10:53 08 Aralık 2016
Ankara+ 2°C
İstanbul+ 5°C
Canlı Yayın
    Putin ile Erdoğan

    Türkiye ve Rusya; Üst düzey işbirliğine giden yolun köşe taşları

    © Sputnik/
    Rusya
    URL'yi kısaltın
    0 9001

    Rusya lideri Putin'in yanına 10 bakanı alarak 1 Aralık'ta gerçekleştireceği Türkiye ziyareti, şimdiden gündemin merkezine oturdu. Merakla beklenen ziyaret öncesi Moskova-Ankara ilişkilerindeki kritik adımları ele alan RS FM, Ankara Politikalar Merkezi Başkanı Hasan Kanbolat ile de Rusya-Türkiye Üst Düzey İşbirliği Konseyi'ni masaya yatırdı.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 10 bakanın bulunduğu heyetle birlikte 5. Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK) toplantısına katılmak üzere Pazartesi günü Türkiye'ye geliyor. ÜDİK zirvesinde iki ülke arasındaki mevcut sorunların masaya yatırılması, başta ekonomi ve enerji olmak üzere ikili ilişkilerinin geliştirilmesi için fikir alışverişi yapılması ve yeni anlaşmaların imzalanması bekleniyor.

    RS FM olarak, 1 Aralık'taki kritik zirve öncesinde, iki ülkenin her sene periyodik olarak gerçekleştirdiği ÜDİK toplantılarının önemine mercek tutuyoruz.

    İlk olarak, ÜDİK zirvelerinde alınan tarihi kararları ve atılan tarihi imzaları hatırlayacağız. Ardından Ankara Politikalar Merkezi Başkanı Hasan Kanbolat ile Türk-Rus ilişkilerinde ÜDİK boyutunu değerlendireceğiz.

    ÜDİK, 2010'DA MEDVEDEV'İN ZİYARETİ SIRASINDA KURULDU

    Rusya ve Türkiye arasındaki ÜDİK, 11-12 Mayıs 2010 tarihinde dönemin Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev’in Türkiye ziyareti sırasında kuruldu. İlk ÜDİK toplantısı, konsey kurulduğu gün gerçekleştirildi.

    ÜDİK bünyesinde ikili ilişkilerin dış politika ve strateji boyutunun ele alındığı Ortak Stratejik Planlama Grubu (OSPG) ve ticari ve ekonomik boyutun konuşulduğu Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantıları düzenleniyor. ÜDİK kapsamında sivil toplum düzeyindeki temaslar üzerine yoğunlaşan "Türk-Rus Toplumsal Forumu" da faaliyet gösteriyor.

    ÜDİK toplantılarında Rusya'yı 2010 ve 2011 yıllarından Medvedev temsil ederken, 2012 ve 2013 yıllarında Vladimir Putin masaya oturan isim oldu. Türkiye ise daha önceki 4 toplantıda o dönemlerde Başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan tarafından temsil edildi. Erdoğan ve Putin arasındaki yakın ilişkiden istifade etmeyi tercih eden Ankara, 1 Aralık'taki toplantıda da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından en üst seviyede temsil edilecek.

    2010 — ANKARA: VİZE MUAFİYETİ VE AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ İÇİN İLK İMZALAR ATILDI

    Şüphesiz, 12 Mayıs 2010 tarihindeki ilk ÜDİK zirvesi, iki ülke ilişkileri açısından en önemli kararların alındığı toplantı oldu.

    Toplantıda 17 anlaşmaya imza atıldı. İki ülke arasında imzalanan en önemli anlaşma vize muafiyeti ile ilgili olandı. Atılan imzalar sayesinde 2011 yılında vizelerin kalkmasıyla sonuçlanan süreç başlamış oldu.

    Tüm dünyanın konuştuğu bir diğer anlaşma ise Akkuyu'da inşa edilecek nükleer santrale ilişkindi. Erdoğan ve Medvedev'in attığı 20 milyar dolarlık anlaşma ile Rusya, Akkuyu'daki nükleer santrali inşa etme hakkını resmen kazanmış oldu.

    2010 yılında uluslararası gündemde İran'ın nükleer faaliyetleri ve İsrail-Filistin krizi yer alıyordu. Erdoğan, Türkiye'nin bölgesinde asla bir nükleer silahı kabullenemeyeceğini belirterek, bunu sürekli olarak İran'a telkin ettiklerini söyledi. Medvedev de İran konusunda Moskova'nın bilinen tutumunu yineleyerek, siyasi ve diplomatik çözüme işaret etti.

    Medvedev, Gazze konusunda ise bölgedeki insani durumun iyileştirilmesi için uluslararası toplumun bir çare bulması gerektiğini kaydetti.

    2011 — MOSKOVA: VİZELER RESMEN KALKTI

    3 Mart 2011'deki ÜDİK toplantısında Akkuyu Nükleer Santrali'nin yeri ve inşaatla ilgili takvimin belirlenmesi geniş yer tuttu.

    Ticari alandaki ilişkilerin geliştirilmesi, KOBİ'ler arasında diyalog kurulması ve büyük projelerin sürdürülebilmesine vurgu yapan Medvedev, "Samsun-Ceyhan, Güney Akım, bu konuda önemli projeler. Türkiye'nin ilk nükleer santrali Mersin Akkuyu'ya inşa ediliyor. Japonya'nın yüz yüze kaldığı afet nedeni ile güven konusu tartışılıyor. Bütün teknolojik yatırımlar risk içeriyor. Ne kadar bu riskleri bertaraf edebildiğimiz önemli… Deprem tehlikesi olan alanlarda nükleer santral inşaatlarımız var. Nasıl tedbir almamız gerektiğini biliyoruz" dedi.

    Geri Kabul Anlaşması ve Vize Muafiyeti anlaşmaları ile ilgili nota değişimi ile birlikte iki ülke vatandaşları 17 Nisan 2011'den itibaren vizesiz seyahat etmeye başladı.

    Görüşmede, Türk-Rus Toplumsal Forumu'nun kuruluş protokolü ile TRT ve Rus Devlet Televizyon ve Radyo Şirketi arasında işbirliği protokolü de imzalandı.

    Toplantıda sanayiden tarıma, dış politikadan enerjiye, turizmden ticari ilişkilere kadar Türk-Rus işbirliği geniş bir çerçevede ele alındı.

    2012 – İSTANBUL: İLİŞKİLERDE SURİYE FAKTÖRÜ ÖNE ÇIKTI, 11 ANLAŞMA İMZALANDI

    3 Aralık 2012’deki Türkiye-Rusya 3. ÜDİK toplantısı Suriye krizinin Moskova ve Ankara’ya yansımaları nedeniyle gecikmeli yapıldı. Ankara’nın Moskova-Şam uçağını indirmesi, Türkiye’nin Suriye sınırındaki patlamalar ve Türk jetinin düşürülmesi gibi sıcak gelişmeler, Ankara ve Moskova’daki tansiyonu yükselmişti.

    Zirveden bir hafta önce Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Bogdanov ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu arasındaki görüşmenin ardından yapılan “Suriye krizinde ortak hareket etme konusunda hemfikiriz” açıklaması, gerilimli sürecin ardından peşi sıra dillendirilen ve olumlu bir gelişmeye işaret eden gelişmelerdi.

    Nitekim zirvede Putin ve Erdoğan, üçüncü ülkeler nedeniyle Türk-Rus ilişkilerinin zarar görmeyeceğine vurgu yaptı. Rus liderin “Suriye konusunda pozisyonlarımız aynı” açıklaması ön plana çıktı.

    Erdoğan-Putin zirvesinde iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler de ön plandaydı. İki liderin ekonomik istikrara önem vermesi, siyasi sorunları bir kenarda tutup ekonomi konularına eğilebilmeleri ve ikili ticaret hacmini 100 milyar dolara yükseltme hedeflerini yinelemeleri, Rusya ve Türkiye arasındaki karşılıklı yatırımların devam edeceğini gösterdi.

    Putin’in Basın Danışmanı Dmitriy Peskov'un, Rusya’nın Sesi Radyosuna verdiği özel röportajda “Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne katılmasından memnun oluruz” demesi, Türkiye'de gündemin değişmesine neden oldu.

    Toplantı kapsamında iki ülkenin şirket, kurum ve bakanlıkları arasında toplam 11 işbirliği anlaşması imzalandı.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda imzalanan Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) ile Rusya Federasyonu Mali Denetim Servisi arasında kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda mutabakat muhtırası, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve Rusya Federasyonu hükümeti arasındaki 2012-2015 Ticari, Ekonomik, Bilimsel ve Teknik Alanlarda İşbirliği Orta Vadeli Programı anlaşması, Türk-Rus Toplumsal Forumu Eylem Planı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti arasında kültür merkezlerinin kuruluşu ve faaliyetlerine dair anlaşma, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında iki ülkede bulunan askeri şehitliklere ilişkin işbirliği anlaşması ön plana çıktı.

    2013 – ST. PETERSBURG: ERDOĞAN, ŞİÖ’YÜ ÖNE ÇIKARDI, 5 ANLAŞMA İMZALANDI

    Türkiye-Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi'nin (ÜDİK) Dördüncü Toplantısı 22 Kasım 2013 tarihinde St. Petersburg’da gerçekleştirildi.

    Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in eşbaşkanlıklarında gerçekleştirilen ÜDİK toplantısında, Türkiye-Rusya ikili ilişkileri tüm boyutlarıyla ele alındı ve başta Suriye olmak üzere iki ülkeyi ilgilendiren temel bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında kapsamlı görüş alışverişinde bulunuldu.

    Erdoğan, Türkiye ve Rusya arasında son yıllardaki gelişmelerin birçok ülkeyi kıskandıracak noktaya geldiğini ifadeyle farklı alanlardaki işbirliğinin her geçen gün artarak devam ettiğini vurguladı. Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 35 milyar dolara ulaştığını, 2020'de ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini belirtti.

    İki ülke Suriye krizindeki konumunu korumaya devam ederken, Erdoğan, Putin’e Türkiye’yi Şangay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) almasını önerdi. Putin'in Rusya-AB ilişkileri konusunda "Türkiye'nin tecrübelerinden faydalanmak isteriz" demesi üzerine Erdoğan, "50 yıllık tecrübe kolay değil. Ben Sayın Başkan'ın bu tespitine karşılık, başka bir tespitle diyorum ki, Şangay İşbirliği Teşkilatına gelin Türkiye'yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın" yanıtını verdi. Erdoğan, Avrasya'daki ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalamaya hazır olduklarını da söyledi.

    İki ülke arasındaki turizm ilişkileri de masaya yatırıldı. Liderler, Türkiye’yi ziyaret eden Rus turist sayısının 4 milyon civarında olmasından memnuniyet duyduklarını vurguladı.

    2014 – ANKARA: SURİYE KRİZİNE UKRAYNA VE IŞİD KRİZİ DE EKLENDİ

    İki ülke arasında şimdiye kadar gerçekleştirilen 4 ÜDİK toplantısında toplam 34 anlaşmaya imza atıldı. 1 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'in eşbaşkanlıklarında, iki ülkeden ilgili bakanların da iştirakiyle düzenlenecek ÜDİK toplantısında, Türkiye-Rusya arasındaki ikili ilişkiler kapsamlı şekilde ele alınacak, ayrıca iki ülkeyi ilgilendiren temel bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunulacak.

    Putin’in açıklamasına göre, iki ülkeler yeni işbirliği alanları belirleyecek.

    5. ÜDİK zirvesinde önceki toplantılara ek olarak Ukrayna krizi ve IŞİD’in faaliyetleri de önemli gündem maddesi olarak yerini alacak.

    HASAN KANBOLAT: İKİ ÜLKENİN PERİYODİK OLARAK EN ÜST DÜZEYDE BİR ARAYA GELMESİ ÖNEMLİ

    Türk-Rus ilişkilerinde ÜDİK faktörünün etkisi ne? İlişkilerin son yıllarda kazandığı ivmeyi dikkate aldığımızda, ÜDİK ne anlam ifade ediyor?

    Ankara Politikalar Merkezi Başkanı Hasan Kanbolat, ÜDİK toplantılarının iki ülke için büyük önemi olduğunu belirterek, iki ülkenin periyodik olarak en üst düzeyde bir araya gelmesiyle ilişkilerin sağlamlaştığını ve sorunlara çözüm bulunabildiğini kaydetti.

    Kanbolat, ÜDİK toplantılarının Rusya ve Türkiye açısından başarılı geçtiğine de vurgu yaptı:

    “Hem Türkiye için hem Rusya için ÜDİK toplantılarının büyük bir önemi var. Çünkü iki ülkenin periyodik olarak en üst düzeyden bir araya gelmesi ve bir araya geldiği zaman da her ilgili bakanın hem bakanlar düzeyinde hem bürokratlar düzeyinde hem de aydınlar düzeyinde ilişkileri sağlamlaştırması, sorunları çözmesi herkesin kendi sorununu ortaya koyarak bir çözüm yoluna gidebilmesidir. Bunun şu ana kadar başarıyla gittiğini görüyoruz ki sonuçları da alınmaktadır. Bundan dolayı ben ÜDİK toplantılarının iki ülke açısından da son derece gerekli ve başarılı bir şekilde yürüdüğünü düşünüyorum.”

    “TÜRKİYE’NİN RUSYA’YA İHRACATI ARTTIRMASI İÇİN ÖNLEMLER ALINMALI”

    Putin, geçen hafta yaptığı açıklamada, Erdoğan ile yeni işbirliği alanları üzerinde duracaklarını söyledi. İlişkilerin bugünkü durumunu ele alırsak, sizce Putin ve Erdoğan, hangi konulara yoğunlaşmalı?

    2020 yılına kadar 100 milyar dolarlık karşılıklı ticaret hacmi hedefi bulunduğunu ancak bu hacmin 32-38 milyar dolar seviyelerinde izlediğini belirten Kanbolat, Türkiye’nin Rusya’ya ihracatının artması için Moskova’nın yumuşama göstermesi gerektiğini belirtti.

    Kanbolat, ekonomik ilişkilerde enerjinin etkisinin azaltılması gerektiğine de dikkat çekti:

    “İki ülke arasında ekonomi, önemli bir kalem. 2020 yılında iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 100 milyar Dolar’a çıkarılması gündeme gelmişti. Fakat ben bunu fazla gerçekçi bulmuyorum, çünkü görüyoruz ki iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi genelde 32 ila 38 milyar Dolar civarındadır. Ana sorun da Türkiye’nin Rusya’ya ihracat yapamamasıdır. Bunun için Rusya’nın daha yumuşaması gerekiyor, Soğuk Savaş döneminden kalma bazı bürokratların sıkıntı yaratmaması gerekiyor. Türkiye’nin Rusya’ya ana ihraç maddelerinden biri olan yaş sebze-meyve de bile Türkiye büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Maalesef liderlerin, siyasi otoritenin istemesine rağmen bürokratik engeller çıkarılmaktadır. Türkiye Rusya’ya ihracat yapamadığı sürece iki ülke arasındaki ekonominin sağlıklı yürüyeceğini düşünmüyorum. Ki Rusya’nın Türkiye’ye olan ihracatına da baktığımız zaman genelde bunun başta doğalgaz olmak üzere enerji ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Aslında bu bile sağlıksız bir noktadır. Enerjiyi iki ülke arasındaki dış ticaretten çektiğimiz zaman dış ticaret birden bire cüceleşiyor. Bu iki ülkenin ilişkisi açısından ileriye dönük, son derce sağlıksız bir durumdur. Fakat ben bunun aşılabileceğini düşünüyorum, çünkü siyasi otoritelerde iyi niyet var, istek var.”

    “BATI, TÜRK-RUS İLİŞKİLERİNİ KISKANMAMALI”
    Türkiye ve Rusya, Suriye ile Ukrayna krizlerindeki fikir ayrılıklarına rağmen yakınlaşmayı sürdürüyor. Dahası, 1 Aralık'taki zirvede işbirliğinin kapsamının genişletilmesi hedefleniyor. Bölgedeki ateş çemberinin etkilerini ikili ilişkilerine yansıtmayan Moskova ve Ankara'ya Batı'nın bakışı nasıl? Washington ve Brüksel, Türk-Rus işbirliğindeki bu kararlılıktan rahatsız mı?
    Kanbolat, Suriye ve Ukrayna krizinin dışında Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki güncel konularda da Ankara ve Moskova’nın farklı görüş açılarına sahip olduğunu belirtti.
    Ankara Politikalar Merkezi Başkanı, ilişkilerin buna rağmen artmasının Batı’da şaşkınlıkla karşılandığını ifade ederek, vize muafiyeti getirilmesinin devrim niteliğinde olduğunu kaydetti. Kanbolat, Batı’nın Türk-Rus ilişkilerini kıskanmaması gerektiğini söyledi:
    “Türkiye’nin aslında bütün çevresinde Türkiye ile Rusya genelde karşıt gruplardadır. Bu Doğu Akdeniz’de de böyle, Kıbrıs’a baktığımız zaman aynı durumda, Suriye’de öyle, Irak’ta öyle, İsrail’e bakış, Mısır’a bakış hep karşı kutuplarda olduğunu görüyoruz. Buna rağmen Türkiye ile Rusya arasındaki güven ortamı ekonomik, siyasi ilişkiler ve enerjide işbirliği anlamında artığını görüyoruz. Tabi bu Batı dünyasında şaşkınlıkla da karşılanıyor ki en önemli noktalardan biri iki ülke arasındaki vizelerin kaldırılmasının sorunsuz bir şekilde devam etmesidir. Bu hakikaten Batı tarafından ilginç karşılanıyor. Moskova’ya gittiğimiz zaman artık Moskova havaalanında gümrükten geçişimiz sadece saniyeler —dakika bile demiyorum- saniyeler sürüyor. Bu iki ülke arasındaki büyük bir devrimdir. Kimsenin Türkiye ile Rusya ilişkilerini kıskanmaması gerekiyor. Türkiye ile Rusya ilişkilerinin artması da Batı’ya alternatif ilişkiler değildir, aksine tamamlayıcı ilişkilerdir. Bölgenin güvenliğini ve bölgenin ekonomik işbirliğini güçlendirici ilişkilerdir.”
    “PUTİN VE ERDOĞAN’IN KATKISI ÇOK BÜYÜK”
    Peki, Rusya ve Türkiye arasındaki iyi ilişkilerde Putin ve Erdoğan’ın payı ne?
    İki liderin ikili ilişkilerin bugünkü seviyeye ulaşmasında büyük payı olduğunu düşünen Hasan Kanbolat’a göre, özellikle vize muafiyetinin getirilmesinde Putin ve Erdoğan’ın istek, ısrar ve kararlılığı etkili oldu.
    Kanbolat, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde Moskova’da hakim olan soru işaretlerinin zamanla kalktığına da işaret etti:
    “Ben iki liderin ortaya koyduğu iradenin payının çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Biraz önce ifade ettiğim gibi örneğin vizelerin kaldırılmasında eğer Putin ve Erdoğan’ın isteği ve ısrarı olmasaydı bence iki ülkenin de bürokrasisi belki ayağını sürüyordu. Belki de vizelerin kaldırılması anlaşması imzalanmasına rağmen uygulamaya geçilmeyecek ki Rusya’da bunu gördük, bir süre sonra uygulanmaya geçildi. Ondan dolayı iki ülkenin payı çok büyük ki AK Parti ilk iktidara geldiği zaman Türkiye’de bu bütün Sovyet dünyasında da özellikle Rusya Federasyonu’nda biraz tedirginlikle karşılanmıştı; ‘Acaba ilişkiler gerilecek mi, acaba tekrar yeni bir soğuk savaşa doğru Türkiye’yle girer miyiz’ gibi düşünceler de olmuş, buna yönelik yazılar çıkmıştı. Fakat ilişkilerin daha da geliştiği daha da kuvvetlendiği bir döneme girdik. Böyle bir dönemde sanırım Sayın Putin ve Sayın Erdoğan’ın katkılarını bizim görmemiz gerekiyor.”
    “TÜRKİYE’NİN UKRAYNA, KIRIM VE YAPTIRIM POLİTİKASI, RUSYA’DA OLUMLU KARŞILANDI”
    Türkiye, Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımlarına katılmadı. Ankara, bu konuda siyasi irade ortaya koyarak, Batı'nın telkinlerini yanıtsız bıraktı. Türkiye, Kırım ve Ukrayna krizlerinde de Rusya ile derin ayrılıklar yaratacak politika izlemedi. Peki, Moskova, Ankara'nın bu tutumunu nasıl değerlendiriyor?
    Kanbolat, Ankara’nın Rusya’ya yaptırım uygulamama kararının Moskova’da olumlu karşılandığını söyledi. Kanbolat, Türkiye’nin Kırım ve Ukrayna’da izlediği politikaların da Rusya’nın Ankara’ya bakışını olumlu etkilediğini vurguladı:
    “Moskova gerek yaptırımlara katılmamakla, gerek Kırım konusunda benimsediği politikalarla Türkiye’yi takdir etmektedir. Çünkü gördüğüm kadarıyla Kırım konusunda Türkiye Tayvan modeline yöneliyor. Siyasi olarak tanımamakla birlikte ekonomik olarak ilişkileri geliştirme yönüne gitmektedir. Ki bu Rusya Federasyonu’nun da hoşuna gitmektedir. Bunun yanında Ukrayna meselesinde Batı’ya göre daha dengeli bir duruşu Türkiye benimsedi, Rusya’yı da anlamaya çalıştı, Ukrayna’daki Rus azınlığı da anlamaya çalıştı, Kırım’ı da anlamaya çalıştı. Tatarların haklarını öne çıkardı ve Tatarların haklarının Rusya Federasyonu tarafından da korunduğunu düşündü. Bunların Moskova’nın Ankara’ya bakışını olumlu yönde etkilediğini görüyoruz. Elbette bu şimdiki ikili ilişkilerin ve gelecekteki ikili ilişkilerin daha da gelişmesine neden olmaktadır.“
    “TÜRKİYE VE RUSYA, DAĞLIK KARABAĞ’DA YAPICI ROL OYNAR”
    Bölgedeki diğer sıcak noktaya, Dağlık Karabağ'a bakalım. Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki tansiyon, Dağlık Karabağ'da yeniden yükseldi. Erdoğan ve Putin, Kafkaslar'ın güvenliği açısından da büyük önem taşıyan bu sorunun çözümünde nasıl bir yol izleyebilir?
    2008 yılında da görüldüğü gibi Güney Kafkasya'da yaşanan her gelişmenin Türkiye ve Rusya'yı doğrudan etkilediğini düşünen Kanbolat, hem Ankara'nın hem de Moskova'nın krizin çözümünde yapıcı rolü olacağına inandığını kaydetti:
    “Bunu daha önceki krizlerde de, 2008 krizinde de bunu gördük. Güney Kafkasya’da olan her konu Türkiye’yi ve Rusya Federasyonu’nu doğrudan etkiliyor ve ilgilendiriyor. Bu nedenden dolayı Dağlık Karabağ krizinin büyümesi de var olması da Türkiye’yi de Rusya Federasyonu’nu da etkiliyor. Sonuçta Ermenistan bölgede işgalci bir güç olarak bulunuyor. Azerbaycan’ın yaklaşık yüzde 20’sini işgal etmiş olarak bulunuyor. Onun için zaten krizi yaratan ülkenin Ermenistan olduğunu da görmemiz gerekiyor. Bu bölgede her türlü barış girişiminin Türkiye tarafından da desteklendiğini görüyoruz. Bundan sonra da bu kriz ortamlarında gerektiği taktirde hem Ankara, hem Moskova kanaatimce yapıcı rolü olacaktır.”

    Etiketler:
    Rusya-Türkiye ilişkileri
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın

    Öne çıkanlar