12:55 19 Eylül 2018
Canlı Yayın
    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    Kommersant gazetesi, Erdoğan’ın ABD’yle ekonomik savaşta neyi teslimiyet olarak göreceğini yazdı

    © AA / Murat Kaynak
    Rus medyası
    URL'yi kısaltın
    Kommersant
    0 715

    Rusya merkezli Kommersant gazetesinin köşe yazarı Dmitriy Butrin, mevcut durumda TC Merkez Bankası için en mantıklı kararın, faizi yükseltmek ve aktif olarak enflasyona karşı mücadele etmek olduğunu ama bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan için ABD’yle ticaret savaşında teslimiyet anlamına geleceğini belirtti.

    Butrin, Kommersant gazetesi için kaleme aldığı ‘Lira'nın kederli sesleri' başlıklı yazısında şu değerlendirmelerde bulundu:

    Türkiye Merkez Bankası, ülkedeki döviz kriziyle mücadele tedbirlerini açıkladı, ancak yine de Türk Lirası dün dolara karşı direnç gösterse de 7.24 seviyesine ulaştı. Kredi krizi olasılığı ve Türkiye ekonomisinin 2019'da sert iniş yaşayacağı tahminleri gerçeğe dönüşüyor. Her ne kadar ABD'nin Türkiye'nin İçişleri ve Adalet Bakanlarına karşı yaptırım kararı ve Türk metalleri üzerindeki ABD ihracat vergilerini arttırması liranın değer kaybına yol açsa da, Uzun dönemde sorunlara yol açan asıl neden Türkiye Cumhurbaşkanının Merkez Bankası'nın para politikalarına müdahalesi ve piyasaların Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından geliştirilmekte olan bütçe konsolidasyon planına olan güvensizliğidir.

    'EK LİKİDİTE'YLE DE LİRANIN ZARARI DURDURULAMADI'

    Türkiye Merkez Bankası, dolara karşı yaklaşık % 30 değer kaybına uğrayan Türk Lirası'na Pazartesi günü müdahale etmeyi denedi. Yapılan tüm açıklamalar sadece mevcut likidite durumu ile ilgilidir: Merkez Bankası, Türk bankalarına yönelik rezervasyon oranlarını lirada 2.5 puan düşürdü, bankalarla yaptığı işlemler için bir dizi teknik oran ve talebi zayıflattı, repo piyasası dahil olmak üzere refinansman fırsatlarını genişletti ve genel olarak, bankacılık sistemine sınırsız miktarda likidite vaat edildi. 13 Temmuz'da bankacılık sisteminde yapılan düzenlemeler 11 milyar Euro'luk ek likidite olarak tahmin edilmektedir. Bununla liranın zararını durdurmak mümkün olmadı, lira Pazartesi günü değer kaybetmeye devam etti.

    'TRUMP'IN GETİRDİĞİ KİŞİSEL YAPTIRIMLAR TÜRK EKONOMİSİNDEKİ DURUMU BÜYÜK ÖLÇÜDE DEĞİŞTİRME GÜCÜNE SAHİP DEĞİL'

    ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz hafta iki Türk bakanına karşı uygulama koyduğu kişisel yaptırımlar, çelik ve alüminyuma getirilen ek vergiler gibi aslında Türk ekonomisindeki mevcut durumu büyük ölçüde değiştirme gücünde değil: ülkedeki döviz krizi şüphesiz endojen. Kriz, oldukça yüksek ekonomik büyüme fonunda gerçekleşiyor. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ve Avrupa Birliği'nin tahminleri, 2018'deki ekonomik büyümenin yüzde 4-4.5 düzeyinde öngörüyor. 2017'deki büyüme yüzde 7.2 olarak gerçekleştirmişti. Çoğu uzman, henüz nisan-mayıs döneminde, cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimleri öncesinde, ülke ekonomisinin aşırı ısındığından ve ekonominin düşüş riskinden bahsetmişti. Türkiye'nin 2017'deki başarıları büyük oranda seçim öncesi harcamalar ve Merkez Bankası'nın ekonomik büyümeyi para-kredi politikasıyla teşvik etmesi sayesinde elde edilmişti, ülkedeki gerçek faizler yüzde 2-3 düzeyinde kalıyor.

    'ANALİSTLER ARASINDA EN ÇOK TARTIŞILAN MERKEZ BANKASI'NIN BAĞIMSIZLIĞINI SINIRLAYAN DEĞİŞİKLİK'

    Bu doğrultuda, Maliye Bakanlığı, Türkiye Merkez Bankası ve BDDK'nın faaliyetleri, kredi döngüsünün yukarı aşamasını uzatma girişimi gibi görünmektedir. Analistler arasında en çok tartışılan, Merkez Bankanın para politikası komitesinin üyelerini atama işleminin bankanın bağımsızlığını sınırlayan değişiklik olduğu konusudur. Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye ekonomisinde düşük faiz oranlarının baş destekçisi. Buna rağmen Türkiye Merkez Bankası faiz oranını % 17,75 seviyesinde tutmaya çalışıyor. Türkiye Merkez Bankası'nın enflasyon hedeflemesi ile yıllık % 5'lik bir artışla, 2011 yılı Nisan ayında Türkiye'nin mevcut enflasyonu bu seviyeden daha düşük gerçekleşmişti.

    'EN BÜYÜK TEHDİT KREDİ KRİZİ'

    Kaydedelim ki, Liranın devalüasyon derinliği yüksek olabilir: Türkiye, hammadde ithalatçısı. Ama şu anda ekonomisi için en büyük tehdit kredi krizi. Bu öncelikle de 2012-2017 döneminde çok fazla döviz kredisi alan inşaat sektörünü ilgilendiriyor. Ucuz lira bu sorunu çözmez. IMF'nin yardımı ve Rusya gibi partnerlerden alınacak borçlar da bu sorunu çözmez. Bu durumda Türkiye Merkez Bankası için en mantıklı karar, faizi kaldırmak ve aktif olarak enflasyona karşı mücadele etmek olur ama bu görüşüne bakılırsa Cumhurbaşkanı Erdoğan için ABD'yle ekonomik savaşta teslimiyet anlamına gelir. Dış yatırımlara güçlü bir şekilde bağımlı olan Türkiye'nin ekonomik savaş yürütme imkanı aslında büyük değil. Hatırlatalım ki, Türkiye (temmuz ayı itibariyle GSYH'nin yüzde 6'sına denk gelen) dış açığın yanı sıra, GSYH'nin yüzde 3'üne denk gelen bütçe açığına sahip. Bu yaz aylarında ilk kez de sermaye çıkışı kaydedildi.

    Bu arada Türkiye'nin dış borcu (GSYH'nin yüzde 60'ı) oldukça ölçülü ve bu konuda piyasalar temerrütler beklenmiyor. Türk şirketlerin durumu çok farklı: 2019'da iflas sayısının artması ve işsizliğin büyümesi ihtimali önemli ölçüde yükseldi.

    Etiketler:
    Dolar, Merkez Bankası, ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dmitriy Butrin, Rusya, ABD, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın