11:20 27 Kasım 2020
Canlı Yayın

    Prof. Dr. Yeldan: Merkez Bankası kararı medyatik siyasi bir gösteriden ibaret kalabilir

    Seyir Hali
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 54
    Abone ol

    Merkez Bankası’nın vereceği kararın ne yönde olacağı Prof. Dr. Erinç Yeldan, RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında değerlendirdi.

    Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun yapacağı faiz açıklamasına dönük bekleyiş sürerken; bu kararın olası sonuçlarını Kadir Has Üniversitesi İktisadi İdari Sosyal Bilimler Dekan Vekili Prof. Dr. Erinç Yeldan, RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında değerlendirdi. Prof. Dr. Yeldan, bugün yapılan açıklamanın piyasaları rahatlatabileceğini ama iktisadi başarı için üretilmesi gereken çözümün Merkez Bankası’nı aştığını söyledi.

    ‘Merkez Bankası’nın enflasyona karşı bir yerden paranın fiyatını yükseltmesi lazım’

    Enflasyon karşısında neden faiz artırmaya başvurulduğunu anlatan Yeldan “Türkiye ekonomisinde faizin ne olduğunu Merkez Bankası tek başına belirliyor gibi bir izlenim var. Merkez Bankası, önceden ilan edilmiş belirli aralıklarla toplanıp, Para Piyasası Kurulu dahilinde karar verdiği faiz, politika faizi diye adlandırdığımız, Merkez Bankası’nın teknik olarak bir haftalık repo faizidir. Finans dünyasında ‘gösterge faiz’ olarak görülüyor. M1 diye adlandırdığımız mevduat ve piyasadaki dolaşım 2020 başından beri yüzde 150 artmış vaziyette. Bir malın arzı çok artarsa onun fiyatı düşer.  Paranın fiyatı satın aldığı mala göre düşecek. Bir sepeti 100 liraya dolduruyorsunuz, artık o paraya o sepeti dolduramadığınızda buna enflasyon diyoruz. Bununla mücadele etmek için Merkez Bankası’nın başka bir yerde paranın fiyatını yükseltmesi lazım ki piyasalar dengeye gelsin” ifadelerini kullandı.

    ‘Paranın alım gücünün düşüşü para genişlemesinin sonucu’

    Türkiye’de bankacılık sektörünün koyduğu risk priminin yüksekliği hakkında Yeldan, şunları söyledi:

    “Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Ofisi’nin son rakamlarına göre Türkiye’deki bankalar kesiminin tüketici kredileri yüzde 19.2, ticari kredileri yüzde 16 çünkü bankacılık kesimi de kendi çıkarına bakıyor. Para arzının kredinin siyasi baskılarla artırılıp ekonomiyi canlandırması, ne pahasına olursa olsun büyütmesi uğruna muazzam bir para genişlemesi sonucu paranın alım gücünün düştüğünden bahsettik. Bütün bu operasyonların son derece kötü bir iletişim ile kamuya, medyaya ve yatırımcılara aktarıldığı bir ortamda bankacılık kesimi de haklı olarak verdiği kredinin üzerine bir risk primi ekliyor. Risk primine geldiğimizde Türkiye'nin uluslararası düzeyde baz puanı Ağustos’ta yüzde 5.5 şuan günümüzde yüzde 4.9. Türkiye uluslararası düzeyde borçlandığı yurtdışından kredi kullandığı vakit asgari yüzde 4.9 diğer ülkelere göre daha fazla veriyor. Merkez Bankası ‘faizi düşürüyorum’ derken öbür taraftan geri tarafta ekonominin dayattığı koşullar nedeniyle aslında paranın fiyatını yükseltmek zorunda kalıyor.”

    ‘3-4 yüz baz puanlık bir faiz ilan edilirse Merkez Bankası’nın rüştünü ispat ettiği algısı olacaktır’

    Prof. Dr. Yeldan, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun yapacağı açıklama hakkında ise “2020’deki eksi büyüme ortamında bile Türkiye Ocak’tan Eylül’e kadar 27 milyar dolarlık cari işlemler açığı verdi.  Hem borçlandık hem kendimizi üretmediği başkalarının ürettiği malları ithal ettik. Bunları yaparken de 27 milyar dolarlık cari açık verdik. Cumhurbaşkanı’nın dünkü demecine bakarsanız, sanki faizin yükselmesine karşıymış gibi bir algı var. Bugün “piyasanın beklentilerini karşılayacak” 300-400 baz puanlık bir faiz ilan edilirse ‘Merkez Bankası rüştünü ispat etti. Türkiye ekonomisi artık gerçekçidir, enflasyonla mücadele edecektir’ algısı yaratılacak çünkü Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Teknik gösterge faizinin ne olacağı kararıdır. Bugün çıkacak karar medyatik siyasi bir gösteriden ibaret kalabilir. Kısa dönemlik yüzde 3-4’lük bir faiz kararı döviz piyasalarını rahatlatabilir ancak bunların kalıcı iktisadi başarıya dönüşebilmesi için bambaşka Merkez Bankası’nı aşan eğitim, hukuk, sanayi stratejisi geliştirilmesi lazım. 19 Kasım’ın konusu bunlar değil” değerlendirmesi yaptı. 

    ‘130 milyar dolar döndü dolaştı 431 milyar dolara çıktı’

    Türkiye’nin 2000’li yılların başında dünyadaki likidite bolluğu sonucu bu duruma geldiğini Yeldan şu sözlerle ifade etti:

    “Türkiye faizlerin düşüklüğüne bağlı yurtdışından ucuz kredinin ilelebet süreceği konusunda bir yanılgıya düştü. Bu da Türkiye’nin reform başarısı olarak adlandırıldı. Olumlu bir dünya konjonktürü, birdenbire genişleyen bir kredi piyasası vardı. Cari açık ne demek? Başkasının ürettiği malı borçlanmayla satın alıyorsunuz demek.  130 milyar dolar döndü dolaştı günümüzde 431 milyar dolara çıktı. Bunun ötesinde kamu varlıklarımızı sattık. Hazine arazilerimiz görücüye çıktı. Biz bu parayı cari işlemler açığını vermek ithal etmek tasarruf yapmamak için savurduk. Yepyeni bir lale devri yaşadık. Bu sürecin başından beri Türkiye’nin sermaye hareketlerini yönlendirmesi gerekiyor. Bunları değiştirmek 19 Kasım’ın harcı değil. Bir daha 19 Kasım koşullarına gelmememiz gereklidir. “

    Etiketler:
    Cari açık, Kredi notu, Kredi, likidite, düşük faiz politikası, kilit faiz oranı, politika faizi, Faiz artırımı, faiz artırımı, Faiz, Para, Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu, Merkez Bankası
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın