Sayın sitemizin okuyucuları! Rusya’nın Sesi (RS FM) isminin değiştiğini ve yeni web sayfasına kavuştuğunu sizlere memnuniyetle bildiriyoruz. İsmimiz artık Sputnik Haber Ajansı ve Radyosu’dur. Tüm güncellemeleri, son haberleri ve yorumları http://tr.sputniknews.com sitesinden takip edebilirsiniz. Yer imlerinizi güncelleyin ve bizimle kalmaya devam edin!
7 Aralık 2014, 14:38

Bir Rus gazetecinin gözünden İstanbul...

Bir Rus gazetecinin gözünden İstanbul...
Audio faylı indiriniz

İstanbul gezisiyle ilgili bir yazı kaleme alan Rus gazeteci İrina Nehoroşkina, İstanbul'un, Ruslara nasıl göründüğüne ışık tuttu. Rus gazeteci, İstanbul'un görmeyi hayal dahi edemeyeceği birçok yönünü keşfettiğini söylüyor.

İstanbul'a her yıl yüz binlerce Rus turist geliyor. Turizm, Türkiye ve Rusya'yı birbirine yakınlaştıran en önemli bağlardan biri. Peki, Rus turistler İstanbul'a gelirken, genelde karşılarında nasıl bir kent bulmayı bekliyor? İstanbul'un, onları şaşırtan özellikleri hangileri?

Rus gazeteci İrina Nehoroşkina, geçtiğimiz ay yaptığı İstanbul gezisiyle ilgili bir yazı yazdı. Nehoroşkina, Ria Novosti ajansında yayınlanan bu yazıyla, İstanbul'un birçok Rusun gözüne nasıl göründüğüne de ışık tutmuş oldu. Nehoroşkina'ya göre, İstanbul'un en çekici yanı, içinde barındırdığı ikilikler ve karşıtlıklar... Yaptığı geziyle, İstanbul'un görmeyi hayal dahi edemeyeceği birçok yönünü keşfettiğini belirten Rus gazeteci, en çok da kadınların sanat alanındaki başarılarından ve Boğaz'dan etkilendiğini söylüyor.

İRİNA NEHOROŞKİNA’NIN OBJEKTİFİNDEN İSTANBUL!

(FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN)

İşte, Rus gazeteci Nehoroşkina'nın İstanbul yazısından öne çıkan bölümler:

"Büyük Rus şair Sergey Yesenin, bir şiirinde, İstanbul Boğazı'nı hiç görmediğini; ve denizi bir kadının gözlerinde bulduğu için, Boğaz'ı görmediğine, pek de üzülmediğini söylüyor. Ama Rus turistler, hayallerinin peşine takılıp, bu sıra-dışı kenti görmeye her yıl kafileler halinde geliyorlar.

Düşünüyorum da: İstanbul'un eski mahalleleri, Yesenin'in yaşadığı dönemden bu yana, hiç değişmemiş olabilir. Aslında, Rus turistlerin gönlünü çalan da, İstanbul'un bu özelliği.

İSTANBUL VE İKİLİKLER...

Bu şehirde, hayalinizde bile yan yana getiremeyeceğiniz pek çok şey, bir arada duruyor. İstanbul'un, birçok konuda iki farklı yüzü var. Hatta kent, sanki nereye ait olduğuna karar verememiş gibi, iki kıta üzerinde yayılmış. Bu iki kıta arasında da, Marmara Denizi ile Karadeniz'i birbirine bağlayan, güzelim İstanbul Boğazı duruyor.

Eski ve yeni; kiliseler ve camiler; geleneksel kahvehaneler ve barlar... Bunların hepsi, İstanbul'da bir arada yer alıyor. Şehrin içindeki bu ikilikleri, saymakla bitiremezsiniz. İstanbul'un çekiciliği de bunda gizli. Ama bu özelliği görmek ve İstanbul'u gerçekten anlamak için, klasik turlardan kaçınmalı ve kentin derinliklerine dalmalısınız.

İstanbul'a bir tur şirketiyle gelseniz de, kendi başınıza gelip gezi için bir rehberle anlaşsanız da sonuç her aynı olur: sizi hep benzer yerlere götürürler. Peki, gerçek İstanbul'u nasıl görebilirsiniz? Yerli insanlarla nasıl tanışabilirsiniz?

GERÇEK İSTANBUL'U GÖRMEK...

Bunun için en iyi yol, Airbnb ve Couch Surfing gibi konukseverlik ve konaklama sayfalarına uğramak... Bu internet sayfaları sayesinde, İstanbullularla tanışabilir; onların evinde kalabilirsiniz. Böylece -İstanbullular evde ne yer? Nasıl yaşar? Boş zamanlarında ne yapar? Nelerden kısıp, nelere para harcarlar?- bunların hepsini öğrenebilirsiniz. Ve bu, İstanbul'daki hayatın akışını daha iyi anlamanızı sağlar. Ayrıca, İstanbul'da gerçekleşeceğini, hiç mi hiç düşünmediğiniz bazı kültürel etkinliklerden de, haberdar olursunuz.

Kim tahmin edebilir ki, İstanbul'da her yıl bir sokak dansı karnavalı düzenlendiğini ve Türkiyeli gençlerin, sokak danslarına bu kadar ilgi gösterdiğini?.. Doğrusu ben, bunu tahmin edemezdim...

İSTANBUL VE SOKAK DANSLARI

Oysa, İstanbul'da geçtiğimiz Kasım'da 6. Uluslararası İstanbul Street Dans Karnavalı düzenlendi. İstanbul'un, hayalimdekinden çok daha başka bir dünya olduğunu görmemi sağlayan bir diğer şey, karnaval koordinatörünün bir kadın olması oldu. Koordinatör Duygu Etikan, Müslüman bir kentte doğup büyümüş bir kadın, ama bu, onun ödüllü bir dansçı olmasına engel olmamış.

Dans karnavalından, 2. İstanbul Tasarım Bienali'ne uzanıyorum... Bienal'deki Tasarım Rotaları'ndan biri olan Galata'ya gidiyorum... Buradaki butikleri, sergi alanlarını ve de takı tasarımcısı sanatçılarının dükkanlarını geziyorum...

GALATA'NIN SANAT MEKANLARI

Galata'da, Bizans dönemine ait bir şeyler de arıyorum; ama kaldırım taşları dışında pek bir şey bulamıyorum... Osmanlı döneminde Galata, oldukça prestijli bir yermiş, ama 20'nci yüzyılın ikinci yarısında biraz köhneleşmiş. Sonraları, burada açılan küçük butikler ve sanat atölyeleri, semtin çehresini değiştirmiş. 2005 yılında Galata'da mağaza açan ünlü modacı Bahar Korçan'ın da bunda payı var. Korçan, Galata'nın bir moda ve modern tasarım merkezi haline gelmesi için çaba sarf eden isimlerden biri. Galata'da 2007 yılından bu yana da, Galatamoda adlı bir moda festivali düzenleniyor. Festivale birçok moda tasarımcısı katılıyor.

İSTANBUL VE KADINLAR

Galata'da bir dizi butik, takı tasarım dükkanı ve modern sanat galerisi var. Bunlardan birkaçını gezerek, modern Türk sanatının yanı sıra; bu yeni akımın ilk sıralarında, kadınların durduğunu görüyorsunuz.

Galata, modern yüzünün yanı sıra antika çehresini de koruyor. 20'nci yüzyılın başlarında Galata'nın sokaklarında adeta bir restorasyon dalgası başlamış... Yıkık dökük evleri ya da daireleri satın alıp, orijinal hatlarını bozmadan restore etmek, bir nevi modaya dönüşmüş. Bu nedenle, semtte geçmiş yüzyılın havasını solumak, hala mümkün. Galata'nın dar sokaklarında, antikacıları ve ne için kullanıldığını asla tahmin edemeyeceğiniz eşyaları inceleyerek, saatlerce dolaşabilirsiniz.

Ve İstanbul Boğazı... Boğaz, İstanbul için; Neva nehrinin Saint Petersburg için olduğundan çok daha önemli. Burası, şehrin ana taşımacılık arteri. Ve Aynı zamanda, yeryüzündeki en güzel günbatımlarını, doymadan seyredebileceğiniz bir yer.

BOĞAZ'DA GÜN BATIMI

Orhan Pamuk, "İstanbul-Hatıralar ve Şehir" kitabında, "İstanbul'un ruhu ve gücü, Boğaz'dan gelir" diyor. Yazarın ne demek istediğini, Boğaz'ı görünce sanırım daha iyi anlıyorum...

Boğaz'da, sulara batıp çıkan bir sandalların arasında; yüzünüzü Sultanahmet'e çevirip, pembe gökyüzünde yüzerek gözden kaybolan güneşin batışını izlemek, başka hiçbir şeye benzemiyor.

İstanbul'da günbatımını izlerken, aklıma yeniden Yesenin'in dizeleri takılıyor... Büyük Rus şair, İstanbul Boğazı'nı görmediği için üzülmemiş... Ama ben, İstanbul'daki bu büyüleyici günbatımını izlerken, şair adına, doğrusu biraz üzülüyorum..."

  •  
    Ve paylaş