13:36 08 Ağustos 2020
Canlı Yayın
    Röportajlar
    URL'yi kısaltın
    0 10
    Abone ol

    Türkiye ziyaretini sürdüren Fransa Dışişleri Bakanı Ayrault, 15 Temmuz gecesini hala hatırladığını belirterek "Demokratik yolla seçilmiş bir hükümete yönelik bir darbe girişiminin 2016 yılında hâlâ Türkiye’de olabileceğini nasıl düşünebilirdik?" diye sordu.

    Türkiye temaslarına Gaziantep’teki sığınmacı kamplarını ziyaret eden Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault, bugünse Ankara’da. Ayrault, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile gerçekleştirileceği görüşme öncesinde Hürriyet’ten Serkan Demirtaş’a konuştu.

    ‘15 TEMMUZ’UN ANISINI HALA BELLEĞİMDE TAŞIYORUM’

    Türkiye’nin 15 Temmuz’da yaşadığı darbe girişimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

    15 Temmuz gecesi meydana gelen olaylar gerçek bir şok etkisi yarattı. Demokratik yolla seçilmiş bir hükümete yönelik bir darbe girişiminin 2016 yılında hâlâ Türkiye’de olabileceğini nasıl düşünebilirdik? Bana gelince, o günün gayet net anısını halen belleğimde taşıyorum: Fransa’nın, Ulusal Bayram kutlamaları sırasında Nice kentinde büyük çaplı bir saldırıya maruz kalmasından 24 saat geçmemişken,  15 Temmuz gecesi Türkiye’den gelen ilk haberler yeni bir şok yaratmıştı. Fransa, bu darbe girişimini kınayan ilk ülkeler arasında yer aldı. 16 Temmuz günü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüştüğümü hatırlıyorum: tüm darbe mağdurları için taziyelerimi sunarak, aynı zamanda, demokratik kurumların savunulması için Türk halkının ve eğilimleri ne olursa olsun, tüm siyasi güçlerin göstermiş oldukları cesaret ve özveriyi selamladım.

    Bu dayanışma mesajını olayların meydana geldiği yerde tekrarlamak amacıyla, Ankara’ya gelmeyi istiyordum. Türk demokrasisinin sembolü olan ve 15 Temmuz gecesi böylesine ağır bir saldırıya maruz kalan Büyük Millet Meclisine giderek, Fransa adına,  demokrasiyi savunmak için seferber olan Türk halkının cesaretine duyduğum saygıyı ifade edeceğim.

    ‘TÜRKİYE’NİN DARBECİLERİ YARGILAMAK İÇİN HERŞEYİ YAPMAK İSTEMESİ ANLAŞILIR BİR ŞEY’

    Türkiye, darbe girişimi sonrasında önemli kararlar aldı ve Fransa gibi olağanüstü hal ilan etti. Türkiye’nin tepkisini nasıl değerlendirirsiniz?

    Türk otoritelerinin, darbe girişimi faillerinin yargılanıp cezalandırılmaları için her şeyi yapmak istemeleri anlaşılır niteliktedir. Öte yandan, Türkiye’nin şu anda, terör başta olmak üzere, mücadele etmek zorunda olduğu çeşitli tehditlerin içerdiği tehlikeyi de azımsamıyoruz.

    Tüm bir halk tarafından yaşanan bu travmadan sonra, sonuçta demokrasinin bu sınavdan güçlenmiş olarak çıkması için Türk kurumlarının mümkün olan en kısa zamanda normal ve sakin bir işleyişe kavuşabilmeleri önemlidir.

    Avrupalı paydaşlarımız gibi, Türk otoritelerinin tepkisinin, Hukuk Devleti ve  — ifade özgürlüğü ve Türkiye’nin uluslararası taahhütleri dâhil olmak üzere — temel özgürlüklere saygılı bir çerçevede yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Bu ilkeler, Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun da yakın zamanda Avrupa Konseyinde hatırlatmış olduğu gibi, Türkiye’nin de sahip olduğu değerlerin merkezinde yer almaktadır.

    Darbe girişiminin ertesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türk halkına yapmış olduğu ulusal birlik çağrısının ruhuna uygun şekilde, demokrasiyi ve kurumları güçlendirme çabasına herkes ortak edilmelidir.

    ‘TÜRKİYE’NİN TERÖR BELASIYLA MÜCADELE KAPASİTESİNİ AZALTMASINI TALEP ETMİYORUZ’

    Türkiye ile AB arasında müzakere edilen vize serbestisi konusundaki tıkanıklık nasıl aşılabilir?

    Türkiye ve Avrupa Birliği, her zamankinden daha fazla, birlikte çalışma ihtiyacındalar. Bu durum, çıkarları doğrultusundadır. 18 Mart tarihli AB-Türkiye zirvesinde güçlü taahhütlerde bulunulmuştur: Birlikte hareket edilerek karşılaştığımız tarihi soruna daha iyi karşı koyulabilecek,  düzensiz göç akımlarıyla mücadele edilerek insanların hayatı kurtarılabilecektir.

    Vize serbestisi anlaşmasının yürürlüğe girebilmesi için, yerine getirilmesi beklenen kıstasların doldurulmasına ilişkin görüşmeler devam etmektedir. Terörle mücadele yasasıyla ilgili olarak, hiçbir şekilde, Türkiye’nin bu belayla mücadele edebilme kapasitesini azaltmasını talep etmiyoruz.

    Terörizmle karşı karşıya kalan Fransa gibi bir ülke, bu tehditle mücadele etme gereğini anlayıp paylaşmaktadır. Bu mücadele, Fransa ve Türkiye’nin İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme çerçevesinde taahhüt ettikleri gibi, özgürlükler ve temel haklara saygılı şekilde yapılmalıdır. Arzu ettiğimiz, terör eylemlerinin failleriyle, kanunlara saygılı biçimde özgürce fikirlerini beyan eden insanlar arasında açık bir ayırım yapılmasıdır.

    ‘AVRUPA’DA POPÜLİST HAREKETLERİN YÜKSELİŞİ ENDİŞE VERİCİ’

    Avrupa’da tam seçimler süreci öncesinde artan İslamofobi, yabancı düşmanlığı ile nasıl mücadele edilebilir?

    Avrupa’da popülist hareketlerin yükselişi endişe vericidir. Fransız hükümeti bunlara karşı kararlılıkla mücadele ederek, Cumhuriyetin ilke ve değerlerini uygulatmaktadır. Cumhuriyet, özellikle, köken, uyruk veya dine dayalı hiçbir ayırımcılığa müsamaha edemez.

    Fransızlar, son aylarda, eşi görülmemiş badireler atlatmışlardır. Fransız cumhuriyetinin ‘Özgürlük-Eşitlik-Kardeşlik’ şiarına uygun şekilde, birlikteliklerini ve ulusumuzun temelini oluşturan değerlere bağlılıklarını kanıtlamışlardır. Benim üyesi olduğum hükümet, algılama ve anlam karışıklıklarını önlemek için elinden geleni yapmaktadır. Vatandaşlar, din adamları, devlet adamları ve STK’lar dâhil olmak üzere, tüm toplumsal paydaşların katılması gereken, kültürlerarası ve dinler arası diyalogun güçlendirilmesiyle bu gerilimleri azaltmayı başarabiliriz.  Fransa’nın, kendi gücünü, kimliğinin kalbini oluşturan açılım ve özgürlük değerlerinden aldığına içtenlikle inanıyorum.

    ‘FIRAT KALKANI DAEŞ’LE MÜCADELEYE OLUMLU KATKI VERİYOR’

    Türkiye ve Fransa DAEŞ’le mücadelede aynı saflarda. DAEŞ’e karşı mücadelede hangi noktadayız?

    Fransa ve Türkiye, DEAŞ’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyonun üyesi. Aynı önceliği paylaşıyorlar: bölgenin istikrara kavuşmasını kolaylaştırmak için mümkün olan her şeyi hayata geçirmek. Koalisyon ülkelerinin seferberliği sayesinde, DEAŞ tüm cephelerde geriledi. Irak’ta Musul taarruzunun başlamasıyla, kentin kurtarılması doğrultusunda arazide hızlı gelişmeler sağlanmıştır. Irak ve bölgenin geleceği açısından belirleyici bir önemi olan bu savaşın tüm yönlerini ele almak amacıyla, 20’den fazla ülke ve uluslararası kurumun katılımıyla, geçtiğimiz 20 Ekim Perşembe günü Paris’te bir toplantı düzenledim. Tabiatıyla Türkiye bu toplantıya davetliydi ve tartışmalara etkin bir şekilde katıldı. DEAŞ, her geçen gün Suriye’de gerilemektedir. Özgür Suriye Ordusu’nun savaşçılarına destek olan ‘Fırat Kalkanı’ operasyonu buna katkıda bulunmaktadır.

    ‘TÜRKİYE-AB İLİŞKİSİNİN UZUN BİR YOL OLDUĞUNU KABUL EDİYORUM’

    Türkiye-Fransa ilişkilerini nasıl görüyorsunuz? Fransa’nın Türkiye’nin AB üyeliğine bakışında bir değişim var mı?

    1. François ve Kanuni Sultan Süleyman’a kadar gerilere gitmeden, iki ülkemiz arasındaki ilişkilerin güçlü ve çeşitli olduğunu, derin bir dostluğa çapalandığını belirteyim. İlişkilerimiz bugün, Fransız Cumhurbaşkanı’nın (François Hollande) Ocak 2014 tarihli devlet ziyaretinde tesis edilen ve öncelikli alanları tanımlayan stratejik bir ortaklık çerçevesine oturmaktadır. Ziyaretim, bu alanların her biriyle,  2017-2019 dönemi içi yeni hedefler belirlemeyi mümkün kılabilmelidir.

    İşbirliğimiz, yabancı uyruklu savaşçılar dâhil olmak üzere, doğal olarak DEAŞ ile mücadeleyi de kapsamaktadır.

    Ancak, ikili gündemimiz sadece kriz ve tehditlerden oluşmamaktadır. Özellikle ulaştırma, enerji veya tarım alanında, yapılandırıcı projelerle geleceğe birlikte bakıyoruz. Fransa ve Türkiye ayrıca, çok çeşitli sektörlerde birinci sınıf ekonomik ve ticari ortaklardır. Bu ilişkiler daha da güçlendirilebilir.

    Avrupa Birliği ile olan ilişkiye gelince, bunun uzun bir yol olduğunu kabul ediyorum. Ancak, bu süreç, büyümesi, modernizasyonu ve demokratikleşmesinde Türkiye’ye eşlik edilebilmesini de sağlamalıdır.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Jean-Marc Ayrault, Binali Yıldırım, Mevlüt Çavuşoğlu, Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep, Fransa, Türkiye, Ankara
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın