Sayın sitemizin okuyucuları! Rusya’nın Sesi (RS FM) isminin değiştiğini ve yeni web sayfasına kavuştuğunu sizlere memnuniyetle bildiriyoruz. İsmimiz artık Sputnik Haber Ajansı ve Radyosu’dur. Tüm güncellemeleri, son haberleri ve yorumları http://tr.sputniknews.com sitesinden takip edebilirsiniz. Yer imlerinizi güncelleyin ve bizimle kalmaya devam edin!
3 Ekim 2014, 12:06

"Çözüm süreci yol haritasında hukuki boyut hazır"

Kolaj: rsfmradio.com

Kolaj: rsfmradio.com

Audio faylı indiriniz

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdülkerim Gök, çözüm sürecinde gelinen noktayı ve IŞİD'den kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyeli Kürtlerin koşullarını, RS FM Ankara temsilcisi Yurdagül Şimşek’e anlattı.

Aynı zamanda TBMM Çözüm Sürecini Değerlendirme Komisyonu'nda Başkanvekilliği yapan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdülkerim Gök, çözüm süreci kurulunun oluşmasını da öngören ve 1 Ekim'de Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla, sürecin yol haritasının hukuki boyutunun tamamlandığını söyledi. "Bu süreçten dönülmez" diyen Gök, süreçte geriye dönüşün maliyetinin daha büyük olacağını, toplumun ve siyasetin tüm kesimlerinin ağır bir bedelle karşı karşıya kalacağını vurguladı. Gök, "Kaldı ki, böyle bir şey yok, hiçbir sıkıntı da yok" dedi. IŞİD'den kaçarak Türkiye'ye gelen sığınmacıların çıkartılan söylentiler nedeniyle her türlü imkânın bulunduğu çadır kentlerde kalmadığını kaydeden Gök, bu nedenle çadır kentlerde kalanların sayısının yaklaşık 10 bin olduğunu belirtti. Gök, örgüt üyelerinin Şanlıurfa'daki hastanelerde tedavi edildiği iddialarına da sert çıkarak, "Çamur at tutmazsa izi kalır anlayışından bıktık" dedi.

AK Partili Abdülkerim Gök'ün, RS FM'e yaptığı açıklamalar şöyle:

- Çözüm süreciyle ilgili önemli bir aşamaya gelindi, Bakanlar Kurulu’nun bir kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu karar ne anlama geliyor? Bundan sonraki süreçte hangi adımlar atılacak?

GÖK: Bu karar aslında daha önce TBMM tarafından o tarihsel süreçte ele alınmış ve kanunlaşan kararın aslında nasıl uygulanacağının detaylı bir boyutu. Bunu o 6 maddelik çerçeve yasanın bir alt uygulama basamakları olarak da değerlendirebilirsiniz. Yani, bir manada, bundan sonraki somut adımların ve yol haritasının kanun ve hukuk devleti kapsamında yeri neresidir, muhatapları kimlerdir, bundan sonra sahada çerçevesi nasıl uygulanır, bunu yakından ilgilendiriyor şu anda. Meclis’ten geçmiş olan bu 6 maddelik kanunun uygulama şeklini yakından ilgilendiriyor. Beyinlerde artık herhangi bir kanun veya hukuksal alt zeminde bir sıkıntının olmadığını görüyoruz.

“HUKUKİ BOYUT TAMAM”

- Çözüm süreciyle ilgili yol haritasının hukuki boyutu tamamlandı diyebiliyor muyuz bu son düzenlemeyle?

GÖK: Evet, hukuki boyut tamamlandı. Neticede birçok kesimin açıklamış olduğu ifade de benim bu söylediklerim bağlamında.

- Abdullah Öcalan’ın da kendisini ziyarete giden HDP heyeti aracılığı ile bir açıklaması oldu, hukuki alt yapının tamamlandığına işaret ederek artık resmi müzakerelerin hemen başlaması gerektiğini söyledi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

GÖK: Bundan sonraki süreç şu, o 6 maddelik kanun, arkasından Bakanlar Kurulu’nun aldığı uygulama şekli ve bunun sahada uygulanma şekli. Yani bu süreç kendiliğinden bir mecraya girmiş, hukuksal alt yapı ve zemin hazır. Bundan sonra sahadaki uygulamasını da biz, hükümet olarak devlet olarak yol haritamız çerçevesinde neyse, bunları zaten izliyoruz takip ediyoruz. Bu komisyonu yani çözüm süreci dediğimiz bu son kurulan komisyonun kendi koordine edeceği yol haritası çerçevesinde devreye girecektir. Burada da sıkıntı yok.

“BU SÜREÇTEN DÖNÜLMEZ”

- Sürece ilişkin zaman zaman Kandil’den farklı açıklamalar geliyor. Özellikle Kobani ve Rojava ile ilgili HDP’den de açıklamalar var, nasıl değerlendiriyorsunuz?

GÖK: Sürecin olumsuz sonuçlanmasını isteyenler olabilir. Ama geldiğimiz nokta şudur; bu sürecin siyasi irade noktasında son derece önemli bir noktada olduğumuzdur. Bu süreçten dönülmez. Hatta bu sürecin yarısı geçilmiştir, geriye dönüldüğü taktirde geriye dönüşün maliyetleri daha büyüktür. Bu geriye dönüşün maliyetlerini toplumun tüm kesimleri, siyasetin tüm kesimleri ağır ödemeyle karşı karşıya kalır. Kaldı ki, böyle bir şey de yok, hiçbir sıkıntı da yok. Süreçle ilgili kurulmuş olan bu komisyonun, bayramdan sonra gelişecek olan temel adımlarla daha netlik arz edecek.

“IŞİD YAPILANMASI OTORİTE BOŞLUĞUNDAN DOĞDU”

Kobane’deki hadiseler; sabahtan akşama kadar oradaydım. O bölgenin milletvekiliyim, doktora tezimi bölgesel gelişim politikaları üzerine yaptım. Bölgeyi, oradaki aşiretsel dokuyu, gelenleri, gidenleri biliyorum. Kimilerine göre sonuç, kimilerine göre neden olarak gösterilen IŞİD ve benzeri yapılanmalar oradaki otorite boşluğundan kaynaklı çıktı ortaya. Dolayısıyla halkı ile örtüşmeyen, halkını, milletini yönetim anlayışı içerisinde demokrasi mantığıyla ortak etmeyen, meşru olmayan bir iradenin neticesinde bugün IŞİD varsa, yarın ismini belki zikretmekte, bulmakta zorlanacağımız birçok yapılanma ya da grup ortaya çıkabilir. Demek ki, o ilk günkü bakış açımız neyse, dünya buraya geldi. Ama biz isterdik ki bu kadar insan, bu kadar kan dökülmemiş olsaydı, bu kadar insan da ölmemiş olsaydı.

“DEZENFORMASYON ORTAMI VAR”

- Sınırlarımızda da bir insanlık dramı yaşanıyor, çok sayıda mültecide Türkiye’ye akın etmiş durumda…

GÖK: Şu anda toplamda 1,5 milyon - 4 milyar dolar, ülkemizin temel milli kaynakları ile karşıladığımız.

- Son olarak IŞİD’dan kaçan Ezidiler ve Suriyeli Kürtler de Türkiye’ye geldiler. Hem CHP hem de HDP heyetleri bölgede incelemeler yaptılar ve insan hakları ihlalleri yaşandığını dile getirdiler. Siz de bölge milletvekili olarak inceleme yaptınız mı, nedir durum?

GÖK: Bölgede son derece dezenformasyon ortamı var. İş üretenlerin işini nasıl çarpıtayım, işi nasıl iç siyasete malzeme edeyim diye işin peşinde koşanlar var. Bunun içerisinde bazı sorumsuz yayın organları da var. Çünkü oradaydım, olayın ilk gecesinden itibaren 15 gün sahadan ayrılmayan biriyim. Siz orada tutuyorsunuz diyorsunuz ki; hizmet yok. Hizmetin en büyüğü var. Yardım yok. Yardımın en büyüğü var. AK Partililer yok. AK Parti teşkilatımızın tamamı hep beraber, milletvekillerimiz belediye başkanlarımız hepsi, valimiz, bakanlarımız, başbakan yardımcılarımız hepimiz sahadayız. Siz orada siyasete malzeme edip bazı dezenformasyon ortamıyla mesaj verirsiniz, ama gidin millet ne diyor, gidin orada Suruçlular ne diyor? Yardımlarda hiçbir sıkıntı yok.

“SÖYLENTİLER YÜZÜNDEN ÇADIR KENTE GELMİYORLAR”

Ama şunu söyleyeyim, şu anda 20 bin kişilik çadır kentte 10 bin kişi yok ama 10 bine yakın bir sayı barınıyor. Niçin çadır kente gitmiyorsunuz diye sorduğumuz da, ‘efendim biz çadır kente gidersek bizi yeniden dışarıya bırakmayacakmışsınız’ diyorlar. Hayır diyoruz, gelin kaydınızı yapın, adeta beş yıldızlı otelin hizmetleri neyse sizler bizim misafirimizsiniz, her şey ama her şey var; çünkü ben kendim dağıttım. Çocuk oyuncaklarından, dış fırçalarına, belki üçüncü dördüncü derece insani ihtiyaçlarımız olan şeyleri bile dağıtmaya gittik. Hiçbir sıkıntımız yok. O zaman çadır kentlere gelin, sabah da akrabalarınıza gitmek isterseniz gidin, akşam yeniden gelebilirsiniz. Bunun sıkıntısını yaşıyor muyuz, evet yaşıyoruz. Çadır kente yaklaşık 150 bine yakın insan geldi ama 10 bin kişiyi görüyoruz. Diğerleri nerede, köylerde, camilerde, bir takım fabrikaların alanlarında, bahçelerde, ağırlıklı olarak da Suruç merkezde sokaklarda. Adeta iğne atsanız yere değmez tabiri orası için geçerli. Gidip sohbet ettiğinizde görürsünüz zaten kenarda herkes orada oturuyor. Niçin oraya gitmiyorsunuz, ‘siz bizi bırakmayacaksınız’, kim size söylüyor, ‘birileri söylüyor’. Bu doğru değil.

“SİYASET MALZEMESİ YAPILACAK KONU DEĞİL”

Bizim bir takım sorumluluklarımız var. Süreci yönetenler yani siyaset kimliği altında olanlar olarak doğru bilgiyi vereceğiz. Bu, bugün siyaset malzemesi yapılacak bir konu değil. Bir insanlık dramı yaşanıyor, bu insanlık dramı karşısında da sınırlarımıza insanlar akın etmiş. Biz hep beraber bir imtihan veriyoruz, bu imtihan içerisinde şu veya bu şekilde, bu insanları alıp kucaklayan herkese teşekkür ediyoruz. Ama bunu alıp bir başka yönde mesajlar vermek doğru değil.

“ÇAMUR AT TUTMAZSA İZİ KALIR ANLAYIŞI”

- Bir başka iddia da örgüt üyelerinin gelip Şanlıurfa’da bazı hastanelerde tedavi görüp geri gittiğine yönelik…

GÖK: Ben iddialarla uğraşmıyorum. Artık orada o kirli bilgi, çamur at tutmazsa izi kalır anlayışından bıktım. O bölgenin bir evladıyım, üniversitede öğretim üyesiyim, doçentim, dünyaya bir bakış açısı var, bunlar basit işler. Şu iddia bu iddia... Halep oradaysa arşın burada diyorlar ya, Şanlıurfa orada, valisi orada, hastanesi orada, doktorlarımız orada. Bunu söyleyenlere ben de şunu söylüyorum: gelin beraber hastaneye, sizin istediğiniz şekilde, istediğiniz dakikada beraber gidelim, bu iddialarınız varsa yerinde görelim. Böyle bir şey yok.

  •  
    Ve paylaş