD'i geri çekilmeye zorladığımızı söylüyorlar, sürekli bizi övüyorlar. Ancak söz silaha gelince, “Siz meşru olmayan bir güçsünüz” diyorlar. Dediğim gibi bizim yardıma, silaha ihtiyacımız var; ek insanlara ihtiyacımız yok, savaşabilmek için yeterince insanımız var zaten. Tek ihtiyacımız silah. Biz sadece Kürtlerin değil tüm halkların, tüm mezheplerin, Ortadoğu’da yaşayan herkesin ve bizim nasıl savaştığımızı izleyenlerin geleceği için savaşıyoruz, geleceklerini koruyoruz. İnsanoğlunun geleceğini koruyoruz.

    'HAYATIMIZ SAVAŞ ALANINDAN İBARET DEĞİL'

    Savaşçılarınızın günlük hayatını anlatabilir misiniz?

    Çatışma zamanı 24 saat cephede bulunmak gerekir, çatışmalara katılmak gerekir. Durum sakin olunca da taburdaki herkesin bir işi var. Örneğin eğitime zaman ayırılıyor veya televizyon programlarını ve haberleri izliyorlar. İnsanların kendi şahsi işlerini görmesi, askeri stratejilerle veya güncel sorunlarla ilgili bilgi toplaması için de zaman veriliyor. Yani programımız çok net. Belirli zamanlarda devriye gezerken veya alışveriş yaparken eğitim alan birlikler var. Ancak geleneksel eğitim de var. Bu, ideolojik eğitim almaya veya herhangi bir meslek edinmeye izin veren kurslardır.

    Kürt Kadın Savunma  Birliği
    © AFP 2017/ Delil Souleiman
    Örneğin askeri strateji alanında veya tıp alanında. Hayatımız sadece savaş alanından ibaret değil. Toplumda eşitlik sistemini kurabilmek için karar alma yeteneğinde olan kadınlara ihtiyaç var. Bu nedenle ideolojik açıdan yeterli ve hazır olmamız gerekir. Tüm bunları anlamamız gerekir. Eğitim için de zamana ihtiyaç var. Birisi için 3 ay, diğeri için 6 ay, başkası için 1 yıl. Bu, kurduğumuz demokratik sistemin yaşamaya devam etmesi ve süreklilik kazanması için lazım.

    'ANNELİK MÜCADELEMİZİN ÖNÜNÜ KESER'

    Aranızda çocuk sahibi ve evli kadınlar var mı?

    Kadın savunma birliklerinde anne olan kadın yok çünkü bu biyolojik açıdan her gün yaptığımıza ters bir durum. Aynı anda hem aile sahibi olmak hem de savaşmak imkansız. Evli kadınlar var ancak çocuk sahibi değiller. Onların seçimi savaştan yana oldu. Aksi durumda mücadelemiz yürümez.

    Bu zamana kadarki en güzel anınız ne?

    Hiçbir zaman unutmayacağım gün, ilk kadın savaşçı grubunun kurulduğu gündür. Hemen çatışma alanına gitmemiz gerekiyordu. Ayrıca taburumuzun kurulduğu günü de asla unutmayacağım.

    Peki ya en korkunç gün veya en zor çatışma hangisi? Anılarınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

    Kobani’de çok zor günler yaşadık, gerilim yüksekti. 1000’den fazla arkadaşımızı kaybettik ve ne kadar zor olduğunu kelimelerle tarif etmek mümkün değil. Ancak Kobani’yi ele geçirdiğimiz, YPG ve YPJ bayraklarını diktiğimiz gün, “Bu, boşuna değildi” dedik. Bu fikir bize biraz teselli oldu. Çünkü elbette ölüleri unutmamız mümkün değil. Her birisinin kendi öyküsü, yaşamı, ailesi, kaderi vardı.

    'YOK ETMEK İSTEDİĞİMİZ ASIL ŞEY ERKEK EGEMEN SİSTEM'

    Bunları okuyacak kadınlara ne söylemek isterdiniz?

    Kadınlara şunu söylemek isterdim: Biz sadece kendimizi değil, onların geleceğini de koruyoruz, en azından biz böyle düşünüyoruz. YPJ birliği var ve görevimiz insanlığın geleceğini, tüm kadınların geleceğini korumak. Bu bizim yükümlülüğümüz. Kadın taburumuzun bugün dikkat çekmesi ve tüm dünyada saygıyla karşılanması bizim için çok önemli. Bu, kadının yine saygı gördüğü, önem verildiği anlamına geliyor. Şu ana kadar sistem erkekler tarafından, erkeklerden oluşan ordunun yardımıyla kuruluyordu, bugünse kadınların asker olarak, ideolojik anlamda ne kadar aktif olduğunu görebiliyorsunuz. Kadın karakterinin, zekasının, yumuşaklığın bu sisteme yansıması gerekiyor, işte bunu yapmaya çalışıyoruz. Tüm kadınlar, hayatlarını böyle düşünmeli. Bu işlere aktif olarak katılmaya başlamazlarsa iz bırakamayacaklar.

    Kadınların her gün mücadele etmesi gerekiyor. Örneğin biz, ortak sistem kurmak istiyoruz. Kadınların hangi etnik gruptan olduğu, hangi mezhepten olduğu önemli değil, hepsi birlikte yaşamalı. Sadece kadın bu sistemin garantörü olabilir. Tüm alanlarda eşitlik istiyoruz. Kadınlar bu işin içindelerse ve erkeklerle omuz omuza savaşıyorsa, bu sistemin garantörü de olabilirler. Sadece kadın barışın garantörü olabilir, çünkü bu yolda sayısız engelden geçti. Ve sadece kadının yumuşaklığı erkeklerin iktidar zihniyetini değiştirebilir. Aslında IŞİD hiçbir şey. Aslında yok etmek istediğimiz, erkeklerin egemen olduğu sistemdir.

    İlgili konular:

    YPJ komutanı: Dünya, IŞİD’e karşı kadınların savaşabildiğini gördü
    Yüksekdağ: Sırtımızı YPJ, YPG ve PYD'ye yaslıyoruz
    Çavuşoğlu: YPG’nin Suriye muhalefeti içinde yer alması tehlikeli
    CHP: TSK'nın Suriye’ye girerek YPG güçleriyle çatışma olasılığı yükseliyor
    'PYD'nin eksikliği Cenevre'deki Suriye görüşmelerini baltaladı'
    Taştekin: Türkiye, PYD’yi Cenevre’nin ilk turundan dışladı da ne oldu?
    Etiketler:
    YPJ, YPG, PYD, IŞİD, Nesrin Abdullah, Rojava, Kobani, Suriye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın