00:48 04 Aralık 2016
Ankara-4°C
İstanbul+ 5°C
Canlı Yayın
    Sputnik Haber Ajansı

    Sputnik, küresel medyada devrim yaratabilir mi?

    © Sputnik/
    Rusya
    URL'yi kısaltın
    0 17840

    Rusya Bugün Uluslararası Ajansı, ‘Sputnik’ adında yeni bir medya projesi başlattı. 2015’ten itibaren 34 ülkede yayına girecek olan Sputnik, Batılı medya kanalları tarafından ‘propaganda makinesi’ olarak değerlendirildi. Peki, gerçekten öyle mi?

    RS FM'in yayın partneri olduğu Rusya Bugün Uluslararası Ajansı, 10 Kasım'da radyo ve haber ajansı olarak yapılandırılan Sputnik’i duyurdu.

    Tek kutuplu dünya düzenine alternatif bir ses olarak 2015 yılından itibaren 30 dilde ve 34 ülkede yayına başlayacak olan Sputnik’e ilişkin Batı medyasının tavrı, her zamanki gibi eleştireldi. Örneğin, Wall Street Journal'in (WSJ) Türkiye servisi, Rusya'nın bu adımı için "soğuk savaş dönemine geri dönüş" dedi ve Sputnik ajansını, "propaganda makinası" diye nitelendirdi. Pek çok batılı yayın kuruluşu da Sputnik’in kuruluşunu benzer eleştirilerle karşıladı.

    Peki, gerçekten öyle mi? Sovyetler Birliği’nin dağılmasını takip eden yıllarda ilan edilen tek kutuplu dünya düzeni, uluslararası medyanın güvenilirliğini yitirmesine neden olmuş olabilir mi? Körfez Savaşı’nın ardından ortaya çıkan “iliştirilmiş gazetecilik” kavramı, bugün hangi düzeye erişti? Rusya’nın 2000’lerin sonundan itibaren tekrar küresel bir güce dönüşmesi ve uluslararası medya alanında şeffaflaşmayı sağlayacak yatırımlar yapması, Batı tarafından neden “propaganda” yaftası yiyor? Uluslararası medyanın çeşitlenmesi, yeni medya araçlarının ABD ve müttefikleri dışındaki ülkeler tarafından da kullanılması neden rahatsızlık yaratıyor?

    Bu uzun sorulara, Rusya'da görev yapan gazeteci Cenk Başlamış, Mete Çubukçu ve ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, RS FM’de değerlendirdi.

    “RUSYA, BATI’NIN ENFORMASYON ABLUKASI ALTINDA”

    Gazeteci Cenk Başlamış, Sputnik’in kuruluşu için “Rusya’nın bakış açısıyla yerinde bir girişim” diyor. Başlamış, bunun sebeplerini şöyle açıklıyor: “Çünkü küreselleşen dünyada uzun süredir bir ülke, herhangi bir konuda haklı olduğunu kanıtlamak için diğer ülkeleri de ikna etmek zorunda. Diğer ülkelerde de propaganda yapmak zorunda. Gerçek şu ki Rusya, uzun süredir aynı zamanda Batı’nın enformasyon ablukası altında. Sovyetlerin dağılmasından sonra Rusya sesini duyurmakta güçlük çekmeye başlamıştı. Demek ki Russia Today’in ardından Sputnik projesi de Rusya açısından akılcı bir hamle gibi gözüküyor.”

    “EMBEDDED GAZETECİLİK’ ORTADAN KALKMAZ”

    Sputnik gibi ajanslar ‘embedded/iliştirilmiş gazetecilik’in sonu anlamına gelip gelemeyeceğine de değinen Başlamış’a göre bu biraz zor. Başlamış, nedenlerini ise şöyle sıralıyor: “Çünkü medyanın gelişmesi, büyümesi, iktidarlarla, devletlerle çıkar ilişkilerine girmesi, medyanın holdingleşmesi gibi gerekçelerle bu ‘iliştirilmiş/embedded gazetecilik’ kavramı ortaya çıktı bir şekilde. Bunun bu saatten sonra ortadan kalkabileceğini çok fazla düşünmüyorum. Ama Sputnik türü girişimler, bu sorunu tamamen ortadan kaldıramasa da önemlidir.”

    Mesleğe başladığından beri bir dış haberci olan Cenk Başlamış, Türkiye’de dış habercilerin hep ‘üvey evlat’ gibi göründüğünü vurguluyor. Türkiye’nin dışarıya çok kapalı olduğunu belirten Başlamış, bunun basına da yansıdığını söylüyor ve “Sputnik’in büro kuracağı yerler arasında İstanbul’un da olması bu algının kırılmasına biraz yardım edecektir mutlaka ama tümüyle bu yerleşmiş dış haberlere uzaktan bakma alışkanlığının hemen kırılmasını beklememek gerek” diyor.

    “’SOĞUK SAVAŞ’ YORUMU ESKİ BİR ÖNYARGI”

    Sputnik’in kuruluşuna dair en dikkat çekici yorumlardan biri WSJ’nin Türkiye servisinden geldi. WSJ’nin Rusya'nın bu adımı için "soğuk savaş dönemine geri dönüş" ifadesini değerlendiren Başlamış, şunları söyledi: “Ben kişisel olarak Soğuk Savaş’ın aslında hiçbir zaman bitmediğini, özellikle Batılı büyük devletlerin kafasında Sovyetler Birliği dağıldığı zaman bile bitmediğini düşünüyorum. Onlar belki eski ön yargılarla yaklaşıyorlar. Artık savaşların çoğu cephede bombardımanlarla kazanılmıyor, enformasyon savaşı var. Her ülkede hangi konuda haklı olduğunu uluslararası kamuoyuna anlatabilme özgürlüğüne ve hakkına sahip. Dolayısıyla bunu hemen ‘Soğuk Savaş’ diye yaftalamak abartılı ve gerçekçi olmayan bir ifade.”

    “SPUTNİK’İN KURULMASI RUSYA’NIN KAMU DİPLOMASİSİ ADIMI”

    ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ise “Sputnik’in kurulmasının en önemli nedenlerinden biri gördüğüm kadarıyla Rusya’nın kamu diplomasisinde bir adım atmasıdır. Bu sadece Rusya’nın değil, dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinin kullandığı bir yeni uluslararası alanda kendini tanıtma modelidir. O nedenle Sputnik’in kurulması belki de Rusya’nın dünyayla entegrasyonunda, dünyaya kendini anlatmasında yeni bir fırsat sunacak girişim olarak değerlendirilebilir. Bu Soğuk Savaş dönemindeki Radio Free Europe’un (Özgür Avrupa Radyosu) bir karşıtı mı, sormak lazım. Hayır, bu tamamıyla Rusya’nın kamu diplomasisinin bir ürünüdür” diyor.

    “ABD’NİN TEK TARAFLI ÜSTÜNLÜĞÜNÜN SONA ERDİĞİ BİR DÖNEM”

    Bağcı, Sputnik’in kuruluşunun, ‘soğuk savaş dönemine geri dönüş’ olarak nitelendirilmesine ise karşı çıkıyor. Soğuk Savaş’a dönmenin söz konusu olmadığını ifade eden Bağcı, bunun sebeplerini ise şöyle açıklıyor:

    “Çünkü bir ideoloji yok. İdeolojinin olmamasının yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Batı’nın genelde tek taraflı üstünlüğünün de sona erdiği bir sürece giriyoruz. Çin, Hindistan, Rusya gibi, Endonezya gibi ülkelerin yükselmeye başladığı, dünyanın bir yenidünya düzenine gereksinim duyduğu bir sürece girdik. Tam tersine tek bir gücün olmadığı güçsüz bir dünyaya doğru gidiyoruz. Birçok gücün aynı anda siyasal aktör olarak dünya sahnesinde yer aldığı bir yapıya gidiyoruz. O nedenle Soğuk Savaş dönemine geri dönüş bence abartılı ve gerçeklerle ilgisi olmayan bir yaklaşım tarzıdır.”

    “TÜRKİYE İLE RUSYA ARASINDAKİ İLİŞKİLER SON 150 YILIN EN İYİ NOKTASINDA”

    Sputnik gibi küresel ölçekte bir medya kuruluşunun Türkiye’de de yayın yapıyor olmasını değerlendiren Bağcı, “Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler son 150 yılın en iyi noktasına gelmiştir. Türkiye ve Rusya ilk defa birbirlerini kamuoyları açısından bu kadar yakın tanımaktadır. Biz ilk defa Rusya’yla düşman olmadan, ideolojik bir çerçeveden bakmadan tamamıyla ulusal çıkarlara, ekonomik çıkarlara ve kültürel ilişkilere yönelik bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz. O açıdan Sputnik Türkiye’de yayın yapması Türk halkını tanıması ve Rusları Türkiye’ye tanıtması bence iki toplumun tarihsel anlamda birbirleriyle hem bu kadar çatışmış ama aynı zamanda da Avrupa dengelerini belirlemiş iki ülkenin birbirlerini daha iyi tanımasına fayda sağlayacak bir kanaldır, bir yoldur” ifadelerini kullanıyor.

    “RUSYA’NIN YAPTIĞI BATI’NIN YAPTIĞINDAN FARKLI DEĞİL”

    Hüseyin Bağcı, sözlerine şöyle devam ediyor: “21’nci yüzyılda devletler kendilerini daha iyi anlatabilmek için bir takım yeni unsurları ve araçları devreye sokacak. Rusya’nın yaptığı da aslında Batı’nın yaptığından farkı olmayan bir şey. Aradaki tek fark Rusya’nın daha önce böyle bir şey yapmaması veyahut da bu kadar güçlü gelmemesiydi. Yeni olan bu veyahut da eleştirilen bu. Bütün dünyada basının geldiği nokta belli, gazeteciliğin geldiği nokta belli. Mademki bir uluslararası bilgilendirme ve bilgi akışı süreci hızlanıyor, zannediyorum her ülke bu süreç içerisinde yer almak istiyor. Rusların da yapmak istediği bundan başka bir şey değil.”

    “SOĞUK SAVAŞ KARŞILAŞTIRMASI, TARİH DIŞI ”

    Sputnik’in kuruluşuna dair gazeteci Mete Çubukçu’nun değerlendirmeleri ise şöyle: “Soğuk Savaş döneminin Sovyetler Birliği dönemindeki çeşitli ülkelere çeşitli dillerde yayın yapan radyolarla —ki orası doğrudan propaganda ve ideolojik bir çizgiyi takip eden yayınlardı- bugünü aynı şekilde karşılaştırmak biraz tarih dışı oluyor. Çünkü bakıyoruz, 1990 sonrası dünyada değişen dengelerle Orta Doğu’da, Orta Asya’da ve Latin Amerika’da sonuçta bir takım ülkeler ve bir takım diller üzerinden yeni yayın organları, yeni kanallar, radyolar, televizyonlar kurduğunu biliyoruz. Bu sonuç olarak kendi görüşünü bir şekilde iletmeyi hedefliyor olabilir.”

    “YAYINCILIĞIN NİTELİĞİNE BAKMADAN YORUM YAPILMAMALI”

    Sputnik hakkında tam anlamıyla bir değerlendirme yapabilmek için yapılacak yayıncılığın niteliğine bakmak gerektiğini belirten Çubukçu, bu girişme baştan bir Soğuk Savaş propagandası demenin önyargı olduğunu vurguluyor. Çubukçu, “Ayrıca artık dünyadaki bu ekonomik mücadele yükselerek devam ediyor ve dünyada söz sahibi olduğunu düşünen ülkeler de bu anlamda daha yumuşak bir güç olarak yayıncılığı farklı alanlarda ve dünyanın farklı yerlerinde yapmak istiyor. Rusya’nın da yapmak istediği bu olabilir” diyor.

     

     

    Etiketler:
    sputnik medyada devrim, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın

    Öne çıkanlar

    • Bir Suriye askeri Halep'te cihatçı gruplardan alınan mahallede zafer pozu veriyor

      İran Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Hüseyin Şeyhülislam, Rusya ve İran'ın militanlardan kurtulmayı başaran Suriyeli sivillere yardım amacıyla Suriye'de ortak bir insani yardım operasyonu gerçekleştireceğini söyledi.

      1669
    • Slovenya Dışişleri Bakanı Karl Erjavec

      Slovenya Dışişleri Bakanı Karl Erjavec, Avusturyalı mevkidaşı Sebastian Kurz'un Türkiye'nin AB'ye giriş müzakerelerinin sonlandırılması yönündeki talebini 'tam olarak anlayamadığını' belirterek, "Kurz’un bu tutumu ile tamamen yalnız olduğunu" söyledi.

      0 384
    • Oakland yangın

      ABD'nin Kaliforniya eyaletinin Oakland kentinde konser verilen bir depoda çıkan yangında ilk belirlemelere göre 9 kişi hayatını kaybetti.

      0 756
    • Fenerbahçe - Beşiktaş

      Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'in 13. haftasında Fenerbahçe ile 0-0 berabere kalarak liderlik şansını değerlendiremedi.

      0 2813
    • CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kardeşi Celal Kılıçdaroğlu

      CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun kesin ihraç istemiyle disipline sevk ettirmesinin ardından partiden istifa eden kardeşi Celal Kılıçdaroğlu, "Erdoğan, Atatürk'ün koltuğunda oturan bir insan. O da bir Atatürk" ifadelerini kullandı.

      0 671
    • Selçuk Özdağ

      AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ, Fethullah Gülen ve Papa 2. Jean Paul görüşmesine aracılık eden kişinin eski başbakanlardan merhum Bülent Ecevit olduğunu iddia etti. Özdağ, arabuluculuğu kimin yaptığına dair komisyona verdikleri dilekçenin Vatikan'a gönderileceğini açıkladı.

      0 557