Sayın sitemizin okuyucuları! Rusya’nın Sesi (RS FM) isminin değiştiğini ve yeni web sayfasına kavuştuğunu sizlere memnuniyetle bildiriyoruz. İsmimiz artık Sputnik Haber Ajansı ve Radyosu’dur. Tüm güncellemeleri, son haberleri ve yorumları http://tr.sputniknews.com sitesinden takip edebilirsiniz. Yer imlerinizi güncelleyin ve bizimle kalmaya devam edin!
9 Aralık 2014, 14:00

Rusya-Türkiye ilişkileri; rekabetten, ortaklığa…

Kolaj: rsfmradio.com

Kolaj: rsfmradio.com

Audio faylı indiriniz

Ankara’da geçen hafta gerçekleşen Türkiye – Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nden hangi başlıklar öne çıktı? Ankara – Moskova ilişkileri önümüzdeki dönemde nasıl bir seyir izleyecek? Ceyda Karan’la Eksen’de, Dr. İlşad Saetov ve Doç. Dr. Fatih Özbay’la bu soruların yanıtı arandı.

Türkiye geçen hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ağırladı. İki ülke arasında 2010’da kurulan Üst Düzey İşbirliği Konseyi çerçevesinde Ankara’ya gelen Putin’le ekonomik ilişkilerdeki işbirliği ‘tazelenirken’, Suriye ve Ukrayna/Kırım gibi siyasi meselelerle yine gelişme kaydedilemedi. Ziyaretin en dikkat çekici yanı ise Rusya’nın Kuzey Akım’ın ardından Avrupa’ya yönelik stratejik projesi olan Güney Akım doğalgaz boru hattını, Ukrayna krizi yüzünden AB çerçevesinde çıkan sorunlardan ötürü Türkiye’ye kaydırma yönündeki niyetini açıklaması oldu. Karadeniz’in altından geçecek boru hattının Türkiye-Yunanistan sınırına kadar taşınmasını içeren ve bir memorandumun imzalanmasını da içeren bu yeni girişim, büyük tartışma yarattı.

Putin’in ziyareti vesilesiyle Türkiye-Rusya ilişkileri ile Güney Akım’ın yerine ortaya atılan yeni girişimi Türk-Rus Bilim Merkezi Başkanı siyaset bilimci Dr. İlşad Saetov ile İTÜ’den Doç. Dr. Rusya ve Kafkasya uzmanı Fatih Özbay Eksen’de değerlendirdi.

Saetov, Türkiye ile Rusya ilişkilerinin hem enerji hem de başka yatırım alanlarında “zirve noktasında” olduğunu belirtirken, siyasi ilişkilerde aradaki rekabet nedeniyle bunun mümkün olmadığını kaydetti. Saetov, Güney Akım’ın Türkiye’ye kaydırılması meselesinde ise nihai kararın verilmediğine dikkat çekti.

Fatih Özbay ise, Türiye ile Rusya arasında 1990’lı yıllardan bu yana “ekonomik ilişkilerimizi devam ettirelim ama siyasi ilişkilerimizin sorunlu taraflarını masanın üstüne koymayalım” şekilde bir konsensüs bulunduğunu anımsattı. Özbay, Güney Akım’ın Türkiye’ye kaydırılması meselesinde ise pek çok soru işareti bulunduğuna dikkat çekti.

SAETOV: PARTNER OLUNABİLİR, DOST VE MÜTTEFİK DEĞİL

Saetov, Türkiye-Rusya ilişkilerini izah ederken, “Bence şu anda Batı’ya karşı tavır alma bir ortak bir zemin bir payda gibi görünüyor. Ama iki ülke bu konuda ne kadar ciddi o da ayrı bir soru” diyor ve iki ülkenin de sorunlu yanlarına rağmen Batı ile ilişkilerini koparmak istememesine vurgu yapıyor. “Ama genel olarak konuşursak jeopolitikte Rusya ve Türkiye hep rakip olmuştur. Dolayısıyla dost olması için imkanlar çok yok gibi” diyen Saetov, ekliyor: “Partner olabilir fakat dost ve müttefik olmak söz konusu değil. Türkiye’nin önce NATO’dan çıkması gerekir bu da bence ihtimal dışı bir şey.” 

ÖZBAY: SİYASİ SORUNLARA RAĞMEN...

Özbay ise, 1990’larda da Türkiye-Rusya ilişkilerinde rekorlar kırıldığını anımsatıyor. İki ülke arasında o yıllardan bu yana petrol boru hatlarının nereden geçeceği, Kürt ve Çeçen sorunları, Boğazlar’ın petrol tankerlerine açık olup olmaması gibi ciddi meseleler bulunduğuna dikkat çeken Özbay, Başbakan Ecevit’in 4 Aralık 1999 Moskova ziyaretinde ekonomik ilişkilerin ortaya koyduğu zorunluluğu siyasi ilişkilere de yansıtma kararı alınmasıyla yeni bir dönem başladığını anlatıyor. Ancak Özbay’a göre bu dönem Türkiye’de AK Parti, Rusya’da Putin’in iktidara gelmesiyle yeni bir sürece dönüşse de çözüm üretilemediğinden, “Ekonomik ilişkilerimizi devam ettirelim ama siyasi ilişkilerimizin sorunlu taraflarını masanın üstüne koymayalım, göz önünde tutmayalım, kendi aramızda sessiz bir şekilde konuşmaya devam edelim” şeklinde bir konsensüs sağlandı.

ÖZBAY: DOSTUZ AMA...

Özbay ilişkilerdeki sorunlu yanları da şu sözlerle aktarıyor: “Baktığınızda siyasi ilişkilere yıllardır çözülmemiş konular var. Dağlık Karabağ olsun, Azerbaycan’ın işgal edilen topraklarının boşaltılması olsun, Mısır konusunda anlaşmazlığımız, Suriye konusunda anlaşmazlığımız, daha sayabileceğimiz başka konular. Yani çok ciddi önemli konularda ne yazık ki Türkiye ile Rusya bu ekonomik ilişkilerin avantajını siyasi sorunları çözebilmeye getiremiyorlar maalesef.”

Özbay, Putin’in her ziyaretini olağanüstü bir ziyaret gibi sunmaya gerek olmadığının da altını çizerken, şu vurguyu yapıyor:

“Bizim Rusya ile etki alanlarımız, nüfuz alanlarımız zaman zaman çakışıyor, zaman zaman çarpışıyor, bu anlamda iki ülke şunu öğrendiler. Çakıştığı çarpıştığı alanlarda hiç olmazsa kriz durumuna getirmemek ve aralarında ekonomik ilişkilerin olumsuz gidişatını önlemek. Bence Türk-Rus ilişkilerinde daha ileri bir seviye beklemek, stratejik ilişki olarak adlandırmak bunlar için çok çok erken. Bu anlamda İlşad Bey doğru söylüyor. Biz stratejik ortak ya da İlşad Bey’in ifadesiyle dost olmak- Ben dost olduğumuzu düşünüyorum da, stratejik ortak, jeopolitik ortaklık anlamında değil yani. Buradan baktığımızda ilişkileri biraz gerçekçi değerlendirmek gerekiyor.”

SAETOV: TÜRKİYE İÇİN ÇOK BÜYÜK AVANTAJ VAR

Peki Putin’in ortaya koyduğu Güney Akım’ın Türkiye’ye kaydırılması mümkün mü? Bu yeni girişimin akla getirdiği sorular neler?

İlşad Saetov, Putin’in Güney Akım’ı kaydırma kararını Ankara’da açıklaması için “Birincisi Erdoğan’ın tıpkı Rusya’yı Avrupa’ya karşı bir kart gibi kullandığını, Putin de aynı şekilde kullanabilir” izahatı getirirken, ekliyor: “Aslında şu anda tam karar alınmamış. Yani Bulgaristan’a Rusya’dan resmi olarak Güney Akım yapılmayacak diye bir karar gönderilmedi. Dolayısıyla şu anda Rusya Güney Akım’dan vazgeçti demek için bence biraz erken. 5 milyar dolara yakın yatırılmış bir para var ortada. Bir taraftan Putin belki bunu Avrupa’ya karşı bir blöf gibi kullanıyor. Yani kendi başına Rusya para yatırmak istemiyor olabilir. Avrupa ülkeleri zaten bir sürü ülke var o projeye katılan, onların katılmasını yükseltmek olabilir. Diğer taraftan Türkiye’yi ekonomik ortak olarak gördüğünden ve Yunanistan’la ilişkileri iyi olduğundan biz bunlarla da çalışabiliriz, sizin dışınızda gibi bir söylenti var. Ama bilmiyorum pek gerçekçi görünmüyor. Yunanistan da AB içinde ve AB’nin uyguladığı ambargolara katılmak zorunda. Dolayısıyla şimdi yeniden bir proje başlatmak, yeniden milyarlarca para yatırmak ve sonucu belli olmayan bir projeye girişmek çok riskli bir şey. Bence şu anda Güney Akım’dan vazgeçildiğini söylemek için çok erken. Ama böyle olacaksa Türkiye için çok büyük bir avantaj. Bu Türkiye’nin önemini artırıyor, bütün Ortadoğu’da transit bir hat gibi çalışmaya başlıyor çünkü.”

GÜNEY AKIM’LA İLGİLİ ÜÇ SORU

Enerji Bakanı Taner Yıldız Güney Akım’ın kaydırılması girişimi için “Türkiye’nin müzakere ve öngörü başarısıdır” değerlendirmesini yorumlayan Fatih Özbay ise, “Türkiye’nin bölgenin önemli enerji geçiş noktası ya da enerji santrali, doğalgaz ve petrol boru hatlarının geçtiği önemli bir merkezi haline geldiğini kast ettiyse evet katılıyorum. Ancak Güney Akım konusunda benim de bir takım sorularım var” diyor. “Sevinmek için erken olduğunu” belirten Özbay, şu üç meseleye dikkat çekiyor:

“Birincisi Türkiye’nin yüzde 59-60 oranında Rusya’ya olan doğalgaz bağımlılığı var. Sayın enerji bakanımızın da çok sık dile getirdiği, uzmanların söylediği bir şey var, Türkiye yumurtaların hepsini aynı sepete koymamalı, yani doğalgazda satın aldığı ülkelerin çeşitliliğini artırmalı ki bu hem enerji güvenliği açısından hem de fiyat avantajı sağlamak açısından eli rahat olsun. Şimdi 14 milyon metreküpün yaklaşık Türkiye’ye verileceği söyleniyor. Bu durumda Türkiye’nin doğalgazda Rusya’ya bağımlılığı yüzde 60’tan yüzde 75’e çıkacaksa, bu bizim için kazanç mıdır yoksa aslında kayıp mıdır bunu düşünmemiz gerekiyor. İkincisi AB Bulgaristan’a baskı yapıp red kararı çıkarttırırken, acaba bir başka AB ülkesi olan Yunanistan’ın sınırına geldiğinde aynı sorun ortaya çıkmayacak mı? Üçüncü soru da şu. Bizim Azerbaycan’la geliştirdiğimiz bir TANAP projesi var, Trans Anadolu doğalgaz boru hattı projesi. Bu Yunanistan sınırına kadar gidecek oradan Trans-Adriyatik boru hattı ile Avrupa pazarına ulaşacaktı. Şimdi yaklaşık 16 milyar metreküplük bir şey bu ama 2026 yılında bunun 36 milyar metreküpe kadar çıkarılması planlanıyor. Acaba iki proje, Güney Akım projesi ki ikisi de aynı pazara çalışıyorlar, ikisi de aşağı yukarı Türkiye’nin Trakya topraklarında aynı yerden Yunanistan’a giriş yapacaklar. Acaba bu TANAP projesini nasıl etkileyecek?”

Özbay ayrıca Türkiye’nin güneyinde, Doğu Akdeniz’deki Kıbrıs açıklarındaki yeni doğalgaz ve petrol kaynakları nedeniyle ortaya çıkan enerji kavgasına da işaret ederken, Avrupa’ya uzanacak hat için en iyi ülkenin Türkiye olacağından hareketle Putin’in stratejik bir hamle yapmış olabileceğine dikkat çekiyor.

‘İRAN RUSYA’DA İHRAÇ ÜRÜNLERİ KONFERANSI YAPIYOR; PEKİ YA TÜRKİYE?’

Diğer yandan Rusya, Ukrayna krizi nedeniyle Batı yaptırımlarına Avrupa ve ABD’den sebze-meyve alımlarına misilleme yaparak yanıt vermişken, Türkiyeli üreticiler için avantajlı bir zemin oluştuğu söyleniyor. Bu konuda Saetov, Rusya’nın krizden etkilenmeye başladığını, ancak krizin devam ettirilerek Sovyet günlerine dönme durumu olmadığı saptamasını yapıyor. Fatih Özbay ise, Rusya’nın daha önceki yıllarda Türkiye’den ilaçlı sebze-meyveleri geri yollaması örneğinden hareketle, şu tabloya dikkat çekiyor:

“Aslında çok ciddi bir sorun var ve Rusya’nın geri gönderirken söylediği şeyler aslında çok teknik konular. İlaç olması ya da böcek olması anlamında ve Türkiye hala yıllardır bunu çözememiş. Bunu çözememiş bir ülkenin Rusya’nın o büyük pazarına bu yaptırımlardan dolayı avantajını çok iyi değerlendirebileceği konusunda ben açıkçası umutsuzum. Bakın 8 Aralık’ta İran Moskova’da ihraç ürünlerinin Rusya’ya nasıl gideceğine dair bir konferans yapacak. Ben beklerdim ki, yani bu konuda devlet çapında, özel sektör, ticaret odaları çapında çok ciddi çalışmalar yapılsın ama açıkçası bu konuda ciddi adımlar atılsın.”

Ceyda Karan’la Eksen’in ikinci bölümü olan “Özel Dosya” ve “Dünya İşleri” bölümünde bu hafta, ABD – İran ilişkilerinden, Irak’ta merkezi hükümet ile Kürtler arasında bütçe ve petrol paylaşımı anlaşmasına kadar pek çok konu var. Eksen’in ikinci bölümünü dinleyebilirsiniz:

Audio faylı indiriniz

  •  
    Ve paylaş