Sayın sitemizin okuyucuları! Rusya’nın Sesi (RS FM) isminin değiştiğini ve yeni web sayfasına kavuştuğunu sizlere memnuniyetle bildiriyoruz. İsmimiz artık Sputnik Haber Ajansı ve Radyosu’dur. Tüm güncellemeleri, son haberleri ve yorumları http://tr.sputniknews.com sitesinden takip edebilirsiniz. Yer imlerinizi güncelleyin ve bizimle kalmaya devam edin!
1 Mart 2013, 15:55

“Oslo” benzetmesi haksızlık

“Oslo” benzetmesi haksızlık
Audio faylı indiriniz

Vatan gazetesi yazarı Ruşen Çakır, çok tartışılan “İmralı tutanakları”nı RS FM’de Faruk Eren’e yorumladı. Oslo görüşmelerinin basına sızmasıyla, İmralı tutanaklarının yayınlanmasının farklı olduğuna işaret eden Çakır, “süreci olumsuz etkileyeceği” yönündeki yorumlara katılmadığını belirtti.

“Gazeteciler Konuşuyor”a konuk olan gazeteci Ruşen Çakır, Oslo görüşmelerinin basına sızmasıyla, İmralı tutanaklarının yayınlanmasının farklı olduğunu söyleyerek, “Oslo internette, kaçamak bir şekilde yayınlandı. Ancak bu tutanaklar, Türkiye’nin en önde gelen gazetelerinden birinde açık açık manşetten verildi” dedi.

Oslo ve Habur benzetmelerinin “şikayetçi kesimler tarafından” yapıldığını savunan Vatan yazarı tutanakların yayınlanmasının “süreci olumsuz etkileyeceği” yönündeki yorumlara da katılmadığını belirtti.

Başbakan’ın tavrının önemli olduğunu söyleyen Çakır, şöyle konuştu:

“Hükümetin rahatsız olduğu net bir şekilde görülüyor. Rahatsız olanların sesi daha fazla çıkıyor. “Ne var bunda, abartmamak gerekir” diyenleri sesi çok çıkamıyor. Eşitsiz bir durum söz konusu. Zaman içerisinde bu sorun aşılabilir: Başbakan’ın burada nasıl tavır alacağı önemli tabi. Başbakan eğer kızıp da bir takım şeylerden vazgeçerse işin rengi değişir tabi.”

Deneyimli gazeteciye göre, sürecin geriye dönmesi de mümkün değil. “Sürecin üç temel aktörü var” tespitini yapan Çakır, BDP’nin süreçten dışlanmasının mümkün olmadığını söylerken, “sivil toplum”un ve “aydınlar”ın da sürece dahil edilmesi gerektiği görüşünde.

Kılıçdaroğlu’nun çözüme destek olmasıyla CHP de süreçten kazançlı çıkacağını öne süren Çakır, muhalefetin tavrıyla ilgili olarak “hem CHP hem MHP, iktidar partisinin süreçten zararlı çıkmasını umarak, izlemeyi tercih ediyorlar” dedi.

“Kim sızdırdı” tartışmasının anlamsız olduğunu söyleyen Çakır, "Öcalan’ın çıtayı çok indirdiğini görüyoruz ama Kürt hareketinin çıtası çok yukarıda, bir denge kurulması lazım. Öcalan’ın elinin güçlendirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde Öcalan Kürt hareketine bu şeyleri kabul ettiremez” diyerek, medyanın bu boyutu görmek istemediği yorumunu yaptı.

Vatan gazetesi yazarı Çakır, iktidar partisi ve Gülen cemaati arasında “iktidar savaşı” olduğu iddialarına da değindi. Tutanaklarda, Öcalan’ın Gülen cemaatine karşı cephe aldığını ve kendisini hükümetin yanında konumlandırmaya çalıştığına da vurgu yapan Çakır, “bu tablo üzerinde konuşmak açıkçası bugün Türkiye medya atmosferinde birazcık cesaret istiyor” dedi.

İşte Ruşen Çakır’ın “İmralı tutanakları”yla ilgili değerlendirmesinin tamamı:

“OSLO’YU KİMİN, NASIL YAPTIĞI BELLİ DEĞİL”

Faruk Eren: Milliyet Gazetesi’nde Namık Durukan’ın haberi gündeme bomba gibi düştü. İmralı görüşmelerinin tutanakları yayınlandı. Yapılan yorumlarda, bu tutanaklar, “Oslo görüşmeleri”nin basına sızmasına benzetildi. Senin yorumun nedir?

Ruşen Çakır: Hiç ilgisi yok. Oslo internette, kaçamak bir şekilde yayınlandı. Ancak bu tutanaklar, Türkiye’nin en önde gelen gazetelerinden birinde açık açık manşetten verildi. Oslo’yu kimin sızdırdığı, nasıl sızdırdığı belli değil. Ancak, burada bir gazete ve gazeteci var. Dolayısıyla Oslo benzetmesi çok büyük bir haksızlık. Birileri durumdan şikayetçi olduğu için, Oslo hatta Habur benzetmesi yaparak, olayın önemini azaltmaya çalışıyor.

“BAŞBAKANIN TAVRI ÖNEMLİ”

Faruk Eren: Senin “Yeni İmralı süreci” dediğin, sürece büyük bir kamuoyu desteği olduğu belirtiliyor. Hükümet desteğin yüzde 60 civarında olduğunu da açıklamıştı. Bu tutanakların yayınlanması kamuoyu desteğini etkiler mi?

Ruşen Çakır: Mutlaka bir etkisi olacak, ancak illa kötü bir etki olacak diyemeyiz. Hükümet kanadının verdiği ilk tepkilere baktığımızda, olumsuz etkileyeceğini söyleyebiliriz. Hükümetin rahatsız olduğu net bir şekilde görülüyor. Rahatsız olanların sesi daha fazla çıkıyor. “Ne var bunda, abartmamak gerekir” diyenleri sesi çok çıkamıyor. Eşitsiz bir durum söz konusu. Zaman içerisinde bu sorun aşılabilir: Başbakan’ın burada nasıl tavır alacağı önemli tabi. Başbakan eğer kızıp da bir takım şeylerden vazgeçerse işin rengi değişir tabi.

ÜÇ TEMEL AKTÖR

Faruk Eren: Peki, süreç akamete uğrar mı bu haberden dolayı?

Ruşen Çakır: Böyle bir risk var. Ancak, süreç başbakanın tek başına yaptığı bir şey değil. Artık bunun hükümet tarafından da kabul edilmesi lazım. Sürecin üç temel aktörü var. Birisi Başbakan Erdoğan, birisi MİT Müsteşarı Hakan Fidan, birisi de Abdullah Öcalan. Bu tutanaklar bize bunu gösterdi. Hükümet, bu durumu kabullenmiyor; Öcalan yerine İmralı denmesi bunun göstergesi. Dolayısıyla, hükümetin rahatsızlığı açık, ancak bu ömür boyu süremez. Belirli bir aşamadan sonra, belki de tutanakların yarattığı ortam sayesnde, rahatsızlık aşılabilir.

“GERİYE DÖNMENİN İMKANI YOK”

Faruk Eren: Bu yeni süreç bir öncekinden sanki daha farklı, daha umut yaratmış durumda. Bu anlamda da biraz geri dönülemez bir durumda değil mi?

Ruşen Çakır: Evet geri dönmenin imkanı yok. Gidecek yol kalmadı artık, bütün yollar denendi. Bu yoldan yürünmesi gerekiyor. Belki bu yolda bazı düzenlemeler yapılmak istenecektir. Güven sorunu olduğunu biliyorduk, bu son olayla güvenin iyice azaldığını görüyoruz.. Bu güvensizlikle süreç çok başarılı olamaz. Güven artırıcı bir takım yollara başvurulmalı. Fakat, bu anlamda bir ışık görünmüyor henüz.

“BDP’SİZ SÜREÇ OLMAZ”

Faruk Eren: Öcalan BDP’ye bir inisiyatif veriyor... Bu noktada, hükümet BDP’yi aradan çıkarmak isteyebilir mi?

Ruşen Çakır: Artık BDP’siz bir süreç olamaz. BDP ile iktidar partisi arasında doğrudan temaslar pek yok. Artık bunu yapmaları gerekiyor. Sürecin aktörlerinin sayısının artması gerekiyor. Sivil Toplum Kuruluşları ve aydınlar da sürece katılmalı. Tutanak da bize gösterdi ki; böyle devam edemez. Gizli gizli bazı şeyler konuşuluyor, mektuplar gidiyor fakat kamuoyu ne olduğunu bilmiyor. Bu sürecin açık yürütülmesi lazım.

CHP’NİN ROLÜ NE OLACAK?

Faruk Eren: Aslında Öcalan, “sivil toplum”un yanı sıra “Meclis”in de sürece dahil olmasını istiyordu. Dün muhalefet lideri Kılıçdaroğlu da SPD Başkanı ile görüşmesinde bu noktaya değindi. Kılıçdaroğlu ilginç bir şey söyledi: “Biz aslında sadece bilgi istiyoruz, hiçbir şekilde süreci engellemeyeceğiz.” dedi. Yani konu meclise taşınırsa, Öcalan’ın istediği gibi yürüyebilir mi süreç?

Ruşen Çakır: Çok emin değilim. Her ne kadar Kılıçdaroğlu, destekliyor görünse de parti içinde önemli bir kesim bu sürece açıkça karşı çıkıyor. Kürtlerin eşit vatandaşlık haklarına bile tahammül edemeyen milletvekilleri var. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun sürece destek verdiğini çok daha net bir şekilde göstermesi ve süreci engellemek isteyen CHP’lilerin önünü iyice tıkaması gerekiyor. Bunu yapmadan, bilgi konusunda şikayet etmesi doğru değil.

“SÜRECE DESTEK OLURSA CHP DE KAZANIR”

CHP’nin sürece dahil olma konusunda çok büyük bir isteksizliği ve tembelliği var. Öncelikle bunu kırması lazım. Bu tutanakların doğurduğu ortamda iktidar partisinin CHP’ye daha fazla ihtiyacı olabilir. Eğer CHP AKP’nin zorluklarını kendisine bir fırsat olarak görüp bunlardan istifade etme yoluna giderse süreç tam anlamıyla çakılır. Ama Kürt sorununun çözümü önünde engeller olduğunu görüp de çözüme yardımcı olmaya kalkarsa CHP de kazanır. Fakat hem CHP hem MHP, iktidar partisinin süreçten zararlı çıkmasını umarak, izlemeyi tercih ediyorlar.

“ÖCALAN ÇITAYI İNDİRDİ”

Faruk Eren: Tutanakların içeriğine baktığımızda, yeni anayasadaki vatandaşlık tanımıyla ilgili yorumlar olduğunu görebiliyoruz. Öcalan çok da karşı çıkılabilecek şeyler söylemiyor bu noktada, kendisi duruma hakim görünüyor ancak çok üstten konuşuyor. Bu bir megalomani mi yoksa sürecin temel aktörlerinden birisi olduğu için mi böyle davranıyor?

Ruşen Çakır: Öcalan bu görüşleri yıllardır savunuyor. Burada yeni bir şey yok. Sadece hükümet de ona bu zemini sunma fırsatı veriyor. Burada şöyle bir sorun var. Öcalan’ın çıtayı çok indirdiğini görüyoruz ama Kürt hareketinin çıtası çok yukarıda, bir denge kurulması lazım. Öcalan’ın elinin güçlendirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde Öcalan, Kürt hareketine bu şeyleri kabul ettiremez. Tutanaklarda bunu net bir şekilde görüyoruz. İnsanlar, Öcalan’ın çıtayı indirmiş olmasını görmeyip, “kim sızdırdı” tartışmasına giriyor. Halbuki tutanakların içeriğine bakınca, Öcalan’ın çözüme katkı sunabilecek bir perspektife sahip olduğu görülüyor.

KANDİL’E OPERASYONUN AMACI

Faruk Eren: Tutanakların yayınlandığı gün hatta BDP heyeti Kandil’e giderken büyük bir operasyon düzenlendi. Bu harekât “tutanaklara” cevap mıydı acaba?

Ruşen Çakır: Yok, zaten önceden başlamış bir harekât. Birkaç gündür sürüyor. Burada belli ki hükümetgörüşmelerle beraber terörle mücadeleyi de ihmal etmiyorum demek istiyor. Böyle düşünmek lazım.

“ÖCALAN, HÜKÜMETİN YANINDA KONUMLANIYOR”

Faruk Eren: Son olarak, tutanaklarda yine Öcalan’ın Gülen cemaatine cephe aldığı görülüyor. Açıkça isim vererek, “kontrgerillanın merkezi Utah” diyor. Bunu nasıl yorumak gerekir?

Ruşen Çakır: Burada sorun şu; hükümetle Gülen cemaati aralarındaki kavgayı dondurmuş durumda. Ya da öyle bir görüntü vermek istiyor her iki taraf da. Öcalan’ın tam da böyle bir dönemde, net bir şekilde, iki yapı arasında savaşın sürdüğünü söyleyip kendisini hükümetin yanında konumlandırması, en önemli etkiyi yarattı. Fakat medya bu konuyu tartışmak istemiyor, insanlar konuşmaktan çekiniyor. Burada Öcalan çok açık ve net bir şekilde bir “iktidar savaşı” tasviri yapmış. Gülen cemaatini bir takım dış odaklarla muğlâk bir şekilde irtibatlandırmaya çalışmış ve kendisini de hükümetin ve MİT’in yanına konuşlandırmış. Bu çok ilginç bir tablo, bu tablo üzerinde konuşmak açıkçası bugün Türkiye medya atmosferinde birazcık cesaret istiyor. Bu cesareti gösteremeyen birçok kişi de “tutanakların yayınlanması yanlış oldu”diyerek topu taca atıyorlar. “Kim sızdırdı” diye bitmeyecek bir tartışma yapmak birçok kişinin işine geliyor.

  •  
    Ve paylaş