18:02 27 Eylül 2020
Canlı Yayın
    Röportajlar
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 30
    Abone ol

    RS FM'de yayınlanan Yavuz Oğhan'dan 'Bi de bunu dinle' programında konuşan Prof. Dr. Baskın Oran, "Söz konusu tartışmanın ismi yanlış telaffuz ediliyor, bu başkanlık sistemi tartışması değil, tek adam sistemi tartışmasıdır" dedi. Oran "Türkiye, bu tartışmalar için fazla gelişmiş bir ülkedir" ifadesini kullandı.

    15 Temmuz sonrasında durulan başkanlık sistemi tartışmaları, MHP liderinin açıklamalarının ardından yeniden tırmanışa geçti. Tartışmaların özünü ise sistemin Türkiye'ye uyumu konusundaki farklı görüşler oluşturuyor. Peki ama Türkiye'nin parlamenter sistemle yönetilmesi veya başkanlık sistemiyle yönetilmesi arasında ne fark var?

    "Söz konusu tartışmanın ismi yanlış telaffuz ediliyor, bu başkanlık sistemi tartışması değil tek adam sistemi tartışmasıdır" diyen Oran, bir yandan düşüncesinin gerekçelerini sıralarken bir yandan da hem Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hem de MHP lideri Devlet Bahçeli'yi eleştirdi.

    ​"Türkiye, bu tartışmalar için fazla gelişmiş bir ülkedir" ifadelerini kullanan Oran, Erdoğan'ı kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal etmekle, Devlet Bahçeli'yi ise Meral Akşener kaygısıyla Erdoğan'ı desteklemekle tenkit etti:

    "Başkanlık yahut parlamenter sistem her ülkede olabilir. Hiç dert değil ama; kuvvetler ayrımının uygulanması şartıyla. Türkiye'de kuvvetler ayrılığı Sayın Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasına karşın partisi AKP'yi fiilen yönetmeye devam etmesiyle zaten sakatlanmış durumda. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin en önemli unsuru olan yargıyı da HSYK aracılığıyla kontrol altına almış durumda. Yargı yılı biliyorsunuz ki Saray'da açıldı ve Sayın Erdoğan gelirken bütün hakim ve savcılar ayağa kalkarak önlerini iliklediler. Hakimler ve savcılar cübbelerini kimsenin önünde iliklemesinler diye o cübbelere düğme konmamıştır. Bu çok üzücü bir durumdu. Sayın Cumhurbaşkanı sadece yargıyı denetim altına almakla da sınırlı kalmıyor, Meclis'i de denetim altında tutuyor. Mecliste bir AKP çoğunluğu var ve Sayın Bahçeli de Meral Akşener gelir diye kendisini Sayın Erdoğan'a yardım etmekle mükellef sayıyor. Meclis de fiilen kapatıldı. Biliyorsunuz, anayasa diyor ki OHAL ilan edilebilir ama OHAL'in ilanı resmi gazetede çıktığı gün meclise sunulur. Eğer meclis tatilde ise tatilden çağırılır. Burada ise bırakın tatilden çağırmayı meclis tatile sokuldu. Birbiri ardına KHK'ler çıkmaya başlayınca… Demek ki şuan Sayın Erdoğan yargıyı kontrol ediyor, meclisi kontrol ediyor, hükümeti de kontrol ediyor. Hoşuna gitmezse başbakanı bile kontrol ediyor, değiştiriyor. Üniversiteyi, medyayı kontrol ediyor. Kuvvet ayrılığı ne oldu? Bakınız onun için bunun adı başkanlık sitemi falan değil Sayın Erdoğan'ın tek adam sistemidir. Türkiye böyle bir sistem için fazla gelişmiş bir ülke Bangladeş olsa Somali olsa Afganistan olsa hatta Pakistan olsa olur da kamuoyunun bu kadar geliştiği çok partili sistemin bu kadar geliştiği bir ülke devamlı suretle korkutularak tek adam sistemine sokulamaz."

    'ERDOĞAN'IN BAŞKANLIK İÇİN GELİŞTİRDİĞİ İKİ TEMEL STRATEJİ VAR'

    Tartışıldığı biçimiyle başkanlık sisteminin getirilmesi durumunda bunun mevcut durumdan daha kötü sonuçlar doğuracağını düşündüğünü dile getiren Oran, bu konuda halka gitmenin sanıldığı gibi referandumla değil ancak plebisit yolla olabileceğini söyledi. Oran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tek adam olabilmek için geliştirdiği iki temel stratejisinin ise halkı korkutmak ve milli hisleri tahrik etmek olduğunu ileri sürdü:

    "Sayın Erdoğan'ın iki tane temel prensibi var; ikincisi korkutma. FETÖ olayı ve PKK vasıtasıyla korkutuyor. Genel başkanlık koltuğunu Meral Akşener'e kaptırırım korkusuyla hareket eden Bahçeli de var. İkincisi ise milli hisleri tahrik etmek: İstiklal Marşı artı Kur'an."

    'ŞU ANKİ DURUMDAN DAHA KÖTÜSÜ OLUR'

    "Eğer başkanlık sistemi gelirse şuanki durum neyse onun daha kötüsü olacaktır. Çünkü şuanda anayasaya kesinlikle aykırı olarak çıkarılan kanun hükmündeki kararnamelerle yönetiliyoruz. Bu KHK'lerdeki olağan üstü hükümleri Sayın Erdoğan ve partisi AKP, Türk Ceza Kanunu'na ve ceza mahkemeleri kanununa naklederek olağan hale getirmeye çalışıyorlar. Buna hukuk terminolojisinde hukuksuzluğun kanunlaştırılması denir. Referandum diye plebisit yapılacak"

    'HALK OYLAMALARI İKİYE AYRILIR…'

    "Halk oylamaları genel olarak ikiye ayrılır: Referandum ve plebisit. Referandum bir metnin halk oylamasına sunulmasıdır, Plebisit ise bir kişi ve rejiminin halk oylamasına sunulmasıdır. Plebisitler demokrasi açısından son derece tehlikelidir. Burada halkın oyuna başkanlık rejimi falan sunulmayacak, Sayın Erdoğan'ın tek adam olması sunulacak. Referandumlarda halk süreçlere bir biçimde katılmıştır. Kamuoyuyla katılmıştır, meclisteki temsilcileri olan milletvekilleri aracılığıyla katılmıştır, muhalefet partileri aracılığıyla katılmıştır… Onun için referandumlar halkın son anda bir daha müdahale etme ve fikrini belirtme anlamını taşır. Plebisitlerde ise halk daha önceki sürece katılmamıştır. Son anda, 'Şu adamın gelmesine evet mi diyorsun hayır mı diyorsun?' diye sorarlar. Başka bir seçenek yoktur ya 'evet' diyeceklerdir ya da 'hayır'. Plebisitin antidemokratik olması bu sebepten dolayıdır. Yeterince korkutulmuş insanlar otoriteye sığınırlar kuralı icabı halk oy verir."

    'MİSAK-I MİLLİ TEK TARAFLI DEKLARASYONDUR'

    Prokopis Pavlopulos
    © AFP 2020 / POOL / ARIS MESSINIS
    Son günlerin popüler siyasi söylemi Misak-ı Milli konusunda da görüş belirten Baskın Oran, Misak-ı Milli'nin sanki uluslararası bağlayıcılığı varmış gibi lanse edildiğini ancak bunun doğru olmadığının altını çizdi:

    "Misak-ı Milli, Mondros silah bırakışması yapıldığı tarihte Osmanlı ordularının hakim olduğu yerlerin Türkiye'ye kalmasını isteyen bir metindir. Osmanlı meclisi tarafından kabul edilmiştir. Şİmdi efendim, madem Misak-ı Milli'yi uygulayacağız, Batum'u da alalım. Batum da Misak-ı Milli'ye dahildi. Musul'un ise sadece bir kısmı Osmanlı ordularının elindeydi, büyük bir kısmı ise zamanın güçlü devleti İngiltere'nin elindeydi. İngilizler Mondros'tan sonra Osmanlı ordularının elindeki kısmı da ele geçirdiler çünkü orada petrol vardı. Misak-ı Milli derken sanki insanlara uluslararası bir antlaşma gibi herkes buna uymalıdır diye söyleniyor, oysa Misak-ı Milli, Osmanlı meclisinin kabul ettiği bir metindir. Bu sadece bizimle ilgili bir şey, tek taraflı bir deklarasyon bu. Onun için korkutmak bir, milli hisleri tahrik etmek iki, şuanda Sayın Erdoğan'ın tek adam olmak için kullandığı yöntemlerdir."

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    MHP'li Akçay: Bahçeli 'Başkanlık teklifini destekliyoruz' demedi
    Kurtulmuş'tan başkanlık yorumu: 365'i bulursa olur, bulmazsa...
    Yıldırım: Başkanlık sistemini getirelim, sorunları bitirelim
    MHP'li Özdağ: Başkanlık sisteminde ısrar edilirse toplum ikiye bölünür
    Başbakan Yıldırım: İstikrarın en güçlü yolu başkanlık sistemidir
    Etiketler:
    MHP, Baskın Oran, Meral Akşener, Recep Tayyip Erdoğan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın