21:14 21 Temmuz 2019
Canlı Yayın
    Ahmet Aydın

    TBMM Başkanvekili Aydın: Gülen'in iade edilmemesi ABD'nin teröristbaşına arka çıktığı anlamına gelir

    © AA / Abdülhamid Hoşbaş
    Röportajlar
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    0 10

    TBMM Başkanvekili Aydın, 15 Temmuz darbe girişiminin Gülen tarafından planlandığına dair tüm kanıtların ortada olduğunu ve ABD’nin Türkiye'nin iade talebini kabul etmesi gerektiğini söyledi. Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki (TSK) yapısal değişiklerin emir-komuta birliğini bozmayacağına söyleyen Aydın "Asli görevine dönmesi TSK'yı da güçlendirir" dedi.

    AK Parti'li TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, 15 Temmuz darbe girişimini, olağanüstü hal kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameleri (KHK) ve Türkiye'nin ABD ve AB ile yaşadığı tartışmaları Sputnik'e değerlendirdi.

    Aydın'ın açıklamaları şöyle:

    ‘YAPISAL DEĞİŞİKLİKLERE YÖNELİK ELEŞTİRİLERİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL'

    — 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilen edilen OHAL çerçevesinde çıkarılan KHK'ler ile TSK ile ilgili yapısal bazı değişikliklere gidildi. Tartışma da yaratan bu düzenlemelere yönelik eleştiri ve itirazları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bu eleştirileri kabul etmek mümkün değil. Biz yeni keşfetmiyoruz bazı şeyleri. Dünya da denemiş. Demokrasilerde var olan sistemler var. Bizim arzuladığımız herkes asli görevine dönsün. Yani TSK'nın asli görevi bu ülkeyi dış düşmanlara karşı korumak, muhafaza etmek. Daha çok sınır bölgelerinde aslında ihtiyaç duyulan ve ülkemizi milletimizi düşmana karşı korumakla mükellef olan, asli görevi orduyu savaşa hazır hale, savaşta kullanabilmeye hazır hale getirebilmek, hareket kabiliyetini artırmak, modernize etmek, güçlü tutabilmek. Ama düşmana karşı.

    ‘TSK FABRİKA AÇACAK, TERSANE İŞLETECEK BİR KURUM OLMAMALI'

    Tabi bu bağlamda bütün dünyada var olan sistemler analiz ediliyor. Çağdaş demokrasilerdeki duruma bakılıyor. Buna da baktığımızda gerçekten Türkiye'de TSK'nın bir yapısal değişikliğe ihtiyacı var. Yani TSK, fabrika açacak işletecek, tersane işletecek, başka birtakım şeylerle uğraşacak bir kurum olmamalı. Asli görevi neyse onu yapacak. Geri kalan lojistik desteği ve diğer tüm imkanları zaten Milli Savunma Bakanlığı sağlıyor.  Yine kendi askeri mahkemelerinin olması yargıda birliğe de aykırı. Doğru bir sistem de değil. Yine şehir merkezlerinde Ankara'da, İstanbul'da zırhlı birliklerin, tankların, topların, tüfeklerin… Hangi çağda yaşıyoruz, doğru değil.

    ‘ASLİ GÖREVİNE DÖNMESİ TSK'YI DA GÜÇLENDİRİR'

    Bugüne kadar 98 ülkede 220'nin üzerinde darbe olmuş. O ülkelerin darbe sonrası yaptıkları çalışmalar var. Onun dışında ABD, Avrupa'da pek çok demokrasilerde var olan örnekler var. Ordu kuvvet komutanlarının Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanması gibi. Pek çok yeni düzenleme bu KHK'lerle getiriliyor. Bu KHK'lerin temel amacı TSK'nın asli görevine dönmesi, asli görevini yapması, bunu yaparken de daha güçlü bir şekilde konumlanması. Bu TSK'yı da güçlendirir. Çünkü asli görevin dışında pek çok alanla uğraştığınız zaman, asli görevi de ihmal ediyorsunuz ister istemez.  

    ‘ASKERİ OKULLARDA ÖĞRENCİLER BİRTAKIM ZİHNİYETLERLE YETİŞMEMELİ'

    TSK'ya asker alınması, yetiştirilmesi, okullar, bütün bunlar değerlendiriliyor. Çünkü bu okullarda da yetişen öğrencilerin sadece birtakım zihniyetlerle yetişmemesi lazım. Türkiye'nin bir mozaiği var, her kesimden insanların buralarda yetişebileceği, buna ilişkin olarak da ülkeyi korumakla, kollamakla, düşmana karşı hazır halde tutmakla görevli olacağı bir noktaya getiriliyor.

    ‘EMİR KOMUTA BİRLİĞİ BOZULMA RİSKİ YOK'

    — Askeri uzmanlar ve muhalefet partileri yeni düzenlemelerle emir-komuta birliğinin bozulacağını da dile getiriyor. Böyle bir endişeniz var mı, bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Kesinlikle böyle bir endişe yok, böyle bir risk yok. Çünkü askeri alanlarla ilgili yani asli görevine ilişkin bir emir komuta zinciri kesinlikle bozulmuyor. Ama onun dışında yan işlerle uğraşmak ordunun da yükünü artırıyor ve asli görevinden uzaklaştırılması zayıflatıyor da aslında. Güçlendiriyor gibi gözükse de aslında zayıflatıyor.. Harekat gibi, orduyu sürekli hazır halde tutma gibi aslı vazifelerindeki ilişki kesinlikle bozulmuyor Düşünün ki bir Milli Savunma Bakanı, kuvvet komutanından, müsteşarından ya da başka birinden bir şey istiyor, hele dur bir ben Genelkurmay Başkanı'na sorayım da geleyim, böyle de olmamalı, olmaması lazım. Ama asli göreve ilişkin dediğim gibi yine aynı ilişki muhafaza ediliyor.

    ‘SİVİLLEŞME ADINA ÖNEMLİ'

    Bu tamamen hem sivilleşme hem normalleşme adına önemli hem de çağdaş demokrasilerde var olan sistemler. Yeni keşfetmiyoruz. İncelesinler, araştırsınlar, bütün dünya sistemlerini. Durum budur. Biz bu ülkeyi hakikaten bir daha darbe tehditlerinden korumak istiyorsak, bu ülkenin ordusunun daha prestijli, daha güçlü olmasını istiyorsak, ordunun asli görevine bir şekilde dönmesi lazım ve onları farklı alanlara yöneltecek olan diğer prangalarından da kurtulması lazım diye düşünüyorum.

    ‘AVRUPA'DAN CİDDİ BİR REFLEKS MAALESEF YÜKSELMEDİ'

    — Darbe girişimi sonrası çok sayıda gözaltı ve tutuklama var. 'Yaşın yanında kuru da yanar mı' endişeleri de var. Resmi makamlardan bazı yanlışlıklar yapıldığı ve düzeltildiği de söyleniyor. Özellikle Avrupa'dan gözaltı ve tutuklamalara ilişkin eleştiriler de var. Tüm bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Avrupa'nın, Batı'nın zaman zaman çifte standardını görmek mümkün. Maalesef kendilerine olunca demokrasi. Bugüne kadar bakın bu parlamento bombalandı, o kadar sivil insan hayatını kaybetti, şehit verdik. Bu ülke adına görev ifa etmesi gerekenler, bu ülkeyi dışarıya karşı korumak zorunda olanlar ve namluyu dış düşmana yöneteceğine kendi milletine yöneltenlerin darbe girişimine karşı Avrupa'dan ciddi bir refleks maalesef yükselmedi. Bu Avrupa'nın çifte standardı.

    ‘BULAŞMAMIŞ OLANLARLA İLGİLİ BİR ZULÜM DE UYGULANMAYACAK'

    Biz tabi Avrupa ne derse desin adaleti elden bırakmayacağız. Türkiye bir hukuk devleti. Hukuk devleti içerisinde kaideler, kurallar bellidir. Tabi ki bu darbe girişimine kalkışanlara karşı en ufak bir merhamet olmayacak. Ama buna kalkışmayanlar için bir zulüm de olmayacak.  Onları affetmeyeceğimiz gibi, buna bulaşmamış olanlarla ilgili bir zulüm de uygulanmayacak.

    ‘OHAL'DE HUKUK KURALLARI İÇERİSİNDE MUAMELE EDİLECEK'

    Tamamen adalet duygusu içerisinde, hukuk devletinin kaideleri neyi gerektiriyorsa, hukuk kuralları içerisinde bu işler yürüyor. Olağanüstü hal kararı (OHAL) alındı malum Avrupa'da da Fransa'da işte 6 ay uzatıldı. Pek çok yerde çok daha küçük meselelerde dahi alınıyor bu karar. Ama bu da anayasal bir sistem. Anayasanın gereği olarak üç ay süreyle OHAL kararı alındı ve bu süreç içerisinde de yine hukuk kuralları içerisinde muamele edilecek ve adaletle buna hükmedeceğiz. Yani kimseye haksız yere zulüm de etmemiş olacağız.

    ‘DARBENİN TBMM'DEKİ İZLERİ İBRET-İ ALEM İÇİN GELECEK KUŞAKLARA AKTARILACAK'

    — Siz aynı zamanda 15 Temmuz gecesi bombalanan TBMM'nin de başkanvekilisiniz. Darbe girişiminin TBMM'deki izlerini gelecek nesillerin de görmesi yönünde bir çalışma olduğunu biliyoruz. Bu çalışma hangi aşamada?

    Bu Gazi Meclis ilk defa bombalanıyor. Bugüne kadar nice savaşlar yapıldı, nice darbeler de oldu geçmişte hatta şu ana kadar 1950'den bu tarihe 16 kez darbe kalkışmasında bulunulmuş, bunların bir kısmı gerçekleşmiş, bu 17. kalkışma ve ilk defa bu Meclis bombalanıyor. Dünyanın pek çok yerinde de darbe olan yerler var, savaşlar var ama parlamentolara karışılmaz. Savaşın dahi bir hukuku vardır, bir ahlakı vardır, darbenin bir raconu vardır. Masum insanlara dokunmazsınız, parlamentolara el atmazsınız çünkü milletin mekanıdır burası, milletin evidir, milletin meclisidir. Maalesef bu darbe girişimi o kadar alçak, o kadar ahlaksızca yapıldı ki, bu sefiller bu gafiller, parlamentoya bu milletin evine F-16'larla bomba attılar. Helikopterlerle tarandı yukarıdan aşağıya, sivil vatandaşlar tarandı. Çok ciddi manada her türlü değerden yoksun, alçakça bir girişim. Tabi ki bunun gelecek kuşaklara aktarılması lazım. Yani bu parlamentoda ciddi hasarlar oldu, yaralılar oldu. Parlamentoda çok sayıda şehit de verilebilirdi. Bunun kabul edilebilir bir tarafı yok. Bunun ibret-i alem için de olsa gelecek kuşaklara mutlaka aktarılması lazım.

    ‘TBMM İÇİN BİLİM HEYETİ OLUŞTURULDU, MÜZE İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR'

    Bu bağlamda da hasarlı olan kısımlara ilişkin bir bilim heyeti kuruldu. Üniversitelerden, müzelerden bu işleri anlayan hocalardan, akademisyenlerden bir bilim heyeti kuruldu. Bu heyet gerekli çalışmayı yapacak. Mutlaka bunun belli bir bölümünün bir şekilde muhafaza edilerek müzeye dönüştürülmek suretiyle gelecek kuşaklara aktarılması lazım. Şu anda bilim heyeti çalışmalarını sürdürüyor.

    İsveç Dışişleri eski Bakanı Carl Bildt
    © Sputnik / Maksim Blinov
    ‘GÜLEN'İ İADE ETMEZSE BU ABD'NİN TERÖRİSTBAŞINI KORUDUĞU ANLAMINA GELİR'

    — 15 Temmuz sonrasındaki tartışmalardan biri de Türkiye-ABD ilişkileri. Türkiye, darbe girişimini planladığı gerekçesiyle ABD'den Fethullah Gülen'in iadesini istiyor. ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford'ın Ankara ziyareti sırasında Türkiye bu konuyu da gündeme getirdi. ABD'den adalet ve hukuk sistemi içerisinde konunun değerlendirileceği mesajları veriliyor. Sizce Gülen'in iadesi mümkün mü?

    Aslında kanıt gün gibi ortada. ABD'nin Genelkurmay Başkanı da geldi, bu Meclis'i gördü. Ben soruyorum buradan, eğer Beyaz Saray'a bomba gelse ya da onların Kongre salonuna bu bomba gelseydi, onların istihbarat birimlerine, emniyet birimlerine bomba gelseydi acaba aynı şekilde hareket edecekler miydi, yok kanıt istiyoruz diye. Kanıt ortada. Bu yapılanların hepsi ortada, bu yaşananları herkes biliyor, kendileri de çok net bir şekilde gördü.  Kaldı ki bu teröristbaşının kim olduğu da gün gibi ortada. ABD ile bugüne kadar karşılıklı suçluların iadesine dönük bir mütekabiliyet esası var. Bizden istiyorsa, biz veriyorsak onların da aynı şekilde vermesi lazım. Bu kanıtlarla tatmin olmayıp da hangisi ile tatmin olacak. Şu anda sorgulamalar, yargılamalar yapılıyor. Buna ilişkin de zaten beyanlar, ifadeler, bilgiler, belgeler var. Bunlar da aynı şekilde Amerikan makamlarına ulaştırılıyor. Diliyorum ve umuyorum ABD bu noktada inşallah sağduyulu, makul, hukuki ne derseniz deyin, vicdani her açıdan düşünecek… Sonuçta vereceği kararın siyasi olacağını biliyoruz. Bunu verdiği takdirde zaten olması gereken olmuş olacak, yapılması gerekeni yapmış olacak. Ama iade etmemesi halinde de bu ABD'nin teröristbaşını kolladığı, koruduğu ona arka çıktığı anlamına gelir. Bu çok açık ve nettir.

    ‘MEYDANLARDA HALK DA FETÖ DENİLEN TERÖRİST BAŞININ İADESİNİ İSTİYOR'

    İkiz Kuleler bombalandığında kanıt mı, Bin Ladin ile ilgili, El Kaide ile ilgili kanıt mı aramak gerekiyor? Tamam doğru onlar yaptı, olması gerekirdi. Burada da aynı şekilde bu tür yaklaşımlar, kanıt getirin ya da ben iade etmiyorum gibi yaklaşımlar doğru olmaz. Ama ABD Genelkurmay Başkanı da burayı ziyaret ettikten sonra herhalde çok da yeterli bir bilgiye de sahip olmuştur, kendisi bilgilendirilmiştir. Halkın da talebi o. Bütün meydanlarda, 81 ilde geziyoruz her tarafı, bütün meydanlarda FETÖ denilen terörist başının iade edilmesini bu halk da istiyor. İnşallah Amerikan makamları da bunun gereğini yapar.

    ‘İDAM HALKIN TALEBİ AMA SAĞDUYULU DEĞERLENDİRMEK LAZIM'

    — Darbe girişimi sonrası idam cezasının yeniden getirilmesi tartışmaları yaşandı. Anayasa değişikliği çalışmaları da gündemde. İdam cezası hazırlanacak olan anayasa paketine konulabilir mi? Bir hukukçu olarak idam cezasına nasıl bakıyorsunuz?

    Diğer siyasi partilerle de bu noktada görüşmeler devam eder. AK Parti'nin tek başına malum anayasa değişikliğine sayısı da yetmiyor. Bu istişareler, görüşmeler yapılıp, olayın bu sıcaklığı geçtikten sora belki olabilir. Bu süreçte daha sağduyulu, daha makul, daha mantıklı, duygusallığı da bir tarafa bırakılarak oturulur konuşulur. Diğer siyasi partilerle de dediğim gibi konunun müzakere edilmesi lazım. Bu değişiklik için anayasadaki nitelikli çoğunluğa ulaşmamız lazım. Bu süre içerisinde bu değerlendirilmelidir diye düşünüyorum, oturup konuşulmalı. Halkın böyle bir talebi var. Biz demokrasilerde söz de karar da millettedir diyoruz. Milletin bu çağrısına da çok da kulak tıkamamak lazım. Ama oturup bu çağrıyı daha makul, daha sakin, daha sağduyulu değerlendirmek lazım diye düşünüyorum.

    'AB'NİN ÇİFTE STANDARDINI HER ZAMAN GÖRÜYORUZ'

    — Türkiye, AB'ye aday bir ülke. AB'nin kriterlerinden biri de idam cezasının olmaması. Bu açıdan bakıldığında idam cezasının gelmesi Türkiye'nin AB ilişkilerini de olumsuz etkilemez mi?

    AB'nin duruşunu maalesef görüyorsunuz işte. Darbe girişimine tek ses çıkaramayan, bugüne kadar kınama mesajı dahi bu darbecilere karşı çokça bildirmeyen, üzüntülerini bildirmeyen, geçmiş olsun ya da taziye mesajlarını bildirmeyen AB'nin çifte standardını her zaman görüyoruz. Asıl olan bu milletin ne dediğidir, asıl olan doğru olan neyse onu yapmaktır. Yoksa kimin ne dediği önemli değil, milletin dediği önemli. Doğru olanın ne olduğu önemli. Bu çerçevede oturulur, konuşulur, ona göre bir karar verilir diye düşünüyorum ben.

    ‘TEHDİT BİTMEDİ, TÜRKİYE BU PİSLİKTEN ARINMADIĞI MÜDDETÇE TEDBİRLİ OLMAK LAZIM'

    — Darbe girişiminden sonra gerek Cumhurbaşkanı gerek Başbakan olmak üzere yetkililer tehlikenin, tehdidin bitmediğine ilişkin değerlendirmeler yapılıyor. Size göre devam eden tehlike ve tehditten ne kast ediliyor?

    Darbe şu anda bastırıldı ama bakın 40 yıllık bir süreçte devletin tüm kurumlarına, kılcal damarlarına kadar sızmış olan bir yapıdan bahsediyoruz. 40 yıllık bir yapıyı bir anda bertaraf etmek kolay değil. Dışarıda olanlar var, içeride hala gizlenmiş olanlar var. Öyle bir şey ki bunlar hakikaten bukalemun gibi, enteresan bir şey, her renge her kılığa girebiliyorlar. Onun için bu yapı temizlenmediği sürece Türkiye bu pislikten arınmadığı müddetçe tedbirli olmak gerekir diye düşünüyorum. Tedbir mantığında baktığımızda tedbir anlamında tamamen bitti de diyemiyoruz.

    İlgili konular:

    Yarbay Ali Tatar'ın intiharına sebep olan savcı teslim oldu
    'Gülen'den sonra FETÖ'nün başına ABD imamı Büyükçelebi geçebilir'
    Genelkurmay Başkanlığı Ankara dışına taşınacak
    Etiketler:
    Genelkurmay, TSK, TBMM, AB, AK Parti, Joseph Dunford, Ahmet Aydın, Fethullah Gülen, Avrupa, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın