09:00 27 Temmuz 2021
Canlı Yayın
    Rusya
    URL'yi kısaltın
    0 149
    Abone ol

    Rusya’nın İstanbul Başkonsolosluğu Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası arasındaki Büyük Vatan Savaşı’nın başlamasının 80. yıldönümü vesilesiyle yayınladığı basın açıklamasında tarihin çarpıtılmasına dikkat çekti.

    Başkonsolosluğun açıklamasında Nazilere karşı zaferde Sovyetler Birliği’nin bariz ve tartışılmaz rolüne rağmen bazı ülkelerde küçümseme ve tarihi çarpıtma girişimlerine sıklıkla karşılaşıldığı vurgulandı.

    Basın açıklamasının tamamı şöyle:

    “22 Haziran 2021 tarihinde, Sovyet halkının Nazi Almanyası ile Mihver devletlerine karşı mücadele ettiği 1941-1945 Büyük Vatanseverlik Savaşının başlangıcının 80. yıldönümü olacaktır. 80 yıl önce, 1418 gün süren Rus tarihinin en kanlı savaşı başlamıştır. Büyük Vatanseverlik Savaşı sırasında Sovyetler Birliğinin hem askerleri hem de sivil nüfusu arasındaki kayıpları 26 milyonu aşmıştır. 1.700’den fazla şehir ve kasaba ve 70.000’den fazla köy harabeye dönmüştür. Sovyet ordusu ve müttefiklerinin kazandığı zafer sonucunda Nazi Almanyası ve Mihver devletleri tamamen yenilmiş olup birçok Avrupa ülkesi Nazi boyunduruğundan kurtulmuştur. Sovyetler Birliğinin Nazi Almanyasına karşı zafer kazanmadaki bariz ve tartışılmaz rolüne rağmen, şu anda bazı ülkelerde onu küçümseme girişimleri devam ediyor. Bazı devletlerin siyasi ve kamu liderleri, sık sık tarihi gerçekleri açık bir şekilde çarpıtıyor ve tarihin bu trajik sayfaları ile ilgili yüzsüz yalanları ve gerçekten uzak mitleri yayıyor. Bunun gibi temel mitler arasında aşağıdakiler vardır.

    Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği liderlerinin II. Dünya Savaşının başlaması konusunda ‘eşit sorumluluk’

    1939 yılında, Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası arasında Saldırmazlık Paktı imzalanmıştır. Fitne fesatlık çıkaran siyasetçilerin görüşüne göre, uluslararası işbu belge, Sovyet Birliği yönetiminin agresif niyetlerini kanıtlamaktadır. Ancak bu siyasetçiler, Paktın imzalanmasından önceki koşulları ve olayları tamamen göz ardı etmektedir. Önde gelen devletlerin önderliğindeki dünya topluluğu ve Milletler Cemiyeti (Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturulan uluslararası bir örgüt), toplu güvenlik sistemi oluşturamamışlardır. Batı ülkeleri, Almanya’nın komşu ülkelerin topraklarının işgali ve ilhakı şeklindeki agresif eylemlerine karşı çıkmak yerine, Nazi yönetimini yatıştırma taktiklerini seçmiştir. Bunun en iyi örneklerden biri, 1938 Münih Anlaşması sonucundaki Çekoslovakya’nın parçalanması ve işgalidir.

    Sovyetler Birliği, uluslararası yükümlülüklerinden yola çıkarak trajediyi önlemeye çalışmıştır. Ancak Çekoslovakya’nın Batı'daki müttefikleri garantilerinden vazgeçmeyi ve bu ülkeyi Almanya’nın insafına bırakmayı tercih etmişlerdir. Amaçları, Moskova ile Berlin’i çarpıştırmak ve zayıflatmak için Nazileri Sovyetler Birliğine yönlendirmek idi. Sovyet yönetimi, Batı ülkelerinin iki yüzlü yaklaşımına rağmen, Hitler’e karşı bir koalisyon oluşturmak için her türlü çabayı göstermiştir. Sovyetler Birliği, Almanya ile Saldırmazlık Paktını mevcut koşulların baskısı altında imzalamış olup Avrupa ülkeleri arasında bunu yapan en son ülke olmuştur. Bu adımın temel amacı, savaşın kaçınılmaz başlangıcını geciktirmek idi.

    Nazi Almanyası ve Mihver devletlerinin yenilgisinde Sovyetler Birliğinin belirleyici rolünün küçültmesi

    Kızıl Ordunun savaşa son derece zor ve elverişsiz koşullarda girmesine rağmen, asıl Kızıl Ordu, Almanya ve Mihver devletlerinin birliklerinin ilerlemesini durdurmayı ve Nazi yönetiminin planlarını engellemeyi başarmıştır. Savaş boyunca, Almanya ve Mihver devletlerinin ana güçleri, Sovyet-Alman cephesine yoğunlaşmak zorunda kalmışlardır. Almanya ve Mihver devletlerinin en etkili tümenlerinin yaklaşık 280’i Sovyet ordusuna karşı savaşırken, Batı cephesinde Anglo-Amerikan birliklerine karşı yaklaşık 75 tümen mücadele ediyordu.

    © Sputnik / Сергей Ильин
    Askeri operasyonlar en yoğun bir şekilde Sovyet-Alman cephesinde gerçekleşiyordu. Sovyet-Alman cephesi, Kuzey Afrika, İtalya ve Batı Avrupa cephelerinin toplamından dört kat daha büyüktü. Sovyet birlikleri, düşmanın 600’den fazla tümenini bozguna uğratmıştır (savaş sırasında Nazi Almanyası ve Mihver devletlerinin toplam kayıplarının yüzde 75’i). İkinci Dünya Savaşı boyunca, Sovyet-Alman cephesi, büyüklüğü ve stratejik önemi açısından öncelik taşıyordu. Sovyet birlikleri, Moskova, Leningrad, Stalingrad, Kursk, Dinyeper, Belarus ve Baltık Devletleri yakınlarında meydana gelen en büyük muharebelerde düşmanı yenilgiye uğratmıştır. Savaş sırasında, Kızıl Ordu, düşmanın silahlarının ve askeri teçhizatının çoğunu imha etmiştir.

    Ancak Kızıl Ordunun başarısı sayesinde, Mihver Devletlerine karşı Müttefik Devletler isimli bir koalisyon oluşturmak mümkün olmuştur. Sovyet-Alman cephesindeki muharebelerin büyüklüğü ve kayıpların sayısı, İkinci Dünya Savaşının, bu cephedeki sonuçlara bağlı olduğunu açıkça göstermektedir. Bazı Batı liderlerinin, Müttefik kuvvetlerin 1944 yılındaki Normandiya Çıkarmasının savaşın dönüm noktası olduğu konusundaki iddiaları tamamen asılsızdır.

    Kızıl Ordu'nun kurtarma misyonunun inkar edilmesi

    Yaklaşık yedi milyon Sovyet askeri, Avrupa ülkelerinin topraklarındaki acımasız muharebelerde düşmana karşı şiddetli savaş veriyordu. Romanya, Polonya, Bulgaristan, Yugoslavya, Çekoslovakya, Macaristan, Avusturya, Almanya toprakları kısmen veya tamamen temizlenmiştir. Sovyet birlikleri, Varşova, Belgrad, Budapeşte, Bükreş, Prag, Viyana, Sofya gibi Avrupa başkentlerini Nazi birliklerinden kurtarmıştır. Avrupa halklarını kurtarmak için bir milyondan fazla Sovyet askeri hayatlarını vermiştir. Bu bağlamda, bazı Avrupa devletlerinde başlatılan "anıtlara karşı savaş" yani Kurtarıcı Sovyet Savaşçılarının anıtlarının ve heykellerinin başka yerlere taşınması veya sökülmesi, ne ahlaki ne de bilimsel ve tarihsel açıdan kabul edilebilir.

    İşbirlikçi grupların kahramanlaştırılması ve Nazi suçlularının haklı gösterilmesi

    Daha önce Sovyetler Birliğinin bir parçası olanlar da dahil olmak üzere bazı ülkelerde Neo-Nazi hareketleri daha etkin bir hale gelmeye başlamıştır. Nazi Almanyası’nın yanında savaşanların, kendi halkına karşı Nazilerin misilleme operasyonlarına katılanların kahramanlaştırılması yapılmaktadır. Sokaklara suçluların isimleri veriliyor ve onları anma etkinlikleri düzenleniyor. Bu ülkelerin yönetimi, Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi (1945- 1946) tarafından suçlu olarak tanınan SS birliklerinde görev yapan yurttaşları övüyor. Nürnberg Mahkemesi, hem Nazileri hem de onların her nevi işbirlikçileri, suç ortaklarını doğrudan ve açık bir şekilde suçlu bulmuştur.”

    Etiketler:
    Büyük Vatan Savaşı, Nazi Almanyası, Sovyetler Birliği, Rusya'nın İstanbul Başkonsolosluğu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın